Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2014/509
Karar No: 2016/443

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2014/509 Esas 2016/443 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2014/509 E.  ,  2016/443 K.

    "İçtihat Metni"

    Yargıtay Dairesi : 11. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Asliye Ceza

    Mühür bozma suçundan sanık ..."nun 5237 sayılı TCK"nun 203/1, 43 ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin Bakırköy 31. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 27.12.2011 gün ve 199-1381 sayılı hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 11. Ceza Dairesince 24.03.2014 gün ve 18944–5517 sayı ile;
    "Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
    1-5237 sayılı TCK"nun 61. maddesi uyarınca suça uygulanacak cezanın belirlenmesinde tahdidi olarak sayılmış kriterler getirilmiştir. İlgili suç tanımında belirlenen cezanın alt ve üst sınırları arasında ceza tayin edilirken, cezanın belirlenmesine ilişkin madde hükmünde gösterilen ölçütler dikkate alınmalıdır. Bir suçtan dolayı 5237 sayılı TCK"nun 61. maddesi gereğince temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin 1. fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlar göz önünde bulundurularak ve somut gerekçeler tek tek belirtilmek suretiyle ilgili kanun maddesindeki alt ve üst sınırlar arasında takdir hakkı kullanılmalıdır. Ayrıca temel ceza belirlenirken aynı Kanunun 3. maddesinin 1. fıkrasında "suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur" şeklinde ifade edilen "orantılılık" ilkesi de gözetilmelidir. Somut olayda ise mahkeme sübut bulan mühür bozma suçundan sanığın TCK"nun 203/1. maddesi uyarınca suçun işleniş şekli ve önemi ve değeri ile suç işlemeyi alışkanlık haline getirmesi nazara alınarak takdiren ve teşdiden 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, fiilin teselsül etmesi ve temel cezanın tayininde esas alınan teşdit gerekçeleri ikinci kez göz önüne alınarak cezasının TCK"nun 43/1. maddesi uyarınca 1/2 oranında artırılması suretiyle 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve TCK"nun 62. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar vererek netice olarak 1 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. 5237 sayılı TCK"nun 61. maddesinde yazılı kriterler dikkate alınarak cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşılmış ise de; işlenen fiilin ağırlığı ile orantılı olmayacak şekilde orantılılık ilkesine aykırı davranılarak yazılı şekilde hem temel cezanın belirlenmesinde hem de zincirleme suç nedeniyle cezanın arttırılmasında alt sınırdan makul bir surette uzaklaşılarak uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
    2-5237 sayılı Kanunun 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilen hükümlünün kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceğinin gözetilmemesi" isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 14.05.2014 gün ve 96955 sayı ile;
    "...Olay tarihinde sanığın işyerinin ruhsatsızlık sebebiyle 16.02.2011 tarihinde mühürlenerek faaliyetten men edildiği; ancak sanığın, idareden yazılı izin veya mahkemeden aksine bir karar almadan mührü kopartarak çalışmaya devam ettiği; ruhsat işlemini de tamamlamadığı; bu hususun 17.02.2011, 18.02.2011, 28.02.2011 ve 14.03.2011 tarihli tutanaklarla ispatlandığı; bu mührün kopartılmasından sonra yeniden mühürleme işleminin yapıldığı, ancak sanığın suç tarihlerinde de yeniden mühür fekki yaparak faaliyete devam ettiği; sanığın aynı suç işleme kararı altında bu suçu birden çok işlediği;
    Sanığın savunmasında, iddianamede yazan olayın doğru olduğunu, mühürlendikten sonra faaliyete devam etmenin suç olduğunu bilmediğini ifade ettiği,
    Adli sicil kaydına göre bir adet geçmiş hükümlülüğü bulunan sanığın, Kartal 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.12.2004 gün ve 788-975 sayılı kararı ile 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan 4.826 Lira para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği,
    Sanık hakkında temel ceza belirlenirken ve teselsül uygulanırken alt sınırdan uzaklaşma gerekçesinin "suçun işleniş şekli ve önemi, bu suçu işlemeyi alışkanlık haline getirmesi" şeklinde açıklandığı,
    Anlaşılmaktadır.
    Sanığa atılı mühür bozma suçu, 5237 Sayılı TCK"nun 203/1. maddesinde; altı aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezasını gerektirecek şekilde yaptırıma bağlanmıştır.
    Temel cezanın belirlenmesine ilişkin ilkeler 5237 sayılı TCK’nun 61/1. maddesinde;
    "(1) Hakim, somut olayda;
    a) Suçun işleniş biçimini,
    b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları,
    c) Suçun işlendiği zaman ve yeri,
    d) Suçun konusunun önem ve değerini,
    e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını,
    f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını,
    g) Failin güttüğü amaç ve saiki,
    Göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler" şeklinde hüküm altına alınmıştır.
    5237 sayılı TCK’nun "Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasındaki, "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur" biçimindeki hüküm ile de, işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbirleri arasında "orantı" bulunması gerektiği vurgulanmıştır.
    Kanun koyucu, cezaların kişiselleştirilmesinin sağlanması bakımından hâkime, olayın özelliği ve işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı bir şekilde gerekçesini göstererek iki sınır arasında temel cezayı belirleme yetki ve görevi yüklemiştir. Hâkimin temel cezayı belirlerken dayandığı gerekçenin 5237 sayılı TCK"nun 61. maddesine uygun olarak, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saiki ile ilgili dosyaya yansıyan bilgi ve belgelerin isabetle değerlendirildiğini gösterir biçimde kanuni ve yeterli olmalıdır.
    Öte yandan, sanığın adli sicil kaydında geçmiş hükümlülüklerinin bulunması, şartlarının varlığı halinde tekerrür uygulamasında dikkate alınabilecek bir husus olup, TCK"nun 61. maddesinde sayılan temel cezanın belirlenmesi kıstasları arasında bulunmadığından, alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kullanılamayacaktır.
    Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; olay tarihinde sanığın işyerinin ruhsatsızlık sebebiyle 16.02.2011 tarihinde mühürlenerek faaliyetten men edildiği; ancak sanığın, idareden yazılı izin veya mahkemeden aksine bir karar almadan mührü kopartarak çalışmaya devam ettiği; ruhsat işlemini de tamamlamadığı; bu hususun 17.02.2011, 18.02.2011, 28.02.2011 ve 14.03.2011 tarihli tutanaklarla ispatlandığı; bu mührün kopartılmasından sonra yeniden mühürleme işleminin yapıldığı, ancak sanığın suç tarihlerinde de yeniden mühür fekki yaparak faaliyete devam ettiği; sanığın aynı suç işleme kararı altında bu suçu birden çok işlediği; suçun işleniş biçimi dikkate alındığında yerel mahkemece temel ceza belirlenirken ve teselsül hükümleri uygulanırken kullanılan gerekçeler, TCK"nun 61. maddesi anlamında kanunî, yeterli ve dosya kapsamına uygun olup aynı Kanunun 3/1. maddesinde düzenlenen "orantılılık" ilkesiyle de bağdaşmaktadır.
    Öte yandan Yüksek Daire tarafından bozma nedeni yapılan alt sınırdan makul bir surette uzaklaşma da müphem bir kavram olup, miktarın ve oranın ne olacağı açıklanmamıştır.
    Bu itibarla yerel mahkemenin temel cezanın belirlenmesinde ve teselsül hükümlerinin uygulanmasında alt sınırdan uzaklaşma gerekçesinin yerinde olduğu" görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
    CMK"nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 11. Ceza Dairesince 02.07.2014 gün ve 12167-13211 sayı ile, itirazın yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Sanık ... hakkında mühür bozma suçundan verilen beraat hükmü temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme, sanık ... hakkında verilen mahkûmiyet hükmüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
    Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında mühür bozma suçundan temel cezanın ve zincirleme suç hükümlerine göre artırım oranının alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinin isabetli olup olmadığının tespitine ilişkin ise de; Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca öncelikle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının süresinde olup olmadığı değerlendirilmelidir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    Özel Daire bozma kararının 11.04.2014 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edildiği,
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 14.05.2014 tarihinde yerel mahkeme hükmünün düzeltilerek onanması gerektiği görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurulduğu,
    Anlaşılmaktadır.
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi, 5271 sayılı CMK"nun olağanüstü kanun yollarının yer aldığı “Altıncı Kitap", "Üçüncü Kısım", "Birinci Bölüm” de 308. maddede düzenlenmiş, maddenin birinci fıkrasında, “Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, ilamın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz” hükmüne yer verilmiştir.
    Bu düzenleme ile, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının ilamın kendisine verildiği tarihten itibaren 30 gün içinde ceza daireleri kararlarına karşı itiraz kanun yoluna başvurabileceği öngörülmüş, ancak sanık lehine itirazlarda süre aranmayacağı kuralı benimsenmiştir. Buna göre, sanık aleyhine sonuç doğuracak şekilde belirlenen aykırılıklarla ilgili olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tanınan ve olağanüstü bir kanun yolu olan itiraz 30 günlük süre ile sınırlandırılmış olup, bu süre Özel Daire kararının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına verildiği tarihten itibaren başlayacak, süre geçtikten sonra sanık aleyhine itiraz yoluna gidilemeyecektir.
    Bu açıklamalar ışığında önsoruna ilişkin olarak yapılan değerlendirmede;
    Sanığın mühür bozma suçundan mahkûmiyetine ilişkin hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine inceleme yapan Özel Dairece; hem temel cezanın belirlenmesinde hem de zincirleme suç nedeniyle cezanın arttırılmasında alt sınırdan makul bir surette uzaklaşılarak uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi ve TCK"nun 53. maddesinin yanlış uygulanması isabetsizliklerinden bozulmasına karar verildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca yerel mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerektiği görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır. Sanık lehine bozulan hükmün düzeltilerek onanmasına ilişkin olan ve sanık aleyhine olduğunda tereddüt bulunmayan bu itirazın 5271 sayılı CMK"nun 308. maddesi uyarınca 30 günlük süreye tabi olduğu, dosya içeriğine göre 11.04.2014 tarihinde başlayan itiraz süresinin 12.05.2014 tarihinde sona erdiği halde, itiraz kanun yoluna 14.05.2014 tarihinde başvurulduğu anlaşıldığından, 30 günlük yasal süreden sonra yapılan sanık aleyhindeki itirazın Ceza Genel Kurulunca görüşülmesi mümkün değildir.
    Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yasal süre içinde yapılmaması nedeniyle reddine karar verilmelidir.
    SONUÇ :
    Açıklanan nedenlerle;
    1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının süre yönünden REDDİNE,
    2-Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.11.2016 günü oybirliğiyle karar verildi.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi