Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2014/151
Karar No: 2016/395

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2014/151 Esas 2016/395 Karar Sayılı İlamı

Özet:


Yargıtay Dairesi, taksirle bir kişinin ölümüne neden olan sanığa verilen cezanın hapis cezasından para cezasına çevrilmesine yer olmadığına karar veren yerel mahkeme kararını isabetsiz bulup, bozdu. Ancak yerel mahkeme daha sonra tam kusurlu olduğu belirtilen sanık hakkında verilen hapis cezasının paraya çevrilmesine yer olmadığına hükmetti. Bu karar, ilk kararda yer almayan yeni ve değişik bir gerekçe olduğundan direnme kararı niteliğinde değil, yeni bir hüküm niteliğindedir. Bu nedenle dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay 12. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verildi.
Kanun Maddeleri: 5237 sayılı TCK'nun 85/1, 62/1 ve 53/6. maddeleri.
Ceza Genel Kurulu         2014/151 E.  ,  2016/395 K.

    "İçtihat Metni"


    Yargıtay Dairesi : 12. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Asliye Ceza
    Günü : 21.03.2013
    Sayısı : 1012-199

    Taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan sanık ..."ın 5237 sayılı TCK"nun 85/1, 62/1 ve 53/6. maddeleri gereğince 3 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına ilişkin, Antalya 3. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 06.06.2008 gün ve 1331-621 sayılı hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 19.06.2012 gün ve 23081-15394 sayı ile;
    "...Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
    Tüm dosya kapsamından taksirli eylemi sonucu uzaktan akrabası olan kişinin ölümüne neden olması sebebiyle üzgün olduğunu belirten, ölenin yakınlarının zararlarını gidermek için yaptığı girişimlerin karşı tarafın kabul etmemesi nedeniyle sonuçsuz kaldığı anlaşılan sanık hakkında, dosya kapsamı ile uyuşmayan yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden hapis cezasının para cezasına çevrilmesine yer olmadığına karar verilmesi” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
    Yerel mahkeme ise 21.03.2013 gün ve 1012-199 sayı ile;
    "...Sanığın suç tarihinde saat 10.00 sıralarında sevk ve idaresindeki resmi asfalt kamyonu ile seyir halindeyken kazanın meydana geldiği kavşağa geldiği, gidiş istikametine göre sola dönüş yaptığı sırada direksiyon hakimiyetini kaybederek sol taraftan yoldan çıkıp banketin yanındaki bahçe duvarına yaslanmış olarak duran ölene çarparak ölümüne sebebiyet verdiği, kazanın hemen sonrasında düzenlenen kaza tespit raporu, mahkemece yapılan keşif sonrasında düzenlenen uzman bilirkişi raporu ile trafik kazalarında ihtisaslaşmış Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğünce düzenlenen raporlar, kazada sanığın suç tarihinde büyük araç olan kamyonun yük ve teknik özelliklerini ve yolu daha önceden de gidip gelişi ve evin orada olması nedeniyle virajlı ve zeminin kısmen eğimli olduğunu bilmesine rağmen, hızını bu şartlara göre ayarlamayıp direksiyon hakimiyetini kaybederek tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölüme sebebiyet verdiği ve yolun dışındaki duvarın üstünde oturan ve kazanın oluşumuna katkıda bulunacak hiçbir hareketi olmadığı için ölenin kusursuz olduğu olayda, asli kusurlu olduğu anlaşılmış, sanığın aksi ispatlanamayan savunmasında yola aniden çocuk çıkması nedeniyle kazanın meydana geldiğine ilişkin beyanına, bilirkişi raporları içindeki tespit ve tanık ifadesinde; sanığın aracının hızını yola ve aracın teknik şartlarına uygun olarak ayarlamış olsaydı çocuk çıksa dahi kazanın oluşuna engel olabileceğinin anlatılması nedeniyle itibar edilmeyerek atılı suçtan cezalandırılması gerektiği, sanığın tam kusurlu olması, müdahillerin şikayetlerinin devam ediyor olması, sanığın olay öncesi ve sonrası tutum ve davranışı dikkate alınarak verilen cezanın paraya çevrilmesine yer olmadığı sonuç ve kanısına varıldığı" gerekçesiyle direnerek önceki hükümde olduğu gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir.
    Bu hükmün de sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24.10.2013 gün ve 271240 sayılı “bozma” istekli tebliğnamesi ile Yargıtay 12. Ceza Dairesine, Özel Dairece de Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; yerel mahkemece 5237 sayılı TCK’nun 50. maddesinin uygulanmamasına yönelik olarak gösterilen gerekçenin yasal ve yeterli olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de; Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca öncelikle yerel mahkeme kararının yeni hüküm niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
    Ceza Genel Kurulunun süreklilik kazanmış uygulamalarına göre şeklen direnme kararı verilmiş olsa dahi;
    a) Bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak,
    b) Bozma kararında tartışılması gereken hususları tartışmak,
    c) Bozma sonrasında yapılan araştırma, inceleme ya da toplanan yeni delillere dayanmak,
    d) İlk kararda yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak,
    Suretiyle verilen hüküm, direnme kararı olmayıp, bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni bir hükümdür. Bu nitelikteki hükmün temyiz edilmesi halinde ise incelemenin Yargıtay’ın ilgili dairesi tarafından yapılması gerekmektedir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    Yerel mahkemece, "sanığın olay öncesi ve sonrası tutum ve davranışı, maddi anlamda şikâyetçinin zararının tazmin edilmemiş olması ve cezanın uslandırıcı ve uyarıcı etkisinin uygulanması dikkate alınarak" şeklindeki gerekçeyle sanık hakkında verilen hapis cezasının paraya çevrilmesine yer olmadığına hükmolunduğu, hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Özel Dairece; sanık hakkında dosya kapsamı ile uyuşmayan yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden hapis cezasının para cezasına çevrilmesine yer olmadığına karar verilmesi isabetsizliğinden bozulduğu, bozmadan sonra yerel mahkemece önceki kararda yer almayan; "sanığın tam kusurlu olması, müdahillerin şikâyetlerinin devam ediyor olması, olay öncesi ve sonrası tutum ve davranışı dikkate alınarak" şeklindeki yeni ve değişik gerekçeyle hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
    Bu itibarla, yerel mahkemenin son uygulaması direnme kararı niteliğinde olmayıp, ilk hükümde yer almayan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurulmuş olması nedeniyle yeni hüküm niteliğindedir. Özel Daire denetiminden geçmemiş olan bu yeni hükmün doğrudan ve ilk kez Ceza Genel Kurulunca incelenmesi mümkün olmadığından, dosyanın temyiz incelemesi için Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
    SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle,
    Antalya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.03.2013 gün ve 1012-199 sayılı kararı yeni hüküm niteliğinde olduğundan, dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.11.2016 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi