16. Hukuk Dairesi 2015/19938 E. , 2017/7502 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
KANUN YOLU : TEMYİZ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay"ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu ... Köyü çalışma alanında bulunan 134 ada 129, 130, 139, 142, 146 parsel sayılı sırasıyla 2.136.06, 820.56, 7.980.38, 22.744.08, 24.347.25, metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar ... ve ... mirasçıları adına tarla vasfıyla ... Kadastro Mahkemesi"nin 2003/1 Esas, 2006/5 Karar sayılı ilamı ile hükmen tescil edilmiştir. ... mirasçısı davacı ..., söz konusu taşınmazlarda annesinden intikal eden miras hisselerini mirasçılardan satın aldığını öne sürerek tapu iptali ve tescil istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kesin hüküm ve hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, ... Kadastro Mahkemesi"nin 2003/1 Esas, 2006/5 Karar sayılı ilamının bu dosya yönünden kesin hüküm teşkil edeceği ve hak düşürücü sürenin dolmuş olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK"nın 303/1. maddesi gereğince “Bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.” Mahkemenin kesin hüküm saydığı ... Kadastro Mahkemesi"nin 2003/1 Esas, 2006/5 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; dava konusu taşınmazları da kapsayan 1956 tarih 11 cilt, 74 sayfa, no 6 da kayıtlı 20.218 metrekare taşınmaz aleyhine, ... tarafından annesi ...’nın ... ile birlikte paydaş malik oldukları taşınmazdaki hisselerini muvazaalı şekilde kardeşi ...’ya devrettiği, taşınmazın sonrasında temlik ile ... geçtiği iddiası ile ... ve ...’ya karşı 1988 yılında tapu iptali ve tescili davası açıldığı, taşınmazların bulunduğu bölgede 1993 yılında orman kadastrosunun yapılması nedeniyle dosyanın Kadastro Mahkemesine aktarıldığı, yapılan yargılama sonucunda 134 ada 129, 130, 139, 142, 146 parsel sayılı taşınmazların tarla vasfı ile ... ve ... mirasçılarına payları oranında tespit ve tesciline karar verildiği, anılan kararın temyiz incelemesinden geçerek 30.07.2007 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Temyize konu dosyada ise; davacı ... yukarıda sözü edilen dosyada dava konusu olup hükmen kesinleşen 134 ada 129, 130, 139, 142, 146 parsel sayılı taşınmazlar hakkında taşınmazların annesi ... mirasçıları adına verilen hisselerini dosya arasında bulunan senetlerle mirasçılardan satın aldığı iddiasına dayanarak tapu iptali ve tescili davası açmıştır. Dolayısıyla her iki davanın konusu, tarafları ve dava sebebinin aynı olduğundan söz edilmesi mümkün değildir. Bu nedenlerle Kadastro Mahkemesi ilamının bu davada kesin hüküm teşkil ettiğinden söz edilemez. Öte yandan dava konusu taşınmazlar; 03.09.1993 yılında tespit edilmiş olup Kadastro Mahkemesinde aktarılarak görülen davanın temyiz incelemesinden geçmesi sonucunda 30.07.2007 yılında hükmen tescil edilmiştir. Dava 2012 yılında açıldığına göre 3402 sayılı Kadastro Kanunu"nun 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin dava tarihi itibariyle henüz dolmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; mahkemece; dava konusu taşınmazlar hakkında tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 06.11.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.