1. Hukuk Dairesi 2017/1151 E. , 2017/4248 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ ADLİYE MAHKEMESİ 2.HUKUK DAİRESİ
... Bölge Adliye Mahkemesi 2.Hukuk Dairesinin görevsizliğine dair verdiği karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."nün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Davacı, 181 ada 1 ve 1/A parsel sayılı, ... ... ... ... Vakfından icareli bostan nitelikli taşınmazların 24"erden 96/720 payının Yani oğlu ..., Yani kızı ..., Yani Kızı ..., ... oğlu Yani, 42/720 payının Yani kızı ..., 18/720 payının ... oğlu ..., 6/720 payının ... Kızı ... ve 8/720 payının ... kızı ... adlarına kayıtlı iken, adı geçenlere ulaşılamaması sebebiyle ... Defterdarı’nın kayyım tayin edildiğini, 5737 sayılı Yasanın 17.maddesi uyarınca taşınmazın vakfı adına tescili gerektiğini ileri sürerek mutasarrıflar hakkında gaiplik kararı verilmek suretiyle, kayıt malikleri adlarına olan tapu kaydının iptali ile vakfı adına tescile karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 5737 sayılı kanunun 17. maddesi koşulları gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm yasal süresi içinde temyiz edilmediğinden 21.10.2013 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı 14.08.2015 tarihli dilekçesi ile; davanın kabul edildiğini, ancak kararda 24"erden 96/720 payın Yani oğlu ..., Yani kızı ..., Yani Kızı ..., ... oğlu Yani, 42/720 payın ... kızı ... ve 8/720 payın ... kızı ... adına kayıtlı toplam 146/720 payın hüküm altına alındığını, oysa taleplerinin 170/720 olduğunu, bir kısım payın gerekçeli kararda yazılmadığını, eksik yazılan payların düzeltilmesini istemiştir.
Mahkemece 31.10.2016 tarihinde tavzih talebinin reddine karar verilmiştir. Tavzih talebinin reddine ilişkin kararın itirazı üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi 20.12.2016 tarih 2016/31 Esas 2016/38 Karar sayılı kararında “...6100 sayılı HMK"nın 341. maddesi uyarınca, tavzih talebinin reddine ilişkin mahkeme kararı nihai karar niteliği taşımadığından, nihai karar tarihinin ise Bölge Adliye Mahkemelerinin görevinin başladığı 20/07/2016 tarihinden öncesine ilişkin olduğundan, bu durumda tavzih veya tashih kararlarının nihai karar olan asıl kararın kanun yoluna tabi olduğu, 6100 sayılı HMK"nın geçici 3. maddesi gereğince dosyasının Yargıtay ilgili dairesince değerlendirilmesi gerektiğinden, dosyanın Yargıtay ilgili dairesine gönderilmek üzere ön inceleme neticesinde yerel mahkemesine geri çevrilmesine...” gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
Bilindiği üzere; 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 341. maddesi uyarınca “İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir”. Kanunun geçici maddesine göre de “Bölge adliye mahkemelerinin, 26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete"de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur” şeklindedir.
5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 25 ve Geçici 2.maddeleri uyarınca kurulan Bölge Adliye Mahkemeleri, 07.11.2015 tarih ve 29525 sayılı Resmi Gazete"de yayımlanan karar ile 20.07.2016 tarihinden itibaren tüm yurtta göreve başlamıştır. 6100 sayılı HMK"nun Geçici 3.maddesinin 2.fıkrası uyarınca; Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden sonra verilen kararlar hakkında, istinaf yoluna başvurulabilir.
Ancak, 6100 sayılı HMK"nun 373/4 maddesi; "Yargıtayın bozma kararı üzerine ilk derece mahkemesince bozmaya uygun olarak karar verildiği takdirde, bu karara karşı temyiz yoluna başvurulabilir." hükmünü, Geçici 3/2 maddesi; "Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez." hükmünü içermektedir.
Yukarıda açıklanan yasa maddelerinin düzenleniş amacı, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlara karşı Yargıtay yoluna başvurulmasını ve karar kesinleşinceye kadar kanun yolu denetiminin Yargıtay tarafından yapılmasını sağlamaktır. Diğer bir anlatımla, Yargıtay’ın verdiği bozma kararları üzerine verilen kararların tekrar Yargıtay denetiminden geçmesi, eş söyleyişle Yargıtay kararının istinaf yolu ile denetlenmesinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır.
Öte yandan, tavzih talebinin kabulüne veya reddine ilişkin kararlarla ilgili kanun yoluna başvurulması halinde, tavzih kararı ile hükmün değiştirilip değiştirilmediği, denetlenmiş olur. Bu halde, inceleme sadece tavzih kararı hakkında yapılır; esas karar hakkında temyiz incelemesi yapılmaz.
Somut uyuşmazlıkta; ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/126 Esas, 2013/176 Karar sayılı kararı yasal süresi içinde temyiz edilmediğinden 21.10.2013 tarihinde kesinleşmiştir.
Aleyhine istinaf yoluna gidilen karar ise; ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 31.10.2016 tarihli tavzih talebinin reddi kararı olup, bu karar ile ilgili olarak Yargıtay’ın bir denetimi söz konusu değildir.
Hal böyle olunca, 31.10.2016 tarihinde verilen tavzih talebinin reddi kararının kanun yolu denetimi “İstinaf ” olup, inceleme merci Bölge Adliye Mahkemeleri olduğundan yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir.
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK" nun 373/1. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 13.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.