Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2015/82
Karar No: 2016/346

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2015/82 Esas 2016/346 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2015/82 E.  ,  2016/346 K.

    "İçtihat Metni"

    Yargıtay Dairesi : 4. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Sulh Ceza

    Tehdit suçundan sanık ..."un yapılan yargılaması sonucu eyleminin TCK’nun 125/1. maddesinde yer alan hakaret suçunu oluşturduğu kabul edilerek, kamu davasının şikâyet yokluğu nedeniyle düşmesine ilişkin, Ereğli (Konya) (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 14.06.2010 gün ve 695-586 sayılı hükmün Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 07.04.2014 gün ve 35469-11078 sayı ile "onanmasına" karar verilmiştir.
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 16.05.2014 gün ve 252532 sayı ile;
    "Tehdit fiili, kişinin ruh dinginliğini bozan, iç huzurunu, bilinç ve irade özgürlüğünü ihlal eden bir olgudur. Fiilin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli, yeterli ve uygun olması gerekir. Ayrıca tehdidin somut olayda muhatap üzerinde etkili olması şart değildir. Bu nedenle mağdurun korkup korkmadığının araştırılması gerekmez.
    Tehdit suçunun manevi öğesi genel kasttan ibaret olup suçun yasal tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek işlenmesini ifade eder. Olayda tasarlamanın varlığı aranmadığı gibi, saikin de önemi yoktur. Tehdit suçu tamamlayıcı ve genel nitelikte bir suçtur. Bir başka amaç ve kasıt ile işlenirse o suçu oluşturur. Cinsel arzuların tatmin edilmesi amacıyla işlenirse cinsel saldırı suçun oluşturur.
    Maddi olayda, sanık ..."un müşteki ... ile aralarında bir gün önce yaşanan sözlü tartışmada müştekinin kendisine küfür etmesinin kendi üzerinde yarattığı haksız tahrikin etkisiyle, olay tarihinde kendi kullanmakta olduğu cep telefonundan müştekinin kullanmakta olduğu cep telefonuna "Senin götüne şişeyi sokacağım" diye mesaj atmak suretiyle müştekiyi tehdit ettiği sanığın, mesajını cinsel tatmin yada hakaret etmek müştekinin şeref ve itibarını zedelemek amacıyla göndermediği ve kendisine duyduğu öfke ve kızgınlık neticesinde mesaj gönderdiği müştekinin soruşturma aşamasında ileride bana bir şey olursa diye mesajı jandarma görevlilerine bildirdiğini ileri sürmesi karşısında; sanığın mesaj gönderme amacı ve kastının müştekinin vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit ettiğinin kabul edilerek sanık hakkında tehdit suçundan hüküm kurulması gerekir" görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
    5271 sayılı CMK"nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 4. Ceza Dairesince 27.11.2014 gün ve 26658-34498 sayı ile, "sanık ..."un mağdur ... ile aralarında bir gün önce yaşanan tartışmada mağdurun kendisine küfür etmesi nedeniyle kapıldığı haksız tahrikle, suç tarihinde cep telefonundan mağdurun cep telefonuna ‘senin götüne şişeyi sokacağım’ diye mesaj atması şeklinde gerçekleşen olayda, mağdurun, kendi yörelerinde suça konu sözlerin tehdit olarak değil hakaret olarak kullanıldığını, mesajı aldığında herhangi bir korku ya da kaygı yaşamadığını, sadece rencide olduğunu beyan etmesi, sanığın da savunmasında, mesajı mağdura bir anlık sinirle gönderdiğini, amacının tehdit etmek değil mağdurun kendisine yapmış olduğu gibi ona hakaret etmek olduğunu, suça konu sözleri hakaret olarak kullandığını belirtmesi ile mağdurun kolluk ifadesinde belirttiği "ileride bana bir şey olursa diye bu mesajı size ibraz ettim" ifadesini suça konu mesajın gönderilmesi üzerine değil, mesajdan sonraki gün sanıkla kavga etmeleri üzerine verdiği ifade sırasında sanıkla yaşadığı tüm tartışmaları kastederek kullanması karşısında, sanığın eyleminin tehdit suçunu değil hakaret suçunu oluşturduğu" belirtilerek, itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin tehdit mi yoksa hakaret suçunu mu oluşturduğunun tespitine ilişkindir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    12.08.2009 tarihinde akrabalarının düğününde bir araya gelen sanık ile mağdurun tartıştıkları, tartışmanın orada bulunan kişilerce aralandığı, bu olaya ilişkin tarafların bir müracaatının bulunmadığı, 13.08.2009 tarihinde sanığın cep telefonu ile mağdurun kullandığı cep telefonuna “senin g...ne şişe sokacağım” şeklinde mesaj attığı, 14.08.2009 günü ise kahvehanede karşılaşan sanık ve mağdur arasında çıkan tartışmanın kavgaya dönüştüğü, mağdurun kolluğa müracaatı üzerine soruşturmanın başladığı,
    Mağdurun soruşturma evresinde; kahvehanede otururken yanına yeğeni olan sanığın geldiğini ve sinkaflı sözlerle kendisine küfür edip vurması üzerine jandarmayı aradığını, daha önce de düğün evinde sanık ile tartıştıklarını, sanığın kendisine 13.08.2009 günü "senin g...ne şişeyi sokacağım" şeklinde mesaj gönderdiğini, sanıktan şikayetçi olmadığını, mesajı da ilerde başına birşey gelmesi ihtimaline binaen ibraz ettiğini, kovuşturma evresinde; yörelerinde "senin g...ne şişe sokacağım" cümlesinin tehdit olarak değil hakaret olarak kullanıldığını, mesajı gördüğünde herhangi bir korku ya da kaygı yaşamadığını, bu davranışı onur ve saygınlığına yapılmış bir eylem olarak kabul ettiğini ve rencide olduğunu beyan ettiği,
    Sanığın soruşturma evresinde; dayısı olan mağdur ile 12.08.2009 günü akrabalarının düğününde tartıştıkları esnada mağdurun kendisine sinkaflı sözlerle küfür etmesi nedeniyle, hırsına yenik düşüp mağdura 13.08.2009 günü "senin g...ne şişeyi sokacağım" şeklinde mesaj gönderdiğini, 14.08.2009 günü kahvehanede karşılaştığı mağdurun kendisine tekrar küfür etmesi üzerine kavga ettiklerini, kovuşturma evresinde; mağdura söz konusu mesajı bir anlık sinirle gönderdiğini, amacının mağduru tehdit etmek değil mağdurun kendisine yaptığı gibi hakaret etmek olduğunu, yörelerinde "senin g...ne şişe sokacağım" cümlesinin tehdit değil hakaret olarak kullanıldığını, tehdit kastıyla hareket etmediğini savunarak şikayetten vazgeçmeyi kabul ettiği,
    Anlaşılmaktadır.
    Tehdit suçu 5237 sayılı TCK"nun 106. maddesinde;
    “(1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikâyeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
    (2) Tehdidin;
    a) Silahla,
    b)Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,
    c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
    d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,
    İşlenmesi halinde, fail hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
    (3) Tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme suçunun işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ceza verilir” şeklinde düzenlenmiştir.
    Türk Dil Kurumunun Büyük Türkçe Sözlüğü’ne göre, “gözdağı verme” anlamına gelen tehdit, bir kimsenin bir zarara veya kötülüğe uğratılacağının bildirilmesidir. Bu bildirimin sözlü olması mümkün olduğu gibi başka yollarla ve bu bağlamda davranışlar yoluyla da yapılması mümkündür. Bu nedenle tehdit suçu, söz, yazı, resim, şekil veya işaret ile de işlenebilecek bir suç olup önemli olan gerçekleştirileceği belirtilen haksızlığın mağdurun bilgisine ulaştırılmasıdır. (M.Emin Artuk, A.Gökcen, A.Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Turhan Kitabevi, Ankara, 6. bası, s.100).
    Tehdidin, mağdurun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya objektif olarak elverişli olması yeterli olup, saldırının kişinin veya başkasının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına, belirli bir ağırlıkta olmak kaydıyla malvarlığına veya bunlar dışındaki sair bir kötülüğe yönelik olması gereklidir. Suçun oluşabilmesi için de mağdurun iç huzurunun bozulup bozulmadığının veya mağdurun bundan korkup korkmadığının ayrıca araştırılmasına gerek yoktur. Önemli olan failin tehdidi oluşturan fiili “korkutmak amacıyla” yapmış olmasıdır. (MAJNO, C.II, s.127; A.Pulat Gözübüyük, Mukayeseli Türk Ceza Kanunu, 5. Bası, C.II, s.517 ve 873)
    Tehdit suçuyla korunan hukuki yarar 5237 sayılı TCK’nun 106. maddesinin gerekçesinde; “tehdidin koruduğu hukukî değer, kişilerin huzur ve sükûnudur; böylece kişilerde bir güvensizlik duygusunun meydana gelmesi engellenmektedir. Bu nedenle, söz konusu madde ile insanın kendisine özgü sulh ve sükûnuna karşı işlenen saldırılar cezalandırılmış olmaktadır. Fakat tehdidin bu maddeyle korumak istediği esas değer, kişinin karar verme ve hareket etme hürriyetidir” şeklinde açıklanmaktadır.
