9. Hukuk Dairesi 2021/1401 E. , 2021/7667 K.
"İçtihat Metni"BÖLGE ADLİYE
MAHKEMESİ : ... 5. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
İLK DERECE
MAHKEMESİ : ... 35. İş Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 06/04/2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı adına vekili Avukat ... ile karşı taraf adına vekili Avukat ... ve ihbar olunan vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 15.07.2003-05.05.2004 tarihleri arası davalının Arnavutluk"ta bulunan işyerinde, 23.06.2007-02.07.2009 tarihleri arası Bulgaristan"da bulunan işyerinde, 13.01.2010-24.06.2010 tarihleri arası Dubai"de bulunan işyerinde, 12.01.2012-12.05.2013 tarihleri arası Azerbaycan"da bulunan işyerinde kalıpçı ustası olarak çalıştığını, son ücretinin net 1.830,00 ABD Doları olduğunu, üç öğün yemek ve barınmanın işverenlikçe karşılandığını, hafta sonları dahil 07.00-21.00 saatleri arası çalıştığını, dini bayramların ilk günü dışında kalan ulusal bayram ve genel tatil günleri çalıştığını, iş sözleşmesinin işverence haklı neden olmaksızın feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla mesai ücreti, hafta tatili ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının 08.06.2007-26.07.2009 tarihleri arası ...-... Adi Ortaklığı bünyesinde günlük 4,50 Avro ücret ile çalıştığını, bu dönem yönünden iş sözleşmesinin işverence haklı feshedildiğini, davacının fazla çalışma iddiasının taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesine göre mümkün olmadığını, aksi durumun kabulü halinde haftalık çalışma süresinin 48 saat olarak belirlendiğini, davacının tüm çalışmalarının karşılığının davacıya ait banka hesabına ödendiğini, davacının 13.01.2010-24.06.2010 tarihleri arası Dubai"de geçtiğini iddia ettiği çalışmasında davalı işverenlik bünyesinde çalışmadığını, davacının Azerbaycan"da geçtiğini iddia ettiği çalışmasında davacının günlük ücretinin 54,00 ABD Doları olduğunu, bu çalışma döneminin davacının istifası ile sonlandığını, alacakların zamanaşımına uğradığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu:
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davacı ve davalı taraf istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :
Bölge Adliye Mahkemesince, tarafların istinaf başvurularının kabulü ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-2.maddesine göre İlk Derece Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak davanın esası hakkında yeniden karar verilmiştir.
Temyiz:
Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı, taraf vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuştur.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın kanuni gerektirici sebeplerine göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacının fasılalı çalışmasına göre dava konusu kıdem ve ihbar tazminatının hesabı taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
1475 sayılı Yasanın 14/2 maddesi, işçinin aynı işverene bağlı olarak bir ya da değişik işyerlerinde çalıştığı sürelerin kıdem hesabı yönünden birleştirileceğini hükme bağlamıştır. O halde kıdem tazminatına hak kazanmaya dair bir yıllık sürenin hesabında, işçinin daha önceki fasılalı çalışmaları dikkate alınır. Bununla birlikte, her bir fesih şeklinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde gerçekleşmesi, hizmet birleştirmesi için şarttır. İşçinin önceki çalışmaları sebebiyle kıdem tazminatı ödenmişse, aynı dönem için iki defa kıdem tazminatı ödenemeyeceğinden, tasfiye edilen dönemin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması mümkün olmaz. Yine, istifa etmek suretiyle işyerinden ayrılan işçi kıdem tazminatına hak kazanmayacağından, istifa yoluyla sona eren önceki dönem çalışmaları kıdem tazminatı hesabında dikkate alınmaz. Ancak aynı işverene ait bir ya da değişik işyerlerinde çalışılan süre için kıdem tazminatı ödenmemişse, bu süre aynı işverende geçen sonraki hizmet süresine eklenerek son ücret üzerinden kıdem tazminatı hesaplanmalıdır. Zamanaşımı def"inin ileri sürülmesi halinde, önceki çalışma sonrasında ara verilen dönem on yılı aşmışsa önceki hizmet bakımından kıdem tazminatı hesaplanması mümkün olmaz.
1475 sayılı Yasanın 14/2 maddesinde yer alan işçinin aynı işverene bağlı olarak bir ya da değişik işyerlerinde çalıştığı sürelerin kıdem hesabı yönünden birleştirileceğine yönelik yukarıda açıklanan düzenlemeye paralel bir düzenleme ihbar tazminatı bakımından mevzuatta yer almamaktadır. Bu sebeple ihbar tazminatı yönünden aynı işverene bağlı olarak bir ya da değişik işyerlerinde çalışılan sürelerin birleştirilmesi suretiyle hesaplama yapılması mümkün bulunmamaktadır.
Somut uyuşmazlıkta davacının, davalı nezdinde dört dönem fasılalı çalıştığı kabul edilerek dava konusu kıdem ve ihbar tazminatı talepleri hesaplanmış ise de 23.06.2007-02.07.2009 tarihleri arası Bulgaristan"da geçen çalışması yönünden davacının işvereninin; davalı ile ihbar olunan ... İnşaat San. ve Tic. A.Ş.’nin meydana getirdikleri adi ortaklık olduğu, bu itibarla davacının farklı işverenler yanında geçen çalışmaları fasılalı çalışma olarak nitelenemeyeceğinden, 23.06.2007-02.07.2009 tarihleri arası dönem yönünden yapılan çalışmanın fasılalı çalışma gibi kabul edilerek davacının diğer çalışmaları ile birleştirilmek suretiyle kıdem ve ihbar tazminatı hesaplanmasının isabetli olmadığının anlaşılmasına göre 23.06.2007-02.07.2009 tarihleri arası çalışma yönünden söz konusu döneme ilişkin hizmet süresi ve o dönemin son ücreti üzerinden hesaplamaya gidilmeli ve dava konusu alacaklar hesaplanmalıdır.
3-Taraflar arasında, davacının fazla çalışma yapıp yapmadığı hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Yukarıda fazla çalışmanın ispatı konusunda anlatılan ilkeler, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde yapılan çalışmaların ispatı açısından da geçerlidir.
Somut olayda, dava konusu hafta tatili, genel tatil ve fazla çalışma alacaklarının ispatı konusunda, dosya içerisinde, işyerindeki çalışma düzenini gösterir kayıt bulunmadığı, davacının hafta tatili, genel tatil ve fazla çalışmalarının, davacı tanıkları ... ve ...’nün beyanlarına itibarla tespit edildiği, anılan tanıkların beyanlarından davacının Bulgaristan, Dubai ve Arnavutluk çalışmalarının ispatlandığı ancak hesap konusu 12.01.2014-12.05.2013 tarihleri arası Azerbeycan’da geçen dönemin yalnızca 5 aylık bölümünde davacı ile anılan tanıkların birlikte çalıştığı anlaşılmış olup bu nedenle dava konusu hafta tatili, fazla çalışma ve genel tatil ücreti alacaklarının bu dönemde 5 ay ile sınırlı olarak ispat edildiği kabul edilmelidir.
4-Ayrıca dava konusu fazla çalışma alacağının hesabı noktasında davacının sürekli hafta tatili günlerinde çalıştığı kabul edildiği halde davacının bu günler yönünden 7,5 saati aşan 3 saatlik fazla çalışması değerlendirilmeksizin haftalık 15 saat fazla çalıştığı kabulü ile hesaplama yapılması da isabetli olmamıştır.
Yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davacı yararına takdir edilen 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, davalı yararına takdir edilen 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 06/04/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.