20. Hukuk Dairesi 2019/5815 E. , 2020/47 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında .... köyü, 106 ada 15 parsel sayılı 5149,82 m2 yüzölçümündeki taşınmaz senetsizden ahşap ev ve ahşap samanlık ve tarla vasfıyla, ... Kadastro Mahkemesinin 2005/30 Esas sayılı dosyasında davalı olduğundan malik hanesi açık bırakılarak tespit edilmiştir.
Davacı ... Yönetimi, ... ilçesi, .....mevkiinde 106 ada 29, 3, 4, 6, 7, 8, 9, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 21, 22, 24, 25, 26 ve 27 nolu parsellerin bulunduğu yerde 3402 sayılı Kanunun 5304 sayılı Kanunla değişik 4. maddesi gereğince yapılan orman kadastrosu sırasında, belirtilen parsellerin kısmen veya tamamen orman sınırı içinde kalması gerekirken, orman sınırı dışında bırakıldığını belirterek orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmesi istemiyle kadastro müdürlüğüne husumet yönelterek dava açmıştır.
Kadastro müdürlüğünün 21.12.2005 gün ve 1936 sayılı yazı cevabında, 3402 sayılı Kanunun 5304 sayılı Kanunla değişik 4. maddesi uyarınca .....köyünde orman kadastro çalışmalarının yapılarak kısmî ilân edildiği, kadastro çalışmalarının halen devam ettiği, sınırlandırma işlemleri bitirilmediğinden, tutanakların gönderilmediğinin bildirilmesi üzerine, mahkemece kadastro mahkemesinde davanın görülebilmesi için kadastro davalarının tesbit malikine husumet yöneltilmek suretiyle açılması gerektiği, çekişmeli taşınmazlar hakkında dava koşulu gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... Yönetiminin temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 27/11/2006 tarih ve 2006/16171 E. - 2006/16396 K. sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; "Mahkemece; dava, arazi kadastrosuna itiraz olarak nitelendirilerek çekişmeli yer hakkında tesbit tutanağı düzenlenmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmişse de, bilindiği gibi halen yürürlükte olan yasalarımıza göre orman kadastrosu 6831 sayılı Orman Kanunu hükümlerine göre yapıldığı gibi 3402 sayılı Kadastro Kanunu hükümlerine göre de yapılmaktadır.
Yörede 3402 sayılı Kanunun 5304 sayılı Kanunla değişik 4/3. maddesi uyarınca yapılan orman kadastrosunda 6831 ve 3402 sayılı Kanun hükümleri iç içe ve birlikte uygulandığından, orman sınırları dışında bırakılan taşınmazlar hakkında 3402 sayılı Kanunun 26/4. maddesi gereğince henüz olumlu tesbit tutanağı ve haritası düzenlenmemiş olmakla birlikte orman olmadığı konusunda "olumsuz tutanak ve harita düzenlendiği" kabul edilip, 6831 sayılı Kanunun 11/1. maddesi gereğince kadastro mahkemesinin görevi (yetkisi) başlayacağı, Çevre ve Orman Bakanlığının (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ya da Orman Genel Müdürlüğünün otuz günlük kısmî ilân süresi içinde kadastro mahkemesinde dava açabileceği, açılacak bu davada yapılan kadastro işlemin özelliği ve açılacak davanın niteliği nedeniyle bu davada husumet Hazine veya taşınmazların içinde bulunduğu köy tüzelkişiliği ya da davaya konu taşınmazlara veya taşınmazlara zilyet olanlara yöneltilebileceği, kendilerine husumet yöneltilerek dava açılan özel ya da tüzel kişilerin gerçek hak sahibi olmadığı gerekçesiyle dava husumet yönünden ret edilmeyip, kadastro mahkemesinin, dava dilekçesinde nitelikleri bildirilen taşınmazların tesbit tutanağının, malik henesinin açık bırakılmak suretiyle düzenlenip, kanun ve yönetmelik hükümlerine göre mahkemeye göndermesini kadastro müdürlüğünden istemesi gerektiği, tesbit tutanağı düzenlenmeden keşif yapılması halinde, keşif sırasında belirlenecek hak sahiplerinin davaya katılması, bu arada tesbit tutanağının gönderilmesi halinde dava dosyası ile birleştirip 3402 sayılı Kanunun 27, 28 ve 29. maddeleri gereğince yargılamaya devamla, tesbit tutanağında yazılı hak sahiplerini de davaya katıp, husumet yaygınlaştırılarak taraf oluşturulduktan sonra 3402 sayılı Kanunun 30/2. maddesi gereğince tarafların gösterecekleri deliller ile mahkemece re"sen lüzum görülen diğer deliller de toplanıp dava konusu taşınmazların gerçek hak sahibi adına tesciline karar verilmesi gerekir.
Bu ilkeler gözönünde bulundurularak davanın esasının incelenmesi gerekirken henüz tesbit tutanağı düzenlenmediği, bu nedenle dava koşulu bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi usûl ve kanuna aykırıdır" denilmiştir.
Mahkemece; bozma kararına uyulduktan sonra, iş bu davaya konu 106 ada 15 sayılı parselle ilgili yargılama tefrik edilip yukarıdaki esasa kaydı yapılarak; davanın reddine, davaya konu ... ilçesi, Karaşar köyü, "Köyönü" mevkiinde bulunan 5.149,82 m2 yüzölçümündeki 106 ada 15 nolu parselin, mirası 1200 pay kabul edilerek, Hakkı Çevik mirasçıları adına hisseleri oranında tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı ... Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, orman kadastrosuna ve kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 3402 sayılı Kanunun 5304 sayılı Kanunla değişik 4. maddesi gereğince yapılan ve dava tarihi itibariyle kesinleşmeyen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Mahkemece bozma kararına uyulmasına rağmen gerekleri yerine getirilmeden mevcut inceleme ve araştırma ile kurulan hüküm yeterli değildir. Şöyle ki dava kısmi askı ilan süresinde açılan orman kadastrosuna ve kadastro tespitine itiraz niteliğinde olup kadastro tutanağının malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespitler yapıldığından, 3402 sayılı Kanunun 30/2. maddesi gereğince tarafların gösterecekleri deliller ile mahkemece re"sen lüzum görülen diğer deliller de toplanıp dava konusu taşınmazın gerçek hak sahibi adına tesciline karar verilmesi gerektiğinden, öncelikle mahkemece Hazine ve Karaşar köyü tüzelkişiğinin davaya katılımı sağlanmadan husumet yaygınlaştırılmadan yokluklarında dava görülüp sonuçlandırılmış olup bu nedenle verilen karar usûl ve kanuna aykırıdır. Taraf teşkili, davanın görülebilme koşullarından olup, mahkemece re"sen (kendiliğinden) yapılması gereken işlemlerdendir. Yine davalıların dayandıkları tapu kaydının geldi ve gittileri usulünce araştırılmamış ve keşfe katılan fen bilirkişisi tarafından raporunda tartışılmamış ve krokisinde gösterilmemiştir. Ayrıca ziraat bilirkişi raporunda taşınmaz üzerinde 15-20 yıldır tarım yapılmadığı, orman bilirkişi raporunda ise 20-25 yıldır toprak işlemesinin yapılmadığının açıklandığı halde iradi terk olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilmeden hüküm kurulmuş olmasıda doğru olmamıştır.
O halde, mahkemece öncelikli olarak Hazine ve Karaşar köyü tüzelkişiliğinin davaya katılımları sağlanarak husumet yaygınlaştırılmalı, tarafların ileri sürecekleri delilleri toplanmalı, daha sonra T.sani 1327 tarih 4 ve 27 numaralı tapu kayıtlarının ilk tesisinden itibaren bütün tedavüllerinin, plan, harita ve krokilerinin, ifraz görmüşler ise ifraz haritalarının ilk tesisi mahkeme ilamına dayanıyorsa ilam örneği ile haritasının, kadastro sırasında revizyon görmüş iseler revizyon gördükleri taşınmazlara ait kadastro tutanak örnekleri, tedavüller sırasında kayıtların yüzölçümü ve sınırlarında değişiklik olmuşsa sebebinin açıklanarak buna ilişkin belgelerin onaylı örnekleri okunaklı ve tapu geldi gittileri bilgisayar çıktılı olmak şartıyla denetime elverişli olacak şekilde dosya içine alınarak önceki bilirkişiler dışında bir harita mühendisi ve bir ziraat mühendisi aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, dava konusu taşınmazın tapu kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmeli bu amaçla tapu kayıtları, varsa tescil krokisi mahalli bilirkişi eliyle mahallinde uygulanmalı, sınır denetimi yapılmalı, dayanılan tapu kayıtlarının mahalline uyup uymadığı tespit edilerek kayıtlar mahalline uyuyor ise kayıtların kapsadığı ve revizyon gördüğü taşınmazlarıda gösterir teknik bilirkişi tarafından düzenlenecek denetlemeye elverişli krokili rapor alınmalı, kayıt malikleri ile bu kayıtlara dayanan kişiler arasında akdi veya irsi irtibat bulunup bulunmadığı araştırılmalı, tapunun revizyon gördüğü parseller belirlenmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir. Şayet tapu kayıtlarının dava konusu taşınmaza uymadığının belirlenmesi halinde dosya içindeki mevcut ziraat ve orman bilirkişi raporları gözönüne alınarak taşınmazların kullanılmadığı sürenin iradi terk anlamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği mahkemece irdelenmeli keşifte, taşınmazın dört bir yandan fotoğrafları çekilmeli ve ne kadar zamandır boş vaziyette olup kullanılmadığı yerel bilirkişi ve tutanak bilirkişiden sorulmak suretiyle tespit edilmeli, taşınmazın öncesinde ne şekilde tasarruf edildiği ayrıntılı biçimde açıklattırılmalı ziraat bilirkişisinden taşınmazın tarıma elverişli olup olmadığı ve taşınmazın ne süredir ekilmediği husunda ayrıntılı rapor alınarak, tüm deliller ışığında taşınmazın iradi terk durumu değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Bu nedenlerle belirtilen hususlar gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı ... Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 13/01/2020 günü oy birliği ile karar verildi.