Abaküs Yazılım
20. Hukuk Dairesi
Esas No: 2019/5793
Karar No: 2020/32

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2019/5793 Esas 2020/32 Karar Sayılı İlamı

20. Hukuk Dairesi         2019/5793 E.  ,  2020/32 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

    Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

    K A R A R

    Dava dilekçesinde, davalının ... Tapu Müdürlüğünce Ilıca mahallesi 5988 ada 1, (45 bağımsız bölüm) 2, 5989 ada 1 sayılı parsel (32 bağımsız bölüm) olarak kayıtlı parsellerde inşa edilen ve 24/03/1989 tarihinde kat mülkiyetine geçen ... Sitesinin 5988 ada 1 parsel sayılı parselinde kat maliki olduğunu, 45 bağımsız bölümden oluşan 5988 ada 1 sayılı parselden oluşan taşınmazın kat malikleri ... 2 Sitesi, 32 bağımsız bölümden oluşan 5989 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kat malikleri ... 1 Sitesi adı altında toplandığını ve toplantılarının ayrı ayrı yapıldığını, her parselin maliklerinin kendi kararlarını aldığını ve yönetimlerini oluşturduğunu, toplantı tutanakları incelendiğinde bu durumun görüleceğini, 14/11/2007 tarihinde 5711 sayılı Kanunla Kat Mülkiyet Kanununda değişiklik yapıldığını, toplu yapılara da Kat Mülkiyeti Kanununun uygulanacağının kabul edildiğini, ... Sitesi her parseli ayrı ayrı toplanan Kat Malikleri Kurulları toplantılarında alınan kararlara uygun olarak yönetildiğini, davalı tarafın 1998 yılından itibaren 2008 yılı Mart ayı dahil her yıl Kat Malikleri Kurul Toplantıları ile saptanan ve tebliğ edilen aidat borçlarından 2004 yılına ait 1.020,00-YTL aidat borcunu makbuz karşılığı yöneticiye ödediğini, 09/11/2007 tarihinde site kat maliklerinin ortak hesabına yaptığı 1.000,00-YTL aidat ödemesi ise geçmiş borçlarının faizlerden mahsup edildiğini, davalının ... Tapu Müdürlüğü kayıtlarına, site içerisindeki her parselin kat maliklerinin, kat malikleri kurul toplantılarını ayrı ayrı yapmalarına ve her parselin kendi kararlarını almasına ve 14/11/2007 tarihinde 5711 sayılı Kanunla kat mülkiyeti alındığına aykırı olarak imar uygulamasının bozulduğundan bahisle kat mülkiyetinin olmadığını ve Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerinin uygulanmayacağını belirtildiği, davalının kat mülkiyeti tapusu ile bağımsız bölüm maliki olduğu 5988 ada 1 sayılı parsel kat maliklerince kat malikleri kurul toplantısında seçilen yöneticilerin husumet ehliyetinin olmadığını iddia etmesinin doğru olmadığı gibi aidatlarını ödememeye yönelik kötü niyetli beyanları olduğunu, davalının 2008 yılı Mart ayı dahil aidat borçları için 06/08/2005 tarihinde 1.020,00-YTL ve 09/11/2007 tarihinde 1.000,00-YTL ödeme yaptığını, diğer aidatları ödemeyerek diğer kat maliklerine zarar veren, durumu çekilmez hale getiren davalının uyarılmasına karşın eylemini yıllardır sürdürmesi sebebiyle fazlaya ilişkin hak ve alacakların saklı olarak aidat borçlarının ve ödeme günlerine göre hesaplanan gecikme faizlerinin tahsili için haklı olarak icra takibi yapıldığını, davalının haksız ve kötü niyetli itirazı ile takibin durmasını sağladığını, bu açıklamalar doğrultusunda davalının İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2008/4391 sayılı dosyasına yaptığı itirazının iptaline, takibin devamına, % 40"dan aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesi istenilmiştir.
    Mahkemece 17/05/2013 tarihinde davanın reddine, tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 2014/2113 E. - 2014/5781 K. ile “Dava, 5988 ada 1 sayılı parselin yasal yöneticisi tarafından bu parseldeki ... 2. Sitesinde oturan ve bu anataşınmaza ait ortak giderleri ödemeyen davalı hakkında yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davacının tüzel kişiliği bulunmadığı ve dava konusu taşınmazın birden fazla parsel üzerinde kurulu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
    Dosya içindeki bilgi ve belgelerden dava konusu sitenin iki ayrı parsel üzerinde kurulu olduğu fakat toplu yapı yönetimine geçilmediği bu nedenle parsellerin her birinde ayrı ayrı kat mülkiyeti hükümlerinin uygulanması imkanının mevcut olduğu ve bu nedenle uyuşmazlığın Kat Mülkiyeti Kanunu hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Buna göre mahkemece davaya bakılıp tüm deliller toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yerinde bulunmayan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulmasına karar vermiştir.
    Mahkemece 25/2/2015 tarihli karar ile önceki kararda direnilmiş, davanın ve tazminat talebinin reddine karar verilmiştir, ilgili hükmün davacı tarafça temyiz edilmesi üzerine Hukuk Genel Kurulu K 2015/18-3128 E. - 2015/2919 K. ile “Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinde belirtilmiştir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
    6100 sayılı HMK’nun 294. maddesinin 3. fıkrasında ise “Hükmün tefhimi herhalde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur” hükmüne yer verilmiştir.
    Ayrıca, bozma kararı ile ilk hüküm hayatiyetini yitirdiğinden ona atıf suretiyle hüküm tesisinin yukarıda açıklanan kurallara uygun düşmeyeceği de aşikardır.
    Nitekim Yargıtayın yerleşmiş görüşü de bu yöndedir (Hukuk Genel Kurulunun 19.6.1991 gün 323-391 sayılı; 10.09.1991 gün 281-415 sayılı; 25.9.1991 gün 355-440 sayılı; 05.12.2007 gün 981-936 sayılı; 23.01.2008 gün 29-4 sayılı; 05.10.2011 gün 607-604 kararları).
    Somut olaya gelince; mahkemece aslolan kısa kararda yukarıda açıklanan mevzuata uygun hüküm fıkrası oluşturulmamış sadece “direnilmesine” denilmekle yetinilmiş, dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakkın sıra numarası altında belirtildiği açık, infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı niteliklere haiz kısa karar kurulmamıştır.
    Bu durumda, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde usulün öngördüğü anlamda oluşturulmuş bir hüküm bulunmadığı gibi, direnme kararlarını denetleyen Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenebilecek nitelikte teknik anlamda bir direnme hükmü de bulunmadığı her türlü duraksamadan uzaktır.
    Şu durumda mahkemece yapılacak iş; dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakkın sıra numarası altında belirtildiği açık, infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı niteliklere haiz kısa karar ve buna uygun gerekçeli karar oluşturulmasıdır.
    Mahkemenin, yukarıda ayrıntılarıyla açıklanan biçimde usulün öngördüğü niteliklere haiz bulunmayan kısa kararı ve gerekçeli kararın hüküm kısmı usul ve yasaya uygun değildir.
    Direnme kararının bu nedenle bozulması gerekmiştir.” denilmek sureti ile direnme hükmünün bozulmasına karar vermiştir.
    Mahkemece 25/5/2016 tarihli karar ile önceki kararda direnilmesine davanın ve tazminatın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafça temyiz edilmiş, Dairemizin 2017/2638 E. - 2018/7898 K. sayılı kararı ile temyiz talebinin süresinde olmadığından bahisle temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
    Dava, ortak gider alacağına yönelik başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
    1) Her ne kadar davacı tarafça mahkemenin 25/05/2016 gün ve 2016/182 E. - 2016/387 K. sayılı kararına karşı yapılan temyiz başvurusu Dairemizin 2017/2638 E. - 2018/7898 K. sayılı kararı ile temyiz süresi geçtiğinden bahisle reddolunmuş ise de temyiz süresinin son günü resmi tatil gününe denk geldiği ve sürenin uzamış bulunduğu gözetildiğinde temyiz isteminin reddi kararının maddi hataya dayalı olup kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
    2) Yerel mahkemece direnilmesine karar verilen Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 2014/2113 E. - 2014/5781 K. sayılı kararında belirtilen bozmaya ilişkin hususlar usul ve kanuna uygun olup, direnme kararının yerinde olmamasının anlaşılması nedeniyle dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmesi uygun görülmüştür.
    SONUÇ: 1) Yukarıda birinci bentde açılan nedenlerle; Dairemizin 2017/2638 E. - 2018/7898 K. sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,
    2) İkinci bentde açılan nedenlerle; Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 24/01/2019 gün ve 2014/2113 E. - 2014/5781 K. sayılı bozma kararı usul ve kanuna uygun bulunmuş olup, ... Sulh Hukuk Mahkemesince verilen direnme kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, temyiz incelemesinin yapılmak üzere dosyanın 6763 sayılı Kanunun 43. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK"nın 373. maddesinin 5. fıkrası uyarınca yetkili ve görevli YARGITAY HUKUK GENEL KURULUNA gönderilmesine 13/01/2020 günü oy birliğiyle karar verildi.







    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi