19. Hukuk Dairesi 2015/3779 E. , 2015/8944 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki birleşen menfi tespit-alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın açılmamış sayılmasına, birleşen davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün birleşen dava davalıları vekilince duruşmalı, birleşen dava davacısı vekilince de duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacılar-birleşen dosya davalıları vek.Av.Simge Sertoğlu Akyüz ile davalı-birleşen dosya davacısı Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O.Ankara Kurumsal Şubesi vek.Av.Günaç Başaran"ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacılar vekili, müvekkillerinin lehine kefalet verdikleri dava dışı Bozoğlu İnşaat Taahhüt ve Ticaret Ltd.Şti.nin ortaklığından ayrıldıktan sonra davalı bankaya bildirimde bulunarak hisse devir tarihinden sonra kefaletten doğan sorumluluklarının bulunmadığının bildirildiğini, bu bildirime bankaca cevap verilmediği gibi, yeni krediler kullandırıldığını iddia ederek müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların genel kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladıklarının, kredi sözleşmesinin süresiz olup, kefalet limiti dahilinde kullanılan kredilerden sorumlu olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davacı banka vekili, genel kredi sözleşmesinin kefili olan davalıların, ihtarnameye rağmen borçlarını ödemediklerini iddia ederek 17.491.002.09 TL.nin % 39 faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevabında, müvekkillerince açılan menfi tespit davası mevcut iken karşılık dava açmadan, ayrıca alacak davası açılmasının usule aykırı olduğunu, bu nedenle derdestlik itirazı da bulunduklarını, esas yönünden ise kredi kullanan şirketteki paylarını devrettikten sonra müvekkillerinin bankaya bildirimde bulunarak kefili oldukları genel kredi sözleşmesine istinaden yeni kredi kullandırılmamasını talep etmelerine rağmen bankanın kredi kullandırmaya devam ettiğini, ayrıca dava dışı Bozoğlu Ltd.Şti.nin gelir paylaşımı işinden doğan alacağını bankaya temlik etmesine rağmen temlik kapsamında kredi kapatmak yerine kredi kullanmaya devam ettiğini, kredi işlemleri nedeniyle hiçbir sorumlulukları bulunmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre, 13.12.2012 tarihi itibariyle işlemden kaldırılan asıl dava 3 aylık yasal süre içerisinde yenilenmediği, birleşen dosya ile ilgili benimsenen 11.03.2013 tarihli asıl ve 12.12.2013 havale tarihli bilirkişi raporuna göre, dava dışı kredi borçlusu şirkete kullandırılan kredilerin eski borçların kapatılması için kullandırıldığı, buna ilişkin de yeni sözleşmeler yapıldığından, bu hususun yeni kredi kullandırması olarak kabul edilemeyeceği, kefillerin kefalet limiti dahilinde borçlarından sorumlu oldukları gerekçesiyle asıl davanın açılmamış sayılmasına, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm birleşen dava davalılarının vekili ve davalı-birleşen dosyada davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl davada davacılar, kefaletlerinin sona erdiğini ve borçlu olmadıklarının tespitini, birleşen davada ise davacı banka kefaletin devam ettiğini ve alacağın tahsilini istemiştir.
Kefil, kefalet limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçları ile sorumludur. Ancak bu sorumluluk kefilin, imzasını taşıyan sözleşmeler ile kullandırılan krediler yönünden geçerlidir.
Somut olayda, kefil davacı-davalılar imzalarını taşıyan sözleşme ile kullandırılan kredinin ödendiğini, bankanın kredi borçlusu ile yeni kredi sözleşmesi imzalayarak ve yeni teminatlar alarak kullandırdığı krediden kendilerinin sorumlu olmadıklarını beyan etmişlerdir. O halde, öncelikle banka alacağının davacıların imzasını taşıyan sözleşmeden mi, yoksa yeni kredi sözleşmelerinden mi doğduğunun tespiti gerekmektedir.
Bu durumda mahkemece açıklanan hususlar gözetilerek yeni bir bilirkişi kurulundan banka kayıtları üzerinde inceleme yapılıp, alınacak rapor çerçevesinde bir karar verilmek gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün birleşen davalılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 16.06.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.