Abaküs Yazılım
20. Hukuk Dairesi
Esas No: 2016/876
Karar No: 2017/6986

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2016/876 Esas 2017/6986 Karar Sayılı İlamı

20. Hukuk Dairesi         2016/876 E.  ,  2017/6986 K.

    "İçtihat Metni"


    Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ..., davalı Hazine ve davacı Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

    K A R A R

    Kadastro sırasında, 672 parsel sayılı taşınmaz 393286,09 m2 yüzölçümü ve “fıstıklık” vasfıyla tespit edilmiş, kadastro tutanağın edinme sütununda, 6831 sayılı Kanunun 1744 sayılı Kanunla değişik 7. maddesine göre kurulan orman kadastro komisyonunca orman tahdit sınırları içine alındığı ancak sayılı kesinleşmiş kararı ile bu sınırlandırmanın iptal edildiğinden söz edilerek sınırında bulunan 547 parsele uygulanan 1938 tarih ve 242, 250, 256, 258, 259, 260, 261 tahrir numaralı vergi kayıt miktar fazlası olarak Hazine adına tespit edilmiştir.
    Orman Yönetimi vekili dava dilekçesiyle;ormanlarının tahdidinin 1945 yılında 5. nolu Orman Tahdit Komisyonu tarafından 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapıldığını ve 13/12/1945 tarihinde ilân edilerek kesinleştiğini, 1945 yılında yapılan bu çalışmada 1139 hektarlık Devlet ormanının tahdidi ile beraber bu Devlet ormanına bitişik 600 hektarlık adı altında bir özel orman sınırlandırılmasının da yapıldığını, 1980 yılında 17 nolu Orman Kadastro Komisyonunun 2 nolu ekibince 3116 sayılı Kanuna göre yapılan tahdidin aplikasyonu ve 1744 sayılı Kanunun 2. madde uygulamasının yapıldığını ve 12/06/1980 tarihinde ilân edildiğini, bu çalışmada 17 numaralı Orman Kadastro Komisyonunun 2 nolu ekibi tarafından 1945 yılından 5 nolu tahdit komisyonu tarafından 3116 sayılı Kanuna göre özel orman olarak sınırlandırılan “adı ile Devlet ormanı olarak sınırlandırdığını, ancak bu karara askı ilan süresi içerisinde 46 hektar yüzölçümlü eski bir tapu kaydına dayanarak 17 adet orman sınırlandırmasına itiraz davası açıldığını, bu davalarda mahkemece 46 hektar kök tapu kaydına dayanarak kabul kararı verdiğini, ancak kadastro mahkemesince verilen bu kararların incelenmesinde dayanılan kök tapu kaydı alanının 46 hektar olmasına rağmen kadastro mahkemesince 197 hektarlık alanda ikinci sınırlama işleminin iptal edildiğini ancak esasında dayanılan kök tapu kayıt miktarının 46 hektar olduğunu, 1980 yılında dava açılmayan 403 hektarlık alanda Devlet ormanı olarak yapılan sınırlamanın kesinlik kazandığı ancak kadastro mahkemesi kararlarında yaklaşık-tahmini olarak alan ve sınırları belirtilen taşınmazlar hakkında verilen kararların herhangi bir teknik veri ve infaza elverişli harita ve krokiye bağlanmadığından iş bu kararların (Dikili Kadastro Mahkemesi kararlarının) arz üzerine uygulamasının yapılamadığını, yörede 2010 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda toplam



    206,8 hektarlık alanın 44 adet parsel olarak şahıslar adına fıstık çamlığı vasfıyla tespit gördüğünü, 179,6 hektar alanın 15 adet parsel olarak adına fıstıklık vasfıyla tespit gördüğünü, 37,9 hektarlık alanın 1 adet mera parseli olarak orta malı vasfıyla tespit gördüğünü, 50,7 hektarlık alanın da 5 adet parsel olarak davalıdır şerhiyle askıya çıktığını tespit ettiklerini, ancak bu bölgede kesinleşen mahkeme kararı sayısının 17 adet olduğunu ancak bu kararların kadastro ekiplerince incelenmediği ve hiç yokmuş gibi davranılarak bölgede vatandaşlar ve adına tespitler yapıldığını ancak bu tespitlerin yerine mevcut mahkeme kararları uygulanmak suretiyle çalışma yapılması gerektiğini, hektar kök tapu kaydı dışında kalan kısımlarında herhangi bir sahiplik belgesi bulunmadığı için sahipsiz fıstık çamlıklarının Devlet ormanı olduğunun tartışmasız olduğunu, ayrıca kadastro ekibi tarafından yapılan çalışmada tespiti yapılan toplam alanın 475 hektar olduğu ancak kesinleşen 3116 sayılı Kanun uygulamasında ve 1744 sayılı Kanun uygulamasında özel orman olarak ilân edilen alanın 600 hektar olduğu halde aradaki fark hakkında resmi bir açıklama yapılmadığını, 1744 uygulaması ile kesinleşen ve Devlet ormanı olması gereken yerlerin de adına tespit gördüğünü, söz konusu alanda fıstıkçamı, kızılçam, meşe karışımı şeklinde meşçere karışıklığı da olduğunu beyanla parsel sayılı taşınmazların davalı adına yapılan tespitinin iptalini, taşınmazların orman niteliği ile adına tespit ve tescilini talep ve dava etmiş, Orman Yönetiminin 672 parsel dışındaki 667, 668, 669, 671 ve 673 parsellere yönelik davaları bu dosyadan tefrik edilmiştır.
    Birleştirilen dosya davacıları ..., ... ve ..."ün 2010/44 Esas sayılı dosyadaki 09/03/2010 tarihli dava dilekçesi intikal ettiğini,de kendine intikal eden yerin 6.966,00 m² bölümünü ..."a, 6.966,00m² bölümünü ..."a, 6.966,00 m² bölümünü ..."e, 6.966,00m² bölümünü da kendi hissesini ..."a satıp devir ettiğini, 1983/237 Esas sayılı dosyası ile bu yerlerin sahipli fıstıklık olduğuna kesin olarak karar verildiğini (1744 tahtidinin iptali yönünde verilen kararın bu taşınmazlarıda kapsadığını) müvekkillerinin uzun zamandır zilyetliğinde bulunan taşınmazların Hazine adına yapılan tespitinin iptali ile adlarına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
    Birleştirilen dosya davacısı ..."in birleştirilen 2010/45 Esas sayılı dosyadaki 09/03/2010 tarihli dava dilekçesi ile; parselin ..., ..., ..., ... ve 547 parselle çevrili 338.000,00 m² kısmının müvekkilinin murislerine aitken onların ölümü ile müvekkiline intikal ettiğini, bu yerin 547 parselden miktar fazlası olarak adına tespit edildiğini, yapılan tespitin hatalı olduğunu, taşınmazın dayanak vergi kayıtları bulunduğunu, bu kayıtların sabit sınır içerdiğini, sınıra itibar edilmesi gerektiğini, ayrıca Mahkemesinin 1983/237 Esas sayılı dosyası ile bu yerlerin sahipli fıstıklık olduğuna kesin olarak karar verildiğini(1744 tahtidinin iptali yönünde verilen kararın bu taşınmazlarıda kapsadığını), 672 sayılı parselin müvekkillerinin uzun zamandır zilyetliğinde bulunan 338.000,00 m² kısmının dına yapılan tespitinin iptali ile adlarına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
    Birleşen dosya davacısı ... 2010/46 Esas sayılı dosyaya sunduğu 09/03/2010 tarihli dava dilekçesi ile;ölümü ile 27.864,00m² yerin oğlu ..."ya initakal ettiği, ..."nın bu yeri oğlu ..."ya sattığı, sayılı dosyası ile bu yerlerin sahipli fıstıklık olduğuna kesin olarak karar verildiğini(1744 tahtidinin iptali yönünde verilen kararın bu taşınmazlarıda kapsadığını) müvekkilinin uzun zamandır zilyetliğinde bulunan yerin Hazine adına yapılan tespitinin iptali ile adlarına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
    Mahkemece, birleşen dosyalar üzerinden yapılan yargılama sonucu; Dosyada mübrez, 27/07/2015 tarihli bilirkişi heyet raporunun tespitleri ve 26/06/2015 tarihli fen bilirkişisinin ifraz raporu doğrultusunda;



