Abaküs Yazılım
1. Hukuk Dairesi
Esas No: 2015/2754
Karar No: 2017/5627

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2015/2754 Esas 2017/5627 Karar Sayılı İlamı

1. Hukuk Dairesi         2015/2754 E.  ,  2017/5627 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

    Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın asıl ve birleştirilen davaların reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."nin raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

    -KARAR-

    Asıl ve birleştirilen dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı pay oranında tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
    Asıl ve birleştirilen davada davacılar, mirasbırakanları ..."in kayden maliki olduğu dava konusu 438 parsel sayılı taşınmazı mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak, davalı oğlu Mümin"in kayınbiraderi ..."i (birleştirilen davada davalı) ara malik olarak kullanıp davalı ..."e satış suretiyle temlik ettiğini, taşınmazın en başından beri davalı ... tarafından kullanıldığını ileri sürerek tapu iptali ile miras payı oranında adlarına tescilini istemişlerdir.
    Davalı ..., iddiaların doğru olmadığını, mirasbırakanın ameliyat ve tedavi masraflarını karşılayabilmek için taşınmazını diğer davalı ..."e satış suretiyle temlik ettiğini, daha sonra yabancıların eline geçmemesi için taşınmazı davalı ..."den parasını ödeyerek devraldığını belirtip davanın reddini savunmuştur.
    Birleştirilen davada davalı ..., husumet itirazında bulunmuş, taşınmazı karşılığını vererek mirasbırakandan gerçek satışla temlik aldığını, daha sonra ev alabilmek için satılığa çıkardığını, taşınmazın daha önce kendisine satılmasına karşı çıkan ve taşınmazı tahliye etmemekte ısrar eden davalı ... tarafından devralındığını, satış bedeli ev almaya yetmeyince ev yerine araba aldığını belirtip davanın reddini savunmuştur.
    Mahkemece, muvazaa olgusunun ispat edilemediği gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir.
    Dosya içeriğinden, toplanan delillerden, mirasbırakan ..."in kayden maliki olduğu çekişme konusu 438 parsel sayılı taşınmazı (11.650,00m2, tarla) 300.000.000,00 ETL bedel göstererek 12.06.2001 tarihinde birleştirilen dava davalısı ..."e satış suretiyle temlik ettiği, taşınmazın... tarafında da 09.04.2009 tarihinde 5.000,00 TL bedelle davalı ..."e devredildiği, 1920 doğumlu mirasbırakanın 03.03.2009 tarihinde öldüğü, geriye mirasçıları olarak davacılar..., davalı ... ile dava dışı ..."nin kaldığı, birleştirilen davada davalı olan ara malik ..."in, davalı ..."in dava dışı eşi ..."in kardeşi olduğu, dava konusu taşınmazın 12.06.2011 tarihindeki değerinin 14.795.500.000,00 ETL; 09.04.2009 tarihindeki değerinin ise 25.047,50 TL olduğunun keşfen belirlendiği görülmektedir.
    Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısın miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
    Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
    Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
    Somut olayda; temlik tarihinde 81 yaşında olan mirasbırakanın dava konusu taşınmazı satmaya ihtiyacının bulunmadığı, ölmeden önce davalı oğlu Mümin ile birlikte yaşadığı, satış bedelleri ile gerçek bedeller arasında fahiş fark olduğu, davalıların satış bedellerini ödediklerini ispat edemedikleri, mirasbırakanın sağlığında da o öldükten sonra da taşınmazın kesintisiz olarak davalı ... tarafından kullanıldığı, ara malik..."in zilyetliğine hiç geçmediği, davalı ..."in,..."in eniştesi olduğu, mirasbırakanın ölümünden çok kısa süre sonra taşınmazın ara malik tarafından davalı ..."e devredildiği anlaşılmaktadır.
    Belirlenen bu olgular, yukarıda açıklanan ilkeler ile değerlendirildiğinde, dava konusu taşınmazın mirasbırakan tarafından ara malik kullanılarak davalı ..."e temlikinin muvazaalı olduğu sonucuna varılmaktadır.
    Hal böyle olunca; davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmesi isabetsizdir.
    Davacılar vekilinin temyiz itirazı açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 19/10/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

    (Muhalif)

