
Esas No: 2016/327
Karar No: 2016/451
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2016/327 Esas 2016/451 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Yargıtay Dairesi : 1. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Ağır Ceza
Kasten öldürme suçuna teşebbüsten sanık ..."ın 5237 sayılı TCK"nun 37, 81/1, 35/2, 31/3, 62, 54 ve 63. maddeleri gereğince 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık ..."in ise aynı kanunun 37, 81/1, 35/2, 62, 53, 54 ve 63. maddeleri gereğince 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna, her iki sanık hakkında mahsuba ve müsadereye ilişkin, Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 09.04.2014 gün ve 120-100 sayılı hükümlerin sanıkların müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 08.10.2015 gün ve 3432-4787 sayı ile onanmasına oyçokluğuyla karar verilmiş;
Daire Üyesi D. Kahveci;
"Sanıklarla mağdurun önceden birbirlerini tanımadıkları ve aralarında öldürmeyi gerektirir bir husumetin de bulunmadığı, olay tarihinde mağdurun arabasıyla bir arkadaşını beklediği sırada yan bakma konusundan çıkan tartışmanın başladığı, tartışmanın kavgaya dönüştüğü, kavga ortamında mağdurun tek bıçak darbesiyle yaralandığı, mağdurun yaralanmasına müteakip sanıkların olay yerinden kaçarak uzaklaştıkları olayda, sanıkların kastının öldürmeye teşebbüs olduğu görüşüne katılamıyorum. Şöyle ki;
Eylemin hangi suç niteliğine uyduğunun belirlenebilmesi, sanık ya da sanıkların iradelerinin (suç kasıtlarının) belirlenmesiyle mümkün olabilecektir. Suç kastı sanıkların iç dünyasını ilgilendiren iradesinin belirlenmesinde sanıkların olay öncesi, olay anı ve olay sonrası dışa yansıyan davranışları ölçü olarak alınmaktadır. Suçun insan öldürmeye teşebbüs mü ya da yaralama mı olduğunu belirleyebilmek için Yargıtay CGK.nun 2012/158-212 kararı ve emsal kararlarında vurgulandığı üzere; fail ile mağdur arasındaki husumetin nedeni ve derecesi, sanığın eylemde kullandığı aletin niteliği, darbe sayısı ile mesafesi, mağdurun vücudunda meydana gelen yaralanmanın yerleri, yaraların nitelik ve nicelikleri, hedef seçme olanağının bulunup bulunmadığı, olayın akışı ve nedeni, failin işlemeyi amaçladığı suçun oluşmasına engel bir neden olup olmadığı hususları araştırılıp, tüm bu olgular değerlendirilip sanığın kastı belirlenecektir. Sanıklarla mağdurun birbirlerini tanımadıkları ve öldürmeyi gerektirir bir husumetin de bulunmadığı, ters bakma nedeniyle çıkan tartışmanın kavgaya dönüşmesi, hareketli ortamda hedef seçme imkanının bulunmaması, mağdurdaki yaranın tek darbe olması, sanıkların saldırılarını engelleyeci ciddi bir engelin bulunmaması ve sanıkların eylemlerine kendiliğinden son vererek olay yerinden kaçarak uzaklaşmaları bir bütün halinde değerlendirildiğinde, sanıkların öldürmeye teşebbüs kastıyla değil, yaralama kastıyla hareket ettikleri ve TCY 86/1, 3-e, 87/1-d-son maddeleri gereğince cezalandırılmaları gerektiği" düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 25.11.2015 gün ve 206676 sayı ile;
"Suç tarihinde saat 16.50 sıralarında sanıklar.... ve ...."un, Bahçelievler Siyavuşpaşa Caddesi üzerinde durdukları sırada, aynı yerde bulunan mağdur ..."in kendilerine bakmasına kızarak mağdurun yanına gittikleri, mağdurun "sizi birisine benzettim, özür dilerim" demesine rağmen, bu cevaptan tatmin olmayan sanıkların tartışmayı sürdürmeleri üzerine kavga çıktığı, mağdur ve sanıkların birbirlerini önceden tanımadıkları ve aralarında herhangi bir husumet bulunmadığı halde, sözel tartışmanın karşılıklı yumruklaşmaya dönüşmesi üzerine, aniden gelişen olayın birden tartışmadan kavgaya evrildiği, birden başlayıp 3-5 dakika içinde olup biten olayda, sanık ..."in mağdura doğru bıçağı gelişigüzel salladığı, ancak mağdura herhangi bir isabet kaydetmediği, cadde üzerindeki bir iki kişinin mağduru kenara çekmeye çalıştıkları sırada diğer sanık ..."un da elindeki bıçağı gelişigüzel salladığı ve mağdur ile sanığın tekrar kapıştıkları, birbirlerine kenetlendikleri esnada mağdur ..."in bıçakla "sol torakoabdominal bölgeden, sol arka aksiller hat üzerinde 9. interkostal aralıkta yaklaşık 2 cm"lik kesi" oluşturacak şekilde yaralandığı, bu yaralanmanın da, "dalağın yanında diyafram kasına geçerek 1 cm kadar diyafram kasını kestiği, dalakta ve başka bir organda herhangi bir yaralanma olmadığı, toraks boşluğuna geçmediği, pnomotoraks, hemitoraks oluşturmadığı ve sadece diyaframda lezyona neden olarak hayati tehlike tevlit ettiği"nin anlaşıldığı, bu suretle tek isabetle yaralanan mağdur ..."in, yaralandığını bile tam olarak anlayamadığı ve ayakta iken sol koltuk altı sırt bölgesine doğru kendisine baktığı, yaralanıp yaralanmadığını kontrol etmeye çalıştığı, sanıkların da ısrarcı olmadıkları ve eylemlerine devam etmeyerek olay yerinden kaçtıkları, mağdur ..."in dahi beyanında, "bıçağı sallayan ...."un bıçağı acemice salladığını, aslında ayağına vurmaya çalıştığını zannetiğini" açıkça ifade ettiği, önceden birbirlerini tanımayan ve aralarında husumet bulunmayan taraflar arasında, arızi bir şekilde, yan bakma meselesinden dolayı çıkan gereksiz kavgada; mağdurda meydana gelen yaranın tek darbe olması, kavganın hareketli ortamda yakın temaslı bir mücadele içinde meydana gelmesi, hayati bölgenin özellikle seçilmiş olup olmadığı hususunda tereddüt bulunması, hareketli ortamda hedef seçme imkanının da bulunmaması, sanıkların eylemlerinde ısrar ettiklerine dair bir izlenim de elde edilememiş bulunması, sanıkların saldırılarını engelleyici ciddi bir engelin olmaması ve eylemlerine kendiliğinden son vererek olay yerinden kaçarak uzaklaşmaları, (zaten kamera kayıtlarından da, olayın görüntülenmesine kısmen izin verdiği kadarıyla değerlendirme yapılabilmesi) karşısında; sanıklar.... ve ...."un öldürme kastıyla değil, yaralama kastıyla hareket ettikleri ve TCK"nun 86/1-3e, 87/1-d maddeleri gereğince cezalandırılmaları ve de olayın oluş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığına göre cezanın tayininde makul oranda teşdide gidilmesi gerektiği" görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurarak, Özel Daire onama kararının kaldırılması ve yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
CMK"nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 20.01.2016 gün, 6070-162 sayı ve oyçokluğuyla, itirazın yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıkların eylemlerinin kasten öldürme suçuna teşebbüs mü yoksa kasten yaralama suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
05.03.2014 tarihinde saat 16.50 sıralarında mağdur ..."in bulunduğu aracın içerisinden, karşı kaldırımda duran sanıklar.... ve ...."a uzun süre bakması nedeniyle aralarında çıkan kavga sırasında, mağdurun bıçakla hayati tehlikeye neden olacak şekilde yaralandığı,
06.03.2014 tarihinde kolluk tarafından düzenlenen tutanakta; kolluk görevlilerinin mağdurun tedavi için hastaneye gelmesinden sonra olayı öğrendikleri, yapılan araştırmada kavgaya karışan şahısların sanıklar.... ve .... olduklarının anlaşılması üzerine aynı gün sanık ..."in evinde yakalandığı, sanık ..."in kolluk görevlilerine; arkadaşı olan sanık ..."la birlikte iken, tanımadıkları bir şahısla aralarında yan bakma meselesinden dolayı çıkan tartışma sırasında kendisinin şahsı sırtından, sanık ..."un ise baldırından bıçakladığını ve olay yerinden kaçtıklarını beyan ettiği, sanık ..."un da aynı gün bir markette yakalandığı, her iki sanığın karakolda yapılan üst aramalarında birer adet sap kısmı 10 cm, toplam uzunluğu ise yaklaşık 20 cm olan iki bıçağın ele geçirildiği bilgilerine yer verildiği,
Sanık ..."un suçta kullandığı bıçakla ilgili düzenlenen ekspertiz raporunda; toplam uzunluğu 20,5 cm olan bıçağın, tek ağızlı, sivri uçlu, oluksuz ve sustalı çakı benzeri olduğunun belirtildiği,
Sanık ..."ten ele geçirildiği belirtilen bıçakla ilgili olarak ise herhangi bir ekspertiz raporu düzenlenmediği,
Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim Araştırma Hastanesince mağdur hakkında düzenlenen raporlarda; sol torakoabdominal bölgede sol arka aksiller hat üzerinde 9. interkostal aralıkta yaklaşık 2 cm"lik kesi bulunduğu, solid organ yaralanması izlenmediği, dalağın hemen posterioeunda yaklaşık 1 cm"lik diafragma yaralanmasının saptandığı, laparoskopik diafragma tamiri yapıldığı ve şahsın ertesi gün taburcu edildiğinin ifade edildiği,
Bakırköy Adli Tıp Şube Müdürlüğü"nce düzenlenen raporda ise; diafragmada lezyona neden olan kesici delici alet yaralanmasının, kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olduğu kanaatinin bildirildiği,
Raporu düzenleyen adli tıp uzmanının mahkemede bilirkişi sıfatıyla; mağdurun sol sırt bölgesinden giren kesici delici aletin, peritonu delerek karın boşluğuna geçtiği, burada aşağıdan yukarıya seyirle dalağın yanından diafragma kasına ulaştığı, dalakta herhangi bir yaralanma oluşturmadığı, diafragma kasını 1 cm kestiği, ancak delip toraks boşluğuna geçmediği, pnomotoraks ve hemitoraks oluşturmadığı şeklinde açıklamalarda bulunduğu,
Sanık ... hakkında düzenlenen doktor raporunda; sol el bileği dorsal yüzde 2-3 adet minimal kırmızı ekimoz, sanık ... hakkında düzenlenen doktor raporunda ise; sol alt dudak iç yüzde minimal kırmızı ekimoz bulunduğunun belirtildiği,
Anlaşılmaktadır.
Mağdur ... olaydan yaklaşık üç saat sonra polis memurlarına verdiği beyanında; olay günü arabasında kuzeni"ı beklediği sırada karşı kaldırımdan geçen iki şahıstan birisini kuzenine benzettiği için şahsa baktığını, bunun üzerine şahsın yanına gelip aracının kapısını açarak “ne bakıyorsun, in ulan aşağıya” dediğini, araçtan indiği sırada şahıslardan birisinin göğsüne vurduğunu, arbede sırasında diğer şahsın da bıçakla sol kaburga bölgesine vurduğunu, daha sonra iki şahsın da olay yerinden kaçtıklarını, şahıslardan şikayetçi olduğunu; olaydan bir gün sonra mağdura sanıklar.... ve ...."un fotoğrafları gösterildiğinde ise; kendisini bıçaklayan şahsın sanık ... değil, sanık ... olduğunu, kavga sırasında sanık ..."u ittiğini, bunun üzerine sanık ..."un kendisini bıçakladığını,
Kovuşturma evresinde; sanıklara “sizi birisine benzettim, kötü bir niyetim yok, özür dilerim” demesine rağmen her iki sanığın birden “sen bizim kim olduğumuzu biliyor musun” diyerek üzerine geldiklerini, sanık ..."in tanık"a saldırması üzerine kavganın başladığını, kendisinin de sanık ..."a vurduğunu, bunun üzerine sanık ..."un bıçak çıkartıp kendisine doğru acemice salladığını, bıçağı ayağına vurmaya çalıştığını ancak sol koltuk altı bölgesine isabet ettiğini, bıçaklanma olayından önce sanık ..."in de kendisinin sırtına vurduğunu, ancak bıçakla vurmadığını, çünkü sırtında herhangi bir yaralanma bulunmadığını, sanıklardan şikâyetçi olmadığını,
Tanık ... kollukta; kuzeni olan mağdur ve amcasının çalışanı Sedat"la birlikte mağdurun aracında otururken, karşı kaldırımdaki şahıslara bakan mağdurun, bunlardan birisini ağabeyine benzettiğini söylediğini, bu sırada şahısların yanlarına gelip “bize neden ters ters bakıyorsunuz” dediklerini, mağdurun da “birisine benzettik, o yüzden bakıyoruz” diyerek özür dilediğini, şahısların olayı büyütüp kendilerine araçtan inmelerini söylediklerini, araçtan indiklerinde aralarında tartışma yaşandığını, şahıslardan birisinin kendilerine doğru yumruk salladığını ancak kimseye değmediğini, o sırada kendilerinin de şahısları ittiklerini, bu sırada diğer şahsın mağduru göğsünün sol alt kısmından bıçakladığını, daha sonra şahısların kaçtıklarını, kendisinin olay sırasında darp edilmediğini; olaydan bir gün sonra kollukta yaptırılan teşhiste ise; mağduru bıçaklayan şahsın sanık ... olduğunu, sanık ..."in ise mağduru darp ettiğini ancak elinde bıçak görmediğini,
Kovuşturma evresinde; tartışma sırasında sanık ..."in kendisine yumruk salladığını, bu sırada.... isimli şahsın kavgayı ayırmaya çalıştığını, sanık ..."in saatini yere düşürdüğünü, daha sonra saatini yerden alıp mağdurun sırtına vurduğunu, mağdurun önünde bulunan sanık ..."un da bıçak salladığını,
Tanık.... Üzellik; sanığın çocukluk arkadaşı, mağdurun da hemşehrisi olduğunu, olay günü sanıkların yanından ayrılmasından kısa bir süre sonra bağrışma sesleri duyması üzerine yanlarına gittiğini, sanık ... ile tanık"ın, sanık ... ile mağdurun kavga ettiklerini gördüğünü, sanık ..."in saatinin yere düşmesi üzerine tanık ile olan kavgalarının ayrıldığını, sanık ..."in yerden saatini alıp sanık ... ile kavga etmekte olan mağdurun sırtına üç kez vurduğunu, bıçakla vurma anını görmediğini,
Beyan etmişlerdir.
Sanık ... kollukta müdafii eşliğinde; arkadaşı olan sanık ... ile birlikte tanık.... Üzellik"in yanında durdukları esnada mağdurun içinde bulunduğu araçtan kendilerine baktığını fark ettiklerini, sorun çıkabileceğini düşünerek sanık ... ile birlikte oradan ayrıldıkları sırada geriye dönüp baktıklarında, mağdurun hâlâ kendilerini izlediğini gördüklerini, daha sonra mağdurun “gelin buraya” diye kendilerine seslendiğini, ne olduğunu öğrenmek için o tarafa doğru gittiklerinde mağdurun bulunduğu araçtan inip “siz neye bakıyosunuz lan” dediğini, kendilerinin de “asıl sen bize neden bakıyorsun” şeklinde cevap verdiklerini, mağdurun yanında bulunan 15-16 yaşlarındaki şahsın “ananızı, bacınızı sinkaf ederim” diyerek hakaret ettiğini, mağdurun da kendilerine saldırıp darp ettiğini, mağdurun fiziken büyük olması nedeniyle kendisini savunmak ve mağduru korkutup uzaklaştırmak amacıyla üzerinde bulunan bıçağı çıkarıp rastgele salladığını, yaralama kastının olmadığını, bıçağın mağdurun vücuduna isabet edip etmediğini bilmediğini, olay sırasında sanık ..."un elinde bıçak görmediğini, mağduru olay öncesi tanımadığını,
Sorguda; mağdura sadece yumruk attığını, bıçaklamadığını, mağduru sanık ..."un bıçakladığını, sanık ..."un yaşının küçük olması nedeniyle onu korumak amacıyla kollukta farklı ifade verdiğini,
Kovuşturma evresinde ise; tartışma sırasında önce mağdurun yanındaki tanık"ın kendisine vurduğunu, kendisinin tanık"la, sanık ..."un ise mağdur ile kavga ettiğini, bu sırada saatinin yere düştüğünü, saati yerden aldıktan sonra sanık ... ile mağdurun kavgaya devam ettiğini görüp, sanık ..."a yardım etmek için saatinin kayışı ile mağdurun sırtına birkaç kez vurduğunu, bıçağının olmadığını, kavga aşamasında ve öncesinde sanık ..."ta bıçak görmediğini, ancak kaçarken ...."un elinde bıçak olduğunu fark ettiğini, kollukta sanık ..."u korumak için farklı ifade verdiğini, polisler eve geldiğinde üzerinden bıçak çıkmadığını, polislerin “bir bıçak teslim edin” demeleri üzerine babasının polislere bir bıçak verdiğini,
Sanık ... savcılıkta ve sorguda; arkadaşı olan sanık ... ile birlikte ortak arkadaşları tanık...."in aracında oturdukları sırada, şahsen bildiği mağdurun sinirli bir şekilde kendilerine baktığını görünce kavga çıkacağını hissedip sanık ..."e “buradan gidelim, kavga çıkacak” dediğini, sanık ... ile birlikte oradan ayrıldıkları sırada mağdurun kendilerine doğru el işareti yaptığını, bunun üzerine mağdurun yanına yaklaştığını, sanık ..."in ise uzakta durduğunu, mağdurun kendisine kaba bir tavırla “niye ters bakıyorsun" diyerek boğazına sarıldığını, kendisini korumak için üzerinde bulunan bıçağı çıkartıp salladığını ancak bıçağı mağdura vurmak amacıyla yöneltmediğini, olay sırasında sanık ..."in elinde bıçak olduğunu gördüğünü ancak bıçakla mağdura vurup vurmadığını bilmediğini,
Kovuşturma evresinde ayrıca; mağdurun dikkatli bir şekilde kendilerine bakması nedeniyle mağdurun yanına gidip “neden bakıyorsun” demeleri üzerine aralarında tartışma çıktığını, önce tanık"ın sanık ..."e vurduğunu, mağdurun ise üzerine doğru gelip kendisine vurduğunu, bunun üzerine kendisini korumak amacıyla taşıdığı bıçağı rastgele salladığını,
Savunmuşlardır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun "Suça teşebbüs" başlıklı 35. maddesinde; “Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur” hükmü yer almaktadır.
Buna göre suça teşebbüs, işlenmesi kast olunan bir suçun icrasına elverişli araçlarla başlanmasından sonra, elde olmayan nedenlerle suçun tamamlanamamasıdır. Maddenin açık hükmüne göre, icra hareketlerinin yarıda kalması ya da sonucun meydana gelmemesi failin iradesi dışındaki engel nedenlerden ileri gelmelidir.
Öte yandan, suça teşebbüsle ilgili değerlendirme yapılabilmesi, failin hangi suçu işlemeyi kastettiğinin belirlenmesini gerektirir ki buna "subjektif unsur" denir. Failin gerçekleştirdiği davranış ile bir suçu işlemeye teşebbüs edip etmediğini, eğer etmişse hangi suça teşebbüs ettiğini belirleyebilmek için öncelikle kastın varlığının belirlenmesi gerekmektedir. Başka bir deyişle, tıpkı tamamlanmış suçta olduğu gibi, teşebbüs aşamasında kalan suçta da, işlenmek istenen suç tipindeki bütün unsurlar failce bilinmelidir. (İçel Suç Teorisi, Kayıhan İçel, Füsun Sokullu-Akıncı, İzzet Özgenç, Adem Sözüer, Fatih S. Mahmutoğlu, Yener Ünver 2. Kitap, 2. Baskı, İstanbul, 2000, s.315.)
Bu husus, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 765 sayılı TCK"nun yürürlükte olduğu dönemde verilmiş olup, kabul edilen ilkeler açısından 5237 sayılı TCK"nun teşebbüse ilişkin 35. maddesi yönüyle de varlığını devam ettiren 04.06.1990 gün ve 101-156 sayılı kararında da; “Teşebbüste aranan kast, icrasına başlanmış cürmü teşebbüs aşamasında bırakma kastı olmayıp, söz konusu suçu tamamlamaya yönelmiş kasttır” şeklinde açıklanmıştır.
Kasten yaralama suçu ile kasten öldürme suçuna teşebbüs arasındaki ayırıcı kriter manevi unsurun farklılığına dayandığından, sanığın kastının öldürmeye mi, yoksa yaralamaya mı yönelik olduğunun çözülmesi gerekmektedir.
5237 sayılı TCK’nun 21/1. maddesine göre, suçun kanuni tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi olan ve failin iç dünyasını ilgilendiren kast, dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak, daha açık bir ifadeyle, failin olay öncesi, olay sırası ve olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenmelidir.
İlkeleri, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun istikrar bulunan ve süregelen kararlarında açıklandığı üzere, bir eylemin kasten öldürmeye teşebbüs mü, yoksa kasten yaralama mı sayılacağının belirlenmesinde; fail ile mağdur arasında husumet bulunup bulunmadığı, varsa husumetin nedeni ve derecesi, failin suçta kullandığı saldırı aletinin niteliği, darbe sayısı ve şiddeti, mağdurun vücudunda meydana getirilen yaraların yerleri, nitelik ve nicelikleri, hedef seçme imkânı olup olmadığı, failin fiiline kendiliğinden mi, yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği gibi ölçütler esas alınmalıdır.
Kastın belirlenmesi açısından her bir olayda kullanılması gereken ölçütler farklılık gösterebileceğinden, tüm bu olguların olaysal olarak ele alınması gerekmektedir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Mağdur ..."in sanıklardan birisini kuzenine benzetip uzun süre sanıklara bakması nedeniyle, sanıkların mağdurun yanına gidip “bize neden ters ters bakıyorsun” dedikleri, mağdurun birisine benzettiğini söylemesine rağmen aralarında tartışma çıktığı, tartışmanın kavgaya dönüştüğü, önce sanık ... ile tanık"ın, sanık ... ile mağdurun kavga ettikleri, bir süre sonra sanık ..."in tanık"tan ayrılıp, sanık ... ile kavga etmekte olan mağdurun sırtına vurduğu ve elindeki bıçağı mağdura salladığı ancak mağdurun vücuduna isabet etmediği, daha sonra ise sanık ..."un bıçak ile mağdurun sol koltuk altı bölgesine bir kez vurarak diafragma lezyonuna neden olacak şekilde yaraladığı ve bu yaralanma nedeniyle mağdurun hayati tehlike geçirdiği anlaşılan olayda; sanıklarla mağdur arasında husumet bulunmaması, olayın ani gelişmesi, hareketli kavga ortamında mağdurun hayati bölgesine bilerek ve isteyerek vurulduğuna ilişkin kesin bir belirlemenin yapılamaması, mağdurun vücudunda tek bıçak darbesinin bulunması, mağdurun bıçakla yaralanmasından sonra ciddi bir engel bulunmamasına rağmen sanıkların eylemlerini devam ettirme konusunda ısrarcı olmamaları hususları birlikte göz önüne alındığında, sanıkların eylemlerinin neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama olarak kabulü gerekmektedir.
Bu itibarla; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire onama kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmünün, sanıkların eylemlerinin neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına, bozma sebebine ve tutuklu kaldıkları süreye göre sanıkların tahliyesine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan üç Genel Kurul Üyesi; "itirazın reddine karar verilmesi gerektiği" düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2- Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 08.10.2015 gün ve 3432-4787 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,
3- Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.04.2014 gün ve 120-100 sayılı hükmünün, sanıkların eylemlerinin neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
4- Bozma nedenine ve tutuklu kaldıkları süreye göre, sanıkların tutuklu bulundukları bu suçtan TAHLİYELERİNE, başka bir suçtan tutuklu veya hükümlü bulunmadıkları takdirde derhal salıverilmelerinin temini için YAZI YAZILMASINA,
5- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.11.2016 tarihinde yapılan müzakerede oyçokluğuyla karar verildi.
Bu alandan sadece bu kararla ilintili POST üretebilirsiniz. Bu karardan bağımsız tamamen kendinize özel POST üretmek için TIKLAYINIZ
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.