23. Hukuk Dairesi 2019/1880 E. , 2020/4349 K.
"İçtihat Metni"Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki bedelin tahsili istemi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı istinaf başvurusunun kabulüne yönelik verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, davacı ve davalı şirketler arasında 22/06/2011 tarihinde danışmanlık hizmet sözleşmesinin imzalandığını, davalı tarafın sözleşmede belirtilen şekilde gerekli ödemeleri yapmadığını, sözleşmede değişiklik yapmak istediğini, 28/05/2012 tarihli protokolün imzalandığını, bu protokolün imzalandığı tarih itibariyle sözleşme gereğince davacının tüm edimlerini ifa ettiğini, davacı tarafın EPDK"da gerekli işlemleri yapmayarak ve gerekli teminatı yatırmaması nedeniyle EPDK"nın lisansını iptal sürecini başlattığını, kendi çabalarıyla lisansın iptal ettirilmeyerek davalı tarafın lisansını alabildiğini, sözleşme gereğince ödenmesi gereken bedelin ödenmek istenmediği, 200.000 Euro"luk bedel için elektrik üretim lisansının 3. Kişilere devrinin bağlandığı yani ötelendiğini, davacının bilgileri dışında EPDK"ya başvurarak lisansını iptal ettiğini ileri sürerek; düzenlenen faturalar gereğince 05/03/2013 fatura tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte 418.534,20 TLnin davalıdan tahsiline karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
Davalı vekili, sözleşme konusu işin davacı şirket yetkilisince önerildiğini, projenin ana hatlarının belirlenmesi suretiyle, kullanmak amacıyla değil, devretmek amacıyla elektrik üretim lisansı alabilmek için, taraflar arasında 22.06.2011 tarihli sözleşmenin imzalandığını, davacı danışmanın, ÇED raporunun gerekmediğini bilmesine rağmen, kötüniyetli olarak sözleşmeye bununla ilgili hüküm koyduğunu, davacının 22.06.2011 tarihli sözleşmeden sonra vaadettiği lisansın devri için görüşmelerden olumlu sonuç alınamadığından bahisle müvekkilini sürekli oyaladığını, müvekkilinin rahatsızlığını ifade etmesi üzerine 28.05.2012 tarihli protokolün davacı tarafından düzenlenerek kendilerine sunulduğunu, minimum risk ve maksimum kazanç vaadiyle kandırılan müvekkilinin daha fazla zarara girmemek için protokolü imzaladığını, protokol konusunun davacı yanca kötüniyetli olarak saptırıldığını, protokolün konusunun 22.06.2011 tarihli sözleşmenin hükümsüzlüğü ve bu protokolün hangi şartlarla devam edeceğinin belirlenmesi olduğunu, protokolün 4/2 maddesindeki düzenleme ile, işverenin lisans için vermiş olduğu teminatların EPDK tarafından irat kaydedilmesi halinde, danışmanın işverenden herhangi bir hak, alacak veya tazminat talep etmeyeceğinin kararlaştırıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece taraflar arasında yapılan danışmanlık sözleşmesi gereğince davacının sözleşme gereği yüklemiş olduğu edimlerini yerine getirdiği ve dolayısıyla ücrete hak kazandığı gerekçesiyle 354.690,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ve
KDV"si ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair verilen karar davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinin 08.03.2019 tarihli 2017/1653 Esas 2019/337 Karar sayılı ilamı ile Uyuşmazlığın, tacir olan taraflarca serbest iradeleri ile imzalanan ve 22.06.2011 tarihli sözleşmenin hükümsüz olduğunu kabul eden 28.05.2012 tarihli Protokol hükümleri kapsamında -davacının 22.06.2011 tarihli sözleşme kapsamında hangi işleri, ne aşamada yaptığı araştırılıp değerlendirilmeksizin- çözümlenmesi gerekmekte olup, Protokolde, ayrı bir ödeme maddesi düzenlenmemiş, davacı Danışmana hangi aşamada, ne miktar ödeme yapılacağına ilişkin, sözleşmeye atıfla belirlenecek üç aşama düzenlenmiştir. Buna göre, işin 3. kişilere bedelsiz olarak devrinin gerçekleşmesi durumunda, 22.06.2011 tarihli sözleşme ile kararlaştırılan ödemenin tamamının, devrin ücretsiz olarak gerçekleşmesi durumunda 150.000 Euro"nun ödeneceği, davalı işverenin lisans için vermiş olduğu teminatların herhangi bir sebeple EPDK tarafından irat kaydedilmesi durumunda davacı Danışmanın herhangi bir hak, alacak veya tazminat talebinde bulunmayacağı kabul edildiği, işin, dava dışı şirket tarafından, lisansın sonlandırılması talebiyle EPDK"ya başvurulduğu 24.04.2013 tarihine, hatta EPDK"nın 01.08.2013 tarihli lisansın sona erdirilmesi kararı tarihine kadar, ücretli ya da ücretsiz şekilde devrinin gerçekleşmemiş olduğu, protokolün 4. maddesindeki, "Devrin ücretsiz gerçekleştirilmesi durumunda danışmana sözleşmeden doğan alacağı, ilk dilim ödeme olan 150.000 Euro (Yüzellibin Euro) işveren tarafından ödenecektir." hükmü uyarınca, devrin ücretsiz olarak devrinin gerçekleşmemesi nedeniyle, davacı Danışmanın dava konusu edilen ve fatura düzenlenen 150.000 Euro"luk dilimi talep etmeye hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle, HMK"nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.04.2017 tarih ve 2013/851 E. 2017/362 K. sayılı kararını düzelterek, yeniden esas hakkında karar verilmesine, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi kararına ilişkin davacı vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğininde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 16.12.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.