
Esas No: 2015/75
Karar No: 2016/354
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2015/75 Esas 2016/354 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Yargıtay Dairesi : 1. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Ağır Ceza
Sanık ..."ın, ..."yu kasten öldürme suçundan 5237 sayılı TCK’nun 81/1, 29/1 ve 62/1. maddeleri gereğince 15 yıl hapis, katılan ..."yu kasten öldürme suçuna teşebbüsten TCK"nun 81/1, 35, 29/1 ve 62/1. maddeleri gereğince 8 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, her iki suç yönünden TCK"nun 53, 54 ve 63. maddeleri gereğince hak yoksunluğuna, mahsuba ve müsadereye ilişkin, Fethiye Ağır Ceza Mahkemesince verilen 19.02.2013 gün ve 162-61 sayılı kasten öldürme suçu yönünden resen temyize tâbi olan hükümlerin, Cumhuriyet savcısı, sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından da temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 10.11.2014 gün ve 3146-5054 sayı ile onanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 03.12.2014 gün ve 210082 sayı ile;
"Olay gecesi sanığın, sevk ve idaresindeki araç ile seyir halinde iken, almış olduğu alkolün etkisi ile aracın direksiyon hakimiyetini kaybedip, maktul ... ve katılan ..."in babaları olan katılan ..."nun evinin duvarına çarparak maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet verdiği, kaza sonrası maktulün olay yerine geldiği ve sanığa "geçmiş olsun" dediği, hatta sanığa sigara ikram ettiği, birlikte sigara içtikleri, bu sırada olay yerine gelen maktulün kardeşi katılan ..."in de konuşmaya dahil olduğu, katılan ..."in maddi hasarlı trafik kazasına ilişkin tutanak tutulması için polis çağırmak istemesi üzerine sanığın "ne polisi kardeşim, biz burada canımızı zor kurtarmışız, siz ne biçim adamlarsınız, sinkaf ederim polisini" dediği, maktul ve katılana hakaret ettiği, sanığın hakaretleri nedeni ile taraflar arasında tartışma çıktığı, sanığın agresif tavırları ve sinkaflı sözlerine devam etmesi nedeni ile tartışmanın kavgaya dönüştüğü, maktul ve katılan ..."in sanığı darp ettikleri, araya giren tanıkların kavgayı sonlandırdıkları, bunu fırsat bilerek katılan ve maktulün elinden kurtulan sanığın, aracının bagajından 6136 sayılı Kanun kapsamında olan bıçağı alıp, katılan ... ve maktulün üzerine doğru koştuğu, sanığın bıçakla koştuğunu gören tanık ...."un "bıçak var" diye bağırması üzerine olay yerinde bulunan şahısların etrafa kaçıştıkları, sanığın maktulü yakalayıp bıçakladığı, daha sonra maktulü yerde bırakıp, kaçmaya çalışan katılan ..."i bıçakladığı, akabinde ayağa kalkmaya çalışan maktulün yanına tekrar dönerek, maktulün karın bölgesine bir bıçak darbesi daha vurup olay yerinden kaçtığı, sanığın Mustafa"yı öldürdüğü, katılan ..."i ise öldürmeye teşebbüs ettiği olayda; ...sanığın, taksirli eylem sonucu maktul ve katılanın evine zarar vermesi, kusurlu olması, maktul ve katılan ..."e küfür ederek ilk haksız hareketi gerçekleştirmesi, maktulün olumlu hareketlerine rağmen sanığın agresif tavırlara ve sinkaflı sözlerine devam etmesi üzerine çıkan kavgada, maktulün ve katılan ..."in sanığı basit bir tıbbi müdahale ile giderilecek şekilde darp etmeleri, sanığın da aynı şekilde karşılık vermesi, bunun üzerine sanığın eylemini gerçekleştirmesi, etki-tepki arasındaki dengenin sanık yararına bozulmaması, maktul ve katılan ..."den kaynaklanan ve haksız tahrik oluşturan başkaca söz ve hareketin de bulunmaması karşısında; sanık lehine TCK"nun 29. maddesinin uygulanarak eksik ceza tayin edildiği" görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurarak, Özel Daire onama kararının kaldırılması ve yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