    - KARŞI OY -

    Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
    Davacılar, miras bırakan ..."in ara malik kullanmak suretiyle davalı ..."e yaptığı taşınmaz devrinin bedelsiz ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapunun iptaline, miras payı oranında tescile karar verilmesini istemişlerdir.
    Davalı ..., taşınmazı bedeli karşılığında mirasbırakandan satın aldığını, ev almak için paraya ihtiyacı olduğunda da ilk satışa karşı çıkan miras bırakanın oğlu davalı ..."e sattığını, davalı ..."de miras bırakanın ameliyat ve tedavi giderleri için taşınmazı sattığını,..."in taşınmazı satılığa çıkarması üzerine de ele gitmesin diye taşınmazı bedeli karşılığı satın aldığını savunmuşlardır.
    Mahkemece, muvazaa iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
    Muris muvazaası iddiasına dayalı, uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temliğin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
    Bilindiği ve Türk Medeni Kanunu"nun 6.maddesinde düzenlendiği üzere "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olayların varlığını ispatla yükümlüdür." Yine 6100 sayılı HMK"nun 190/1.maddesi gereğince "ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
    Somut olayda; miras bırakan ..."in 438 parsel sayılı 11.650m2 miktarlı tarla niteliğindeki taşınmazını 12.06.2001 tarihinde ..."e satış suretiyle devrettiği,..."inde 09.04.2009 tarihinde davalı ..."e sattığı, miras bırakan ..."in 03.03.2009 tarihinde öldüğü, mirasçı olarak davacı çocukları ..., davalı ... ile dava dışı..."in kaldığı anlaşılmaktadır.
    Tanık olarak dinlenen dava dışı mirasçılar ... “ babaları ..."in prostat, fıtık ve apandisit ameliyatları olduğunu, sağlık sigortasının olmadığını, çocuklarından..."in sigortalı olduğu, onunda prostat ameliyatı için sigortasından yararlandırmaması nedeniyle çekişme konusu taşınmazını davalı ..."e satıldığını, miras bırakanın çocukları ile arasında sorun olmadığını” beyan etmişlerdir.
    Keşan Devlet Hastahanesi yazıları ve eki tedavi belgelerinden, miras bırakan ..."in hastahanenin Üroloji servisinde 10.07.2001-16.07.2001 tarihleri arasında cerrahi müdahale yapılarak ücretli tedavi gördüğü, tedavi giderlerinin de kendisi tarafından ödendiği tespit edilmiştir.
    ... Sosyal Güvenlik Kurumunun 09.02.20012 günlü ve 08.04.20013 günlü yazılarında, ... adına Sigorta, Bağ-Kur, Emekli Sandığı kaydı bulunmadığı, 09.05.2006 tarihinden sonra Bağ-Kur sigortalısı oğlu ... sigortası üzerinden sağlık yardımlarınından faydalandığı bildirilmiş, dosyada bulunan ...’e ait sağlık karnesinden de bu tarihten sonra ... sigortası üzerinden sigortalı ücretsiz tedavi olduğu saptanmıştır.
    ... İlçe Gıda, Tarım ve hayvancılık Müdürlüğünün 01.11.2013 günlü cevabi yazısında, ÇKS kayıtlarına göre 438 parsel sayılı taşınmazın 2002-2008( 2008 dahil) yılları arasında ... tarafından ...’ten kiralanmak suretiyle, 2009-2013 yılları arasında ... tarafından malik sıfatıyla ay çiceği ve buğday münavebeli ekimi yapıldığının beyan edildiği bildirilmiştir.
    Yukarıda belirtilen ilkeler, resmi yazılar ve eki belgeler, sağlık karnesi özellikle de davanın kabulü halinde hak sahibi olacak mirasçılardan ...’in beyanlarından, miras bırakan ...’in sağlık sigortasının olmadığı 2001 yılında ameliyat olması gerektiğinde sigortalı olan oğlu ...’in bu konuda yardımcı olmaması üzerine çekişme konusu 438 parsel sayılı taşınmazını davalı ...’e 12.06.2001 tarihinde sattığı, 10.07.2001 tarihinde de Keşan devlet hastahanesinde ameliyat olduğu, ÇKS kayıtlarına göre; 438 parsel sayılı taşınmazı, 2002 -2008 yılları arasında davalı ...’in ...’e kiraya vermek suretiyle kullandığı,...’in taşınmazı satılığa çıkarması üzerine de davalı ... tarafından 09.04.2009 tarihinde satın alındığı, tüm taraf tanık beyanlarına göre miras bırakanın çocukları ile arasında sorun olmadığı saptandığına göre, miras bırakanın 438 parsel sayılı taşınmazını temliki işleminin gerçek bir satış olduğu, mirasçıdan mal kaçırma amaçlı bedelsiz ve muvazaalı yapıldığının davacı tarafça kanıtlanamadığı gözetilerek mahkemece davanın reddine karar verilmesinin doğru olduğu, bu gerekçelerle mahkeme kararının onanması gerektiği görüşünde olduğumdan, çoğunluğun davanın kabulü gerektiği yönündeki kararın bozulması görüşüne katılamıyorum.










    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi