10. Hukuk Dairesi 2016/8138 E. , 2018/6639 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Davanın yasal dayanağı olan 506 Sayılı Kanunun 26’ncı maddesindeki “İş kazası ..., işverenin kastı veya işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi veyahut suç sayılabilir bir hareketi sonucu olmuşsa, Kurumca sigortalıya veya haksahibi kimselerine yapılan veya ileride yapılması gerekli bulunan her türlü giderlerin tutarları ile gelir bağlanırsa bu gelirlerinin 22’nci maddede belirtilen tarifeye göre hesaplanacak sermaye değerleri toplamı ..., 3’üncü bir kişinin kasıt veya kusuru yüzünden olmuşsa, Kurumca bütün sigorta yardımları yapılmakla beraber zarara sebep olan 3’üncü kişilere ... rücu edilir.” düzenlemesi gereği, davalıların rücu alacağından sorumluluğu ancak, maddede öngörülen koşulların gerçekleşmesi halinde mümkündür.
Anılan Yasal düzenleme çerçevesinde kusur durumu saptanırken,öncelikle iş kazasının ne şekilde olduğu, dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak, varsa çelişki giderilerek belirlenmeli ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, iş güvenliği mevzuatına göre hangi önlemlerin alınması gerektiği, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığı ve alınmış önlemlere sigortalı işçinin uyup uymadığı 4857 sayılı Kanunun 77. maddesi hükmü doğrultusunda alınacak raporda tartışılmalıdır. İşveren yada işverenlerin tamamen kusursuz kabul edilebilmesi için ise, anılan madde gereğince, işyerindeki işçilerin sağlığı ve iş güvenliğini sağlamaya yönelik her türlü tedbiri alması, uygun çalışma ortamı hazırlaması, araçları noksansız bulundurması, işçileri etkin bir biçimde denetlemesi, gözetlemesi, bütün yükümlülüklerini özenle yerine getirmesi gerekir.
Mahkemece, hükme esas alınan makine mühendisi bilirkişisi tarafından düzenlenen kusur raporunda, davalı işveren şirkete %80, kazalıya %20 oranlarında kusur atfedildiği, mali müşavir bilirkişisi tarafından düzenlenen hesap raporunda da, belirlenen bu kusur oranları doğrultusunda davacı kurumun alacak tutarının hesaplandığı anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan ve sadece makine mühendisi bilirkişisi olup, iş güvenliği uzmanı olmadığı anlaşılan bilirkişi tarafından, dosyaya sunulan 22.09.2013 günlü kusur raporu, kusur oran ve aidiyeti yönünden ayrıntılı ve yeterli bilgilere yer verilmemesi ve iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman bilirkişilerce hazırlanmaması nedenleriyle, hüküm kurmaya elverişli değildir. Hal böyle olunca, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman bilirkişi heyetinden, davalının kusur oran ve aidiyetini irdeleyen rapor alınarak, varılacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece açıklanan bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik araştırma sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2-Davacı Kurum, 06.08.2008 tarihinde davalı ... Ltd. Şti. adlı işyerinde çalışırken geçirdiği iş kazası nedeniyle yaralanan sigortalı Fikri Taştan"a ödenen geçici iş göremezlik ödeneği ve yapılan tedavi masraflarından oluşan kurum zararının rücuan tahsilini talep etmiş olup, mahkemece davalının 16.09.2010 tarihinde temerrüde düşürüldüğü belirtilerek , davanın kabulüne, geçiçi iş göremezlik ödeneği ve tedavi masraflarının temerrüt tarihi olarak kabul edilen 16.09.2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline hükmedilmiştir.
Rücu davalarında faiz başlangıcı, giderler yönünden sarf ve ödeme tarihi, gelirler yönünden ise gelir bağlama kararının Kurumun yetkili organlarınca onandığı tarih olup, faiz başlangıç tarihinin ayrıca gösterilmesine, davadan önce Kurumun temerrüde düşürülmesine gerek yoktur. (YİBBGKK 01.07.1994 T, 1992/3 E, 1994/3 K) Davalı şirket yönünden talep edilen geçici işgörmezlik ödemesi ve tedavi masrafları yönünden sarf ve ödeme tarihlerinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, davacı kurumun, davalı şirkete ödeme müracatında bulunduğu tarihten itibaren faize hükmedilmiş olması ve yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 17.09.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.