CMK"nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 22.12.2014 gün ve 6179-6407 sayı ile itirazın yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Katılan ... hakkında tehdit, sanık ... hakkında mala zarar verme suçlarından kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş, katılan ... hakkındaki mala zarar verme suçundan beraat ve hakaret suçundan ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin hükümler temyiz edilmeksizin, kasten yaralama suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı itiraz merciince incelenerek, sanık ... hakkında hakaret, 6136 sayılı Kanuna aykırılık ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümleri ise Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş olup, itirazın kapsamına göre inceleme sanık hakkında kasten öldürme suçu ve kasten öldürme suçuna teşebbüsten kurulan mahkûmiyet hükümleri ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın ..."yu kasten öldürdüğü, katılan ..."yu ise kasten öldürmeye teşebbüs ettiği somut olayda, haksız tahrikteki dengenin sanık lehine bozulup bozulmadığı, bu bağlamda sanık hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
Sanığın, 08.06.2012 tarihinde saat 02.15 sıralarında, alkollü olarak kullandığı otomobil ile seyir halinde iken, aniden önüne çıkan motosiklete vurmamak için direksiyonu sağa kırması üzerine maktul ... ve katılan ..."in babası olan katılan ..."in evine çarparak hasara neden olduğu, kazayı öğrenen maktulün durumu katılan ..."e haber verdikten sonra olay yerine geldiği, maktul ile sanığın konuştukları sırada yanlarına gelen katılan ..."in, kazayı polise haber vermek istemesi üzerine çıkan tartışma sırasında tarafların birbirlerine hakaret ettikleri, maktul ve katılan ..."in sanığı darp ettikleri, çevrede bulunan şahısların araya girmesi üzerine maktul ve katılan ..."in elinden kurtulan sanığın, otomobilinden getirdiği bıçak ile maktul ve katılan ..."e vurduğu, bıçak darbeleri sonucu ..."nun öldüğü, katılan ..."in ise hayati tehlike geçirecek ve yüzünde sabit ize neden olacak şekilde yaralandığı, olay yerine gelen polislerin müdahale etmesi üzerine sanığın, katılan ..."i bırakıp suçta kullandığı bıçağı teslim ettiği, sanığa ait tişörtün olay yerinde yırtık vaziyette bulunduğu,
Otopsi raporunda; maktulün vücudunda her biri tek başına öldürücü nitelikte olan iki adet kesici delici alet yarası, sol el avuç içinde 2 cm"lik çizik tarzında lezyon ve sol dizde 4x3 cm"lik alanda noktasal sıyrıkların mevcut olduğu, kanında ise 70 mg/dl etil alkol tespit edildiğinin belirtildiği,
Katılan ... hakkında düzenlenen raporlarda; iki adet karın bölgesinde, bir adet sol gözün üst köşesinde ve bir adet sağ gluteal bölgede olmak üzere dört adet kesici delici alet yarası ve sol dirsekte ekimozların tespit edildiği, karın bölgesindeki batına nafiz yaralanmaların yaşamını tehlikeye sokan bir durum oluşturduğu, yüzdeki yaralanmanın ise sabit ize neden olduğunun ifade edildiği,
Sanık hakkında düzenlenen raporlarda ise; çenenin sol tarafında 1 cm"lik kesi, boyun sol tarafta 0,5 cm"lik kesi, sol elmacık kemiğinde 10x2 cm"lik sıyrık, ekimoz, karın sağ tarafta 10 cm"lik sıyrık, sol kol arka kısımda 2 cm"lik sıyrık saptandığı, yaralanmasının basit bir tıbbi müdahale ile gidirilebilecek ölçüde hafif olduğu ve 119 promil alkol tespit edildiği bilgilerine yer verildiği,
Anlaşılmaktadır.
