Abaküs Yazılım
13. Hukuk Dairesi
Esas No: 2016/6280
Karar No: 2019/1075
Karar Tarihi: 04.02.2019

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2016/6280 Esas 2019/1075 Karar Sayılı İlamı

13. Hukuk Dairesi         2016/6280 E.  ,  2019/1075 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

    Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
    K A R A R
    Davacılar, ..."nin 16.09.2010 tarihinde davalı ....’ne ait hastanede kadın doğum uzmanı olarak görev yapan davalı ..."nın gerçekleştirdiği doğumla dünyaya geldiğini, doğum esnasındaki ihmal ve kusurlar neticesinde nefes alamama durumu nedeniyle beyninde hasar meydana geldiğini, bu nedenle çocuğun ömür boyu kendi kendine yetemeyeceğini, sürekli başkalarının bakımına muhtaç olarak yaşayacağını, bu durum hastane ve doktorun kusur ve ihmali nedeniyle gerçekleştiğinden davalıların maddi ve manevi tazminattan sorumlu olduğunu, davacı ..."nin gebeliği belirlendikten sonra, doğuma kadarki tüm takiplerinin davalı kadın doğum uzmanı ... tarafından yapıldığını belirterek, davacı ... için 200.000,00-TL manevi tazminat ile 1.000,00-TL maddi tazminat, davacı ... için 200.000,00-TL manevi tazminat ile 1.000,00-TL maddi tazminat ve davacı ... için de 300.000,00-TL manevi tazminat ile 1.000,00-TL maddi tazminatın olay tarihi olan 16.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini istemişlerdir.
    Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
    Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
    Dava, doktor hatasına dayalı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Davacılar, ..."in davalı doktor tarafından gerçekleştirilen doğumla dünyaya geldiğini, doğum sırasında nefessiz kaldığını ve beyninde hasar oluştuğunu, davalı doktorun kusurlu davranışı nedeniyle ömür boyu tek başına yaşamını sürdüremeyeceğini beyanla uğradıkları maddi ve manevi zararların tazminini istemişler; davalılar kusur ya da ihmalleri olmadığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir. Mahkemece, Adli Tıp 2. İhtisas Kurulu ve Prof. Dr. ..."den alınan raporlara göre davanın reddine karar verilmiştir.
    Hemen belirtilmelidir ki, vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. O nedenle doktor ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları, hafif de olsa, sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Vekil, hastasının zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumun gerektirdiği önlemleri eksiksiz biçimde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa, bir tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddüdünü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve bu arada da, koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özelliklerinin göz önünde tutulması, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınılması ve en emin yolun seçilmesi gerekir. Gerçekten de müvekkil (hasta), mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat göstermesini beklemek hakkına sahiptir. Gereken özeni göstermeyen vekil, BK"nun 394/1 maddesi hükmü uyarınca, vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır.
    Dosyada mevcut Adli Tıp Kurumundan alınan raporda, "mevcut bulgulara göre gebelik takibinin ve normal doğum kararının uygun olduğu, ülkemiz yasalarına göre doğum takibinin ebeler tarafından yapılabileceği, doğum takibinin doğru yapıldığı, en son saat 04:00’de bakılan NST’de bebek kalp atımın normal olduğu, saat 04:00’den sonra NST takibinin olmadığı, gebenin ıkınmaları nedeniyle NST kullanılmasının zor olduğunun, bebek kalp atımının kulakla izlenmiş olabileceğinin düşünüldüğü, ilk gebeliklerde tam açıklığının uzun sürebileceğinin tıbben bilindiği, saat 05:00’de ilgili doktorun arandığının anlaşıldığı, saat 05:15’te ilgili hekimin zamanında gelerek vakumla doğumun gerçekleştirildiği, bebekte mevcut olan klinik tablonun oluşumu yönünden davalı doktora atfı kabil tıbbi ihmal ya da kusur tespit edilmediği" yönünde kanaat bildirilmiştir. Davacılar, adli tıp raporuna itiraz etmiş, mahkemeden konu ile ilgili yeniden rapor alınmasını istemişlerdir. Davacıların itirazı üzerine Prof. Dr. ... tarafından düzenlenen 03.09.2015 tarihli raporda; "mevcut bilgilere göre normal doğum takibinin ebeler tarafından yapılabileceği, doğum takibinin normal olduğu, en son saat 04:00"de bakılan NST"de bebek kalp seslerinin normal olduğu, tam açıklık durumunda hasta ıkınırken NST takibinin zor olduğunun bilindiği, ilk gebeliklerde tam açıklık durumunun uzun sürebileceğinin bilindiği, saat 05:00"de ilgili doktorun arandığı, saat 05:15"de ilgili doktorun zamanında vakum uygulaması ile bebeği doğurttuğu, bebekte mevcut olan klinik durumun tüm dünyada sadece %5"inden doğum esnasında gerçekleşen durumlar sorumlu tutulabilmekle birlikte, mevcut tıbbi belgeler ışığında takip ve doğumun tıbbi literatüre uygun olduğu, davalı doktorun kusuru bulunmadığı" bildirilmiş; bilirkişiler Prof. Dr. ...ve Uzm. Dr. ... tarafından düzenlenen 07.10.2015 havale tarihli raporda ise; "..."nin sorunsuz bir gebelik dönemi sonucu doğum sancılarının başlaması üzerine Özel ... Hastanesine müracaat ettiği, kendisine gereken muayenenin yapılarak monitorize edilerek takibe alındığı, saat 04:00"a kadar takibin normal olduğu, saat 04:15"te açıklığın tam olduğu, bradikardi gelişmesi üzerine davalı doktorun çağrıldığı, doktor tarafından fötal distres tanısı konularak saat 05:25 civarında vakum ekstraksiyon ile düşük apgarlı canlı bir erkek çocuk doğumunun gerçekleştirildiğinin anlaşıldığı, ..."nin doğum eylemi takibi sırasında, fötal sıkıntıyı gösterebilmesi muhtemel olan saat 03:00 ile doğumun gerçekleştiği süre arasındaki 1 saat 15 dakikalık kıymetli dönemin NST kayıtlarına rastlanmadığı, fötal sıkıntı ve buna bağlı bradikardi, kayda geçmeyen dönemde tespit edilseydi, vajinal doğum yerine sezeryan yapılarak fetüs için daha az stresli bir ortam oluşturulabileceği, ..."nin bebeğinin doğumunun ilk anından itibaren, klinik olarak gösterdiği asfeksi, daha sonra ortaya çıkan diğer semptomların, eylem takibi ve doktora haber verme sürecindeki aktif dönem ile ilgili olduğu" belirtilmiştir. Mahkemece, davalı doktorun kusuru bulunmadığına dair tespitlerin yer aldığı raporlar dikkate alınarak karar verilmiş ise de 07.10.2015 havale tarihli heyet raporuna neden itibar edilmediği açıklanmadığı gibi hükme esas alınan raporların davacıların itirazlarını karşılar mahiyette olmadığı anlaşılmıştır. O halde, mahkemece, davacıların iddiaları ve itirazlarını karşılar şekilde, davalı hastanedeki doğuma ilişkin tüm tıbbi bilgi ve belgeler birlikte gönderilerek, dosyadaki mevcut raporları düzenleyen doktorların çalıştığı yerler dışında üniversite öğretim üyelerinden oluşturulacak konusunda uzman, akademik kariyere sahip üç kişilik bilirkişi kurulundan, NST kayıtlarının varlığı veya yokluğunun doğuracağı sonuçları da açıklar nitelikte ve doktora atfı kabil bir kusur olup olmadığı konusunda, nedenlerini açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan 29,20 TL harcın istek halinde davacılara iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04/02/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi