10. Hukuk Dairesi 2017/437 E. , 2018/2432 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalılık süresinin tespiti ve yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Mahkemenin uyma kararı verdiği Dairemizin bozma kararında "davacının, başkaca prim ödemeleri yanında ...’ya gönderildiği belirtilen icra dosyası ile yapılan takip sonucu 1993 yılı 6, 7, 8 ve 11. aylar, yine 1994 yılı 4, 7 ve 8. aylarda yapılan prim tahsilatının bulunduğu, 1479 sayılı Yasanın Ek-19. maddesi gereğince 31.07.1997 tarihi itibarıyla durdurulan sigortalılık süresinden 2338 günün primi ödenerek ihya edildiği; 31.03.2011 tarihli prim cetveline göre 24.08.1982 – 28.04.1983, 09.05.1983 – 20.07.1983 ve 19.03.1986 tarihinden itibaren 25 yıl 10 ay 27 gün sigortalı sayılırken, 506 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılık sürelerinin sonradan bildirilmesi üzerine, 24.08.1982 – 28.04.1983, 09.05.1983 – 20.07.1983 ve 19.03.1986 – 08.07.1999 ve 10.04.2003 – 31.10.2007 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı sayıldığı; buradan, çakışan dönemde 506 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılık geçerli sayılıp, sonraki oda ve sicil kaydı olan dönemlere Bağ-Kur sigortalılığı verilmediği....davacının icra yoluyla prim ödemeleri bulunmakta olup, bu primlerin ödeme tarihleri itibarıyla karşıladığı süre Kurumdan sorularak sigortalılık süresinde gözetilmeli.... Yine, prim borcu nedeniyle 1479 sayılı Yasanın Ek-19. maddesi gereğince durdurulup sonradan ihya edilen dönemler Kurum’dan sorularak belirlenmeli; uyuşmazlık konusu dönemlerden oda ve sicile kayıtlı olduğu süreler için vergiden muafiyete ilişkin kaydının bulunup-bulunmadığı vergi dairesinden sorulmalı, anılan dönemlerde kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasının bulunup-bulunmadığı yöntemince araştırılmalı, yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler gözetilerek sigortalılık verilecek süre şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenip
sigortalılık süresi ve yaşlılık aylığı istemine ilişkin olarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olduğu " belirtilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297’nci maddesinde; “...taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmüne yer verilmiştir. Hükümlerin çelişkiden uzak ve infaza elverişli olması, gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gerekir.
Mahkemece, önceki bozma kapsamında, davalı Kurumun kabulünde olan 1479 sayılı Yasa kapsamında (24.08.1982-28.04.1983), (09.05.1983-20.07.1983), (19.03.1986-08.07.1999), (10.04.2003-31.10.2007) ve askerlik borçlanması olan (03.11.1983-03.05.1985) dönemi ile (09.07.1999-10.09.2001) 4/1-a kapsamı dışında hangi sürelerin sigortalılık süresi (dönem ve tarih) olarak kabul edildiğinin belirlenerek tahsis talebinin buna göre değerlendirilmesi gerekirken, davacının sigortalılık süresi dönemleri ve tarihleri belirlenmeden yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda, açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutularak hükümde, kabul edilen infaza elverişli sigortalılık süresi (dönem ve tarihler) belirlenerek ve sonucuna göre tahsis talebi hakkında karar vermek gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma kapsamına göre sair hususlar incelenmeksizin, 22.03.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.