10. Hukuk Dairesi 2018/130 E. , 2018/6300 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, hak sahibi konumunda yer alan davacıya ödenmeyen 2011/Mayıs-2015/Şubat arası aylıkların toplamı olan 22.510,92 TL’nin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma üzerine ilamında belirttiği gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Hakkında verilen 28.02.2007 tarihinde boşanma kararı verilen davacıya, yaşamını yitiren sigortalı babası üzerinden hak sahibi kız çocuğu sıfatıyla bağlanan ölüm aylığının, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığının belirlendiği gerekçesiyle davalı Kurumca kesildiği ve 01.08.2008-31.05.2011 tarih aralığında ödenmiş olan aylıkların tahsili için kurum tarafından davacıya borç bildirim belgesi gönderildiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı olan 5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 56. maddesinin ikinci fıkrasında, eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıklarının kesileceği, bu kişilere ödenmiş olan tutarların, 96. madde hükümlerine göre geri alınacağı yönünde düzenleme yapılmıştır. Anılan maddeye dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir.
5510 sayılı Kanunun, Kurumun denetleme ve kontrol yetkisi başlığını taşıyan 59. maddesinde, "Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin işlemlerin denetimi, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eliyle yürütülür. Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Mahkemece 31.05.2016 tarihli bozma ilamına uyulmuş ancak bozma ilamında belirtilen fiilen birlikte yaşama olgusunun varlığının ve yokluğunun tespiti için yol gösterici hususlar tam olarak yerine getirilmeksizin eksik inceleme sonucu karar verilmiştir.
Mahkemece anılan bozma ilamındaki hususlarla birlikte, davacı ... ve boşandığı eş ...’ün, çalıştıkları işyeri dosyalarında bulunan şahısların bildirdikleri adresler sorulmalı, davacı ve boşandığı eşinin ikamet adresi olarak görülen adreslerde uyuşmazlık konusu dönem için geniş kapsamlı ... Komutanlığı araştırması yapılmalı, araştırma sonucu yakın ve durumu bilebilecek durumdaki komşular tespit edilerek anılan döneme ilişkin beyanları alınmalı, özellikle davacının boşandığı eş ...ve kızı ...’ın birlikte yaşadığı iddia edilen apartmandaki davacı ...’un daire 3’te ikamet ettiğini doğrulayan 4 nolu daire sakinleri dinlenilmeli, ayrıca ihbar yaptığı belirtilen davacının üvey annesi ...’nun bilgisine başvurularak beyanı alınmalı, boşanılan eş 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta ise ödeme için adına açılan banka hesabında kayıtlı yerleşim yeri saptanmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, 03.07.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.