17. Hukuk Dairesi 2015/8853 E. , 2018/8821 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hüküm davacı ve davalı ... vekillerince temyiz edilmiş, davacı vekilince de duruşma talep edilmiş olmakla duruşma için tayin edilen 09.10.2018 Salı günü davacı ve vekili Av. ... ile davalı ... vekili Av. ... geldiler. Diğer davalı tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf vekilleri ve davacı asil dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu ... hakkında takip başlatıldığını, takibin semeresiz kaldığını, mal kaçırma amacı ile dava konusu taşımazını 04.11.2009 tarihinde davalı arkadaşı Egemen"e devrettiğini belirterek, bu tasarrufun iptalini istemiştir.
Davalı ... vekili, tasarruf tarihinde borçlunun böyle bir borcu olmadığını, müvekkilinin taşınmazı banka kredisi ile satın aldığını belirterek haksız açılan davanın reddi gerektiğini belirtmiştir.
Davalı borçlu ... vekili, tasarrufun 04.11.2009 tarihinde yapıldığını borç kaynağı bononun ise bu tarihten sonra 28.04.2013 tarihinde düzenlendiğini belirtmiştir.
Mahkemece, davaya esas İcra Müdürlüğü"nün 2014/2470 Sayılı dosyadaki senedin tanzim tarihi olan 28.4.2013 tarihinden geriye doğru (İİK 278/2, 279/1 ve 280/1 maddeleri gereğince) iki yıldan çok önce 4.11.2009 tarihinde satışın gerçekleştiği gözetilerek pasif husumet olmadığından bahisle her iki davalı hakkındaki davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK"nun 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davasına ilişkindir.
1-İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Bu davaların görülebilmesi için, diğer dava koşullarının yanında tasarrufun iptali istenilen işlemin borcun doğumundan sonra gerçekleşmiş olması gerekmektedir
Somut olayda, dava dayanağı takip dosyasındaki alacağa ilişkin bono 28.04.2013 tarihinde düzenlenmiştir. İptali istenilen tasarruf ise 04.11.2009 tarihinde gerçekleşmiştir. Prensip olarak borcun bononun tanzim tarihinde doğduğu bir karine olup borcun daha önceden doğduğu alacaklı tarafından ispatlanması mümkündür. Davacı alacaklı, borcun 28.04.2013 tarihinden önce doğduğu yönünde, 07.08.2008 tarihinde düzenlenen alacaklı ve ... İnşaat Turizm San. ve Tic. AŞ ile imzalanan ... satış sözleşmesini, yine anılan şirket tarafından bu sözleşme gereği düzenlenmiş borç ihtiva eden tanzim tarihi olmayan 31.03.2009 vadeli belgeyi sunmuştur. Dosya içerisindeki kayıtlardan borçlunun 04.11.2009 tarihinde ve sonrasında da ... İnşaat Turizm San. ve Tic. AŞ yöneiminde yer alan ortağı olduğu, belirtilen belgelerde imzası olmamakla birkte imzaların şirketin diğer temsilcisi borçlunun kardeşi tarafından atıldığı sabittir. Davacı alacaklı ayrıca borcun bu sözleşmeden doğduğu yönünde tanık dinletmek üzere tanık listesi vermiş ancak bu tanıklar dinlenmemiştir. Öte yandan davalı borçlu, sözleşmelerde imzası olmadığından bu sözleşme gereği borçlu olmadığını savunmuş olmasına rağmen borcun hangi ilişkiden kaynaklandığı yönünde bir açıklamada getirmemiştir.
Yapılacak iş, mahkemece, gerekirse konusunda uzman bilirkişi aracılığı ile dava dışı ... İnşaat Turizm San. ve Tic. AŞ"nin ticari defterlerini inceyelerek böyle bir sözleşme gereği anılan şirketin davacı alacaklıya borcu olup olmadığı araşıtırmalı, ayrıca davacı alacaklının borç kaynağı vakıaların ispatı yönünde ismini verdiği tanıklarını dinleyerek oluşacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
2-Kabule göre ise, tasarufun borcun doğumndan önce gerçekliştiği dolayısı ile dava ön koşul yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken pasif husumetten reddi isabetsiz ise de AAÜT"nin 7/2 maddesine göre maktu vekalet ücretine hükmedilmesi yerindedir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentlerda açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kısmen reddi ile sair yönler incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA, 1.630,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı ..."ya verilmesine, 1.630,00 TL vekalet ücretinin davalı ..."dan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı alacaklı ve davalı ..."ya geri verilmesine 09.10.2018 gününde oybirliğiyle karar verilmiştir.