Katılan ... kollukta; olay gecesi kardeşi olan maktulün kendisini telefonla arayıp, babalarının evine bir şahsın arabayla çarptığını bildirmesi üzerine kaza yerine gittiğini, maktul ile sanığın konuştuklarını ve birlikte sigara içtiklerini gördüğünü, sanığın daha sonra birkaç kez telefon görüşmesi yaptığını ve aracını bulunduğu yerden çıkarmaya çalıştığını, bunun üzerine sanığa “polis çağıralım, arabayı neden kaldırıyorsun, burada bir zarar meydana gelmiş, bu zararı kim karşılayacak” dediğini, sanığın ise "ben herhangi bir zarar göremiyorum, ne zararından bahsediyorsunuz” diyerek aracından indiğini, sanığa evin duvarında ve tel örgüde meydana gelen hasarı gösterip polisi arayacağını, polisin gelmesini istemediği takdirde uzlaşabileceklerini söylediğini, bu defa sanığın “siz ne diyorsunuz, sizin de polisin de ananızı sinkaf ederim” diyerek yakasından tutmaya çalışması üzerine sanığı ittirdiğini ve kavga etmeye başladıklarını, sanıkla birbirlerine vurdukları sırada maktulün kendilerini ayırmaya çalıştığını, o sırada yoldan geçen şahısların kavga etmemeleri için müdahale ettiklerini, bu şahıslarla konuştukları esnada, sanığın eline aldığı bir bıçakla koşarak yanlarına gelip, önce maktule bıçakla birkaç kez vurduğunu, engel olmak istediği sırada bu defa kendisine saldırdığını, bıçakla karın bölgesine ve kalçasına vurduğunu, kendisinin “abi yapma, senden özür dilerim, sakin ol” diye yalvarmasına rağmen sol gözünün üst kısmına bıçağı sapladığını, kendisini sürükleyerek maktulün yattığı yere götürmeye çalıştığını ve “seni de öldüreceğim” dediğini, daha sonra polislerin gelip sanığa müdahale ettiklerini,
Savcılıkta ve kovuşturma evresinde; sanığın üzerindeki tişörtte çalıştığı şirketin adını görünce, sanığa şirket sahibinin oğlu Kudret"in arkadaşı olduğunu söyleyip “telefonunu ver, biz zararımızın giderilmesi konusunda onunla görüşelim, o kefil olsun" dediğini, sanığın Kudret"i aramaması nedeniyle polis çağırma konusunda ısrarcı olduğunu, sanığın kendisini yakasından tutup “polisi de sinkaf ederim, sizi de sinkaf ederim” şeklinde sözler söylediğini ve kendisini darp ettiğini, bunun üzerine sanığa vurduğunu, karşılıklı küfür ettiklerini, maktulün ise kavgayı ayırmaya çalıştığını, ancak sanığın saldırısına devam ettiğini, olay sırasında maktulün sanığa vurup vurmadığından tam olarak emin olmadığını, vurmuş olabileceğini,
Tanık ...; olay gecesi duyduğu gürültü üzerine dışarı çıktığını, kaza yapan sanığa yardımcı olmak için yanına gittiğini, sanığın alkollü olduğunu, sanığa “arkadaşım, yakınların seni gelip buradan alsınlar, herhangi bir tartışma yaşanmasın” dediğini, akabinde birlikte arabayı bulunduğu yerden çıkarmaya çalıştıklarını ancak çıkaramadıklarını, yaklaşık üç beş dakika sonra olay yerine gelen maktulün sanığa “geçmiş olsun birader, bir şeyin var mı” dediğini, sanığın “bende bir şey yok, araba hasarlı” şeklinde cevap verdiğini, maktulün de “boşver arabayı, hallolur” dediğini, sanığın sigara istemesi üzerine maktulün sanığa sigara verdiğini, maktulün “polis çağıralım, tutanak tutsun” demesi üzerine sanığın “ne polisi kardeşim, biz burada canımızı zor kurtarmışız, siz ne biçim adamlarsınız, sinkaf ederim polisini" diyerek küfür ettiğini, bu sırada olay yerine gelen katılan ..."in "sen ne diyorsun kardeşim" dediğini, sanığın “siz ne biçim adamsınız” şeklinde küfürlerine devam etmesi üzerine katılan ..."in sanığı ittiğini, akabinde maktul ve katılan ..."in sanığa küfür ettiklerini, kendisinin sanığı uzaklaştırdığını, ancak sanığın küfürlerine devam etmesi üzerine maktul ve katılan ..."in sanığı yakalayıp vurmaya başladıklarını, maktul ve katılan ..."in elinden sanığı kurtaramadığını, ancak olay yerinden geçen bir araçtan inen şahısların yardımıyla sanığı, maktul ve katılan ..."in elinden alabildiklerini, aracına doğru giden sanığın bu defa bıçakla tekrar kendilerinin bulunduğu tarafa doğru geldiğini, maktulün de sanığın geldiği tarafa doğru bir miktar gittiğini, ortada karşılaşma olduğunu, sanığın önce maktulü sonra da katılan ..."i bıçakladığını,
Tanık ... kollukta; olayın taraflarını tanımadığını, olay gecesi aracı ile Fethiye istikametine giderken önünde seyir halinde olan sanığın, aniden yola çıkan motosiklete çarpmamak için direksiyonu sağa kırması üzerine bir evin duvarına çarparak durduğunu, kendisinin de aracını kaza yerinin gerisinde park ettiğini, daha sonra maktulün kaza yerine geldiğini, maktul ile sanığın aralarında sakin bir şekilde konuşmaya başladıklarını, evden çıkan ikinci şahsın yanlarına gelmesiyle ortalığın alevlendiğini, şahısların tartışmaya başladıklarını, kendisinin aracının içinde olması nedeniyle konuşulanları duymadığını ancak olayları izlediğini, iki taraf arasındaki hararetli tartışmanın kavgaya dönüştüğünü, maktul ile katılan ..."in sanığa tekme tokat vurmaya başladıklarını, yerde sürüklediklerini, sanığı üzerindeki tişörtü parçalanıncaya kadar dövdüklerini, bu sırada yoldan geçen bir araçtan inen sekiz on kişinin yardımıyla kavgayı ayırdıklarını, araçtan inen kişilerin maktul ve katılan ..."e “neden adamı dövüyorsunuz, ayıp değil mi" diye kızdıklarını, bu sırada sanığın koşarak arabasına gidip bagajdan aldığı bıçakla tekrar geldiğini, bunun üzerine kavgayı ayıran şahısların araçlarına binip olay yerinden uzaklaştıklarını, sanığın maktule ve katılan ..."e bıçakla vurduğunu, olay yerine gelen polislerin sanığı ikna ederek bıçağı aldıklarını, sanığa maktul ve katılan ..."den başka kimsenin vurmadığını,
Savcılıkta; kaza yerinde maktulün sanık ile konuştuğu sırada, katılan ..."in de yanlarına geldiğini, bir müddet sonra sanığın el kol hareketleri yapmaya başladığını ve maktul ile katılan ..."i iteklediğini, maktul ve katılan ..."in de sanığa vurmaya başladıklarını, sanığı yere yatırdıklarını, bunun üzerine şahısların yanına gittiğini, tarafların birbirlerine küfür ettiklerini, orada bulunan diğer bir kişiyle birlikte şahısları tutmaya çalıştıklarını, ancak zapt edemediklerini, o sırada yoldan geçen bir araçtan inen şahısların, maktul ve katılan ..."e "niçin kavga ediyorsunuz, adamı dövüyorsunuz" dediklerini ve onların yardımı ile kavgayı ayırdıklarını, daha sonra sanığın arabasından getirdiği bıçakla maktul ve katılan ..."i bıçakladığını,
Kovuşturma evresinde ise; şahısların birbirlerini iteklediklerini ve karşılıklı küfür ettiklerini, maktul ile katılan ..."in sanığı aşırı şekilde darp ettiklerini, normal bir darp olmadığını, sanığın üstü başı yırtılmış vaziyette yere düştüğünü, kavgayı ayırmak için araya girme şansı olmadığını düşündüğünden müdahale edemediğini, bu sırada yoldan geçen bir araçtan inen şahısların müdahaleleri üzerine maktul ve katılan ..."in sanığı dövmeyi bıraktıklarını, sanığın aracının bagajından bıçak çıkarttığını, maktul veya katılan ..."in sanığın bulunduğu tarafa doğru yöneldiğini, sanığın kendisine doğru yönelen kişiye bıçağı sapladığını, daha sonra hem maktul hem de katılan ..."e bıçakla birden fazla darbe vurduğunu,
Tanık ... savcılıkta; oğlu olan tanık Yalçın"la duydukları gürültü üzerine kaza yerine gittiklerini, maktulün sanıkla konuştuktan sonra talebi üzerine sanığa sigara verdiğini, bir süre sonra katılan ..."in geldiğini, iki kardeşin sanığa “polise haber verelim, gelsin tutanak tutsun" dediklerini, sanığın ise “tutanak tutulacak herhangi bir şey yok, zarar yok” dediğini, bunun üzerine katılan ..."in sanığa "anasını avradını sinkaf ettiğimin çocuğu" diyerek hakaret ettiğini, sanığın küfür ettiğini duymadığını, ancak maktulün küfür etmediğini, şahıslar sesini yükseltmeye başlayınca büyük olduğu için “yapmayın, etmeyin” dediğini, katılan ..."in ise kendisine karışmamasını söylediğini, bunun üzerine ilerideki otobüs durağına gittiğini,
Kovuşturma evresinde ise; katılan ..."in olay yerine geldiğinde sanığa “bu ne olacak, polis çağıralım” dediğini, sanığın “polislik, jandarmalık bir durum olmasın, ben burayı yaptırırım” diye cevap verdiğini, sanığın korkmuş vaziyette olduğunu,
Tanık ...; olay gecesi kaza yerinde maktul ile sanığın karşılıklı sigara içip normal bir şekilde konuştuklarını, kendisinin marketine gidip yattığını, daha sonra bağırma sesleri ve “silah çekilmiş” şeklinde sözler duyması üzerine olay yerine gitmediğini, kendisinin kaza yerinde bulunduğu süre içinde herhangi bir tartışma ve kavga olayı olmadığını, sanığa kesinlikle “evine çarptığın şahıslar belalı, kaç kurtul” diye bir söz söylemediğini,
Beyan etmişlerdir.
Sanık ... soruşturma evresinde; olay günü alkollü olduğunu ancak sarhoş olmadığını, yolda aniden önüne çıkan motosiklete çarpmamak için aracının direksiyonunu kırdığında bir evin köşe duvarına çarptığını, yaralanmadığını, arabadan indiğinde marketten kendisine su getiren şahsın “kardeş çarptığın evdekiler belalıdır, hemen kaybol, uzaklaş buradan” dediğini, arabasının çalışmadığını, bu sırada maktul ve katılan ..."in geldiğini, ne olduğunu anlayamadan ağır küfürlerde bulunup, tekme ve tokat vurmak suretiyle kendisine saldırdıklarını, tişörtünden tutup yere savurduklarını, tişörtünü yırtıp üzerinden çıkarttıklarını, daha sonra içlerinden iri olanının tişörtünün üzerindeki yazılardan çalıştığı şirketi anlayıp “patronun Kudret"i ara lan şerefsiz, seni kurtarabilecek mi, gelsin kurtarsın bakalım” diyerek dövmeye devam ettiğini, çöp bidonunun yanında kendisini yere yatırdıklarını, o sırada beş altı kişinin gelerek “yapmayın, etmeyin” şeklinde telkinde bulunduklarını, her iki şahsın kendisini boynundan tutup arabasına doğru götürerek “telefon aç, Kudret gelsin” dediklerini, bu sırada vurmaya ve küfür etmeye devam ettiklerini, şahısların ellerinden kurtulmak için telefonunu almak amacıyla arabasının bagajını açtığını, sırt çantasında telefonunu ararken eline bıçağının geçtiğini, bıçağı aldıktan sonra kendisini savunmak ve şahısların elinden kurtulmak için şahıslara doğru rastgele salladığını, amacının şahısları öldürmek değil ellerinden kurtulup kaçmak olduğunu,
Kovuşturma evresinde; kaza yerine maktulün tek başına geldiğini, “geçmiş olsun, iyi misin” şeklinde sözler söylediğini, kendisinin de araçta ve evde hasar olduğundan bahsettiğini, bir süre sohbet ettiklerini, maktulün sigara ikram ettiğini, yaklaşık bir dakika sonra gelen katılan ..."in “ne iş” dedikten sonra aracının arkasına geçip plakasına baktığını, katılan ... gelmeden önce maktulün “aramızda anlaşır mıyız, yoksa polis mi çağırayım” dediğini, kendisinin de anlaşabileceklerini söylediğini, katılan ... geldikten sonra ise maktulün, çalıştığı şirketin sahibi olan Kudret"in telefon numarasını istediğini, katılan ..."in “sen ne işsin lan” diyerek sinkaflı sözler sarf ettiğini, kendisinin de “olan benim arabaya oldu, üç tuğla için mi bu sözleri söylüyorsun” dediğini, katılan ..."in "sabaha kadar seninle mi uğraşacağız, çağırıyorsan polis çağır veya ara lan Kudret"i şerefsiz” şeklinde küfürlerine devam ettiğini, bunun üzerine katılan ..."e “şerefsiz sensin, senin insanlığını sinkaf edeyim, ne biçim insansın, üç kuruşluk duvar için söylediğin sözlere bak” dediğini, katılan ..."in küfür etmeye devam ettiğini, tanık Yalçın"ın ortamı sakinleştirmeye çalıştığını, bu sırada katılan ..."in kendisine yumruk attığını, tanık Yalçın"ın araya girdiğini, kendisinin olay yerinden kaçmaya çalıştığını, ancak maktul ve katılan ..."in kendisini darp ettiklerini, bu sırada boynundaki kolyeyi kopardıklarını, katılan ..."in kendisini asfaltın ortasına fırlatıp “seni öldüreceğim, gelsin patronun kurtarsın” dediğini, şahıslara kendisini bırakmaları için yalvardığını ancak bırakmadıklarını, bu sırada yoldan geçen bir araçtan inen şahısların “yapmayın, etmeyin” şeklinde sözler söylediklerini, katılan ..."in kendisine vurmayı bıraktığını ancak maktulün vurmaya devam ettiğini, katılan ..."in bu sırada olaya müdahale eden şahıslara “siz işinize bakın, basın gidin” dediğini, olay sırasında maktul ve katılan ..."in kendisini şiddetli bir şekilde darp ettiklerini savunmuştur.
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitap, İkinci Kısımda, “Ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenler” başlıklı İkinci Bölümde yer alan "haksız tahrik" madde başlığı altında 29. maddede;
“Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir” şeklinde, ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak hüküm altına alınmıştır.
5237 sayılı TCK"nda tahrikle ilgili olarak, 765 sayılı TCK’nda yer alan ağır tahrik-hafif tahrik ayırımına son verilmiş ve tahriki oluşturan fiilin, somut olayın özelliklerine göre hâkim tarafından değerlendirilmesi ve sanığın iradesi üzerindeki etkisi göz önüne alınarak maddede gösterilen iki sınır arasında belirlenen oranda indirim yapılması şeklinde bir düzenlemeye gidilmiştir.
Ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak düzenlenen haksız tahrik; kişinin haksız bir fiilin kendisinde meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işlemesi durumunda kusur yeteneğindeki azalmayı ifade etmektedir. Bu halde fail suç işleme yönünde önceden bir karar vermeksizin, dışarıdan gelen etkinin ruhsal yapısında meydana getirdiği karışıklığın bir sonucu olarak suç işlemeye yönelmektedir. Bu yönüyle haksız tahrik, kusurun irade unsuru üzerinde etkili olan bir nedendir. Başka bir anlatımla haksız tahrik halinde failin iradesi üzerinde bir zayıflama meydana gelmekte, böylece haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altındaki kişinin suç işlemekten kendisini alıkoyma yeteneği önemli ölçüde azalmış bulunmaktadır.