    Davacı avasının(Kök 2010/39 Esas) reddine,
    Davacı ..."in davasının (Birleşen 2010/45 Esas) reddine,
    Davacılar ..., ... ve ..."ın davalarının(Birleşen 2010/44 Esas) kabulüne,
    1 tanzim edilen rapor ve ekinde kayıtlı (A) ile işaretli, 9.119,39 m² hesaplanan yerin “orman sayılmayan” yer olduğunun tespitine, bu yerin 672 parselden ifrazı ile adanın son parseli olarak “fıstıklık” niteliği ile .. adına tespit ve tesciline,
    aynı rapor ve ekinde kayıtlı, (B) ile işaretli, 7.341,45 m² hesaplanan yerin “orman sayılmayan” yer olduğunun tespitine, (b) ile işaretli bu yerin 672 parselden ifrazı ile adanın son parseli olarak “fıstıklık” niteliği ile ... ) adına tespit ve tesciline,
    aynı rapor ve ekinde kayıtlı (C) ile işaretli, 7.162,63 m² hesaplanan yerin “orman sayılmayan” yer olduğunun tespitine, (c) ile işaretli bu yerin 672 parselden ifrazı ile adanın son parseli olarak “fıstıklık” niteliği ile ...adına tespit ve tesciline,
    aynı rapor ve ekinde kayıtlı (D) ile işaretli, 7.479,60 m² hesaplanan yerin “orman sayılmayan” yer olduğunun tespitine, (d) ile işaretli bu yerin 672 parselden ifrazı ile adanın son parseli olarak “fıstıklık” niteliği ile . adına tespit ve tesciline,
    aynı rapor ve ekinde kayıtlı (E) ile işaretli, 27.350,64 m² hesaplanan yerin “orman sayılmayan” yer olduğunun tespitine, (e) ile işaretli bu yerin 672 parselden ifrazı ile adanın son parseli olarak “fıstıklık” niteliği ile . adına tespit ve tesciline,
    672 parselin “orman sayılmayan” yer olduğunun tespitine, parselden ifrazına karar verilen alan ve miktarları çıktıktan sonra 672 parsel sayılı taşınmazın; değişen alan ve miktarı ile fıstıklık niteliği ile tespit gibi adına kayıt ve tesciline karar verilmiş hüküm, davacı Orman Yönetimi, birleştirilen dosya davacısı ... ve davalı Hazine vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
    Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
    Yörede, 3116 sayılı Kanuna göre yapılıp 13/12/1945 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu daha sonra 6831 sayılı Kanuna göre yapılıp 12/06/1980 tarihinde ilân edilen orman kadastrosu ve 1744 sayılı Kanun ile değişik 2. madde çalışması bulunmaktadır.
    Mahkemece, yazılı şekilde Orman Yönetiminin ve davacı ...’in davasının reddi, diğer davacıların davasının kabulü yolunda hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; dava konusu parselin bulunduğu bölgenin 3116 sayılı Kanuna göre 1945 yılında yapılan orman tahdidinde özel orman olarak sınırlandırılmasına karar verilmiştir. Daha sonra 12/06/1980 yılında ilân edilen orman tahdidinde ise bu bölgenin tamamı 4785 sayılı Kanun gözetilerek “Devlet Ormanı” olarak sınırlandırılmış ise de toplam 17 adet dava dosyasına konu olan yerler hakkında 1980 yılında yapılan bu sınırlandırma kesinleşen kararları ile iptal edilmiştir.
    Buna göre det olan kesinleşen kararlarının kapsamı dışında kalan alanların 12/06/1980 tarihinde ilân edilen ve 4785 sayılı Kanun gözetilerek yapılan orman tahdidinde sınırlandırıldıkları gibi “Devlet Ormanı” nitelikleri kesinleşmiştir. 12/06/1980 tarihinde ilân edilen tahdide karşı dava açılan ve hükmen iptal edilen yerler yönünden ise halen ayakta ve geçerli olan 3116 sayılı Kanuna göre yapılıp 13/12/1945 tarihinde ilân edilen orman tahdidi olup, bu sınırlandırmaya göre de bu alan içinde kalan yerler özel orman olarak sınırlandırıldıkları için bu yerlerin özel orman nitelikleri kesinleşmiştir. Davaya konu parselin 1945 yılında ilan edilen tahditte özel orman alanı olarak sınırlandırılan 600 hektarlık alan içinde, daha sonra 4785 sayılı Kanun gözetilerek yapılan ve 12/06/1980 yılında ilan edilen orman tahdidinde ise “Devlet Ormanı” olarak sınırlandırılmış alan içinde olduğu tartışmasızdır. Uyuşmazlık konusu olan husus,

    dava konusu parselin kadastro tespitinin edinme sütununda yazıldığı gibi orman tahdidine itiraza konusayılı kararında tahdit dışına çıkartılan taşınmazın kapsamı içinde yer alıp almadığıdır.
    Anılan mahkeme kararının kapsamı içinde ise dava konusu parsel özel orman, dışında ise Devlet ormanı niteliğinde olacaktır. Yani bir başka anlatımla, her halükarda parselin orman ile ilişkisi mevcuttur.
    Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında ise davaya konu parselin kadastro tespitinin edinme sütununda sözü edilen ve 12/06/1980 tarihinde ilân edilen orman tahdidine itiraza ilişkin sayılı kararında “…6831 sayılı Kanunun 1744 sayılı Kanunla değişik 7. maddesine göre kurulan orman kadastro komisyonunun “1981/52-1 ve 2” nolu kavgalı taşınmazla ilgili ikinci sınırlama işleminin iptaline…” denilerek 12/06/1980 tarihinde ilân edilen orman tahdidini “1981/52-1 ve 2” olarak belirtilen veya tanımlanan taşınmaz yönünden iptal etmiştir. Bir başka anlatımla, anılan kararda 12/06/1980 yılında ilân edilen tahdit “1981/52-1 ve 2” numara olarak belirtilen taşınmazlarla sınırlı olarak iptal edilmiştir. Bu kararın doğal sonucu olarak, “1981/52-1 ve 2” nolu olarak belirtilen taşınmaz 1945 yılında ilân edilen tahdit nedeniyle eskisi gibi özel orman niteliğine dönmüştür. Çünkü bu yer 1945 yılında yapılan tahditte özel orman olarak sınırlandırılan alan içindedir ve bu tahdit iptal edilmediğinden halen ayaktadır.
    Diğer yandan “1981/52-1 ve 2” nolu olarak belirtilen taşınmazların kapsamı dışında kalan yerler ise (ve diğer tahdide iptal davalarının kapsamı dışında kalan yerler) 4785 sayılı Kanun gözetilerek yapılan ve 07/11/1980 yılında ilan edilen orman tahdidinde Devlet Ormanı olarak sınırlandırılan alan içinde kalmaktadır. Zira, 4785 sayılı Kanun gözetilerek 07/11/1980 tarihinde ilân edilen orman tahdidi bir bütün olarak iptal edilmemiştir; sadece toplamda 17 adet olan dava dosyalarına konu taşınmazlar yönünden iptal edilmiştir.
    Bu nedenleyılında verilen kararların kapsamı dışında kalan yerler yönünden 4785 sayılı Kanun gözetilerek yapılan orman tahdidi kesinleşip, bu tahdidi iptal için öngörülen hak düşürücü süreler de geçtiğinden, 07/11/1980 tarihinde ilân edilen orman tahdidine itiraza ilişkin kesinleşen kararlarının kapsamı dışında kalan taşınmazların tapu veya zilyetlik yoluyla özel mülke dönüşmesi olanağı bulunmamaktadır.
    Her ne kada sayılı ve 12/06/1980 tarihinde ilân edilen orman tahdidinin iptaline dair kararında; tahdidin iptaline konu taşınmaz yönünden; atıf yapılan herhangi bir bilirkişi raporu bulunmamakta ise de anılan kararda davaya konu taşınmaz “1981/52-1 ve 2” nolu olarak belirtilmiş ve kararın hüküm fıkrasında dava konusu taşınmaz bunun dışında hudut, miktar veya başka bir belirleme ile tanımlanmamıştır. Daha önce dairece temyiz incelemesi yapılan aynı nitelikteki Dikili Kadastro Mahkemesinin içindeki dayanak asliye hukuk mahkemesi dosyalarından mahkemenin hüküm fıkrasında tahdide itiraza konu taşınmazları belirttiği rakamsal ifadelerin mahkemenin bozma öncesi esasının yanına orman tahdidine konu taşınmazlara bilirkişi tarafından verilen numaralandırma olduğu anlaşılmıştır. Yani, anılan krokide orman tahdidine itiraza konu taşınmazlar mahkeme esas sayısı ve bu sayının yanına taşınmaza numara verilerek işaretlenmiştir. Bozma sonrası yapılan keşifte ise bilirkişiler tarafından krokili uygulama yapılmamıştır.
    Bu durumda, mahkeme hüküm fıkrasında davaya konu yer olarak belirtilen taşınmazların bozma öncesi keşifte görev alan fen bilirkişi tarafından hazırlanan krokide gösterilen yerler olduğu sonucu zorunlu olarak çıkmaktadır. Dolayısıyla 12/06/1980 tarihinde ilân edilen orman tahdidinin iptaline dair sayılı kararına konu taşınmazların,. sayılı (Dairenin 2014/6956 – 2015/4079 sayılı) dosyası içinde yer alansayılı dosyası içinde bulunan fen bilirkişi tarafından hazırlanan 22/09/1981 tarihli 1/10000 ölçekli krokide gösterilen taşınmazlar olduğu anlaşılmaktadır.
    3402 sayılı Kanunun “Tapu kayıtları ile diğer belgelerin kapsadığı yeri tayinde” başlıklı 20/A maddesinde “Kayıt ve belgeler, harita, plan ve krokiye dayanmakta ve bunların yerlerine uygulanması mümkün bulunmakta ise harita, plan ve krokideki sınırlara itibar olunur.” denilmiştir. Her ne kadar

    mahkemenin gerekçesinde infaza elverişli ölçekli kroki bulunmadığı kabul edilmiş ise de; yukarıda da belirtildiği gibi daha önce temyiz incelemesi yapılan(Dairenin 2014/6956 – 2015/4079 sayılı) dosyası içinde yer alasayılı dosyası içinde bulunan fen bilirkişi tarafından hazırlanan 22/09/1981 tarihli kroki 1/10000 ölçekli olup infaza elverişlidir. Buna göre, somut olayda orman tahdidinin iptaline konu taşınmazın kapsamının 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20/A maddesi uyarınca bu krokiye göre belirlenmesi zorunludur. Ancak hükme dayanak fen bilirkişinin uygulamasında, bu kroki ile kadastro paftası ölçekleri eşitlenerek uygulanmamıştır.
    Bundan başka, mahkemece kurulan hüküm mahkemenin kabulü ile de çelişkilidir. Şöyle ki; mahkemece davaya konu parselin sayılı kararı kapsamında kaldığı kabul edilmiştir. Yukarıda da belirtildiği gibi dava konusu taşınmazın bulunduğu alan 1945 yılında yapılan orman tahdidinde “Özel Orman” olarak sınırlandırılmıştır. Daha sonra 4785 sayılı Kanun gözetilerek 07/11/1980 tarihinde ilân edilen orman tahdidinde “Devlet Ormanı” olarak sınırlandırılmış ise de gerçek kişilerin açtıkları tahdide itiraz davasıyla sayılı kararı ile 07/11/1980 tarihinde ilân edilen tahdit dava konusu “1981/52-1 ve 2” ile belirtilen yer yönünden iptal edilmiştir. Bu durumda, dava konusu parselin tamamının kesinleşen kararında geçen ve “1981/52-1 ve 2” sayılarıyla belirtilen taşınmazlar içinde kaldığı kabul edilse dahi, davaya konu parsel yönünden halen ayakta ve geçerli olan 3116 sayılı Kanuna göre yapılıp 13/12/1945 tarihinde ilân edilen orman tahdididir. Her ne kadar davacı Orman Yönetimi dava konusu taşınmazın Devlet Ormanı vasfıyla tescili istemiyle dava açmış ise de çoğun içinde az da vardır kuralı gereğince, taşınmazın özel orman vasfında olduğunun gözetilmemiş olması doğru olmamıştır.
    O halde doğru sonuca varılabilmesi için; mahkemece öncelikle sayılı kararının uygulandığı başka parsel veya parsellerin bulunup bulunmadığı tespit edilerek, varsa bunların tutanak örnekleri getirtilmeli, şayet bunlardan eldeki dosya gibi davalı olan parseller varsa eldeki dava ile birleştirilmeli, daha sonra dava konusu parseli ve geniş çevresini gösterir orijinal kadastro paftası ile orman tahdidine itiraza ilişkin sayılı dosyası getirilmeli, şayet anılan dosya içinde hükme dayanak kroki bulunmadığı takdirde orman tahdidine itiraz davasına konu taşınmaz mahkeme kararında numaralandırıldığı için hükme dayanak krokinin olması gerektiği gözetilerek mahkeme kararına dayanak kroki sıkı bir şekilde araştırılarak dosyaya celbedilmeli, bundan sonra önceki keşifte görev almayan bir orman ve iki harita mühendisi bilirkişi kurulu eşliğinde yapılacak keşifte sayılı dosyasında hükme dayanak kroki bulunduğu takdirde bu kroki, şayet anılan dosya içinde hükme dayanak kroki bulunmadığı takdirde daha önce temyiz incelemesi yapılan sayılı dosyası içinde bulunan fen bilirkişi tarafından hazırlanan 22/09/1981 tarihli 1/10000 ölçekli krokide eldeki davaya konu taşınmaz gösterildiği için bu kroki ile kadastro paftası ölçeklerinin eşitlenip çakıştırılması suretiyle kesinleşen mahkeme kararı kapsamında kalan taşınmaz kuşkuya yol açmayacak şekilde zeminde ve kadastro paftası üzerinde belirlenmeli, yine Harita mühendisi bilirkişilerden 12/06/1980 yılında ilan edilen orman tahdidine itiraza ilişkin Mahkemesinin toplam 17 adet olan kesinleşen kararları kapsamında kalan taşınmazlar, mahkeme esas sayısı ve anılan 17 adet dava dosyası dayanak yapılarak, tespit edilen parsellerin sayıları da belirtilerek kadastro paftası üzerinde gösterecek birleşik kroki alınmalı ve sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
    Bu cümleden olarak; yapılacak uygulamada şayet davaya konu parselin tamamının kesinleşen mahkeme kararına dayanak bu kroki içinde kaldığı saptandığı takdirde, dava konusu parselin bu durumda özel orman olarak sınırlandırılan alan içinde kaldığı gözetilerek ve çoğun içinde az da vardır kuralından hareketle, Orman Yönetiminin davasının kısmen kabulüne ve tutanağın beyanlar hanesine 1945 yılında kesinleşen orman tahdidinde özel orman olarak belirlenen saha içinde kaldığı yönünde şerh ile birlikte niteliği “Fıstık çamlığı” olarak düzeltilerek davalı gerçek kişiler adına tapuya kayıt ve

    tesciline karar verilmelidir. Şayet davaya konu parselin bir bölümümün kesinleşen mahkeme kararına dayanak kroki içinde kaldığı tespit edilirse, kroki kapsamı içinde kalan bölüm yönünden yukarıda belirtildiği gibi hüküm kurulmalı, kroki kapsamı dışında kalan bölüm yönünden ise Orman Yönetiminin davası kabul edilerek bu bölümün Devlet Ormanı vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmelidir. Son olarak dava konusu parselin tamamının kesinleşen mahkeme kararına dayanak olan kroki kapsamı dışında kaldığı tespit edildiği takdirde ise davacı Orman Yönetiminin davası kabul edilerek parselin tamamının Devlet ormanı vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve uygulama ile yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
    Bundan başka davacı ... dava konusu 672 parselin olarak gösterilen kısımları hariç tamamını kullandığı, eklemeli olarak tespit tarihinden önceye dayalı 20 yılı aşkın süredir zilyetliğinin bulunduğu, toplanan deliller ile subuta ermiş ise de;davacı adına aynı çalışma alanı içinde 547 sayılı parselin tespit edildiği, parselin 139.000,00 m² kısmının 1938 tarihli tahrir vergi kayıtlarına istinaden belgeli zilyetlikten, 100.000,00 m² kısmının ise salt zilyetlikten tespit edildiği, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesine göre kayıt miktarını aşan talebi açısından 100.000,00 m² hakkını dolduran davacı adına başka bir tespit yapılamayacağının kanunla düzenlendiği belirtilmiş ise de; 547 parselin davalı olduğu davacı adına yapılan tespitin kesinleşmediğinin gözetilmemiş olması da doğru değildir.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı Orman Yönetimi ile ... ve davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 28/09/2017 günü oy birliği ile karar verildi.





    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi