Abaküs Yazılım
13. Hukuk Dairesi
Esas No: 2013/17664
Karar No: 2014/796
Karar Tarihi: 16.1.2014

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2013/17664 Esas 2014/796 Karar Sayılı İlamı

13. Hukuk Dairesi         2013/17664 E.  ,  2014/796 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Bodrum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
    TARİHİ : 06/03/2013
    NUMARASI : 2011/340-2013/75

    Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
    KARAR
    Davacılar, davalıya verdikleri vekalet ile avukatları olarak 2007/404 esas sayılı dosya ile karara bağlanan 170.361 TL. alacağın tahsiline ilişkin olarak, ilamı 2009/161 takip sayılı dosya ile icraya koyduğunu, takip borçlusunun 120.000 TL. tutarındaki ödemelerini davalının tahsil ettiğini yine ilam gereği hükmedilen avukatlık ücreti ile yargılama giderlerini de ayrıca yaptığı icra takibi ile tahsil ettiğini, ilamla iadesine karar verilen 8.597 TL. Peşin harcın da davalı tarafça alındığını, davalı avukata 12.800 TL. avans ödemesi yaptıklarını, davalının hesap vermediği gibi, tahsil ettiği paraları kendilerine ödemediğini bu nedenle, 3.8.2011 tarihli ihtarla haklı olarak azlettiklerini ileri sürerek, tahsil ettiği paradan fazla hakları saklı kalarak şimdilik 25.000"er TL.den toplam 50.000 TL.nin dava tarihinden yasal faizi ile ödetilmesine karar verilmesini istemişlerdir.
    Davalı, davacıların avukatı olarak ilamı icraya koyup alacağı tahsil ettiğini ancak vekalet ücreti ödenmediğinden hapis hakkını kullandığını, harç bedelini iade ettiğini savunarak davanın reddini dilemiş, birleşen dava ile de hakettiği vekalet ücreti toplamı 58.542 TL.nin yasal faizi ile ödetilmesini istemiştir.
    Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulü ile 5.521 TL.nin davacılara 1/2 pay edilerek dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline, birleşen davanın da reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
    1-Davacıların vekili olarak avukat olan davalının, 13.5.2008 tarihinde aldığı vekalet ile davacılar adına görülmekte olan 2007/404 esastaki davayı takip ettiği, 26.12.2008 tarihinde mahkeme kararı ile hükmedilen 109.465 dolar ilam alacağının tahsili için 2009/161 takip sayılı dosya ile icra takibi başlattığı, davalının takip borçlusundan muhtelif tarihlerde toplam net 108.852 TL.nı tahsil ettiği ayrıca 2009/155 takip sayılı dosya ile de, 2013/17664-2014/796
    Verilen mahkeme kararı ile hükmedilen vekalet ücreti ve masrafları toplamını tahsil ettiği, davacılar tarafından 3.8.2011 tarihli ihtarla azledildiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığı gibi tüm dosya kapsamı ile sabittir.
    Avukatlık Kanununun, 174. maddesinde de, “Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez” hükmü mevcut olup, bu hükme göre azil işleminin haklı nedene dayandığının kanıtlanması halinde müvekkil Avukata vekalet ücreti ödemekle yükümlü değildir. Dairemizin kökleşmiş içtihatlarına göre haklı azil halinde ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp, kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edilebilir. Buna karşılık haksız azil halinde ise avukat, hangi aşamada olursa olsun, üstlendiği işin tüm vekalet ücretini talep etme hakkına sahiptir.
    Somut olaya bakıldığında; taraflar arasındaki öncelikli uyuşmazlık, azlin haklı olup olmadığına ilişkindir. Davalı, azlin haksız olduğunu ileri sürerken, davacılar ise, davalının, icra dosyalarından vekaleten tahsil etmiş olduğu miktarları bildirmediğini, bu nedenle davalıyı haklı olarak azlettiklerini ileri sürmüş, davalı ise yapmış olduğu tahsilatları, hapis hakkı gereğince davacılardan olan alacaklarına mahsup ettiğini belirtmiştir.
    Hemen belirtmek gerekir ki, Avukatlık Kanununun 166. maddesinde tanımlanan hapis hakkı, sadece vekalet ücreti alacakları ve yapılan giderler oranında kullanılabilir. Avukatın, müvekkili nam ve hesabına tahsil etmiş olduğu alacak ve değerlerden, ücret ve masraf alacağından fazla bir miktarını “hapis hakkı” adı altında elinde tutması, bu hakkın yasaya konuluş amacına aykırı olduğu gibi, avukatlık meslek kurallarına da aykırıdır. Aynı şekilde hapis hakkını kullanan avukatın, müvekkilin nam ve hesabına tahsil ettiği alacakları geciktirmeksizin iş sahibine bildirmesi, hangi işten dolayı ve ne miktarda ücret ve masraf alacağı olduğunu açıklaması ve konu ile ilgili karşı tarafı bilgilendirdikten sonra, alacağı oranında hapis hakkını kullanması gereklidir. Esasen bu durum, avukatın müvekkiline hesap verme yükümlülüğünün de tabii bir sonucudur. Nitekim, Avukatlık Kanununun 34. maddesinde, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık ünvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.” hükmü, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 43. maddesinde de, “Müvekkil adına alınan paralar ve başkaca değerler geciktirilmeksizin müvekkile duyurulur ve verilir.” hükmü bulunmaktadır.
    Öte yandan avukat, ancak muaccel olan vekalet ücreti alacakları yönünden hapis hakkını kullanabilir. Yasada avukatlık ücretinin ne zaman muaccel olacağı konusunda açık bir hüküm bulunmamakla beraber, Avukatlık Kanununun 171/1 maddesinde düzenlenen “Avukat üzerine aldığı işi kanun hükümlerine göre ve yazılı sözleşme olmasa bile sonuna kadar takip eder” ve “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi”nin 2. maddesinde düzenlenen “...avukatlık 2013/17664-2014/796
    ücreti, kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemler ücreti karşılığıdır” hükümleri gereğince vekalet ücreti alacağının, üstlenilen işin bitmesi ile muaccel hale geldiğinin kabulü gerekir. Bu kabule göre avukat, aksine sözleşme yoksa, işi sonuna kadar takip edip sonuçlandırmadan ücretini isteyemeyeceği gibi bu noktada hapis hakkını da kullanamaz.
    Hapis hakkı ile ilgili bu açıklamalardan sonra dava konusu olaya bakılacak olursa; davalı avukatın, davacılara vekaleten bir kısım tahsilatlar yaptığı ve bu tahsilatları, vekalet ücreti alacaklarına ilişkin hapis hakkını kullanmak suretiyle yedinde tuttuğu anlaşılmaktadır. Vekil, Borçlar Kanununun 392. maddesi hükmüne göre yaptığı iş sırasında vekil eden adına tahsil ettiği paraları zimmetinde tutmadan müvekkiline intikal ettirmek, vekil edenin adına veya yararına yaptığı tüm işlerin hesabını müvekkiline vermek zorundadır. Davalı avukatın, icra dosyasından tahsil ettiği paraların miktarı hakkında davalı müvekkillerine makul sürede bilgi ve hesap vermediği gibi, davacıların gerçek tahsilat miktarını icra dosyasından öğrenmesi üzerine davalı avukatı azil etmesinin haklı nedene dayandığının kabulü gerekir. Davalı avukat haklı olarak azil edildiğine göre, tam ücret talep etme hakkına sahip olmayıp, ancak bitirdiği işlerden dolayı hak ve nesafete göre ücret isteyebileği gözetilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
    2-Bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir
    SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 2.bent gereğince tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 24.30 TL harcın istek halinde davacıya, peşin alınan 94.30 TL harcın davalıya iadesine, 16.1.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi