19. Hukuk Dairesi 2014/8957 E. , 2015/6249 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki karşılıklı tazminat - alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı - karşı davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı - karşı davacı vekili gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı - karşı davalı vekili, müvekkilinin, yurtdışındaki firmaya ihraç ettiği tekstil ürünlerinde davalı şirketten alınan etiketleri kullandığını, ancak 11.270 adet ürünün, 17.01.2012 tarihli fatura ile geri çevrildiğini, durumun 10.02.2012 tarihli ihtarla bildirilip, uğranılan zararın tazmininin istenildiğini, ayıplı ürünlerin toplam 7.736 adedinin temin edilerek tekrar yurtdışına gönderildiğini, bakiye 3.534 adet ürünün ise temin olmadığından 37.402,26 TL masraf yapılarak yeniden dikilip yurtdışına gönderildiğini, ayrıca ayıplı malların ithalat – ihracat ve temizleme giderleri olarak toplam 52.287,70 TL masraf yapıldığını iddia ederek, müvekkilinin toplam zararı 89.689,00 TL"nin 17.01.2012 tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde, davacının muayene ve ihbar mükellefiyetini süresi içinde ifa etmediğinden, davaya konu etiketleri bu haliyle kabul ettiğini, davaya konu etiketlerde herhangi bir ayıp bulunmadığını, davacının uygun şartlarda ütü, paket, depolama ve nakliyat yapmadığından kendi kusurlu davranışı ile zararın doğmasına neden olduğunu, bu zararın ithalatçı firmanın depolama şartlarından da kaynaklanabileceğini, dava dilekçesinde belirtilen zarar ve zarar kalemlerinin abartılı olup, gerçeği yansıtmadığını savunarak, aleyhlerine açılan davanın reddi ile satılan ürün bedelinin tamamının ödenmediğini iddia ederek bakiye 19.485,10 TL alacaklarının faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere, asıl ve ek bilirkişi raporuna göre, davacı tarafından davalıdan satın alınan etiketlerin kullanıldığı tişörtlerin satımının yapılarak ihraç edildiği, tekstil emtialarının 11.270 adedinin yurtdışı firması tarafından 17.01.2012 tarihli iade faturası ile davacıya iade edildiği, yurtdışı firması tarafından iade edilen ürünlerin 3.534 adedinin davacı tarafça yeniden dikildiği, tamir edilen emtialara ilişkin ihracat beyannamelerinin davacı tarafça sunulduğu, keşfen yapılan inceleme sonucu düzenlenen rapor içeriğinden etiketlerin yıkama, su ve ütü haslıklarının iyi olduğu tespit edilmekle birlikte t shirt numunesinin etiketi ile 40 derecede 12 saat nemli şartlarda bekletildiğinde benzer lekelerin ortaya çıktığı, hatanın etiket kalitesinden kaynaklandığı, keşif sırasında 3.366 adet t shirtün ayıplı olduğunun belirlendiği, davalı tarafından üretilen etiketlerdeki ayıbın etiketlerin teslim edildiği anda tespit edilmesinin olanaklı olmayıp, t-shirtlerde kullanılmasını müteakip ortaya çıkan gizli ayıp niteliğinde olup, ayıp ihbarının süresinde yapıldığı, toplam zarar bedelinin 48.079,86 TL olduğu, davalının bu zarardan sorumlu olduğu, davalının dava ile temerrüde düştüğü, her iki yan, ticari defter kayıtları ile sabit olan ve davacı – karşı davalı tarafından kabul edilen 19.485,10 TL davalı – karşı davacı alacağının davacı – karşı davalıdan tahsili gerektiği gerekçesi ile asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın ise kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı – karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı - karşı davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 28.04.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.