19. Hukuk Dairesi 2015/3368 E. , 2015/6602 K.
"İçtihat Metni"Davacı ... vek. Av. ... ile davalı ... A.Ş vek. Av. ... arasında görülen dava hakkında ... Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 04.09.2013 gün ve 2013/182 E. - 2013/105 K. sayılı hükmün onanmasına ilişkin Dairemizin 16.04.2014 gün ve 2014/3771 E. - 2014/7546 K. sayılı ilamına karşı davalı vekili tarafından süresi içinde karar düzeltme yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Taraflar arasındaki alacak davasının açık yargılaması sonucunda yerel mahkemece davanın reddine dair verilen 01.04.2009 tarih 59-100 E.K sayılı kararın, Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda bozulması üzerine mahkemece 04.05.2011 tarih ve 2011/50 E, 2011/87 K. sayılı karar ile önceki hükümde direnilmesine karar verildiği, bu kararın Yargıtay ..."nun 12.12.2012 tarih, 2012/19-580 E, 2012/1105 K. sayılı kararı ile; “Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağının 6100 sayılı HMK"nun 297. maddesinde belirtildiği, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin herbiri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği, HMK"nun 294. maddesinin 3. fıkrasında ise, hükmün tefhiminin herhalde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle alacağının hükme bağlandığı, ayrıca bozma kararı ile ilk hüküm hayatiyetini yitirdiğinden ona atıf suretiyle hüküm tesisinin yukarıda açıklanan kurallara uygun düşmeyeceğinin de açık olduğu, somut olayda mahkemece aslolan kısa kararda yukarıda açıklanan mevzuata uygun hüküm fıkrası oluşturulmayıp sadece “Direnilmesine” denilerek önceki karara atıf yapılmakla yetinildiği, bu durumda yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde usulün öngördüğü anlamda oluşturulmuş bir hüküm bulunmadığı gibi, direnme kararlarını denetleyen Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenebilecek nitelikte teknik anlamda bir direnme hükmünün de bulunmadığı görülmekte olup, bu durumda mahkemece yapılacak işin dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında belirtildiği, açık, infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde usulün aradığı niteliklere haiz kısa karar ve buna uygun gerekçeli karar oluşturulmasından ibaret olduğu, usulün öngördüğü niteliklere haiz bulunmayan kısa kararın usul ve yasaya uygun tesis edilmediği “gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, Yargıtay ..."nun anılan bozma kararı üzerine dosya yeni bir esasa kaydedilerek yapılan yargılama sonucunda bu kez, usul ve yasaya uygun Yargıtay bozma ilamına uyulmasına ve davanın kabulüne dair hüküm oluşturulmuş, bu hüküm Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda ilamda yazılı nedenlerle onanmıştır.
Oysa, Yargıtay ..."nun yukarıda tarih ve numarası yazılı bozma kararı üzerine mahkemece yapılması gereken iş, 6100 sayılı HMK"nun 294. maddesine uygun biçimde direnmeye ilişkin bir kısa karar oluşturulması ve kısa karara uygun şekilde aynı Yasanın 297. maddesinde öngörülen biçimde gerekçeli bir direnme kararı tesis edilmesinden ibaret olmalıdır. Zira, Yargıtay ..."nun bozma kararına mahkemenin uyma zorunluluğu bulunmaktadır. Hukuk Genel Kurulu"nun bozma kararına rağmen mahkemece Yüksek Özel Daire"nin bozma kararına uyulmak suretiyle, somut olayda olduğu gibi kabul kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Yerel mahkemenin 04.09.2013 tarih, 2013/182 E, 2013/105 K. sayılı hükmünün bu gerekçelerle bozulması gerekirken ilamda yazılı nedenlerle onandığı anlaşıldığından davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 16.04.2014 tarih, 2014/3771 E, 2014/7546 K. sayılı onama kararının kaldırılarak hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki karar düzeltme itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, evvelce alınan onama harcı ile peşin harcın istek halinde iadesine, 05.05.2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
-MUHALEFET ŞERHİ-
Yargıtay ... bozma ilamında, mahkeme kararlarında nelerin yazılması gerektiğine dair HMK. 294 ve 297 maddelerine atıfta bulunduktan sonra, aynen: “mahkemece aslolan kısa kararda yukarıda açıklanan mevzuata uygun hüküm fıkrası oluşturulmamış sadece “direnilmesine” denilerek önceki karara atıf yapılmakla yetinilmiştir. Bu durumda yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesine usulün öngördüğü anlamda oluşturulmuş bir hüküm bulunmadığı gibi, direnme kararlarını denetleyen Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenebilecek nitelikte teknik anlamda bir direnme hükmü de bulunmadığı her türlü duraksamadan uzaktır” tespitinde bulunarak, direnme kararının yoklukla malul olduğuna işaret etmiştir.
HGK’nun söz konusu tespit ve değerlendirmelerinden sonra maddi hukuk anlamında hüküm niteliğini yitiren ilk kararın, tarafların biri yönünden usulü kazanılmış hak doğurduğundan bahsetmek, bozmanın niteliğiyle bağdaşmayacaktır.
Şayet, Hukuk Genel Kurulu, bahse konu hatayı bozma gerekçesi yapmayıp “geri çevirme” ile giderilebilecek eksiklik kapsamında değerlendirseydi; yerel mahkemenin önceki kararın özüne dokunmaksızın yalnızca eksikliği gidermekle yetinmesi gerekliliğinden söz edilebilirdi.
O halde Hukuk Genel Kurulu’nun özellikle “kararın geçersizliğine” yönelik vurgusundan sonra, yerel mahkemenin; (hukuki anlamda sonuç doğurmaktan) yoksun önceki kararla bağlı olmaksızın yeni bir karar verme imkan ve yetkisine haiz olacağı kuşkusuzdur. Nitekim mahkemece bu çerçevede hareket edilip bir önceki Dairemiz bozma ilamına uyularak kabul şeklinde hüküm kurulmuştur. Açıklanan nedenlerle, onama kararına yönelik karar düzeltme talepleri yerinde bulunmamakla reddine karar verilmesi gerekirken, “kabul bozma” şeklinde tezahür eden sayın çoğunluk görüşüne iştirak etmiyorum.