5237 sayılı TCK’nun 29. maddesinde yer alan haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi için şu şartların birlikte gerçekleşmesi gereklidir:
a) Tahriki oluşturan bir fiil bulunmalı,
b) Bu fiil haksız olmalı,
c) Fail öfke veya şiddetli elemin etkisi altında kalmalı,
d) Failin işlediği suç, bu ruhi durumun tepkisi olmalı,
e) Haksız tahrik teşkil eden eylem, mağdurdan sadır olmalıdır.
Yerleşmiş yargısal kararlarda kabul edildiği üzere, gerek fail, gerekse mağdurun karşılıklı haksız davranışlarda bulunması halinde, tahrik uygulamasında kural olarak, haksız bir eylem ile mağduru tahrik eden fail, karşılaştığı tepkiden dolayı tahrik altında kaldığını ileri süremez. Ancak maruz kaldığı tepki, kendi gerçekleştirdiği eylemle karşılaştırıldığında aşırı bir hal almışsa, başka bir deyişle tepkide açık bir oransızlık varsa, bu tepkinin artık başlı başına haksız bir nitelik alması nedeniyle fail bakımından haksız tahrik oluşturduğu kabul edilmelidir.
Karşılıklı tahrik oluşturan eylemlerin varlığı halinde, fail ve mağdurun yekdiğeri yönünden tahrik oluşturan bu haksız davranışları birbirlerine oranla değerlendirilmeli, öncelik-sonralık durumları ile birbirlerine etki-tepki biçiminde gelişip gelişmediği göz önünde tutulmalı, ulaştıkları boyutlar, vahamet düzeyleri, etkileri ve dereceleri gibi hususlar dikkate alınmalı, buna göre; etki-tepki arasında denge bulunup bulunmadığı gözetilerek, failin başlangıçtaki haksız davranışına gösterilen tepkide aşırılık ve açık bir oransızlık saptanması halinde, failin haksız tahrik hükümlerinden yararlandırılması yoluna gidilmelidir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Sanığın, ..."yu kasten öldürdüğü, katılan ..."yu ise kasten öldürmeye teşebbüs ettiği olayda; alkollü olarak kullandığı otomobil ile seyir halinde iken, aniden önüne çıkan motosiklete vurmamak için direksiyonu kıran sanığın, katılan ..."nun evine çarparak hasar görmesine sebebiyet verdiği, olay yerine gelen maktul ile katılan ..."in sanığa, babalarının evinde meydana gelen hasar bedelini ödemesini, aksi takdirde kazayla ilgili tutanak düzenlenmesi için polis çağıracaklarını söylemeleri nedeniyle aralarında tartışma çıktığı, sanığın maktul ve katılan ..."e hakaret etmesi üzerine bu şahısların da sanığa hakaret ettikleri, ilk haksız eylemi sanığın gerçekleştirdiği anlaşılmış ise de; sanığın eylemine karşı maktul ve katılan ..."in, sanığa tekme ve tokat ile vurup, yerde sürükleyerek darp etmeleri, tanıklar ....ve ...."un dahi sanığı maktul ve katılan ..."in elinden kurtaramamaları, ancak olay yerinden geçen sekiz on kişinin de yardımıyla maktul ve katılan ..."in sanığa yönelik darp eyleminin sonlandırılabilmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın başlangıçtaki haksız davranışına karşı maktul ve katılan ..."in gösterdiği tepkinin aşırı ve açıkça oransız olduğu, bu durumda etki-tepki arasındaki dengenin sanık lehine bozulduğu ve sanık hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının oluştuğu kabul edilmelidir.
Bu itibarla, sanık hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanmasına ilişkin yerel mahkeme hükmü ile bu hükmü onayan Özel Daire kararı isabetli olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.10.2016 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.
Bu alandan sadece bu kararla ilintili POST üretebilirsiniz. Bu karardan bağımsız tamamen kendinize özel POST üretmek için TIKLAYINIZ
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.