10. Hukuk Dairesi 2018/1434 E. , 2018/6319 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Dava, fiili çalışmaya dayalı olmadığı gerekçesi ile bir kısım sigortalılığının geçersizliği sonucunda yaşlılık aylığı şartlarını kaybettiğinden bahisle yersiz olduğu iddiası ile yapılan kurum borç tahakkuku işleminin iptali ile Kuruma karşı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın reddine, karar verilmiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Eldeki davada, 26.03.1954 doğumlu davacının, 01.09.1985-25.04.2011 tarihleri arasında kalan sürelerde, 1479 sayılı Yasa kapsamında 4470 primi ödenmiş gün ile birlikte 02.09.2006-25.04.2011 tarihleri arasında kalan dönemdeki 1296 günlük 506 ve 5510 sayılı Yasanın 4/a bendi kapsamında hizmet akdi ile çalışmalarına göre, 5766 gün üzerinden, 28.04.2011 tarihli tahsis talebine istinaden, 2829 sayılı Yasanın 8’inci maddesi (hizmet birleştirme) uygulaması ile 01.05.2011 tarihinden itibaren 506 sayılı Yasa hükümlerine göre yaşlılık aylığı almakta olduğu, ne var ki diğer davalı Göktepe Bağcılık Şarapçılık Hay. Tur. Tic. Ltd. Şti.’ne ait olan dinlenme tesisi işyerinde kurum tarafından yapılan denetim sonucunda davacı hakkında bu işyerinden yapılmış olan 20.04.2008-14.05.2008 ve 10.08.2008-30.10.2008 tarihleri arasında kalan sürelerdeki 107 günlük bildirimlerin fiili çalışmaya dayalı olmadığı gerekçesi ile aylık iptali ve 19.10.2012 tarihli işlemi ile 01.05.2011-24.10.2012 tarihleri arasında kalan sürelerde davacıya ödenen aylıkların, 5510 Sayılı Yasanın 96’ncı maddesinin “a” bendine göre borç kaydedildiği anlaşılmakta olup, davaya konu uyuşmazlığın anılan dönemlerde davacı adına yapılan sigortalı bildirimlerinin fiili çalışmaya dayalı olup olmadığı hususunda toplandığı, buna göre davanın yasal dayanağının 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 86. maddesi olduğu anlaşılmaktadır.
Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, eldeki gibi sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Eldeki davada ise, Mahkemece, davacının çalışmalarının fiili olmadığı kanaati ile yazıl şekilde davanın reddine karar verilmiş ise de, verilen kararın eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davacının çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla; çalışmaları ile ilgili tüm belgeler davalı kurumdan; puantaj kayıtları ve ücret tediye bordrolarının asılları işverenden ve dava konusu dönem içerisinde davacı çalışmalarını Kuruma bildiren işverenden getirtilmeli, iş bu belgelerden sigortalının imzasını içerenler yönünden imzanın aidiyeti davacı tarafından kabul edilenler ile inkar edilip de aidiyeti ehil bilirkişi incelemesiyle saptananlardan yine davacı tarafından hata-hile-ikrah durumu iddia ve ispat edilemeyenler bakımından, işbu yazılı belgelerin aksi eşdeğerde delillerle kanıtlanması için davacıya delilleri sorulmalı; davacı ile birlikte çalışan ve işverenlerin bordrolarında kayıtlı kişiler ile, aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı, bunun dışında sigortalının kayıtlarda gözükmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı hususu gereğince araştırılmalı, tespiti istenen dönemde davalı işyerinde Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalıdır. Eldeki davaya yönelik olarak ise, mahkemece öncelikle davalı Kurumca, davalı şirket nezdinde fiilen çalıştığı kabul edilen sigortalıların olup olmadığı hususu netleştirilmeli, var ise bu kişilerin ifadelerine başvurulmalı, davalı şirket hakkında vergi ve muhtasar kayıtlarının olup olmadığı ile kayıtlarda davacının adının geçip geçmediği hususu araştırılmalı, alınan beyanlardan gece bekçisi olarak çalıştığını iddia eden davacı hakkında kolluk kayıtlarında, Kimlik Bildirme Kanunu kapsamında, herhangi bir yazılı kaydın bulunup bulunmadığı ile Kurum işlemiyle 63 sigortalı hakkında sigortalılık iptali yoluna gidilmesi karşısında daha önceden davacı ile aynı yönde dava açan kişilerin araştırılması ile bu kişiler hakkında veya bu kişilerce Kurum işlemine karşı açılmış olan davalarda, kabul yönünde karar verilip de kesinleşmesi halinde bordrolu tanık vasfı kazanacağından, bu kişilerin de dinlenmeleri, Mahkemece, dinlenen tanıkların tamamının bildirimlerinin Kurumca iptal edilmesi karşısında, çalışılan yerde birden fazla işyeri olup olmadığı ile var ise bu işyerlerinde işveren veyahut kayıtlar ile tespit edilebilecek komşu işyeri çalışanlarının da beyanlarına başvurulmalı ve Kurum müfettiş raporu içeriğindeki iddialar irdelenmeli, çalışmayı tespit edebilecek nitelikte davacı lehine yazılı belgelerinin bulunup bulunmadığı hususu da ayrıntılı irdeleme sonucunda ve çalışmanın fiili olup olmadığı hususunda tüm deliller toplandıktan sonra bir karar verilmelidir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Diğer taraftan, 11.12.2012 tarihinde açılan eldeki davada, 11.09.2014 günü yürürlüğe giren 6552 Sayılı Yasanın 64. Maddesiyle 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu"nun 7. maddesine eklenen 4. fıkrasındaki “(Ek: 10/9/2014 – 6552/64 md.) Hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davalarda, dava Kuruma resen ihbar edilir. İhbar üzerine davaya davalı yanında ferî müdahil olarak katılan Kurum, yanında katıldığı taraf başvurmasa dâhi kanun yoluna başvurabilir. Kurum, yargılama sonucu verilecek kararı kesinleştikten sonra uygulamakla yükümlüdür” hükmünün uygulanma kabiliyetinin bulunmamasına rağmen, yazılı şekilde kurumun feri müdahil olarak kabulü usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, Kurum işlemi ile aylığı kesilen davacının açtığı davada Kurumun yasal hasım olması gereğinin gözetilmemesi de isabetsizdir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 03.07.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.