    Uyuşmazlık konusuyla ilgili hakaret suçu ise TCK’nun 125. maddesinde;
    “(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilât ederek işlenmesi gerekir.
    (2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.
    (3) Hakaret suçunun;
    a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,
    b) Dinî, siyasî, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,
    c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle,
    İşlenmesi hâlinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.
    (4) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır.
    (5) Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır” şeklinde düzenlenmiştir.
    Maddenin birinci fıkrasında hakaret suçunun temel şekli, üçüncü ve dördüncü fıkralarında ise nitelikli halleri düzenlenmiş olup, madde gerekçesinde de; “Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığıdır” şeklinde açıklama yapılmıştır. Buna göre, suçun konusu kişilerin onur, şeref ve saygınlığıdır.
    Ceza Genel Kurulu’nun 31.10.2012 gün ve 850-1828, 26.06.2012 gün ve 419-247, 27.10.2009 gün ve 196-248, 14.10.2008 gün ve 170-220 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda, 765 sayılı Türk Ceza Kanundaki hakaret ve sövme suçu ayrımı kaldırılmıştır. Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığı olduğundan bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Somut bir fiil ya da olgu isnat etmek veya sövmek şeklindeki seçimlik hareketlerden biri ile gerçekleştirilen eylem, bireyin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte ise hakaret suçu oluşacaktır.
    Bir davranış veya sözün hakaret olup olmadığı hususunda tereddüte düşüldüğünde yerel özellikler, eylemin gerçekleştirildiği yer ve zamanda nasıl algılandığı, örf ve adet, kamuoyu, hareketin işlenmesi sırasındaki hal ve şartlar dikkate alınmalıdır. (Mehmet Emin Artuk - Ahmet Gökcen - A.Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Özel Hükümler, 15. Baskı, Ankara, 2015, s.481)
    Uyuşmazlık konusu olayda suçun maddi unsurunu oluşturan eylemin ne olduğu konusunda bir tereddüt bulunmadığına göre; tespit edilen eylemin hangi suçu oluşturduğunun belirlenebilmesi, manevi unsurun, bir başka deyişle suç kastının açıkça ortaya çıkartılmasını gerekli kılmaktadır.
    TCK’nun 21/1. maddesine göre, suçun kanuni tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi olan ve failin iç dünyasını ilgilendiren kast unsuru, insanın iç dünyası ile ilgili bir kavram olduğundan, kastın açıkça ifade edilmediği durumlarda, iç dünyaya ait bu olgunun dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak belirlenmesi yoluna gidilmektedir. Kişinin eyleminin, suç oluşturup oluşturmadığının, oluşturuyorsa da hangi suçu oluşturduğunun saptanması için, eylemin bir aşamasındaki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın ve bu kararın icra ediliş biçiminin dikkate alınıp, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.
    Bu açıklamalar ışığında suç niteliğine ilişkin uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    Mağdur ve sanığın "senin g...ne şişe sokacağım" şeklindeki cümlenin yörelerinde hakaret olarak kullanıldığını beyan etmeleri, sanığın söz konusu mesajı kendisine hakaret eden mağdura tehdit kastıyla değil hakaret etme amacıyla gönderdiği yönündeki savunması ve mağdurun mesaj nedeniyle rencide olduğu yönündeki anlatımları karşısında, sanığın eyleminin hakaret suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.
    Bu nedenle sanığın eyleminin hakaret suçunu oluşturacağı kabul edilerek şikayet yokluğu nedeniyle kamu davasının düşmesine ilişkin yerel mahkeme hükmü ile bu kararın Özel Daire tarafından onanması isabetlidir.
    Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
    Çoğunluk görüşüne katılmayan üç Genel Kurul Üyesi; "itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği" düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
    SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
    2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.10.2016 tarihinde yapılan müzakerede oyçokluğuyla karar verildi.


    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi