12. Ceza Dairesi 2018/3705 E. , 2019/10845 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : CMK"nın 223/2-e. maddesi gereğince beraat
Taksirle öldürme suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına katılan vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1947 doğumlu ..."ın 11.05.2011 saat 03.00 civarında konuşma ve yürümede güçlük, ağız kenarında siyah leke belirtileri ile Kütahya Evliya Çelebi Devlet Hastanesi ek bina Acil Servis"ine götürüldüğü, burada nöbetçi Dr. ... tarafından muayene edildiği, saat 02.49"da yapılan ilk tahlilinde kan şekeri ölçümü 565, üre: 74, CBC normal sınırlarda, ilk tahlilden sonra 12 U insülin 1000 cc sıvı içinde verildiği, sonrasında parmak ucundan yapılan tahlilde kan şekeri: 320 bulunduğu, bunun üzerine saatte 100 ünite şeker düşmesinin olumlu kabul edilmesi ile Dr. ... tarafından genel durumu düzeldiği söylenerek dahiliye polikliniği önerilmesi ile taburcu edildiği, kaldığı bakımevine geldikten sonra genel durumu bozulan ..."ın tekrar aynı hastanenin ana binasındaki Acil Servis"e götürüldüğü, nabız ve solunumunun olmadığı, damar yolu açıldığı, aspirasyon mayisinde siyahlık görüldüğü, saat 05.59"da raporlanan ikinci tahlilde KŞ: 495, Üre: 80, BUN: 37, Na: 148, K: 5.7, CK-MB: 56, Troponin: 0.01 bulunduğu, CPR yapılan hastanın saat 05.40"da ölmüş kabul edildiği olayda;
Soruşturma aşamasında alınan Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Dairesinin 26/10/2011 tarihli raporunda; "1-Zamanında otopsi yapılarak iç organ değişimleri araştırılmamış olmakla birlikte tıbbi belgelere göre kişinin diabetik hiperosmolar koma ve gelişen komplikasyonlar sonucu öldüğü, 2-11.5.2011 günü saat 02.49"da yapılan laboratuar tetkikinde kan şekeri 565, üre:74, BUN:35 olduğu tespit edilen hastanın Î.V sıvı ve kan şekerini düşermek için gerekli insülin tedavisi verilerek kan şekeri takibin yapılmaması, hiperosmolar komaya neden olan etkenlerin (enfeksiyon hastalıkları, idrar yolu enfeksiyoni gibi) araştırılmaması, kan şekeri kontrol altına alınmadan yeterli I.V sıvı tedavisi verilmeden dahiliye konsültasyonu istenmeden acil servisten hastanın gönderilmesinin eksiklik olduğu, 3-Hiperosmolar komayı tetikleyen ikincil etkenin niteliğine göre hiperosmolar koma uygun şekilde tedavi edilse bile iyileşmesinin kesin olmadığının" oy birliği ile mütalaa olunduğu, Yüksek Sağlık Şurasının 13476 karar sayılı raporunda "Dosyadaki bilgi, belge ve bulgular incelendiğinde hastada mevcut olduğu anlaşılan diyabetik hiperosmolar non-ketotik koma olgusunun ilk götürüldüğü Acil Servis"te yeterince değerlendirilmediği, kesin yatırma endikasyonu mevcutken taburcu edilmesinin hata olduğu, sadece kan şekerinin düşürülmesinin yeterli tedavi olmadığı, hiperosmolar komanın nedenlerinin araştırmamasının eksiklik olduğuna. Dr. ..."ın eylemlerinin tıp kurallarına uygun olmadığına ve kusurlu olduğuna" oy birliği ile karar verildiği, Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Dairesinin 24/09/2014 tarihli raporunda" Dr. ... tarafından muayene edilmesi ile laboratuar tetkiklerini (biyokimya, EKG) yaptırdığı, kan şekeri sonucuna göre hastaya mai ve insülin tedavisini düzenlediği, gözlemde takibe alındığı, izlemde hastanın vital bulgularını düzenli takip ettiği, kontrol kan şekeri çalıştırıldığı birlikte değerlendirildiğinde Dr. ...’ın uygulaması tıbben doğru olduğu, ancak hastaya dahiliye konsültasyonu istenmemesi, hiperosmolar komaya neden olan etkenlerin araştırılmaması eksiklik olduğu, hastanın saat 04.45 de tansiyon kaydı olup acil servisten dahiliye poliklinik önerisi ile genel durumu stabil olarak taburcu edildiği, aynı gün bakımevinde genel durumu bozulunca 15 dakika sonra aynı hastanenin acil servisine getirildiği, ve saat 05.40 da eksitus kabul edildiği, 1 saatlik sürede dahiliye konsültasyonu istenmesi, durumunda da ileri yaş, aizheimer, diabet hastalığı gibi risk faktörleri bulunan kişide, mortalitenin yüksek olduğu, bu nedenle zamanına uygun takip ve tedavisinin yapılması durumunda da kurtulmasının kesin olmadığı cihetle; Dr. ...’ın eksik eylemi ile ölüm arasında illiyet bağı bulunmadığının" oy birliğiyle mütalaa olduğu ve son olarak Adli Tıp Kurumu Genel Kurulunun 11/06/26/10/2011 tarihli raporunda ise; "Sanığın laboratuvar tetkiklerini (biyokimya, EKG) yaptırdığı, kan şekeri sonucuna göre hastaya mai ve insülin tedavisini düzenlediği, gözlemde takibe alındığı, izlemde hastanın vital bulgularını düzenli takip ettiği, kontrol kan şekeri çalıştırıldığı birlikte değerlendirildiğinde Dr. ...’ın uygulaması tıbben doğru olduğu, ancak hastaya dahiliye konsültasyonu istenmemesi, hiperosmolar komaya neden olan etkenlerin araştırılmaması eksiklik olduğu, hastanın saat 04.45’de tansiyon kaydı olup acil servisten dahiliye poliklinik önerisi ile genel durumu stabil olarak taburcu edildiği, aynı gün bakımevinde genel durumu bozulunca 15 dakika sonra aynı hastanenin acil servisine getirildiği ve saat 05.40’da eksitus kabul edildiği, 1 saatlik sürede dahiliye konsültasyonu istenmesi durumunda da ileri yaş, Aizheimer, diabet hastalığı gibi risk faktörleri bulunan kişide, mortalitenin yüksek olduğu, bu nedenle zamanında uygun takip ve tedavisinin yapılması durumunda da kurtulmasının kesin olmadığı cihetle Dr. ...’ın eksik eylemi ile kişinin ölümü arasında kesin bir illiyet bağı kurulamayacağının" oy birliğiyle mütalaa olunduğu olayda, bir saatlik sürede dahiliye konsültasyonu istenmesi durumunda da ileri yaş, Aizheimer, diabet hastalığı gibi risk faktörleri bulunan kişide, mortalitenin yüksek olduğu, bu nedenle zamanında uygun takip ve tedavisinin yapılması durumunda da kurtulmasının kesin olmadığının belirtilmesi karşısında, sanık doktorun, eylemi ile ..."ın ölümü arasında illiyet bağının kurulamadığı ancak sanığın hastaya dahiliye konsültasyonu istenmesi, hiperosmolar komaya neden olan etkenlerin araştırılması ve taburcu öncesinde gerekli takip ve kontrolleri etkin şekilde yapılması konusundaki ihmali nedeniyle, eyleminin TCK"nın 257/2. maddesindeki ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 13/11/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.