13. Hukuk Dairesi 2016/7197 E. , 2019/1060 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, davalı tarafından müvekkili aleyhine ... 20. İcra Müdürlüğü"nün 2009/1016 esas sayılı dosyası ile ilamsız takip yapıldığını ve zamanında itiraz edilemediğinden takibin kesinleştiğini, ancak takip konusu borca ilişkin kurum kayıtlarının incelenmesi neticesinde icra takibine konu 2002 yılına ait 4 adet faturanın mahsubunun yapılmış olduğunun tespit edildiğini, takibe konu fatura bedellerinin, davalının kuruma olan fiyat farkı borçlarına istinaden mahsup edildiğini, söz konusu fiyat farkı borçlarının tahsilinin sağlanabilmesi için ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/514 Esas sayılı dosyasında 9.416.036,51 USD değerinde, ... 9. Asliye Hukuk Mahkemesi"nin 2005/188 Esas sayılı dosyasında 377.366,55 USD değerinde davalar açıldığını, ayrıca ... 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/220 Esas sayılı dosyasında görülen davada kamu kurumlarına fahiş fiyatla malzeme fatura etmek suretiyle kamu kurumlarını dolandırmak, çıkar amaçlı suç örgütü üyesi olmak suçlarından haklarında yapılan yargılama sonucu davalı firma yetkililerinin ceza aldıklarını belirterek ... 20. İcra Müdürlüğü"nün 2009/1016 nolu takip dosyası ile hukuka aykırı ve haksız yapılan takipte talep edilen 15.433,51 TL"lik asıl alacak toplamı ile işleyen ve işleyecek faizi ile bu alacakların ferileri yönünden, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötü niyetli ve haksız takip nedeniyle davalının %40"tan az olmamaz üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, açılan davanın kabulü ile; davacının, ... 20. İcra Müdürlüğü"nün 2009/1016 takip sayılı dosyasında aleyhine yapılan icra takibinden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dava, davalı şirket tarafından ..."na bağlı ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi"ne teslim edilen iyileştirici nitelikli kardiyoloji tıbbi sarf malzemelerine ilişkin 3 adet faturanın ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine yönelik menfi tespit davasıdır. Davacı, davalı şirkettten olan fiyat farkı alacaklarının takip konusu faturalardan mahsup edildiğini, bu nedenle de alacaklı olmadığını iddia etmektedir. Mahkemece, davacı tarafın mahsuba ilişkin olarak düzenlediği tek taraflı belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, dava konusu faturaların davacı kurumun davalıdan olan alacaklarından mashup edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı BK"nın 118. maddesinin ilk iki fıkrası; "İki şahıs karşılıklı bir miktar meblağı veya yekdiğerine mümasil başka malları birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise iki taraftan her biri borcunu alacağı ile takas edebilir. Alacaklardan biri, münazaalı olsa bile takas dermeyan olunabilir." hükmünü içermektedir. 6908 sayılı TBK"nın 139. maddesinde de aynı yönde düzenlemeler yer almaktadır. Yenilik doğuran bir hak olan takasın, davadan önce ve dava sırasında ileri sürülmesi mümkün olduğu gibi, terditli olarak beyan edilmesi de takasın şarta bağlandığı anlamına gelmemektedir. Takas talebinin mutlaka karşı dava şeklinde ileri sürülmesi zorunlu olmayıp, savunma olarak da ileri sürülmesi olanaklıdır. Takas ve mahsup birbirinden farklı kavramlardır. Mahsupta, birbirinden ayrı ve bağımsız iki alacak mevcut olmayıp, alacak miktarından belli olgular dolayısıyla indirme talebi bulunmaktadır. Alacaktan indirilecek olan meblağ bir karşı alacak değildir. Mahsup, alacağın gerçek miktarını belirlemek üzere yapılan bir işlemdir. Mahsup itirazının karşı dava olarak ileri sürülmesine gerek olmadığı gibi, ayrı bir davada istenmesi zorunluluğu da bulunmamaktadır. Takasta ise birbirinden bütünüyle ayrı ve bağımsız, karşılıklı iki alacak (borç) vardır. Ayrıca takas edilecek alacakların muaccel, dava edilebilir olması ve takas hakkının kanunla veya tarafların yapmış oldukları bir sözleşmeyle ortadan kaldırılmaması gerekir. Bu alacak sahiplerinden her biri takas ileri sürebileceği gibi, bu yola gitmeksizin alacaklarını ayrıca dava konusu edebilirler. Takas savunmasında bulunan taraf, hem kendi, hem de karşı tarafın alacağını ortadan kaldırmayı istediğinden, her iki alacak üzerinden de etkin olur. Bu niteliği ile takas, inşai bir haktır. Mahsup ise bir inşai hak ya da def"i olmayıp, bir itirazdır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; davalının davacı kuruma bağlı hastaneye teslim etmiş olduğu tıbbi sarf malzeme bedellerinin ödenmemesi sebebiyle icra takibi başlattığı, davacının ise davalı ile aralarında imzalanan protokol gereği davalının kurumlarına olan fiyat farkı borçlarının, takip konusu faturalardan mahsup edildiği iddiasıyla borcunun bulunmadığın beyan ettiği anlaşılmaktadır. Davacının iddiası her ne kadar mahsuba ilişkin olsa da, söz konusu alacaklar birbirinden ayrı ve bağımsız, karşılıklı iki alacak niteliğinde olup bu durumda dava konusu olayda mahsup değil ancak takas işleminin mevcut olabileceği kabul edilmelidir. Bu durumda mahkemece davacının takas iddiasıyla ilgili olarak muaccel ve dava edilebilir bir alacağın bulunup bulunmadığı hususunda tarafların akdetmiş oldukları protokol hükümleri de değerlendirilmek suretiyle bilirkişiden rapor alınıp sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde davacı kurumca tek taraflı olarak düzenlenmiş mahsuba ilişkin belgeler esas alınmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-Bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1.) bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2.) bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan 415,00 TL harcın davalıya iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04/02/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.