10. Ceza Dairesi 2016/3441 E. , 2017/2790 K.
"İçtihat Metni"
Adalet Bakanlığı"nın, 08.11.2016 tarihli yazısı ile uyuşturucu madde ticareti suçundan sanık ... hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına dair Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesi"nin 16/01/2014 tarihli ve 2013/350 esas, 2014/18 sayılı kararının kanun yararına bozulmasına yönelik talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"nca 24/11/2016 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A) Konuyla İlgili Bilgiler:
Sanığın 30/07/2013, 21/08/2013 ve 15/09/2013 tarihlerinde işlediği iddia olunan uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan dolayı Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesi"nin 16/01/2014 tarihli ve 2013/350 esas, 2014/18 sayılı kararı ile TCK"nın 188/3, 43, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 5 yıl 2 ay 15 gün hapis ve 1.240,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır.
B) Kanun Yararına Bozma Talebi:
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, "Dosya kapsamına göre, Uşak 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 24/07/2013 tarihli ve 2013/468 değişik iş sayılı kararı ile ... kod numaralı kamu görevlilerinin “gizli soruşturmacı” olarak görevlendirilmelerine karar verilmiş olup, gizli soruşturmacıların 30/07/2013 tarihinde buluştukları sanıktan 20 Türk lirası karşılığında 2-3 gram gelen esrar maddesi aldıkları, ancak sanığı yakalama yoluna gitmedikleri, gizli soruşturmacıların 21/08/2013 ile 15/09/2013 tarihlerinde tekrar sanıkla buluşarak esrar maddesi satın almaları şeklinde gerçekleşen somut olayda, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 15/06/2015 tarihli ve 2015/3152 esas, 2015/31780 sayılı kararında belirtildiği üzere; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 139. maddesine göre örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar açısından gizli soruşturmacı atanabileceği, kolluk görevlisinin Cumhuriyet savcısının emri doğrultusunda ve genel görevi kapsamında, kimliğini gizleyerek, alıcı rolüne girip, kışkırtma yoluna gitmeden (suça azmettirmeden veya teşvik etmeden), şüpheliden uyuşturucu madde almasının mümkün olduğu ve bu şekilde elde edilen delilin hukuka uygun olduğu, sanık uyuşturucu madde satma suçunu, suç işlemek için kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlemiş olmadığından, bu suçla ilgili olarak "gizli soruşturmacı" görevlendirilmesinin 5271 sayılı Kanun’un 139. maddesine aykırı olduğu, ancak Cumhuriyet savcısının emri doğrultusunda ve genel görevleri kapsamında kolluk görevlilerinin, kimliklerini gizleyip alıcı rolüne girerek sanıktan esrar almaları mümkün olduğundan, somut olaydaki kolluk görevlisini, gizli soruşturmacı değil "kimliğini gizleyen kolluk görevlisi" olarak kabul etmek gerektiği, devletin temel görevlerinden birinin de "suç işlenmesini önlemek olduğu", kolluk görevlilerinin, daha fazla ceza almalarını sağlamak için şüphelileri suç işlemeye yönlendirmesinin kabul edilemeyeceği, aksi halde gerek Anayasa"nın 2. maddesinde yer alan "hukuk devleti" ilkesinin, gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi"nin 6. maddesinde öngörülen "adil yargılama" hakkı ihlâl edilmiş olacağı, adlî kolluk görevlisinin ilk esrar aldığı tarihte sanığın suçunun belirlendiği ve delilinin elde edilmiş olduğu, görevlinin daha sonra sanıktan tekrar esrar almasının hem gereksiz olduğu, hem de görevi kapsamında olmadığı, öte
yandan görevlinin asıl amacının "uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak" değil, "suçu ve failini belirlemek, suçla ilgili delilleri elde etmekten ibaret" olduğundan, olayda hukukî anlamda bir "alım-satım" ın da söz konusu olmadığı, sanığın hareketlerinin bütünüyle tek fiilden ibaret olduğu, "satmak için uyuşturucu madde bulundurma" veya "uyuşturucu maddeyi satışa arzetme" suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin 5237 sayılı Kanun’un 43. maddesi gereğince zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayin edilmesinde isabet görülmemiştir." denilerek, Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesi"nin 16/01/2014 tarihli ve 2013/350 esas, 2014/18 sayılı kararının bozulması istenmiştir.
C) Konunun Değerlendirilmesi:
Uşak 3. Sulh Ceza Mahkemesi"nin 24/07/2013 tarihli kararı ile soruşturmada kolluk görevlilerinin “alıcı görevli” olarak görevlendirilmesi kararı uyarınca alıcı görevlilerin 30/07/2013 tarihinde buluştuğu sanıktan para karşılığında esrar maddesi aldığı, ancak sanığı yakalama yoluna gitmediği, görevlilerin 21/08/2013 ve 15/09/2013 tarihinde de tekrar sanıkla buluşarak para karşılığında esrar maddesi alması şeklinde gerçekleşen somut olayda, kolluk görevlilerinin gerçek iradelerinin uyuşturucu madde satın alma değil, suç delilini elde etme olduğundan, somut olayda “uyuşturucu madde satma”nın gerçekleşmediği; böylece sanığın hareketlerinin bütünüyle “uyuşturucu maddeyi satışa arzetme” suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sanığın birden fazla kez uyuşturucu madde sattığı kabul edilerek hakkında zincirleme suçla ilgili TCK"nın 43. maddesinin uygulanması yasaya aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
D) Karar :
Açıklanan nedenlerle kanun yararına bozma isteği yerinde görüldüğünden;
1- Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesi"nin 16/01/2014 tarihli ve 2013/350 esas, 2014/18 karar sayılı hükmünün 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA,
2- Aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (d) bendinin verdiği yetkiye dayanılarak;
a) Hüküm fıkrasının sanık ...’nin uyuşturucu madde ticareti suçundan mahkûmiyetine ilişkin bölümünde yer alan TCK"nın 43. maddesinin uygulanmasına ilişkin paragrafın hüküm fıkrasından ÇIKARILMASINA,
b) TCK"nın 43. maddesinin uygulanmasına ilişkin paragrafın hüküm fıkrasından çıkarılması sonucu oluşan duruma göre;
aa) Bir sonraki paragrafta yer alan “5 yıl 2 ay 15 gün hapis ve 62 gün adli para cezası” ibaresinin “4 yıl 2 ay hapis ve 50 gün karşılığı adli para cezası" olarak,
bb) TCK’nın 52/2. maddesi uyarınca 1 gün karşılığı para cezasının miktarının belirlendiği paragrafta yer alan “62 gün adli para cezası” ibaresinin “50 gün karşılığı adli para cezası" olarak ve "1.240,00 TL" ibaresinin "1.000,00 TL " olarak,
DEĞİŞTİRİLMESİNE,
3-Hükmün değiştirilen bu şekliyle infazına,
4-Dosyanın Adalet Bakanlığı"na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine,
15/06/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.