16. Hukuk Dairesi 2016/3772 E. , 2017/6486 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay"ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; "bir kısım davacıların dayanağı Mart 1929 tarih 132 numaralı tapunun ihdas kaydı getirtilip dosya ikmal edildikten sonra arazi başında yeniden keşif yapılması, taşınmazların tespitine esas Mart 1295 tarih 3 numaralı tapu kaydı ve tüm tedavülleri ile bir kısım davacıların dayanağı Mart 1929 tarih 132 numaralı tapu kaydı ve tüm tedavüllerinin mahalline yöntemince uygulanması, bu suretle kayıtların kapsamının belirlenmesi, dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların ilk malikleri tarafından davacılara kayden veya haricen satılıp satılmadığı, satış yapılmışsa hangi tarihte yapıldığı, davacılar tarafından sürdürüldüğü ifade edilen kullanımın satışa mı ya da başka bir nedene mi dayalı olduğunun sorulması, kullanma durumu, tapu maliklerinin ölüm tarihleri nazara alınarak tespite esas tapu kayıtlarının tamamının veya bir bölüm hisselerinin hukuki kıymetini kaybedip kaybetmediğinin tartışılması gerektiği" gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli 151 ada 1 parsel sayılı taşınmazın davacı ... adına, 151 ada 2 parsel sayılı taşınmazın davacı ... adına, 152 ada 1 parsel sayılı taşınmazın davacı ... adına, 152 ada 2 parsel sayılı taşınmazın davacı ... adına, 152 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 1/2"şer pay ile davacı ... ve ... adına, 152 ada 15 parsel sayılı taşınmazın davacı ... adına, 152 ada 16 parsel sayılı taşınmazın davacı ... adına, fen bilirkişiler tarafından hazırlanan 03.08.2012 tarihli ve 25.12.2012 tarihli ek rapor ve eki krokide gösterildiği üzere 152 ada 6 parsel sayılı taşınmazın 4.053,03 metrekare yüzölçümü ile davacı ... adına, 152 ada 7 parsel sayılı taşınmazın ise aynı rapor ve eki krokide (F) harfiyle işaretli 755,02 metrekare yüzölçümündeki bölüm ile (G) harfiyle işaretli 8.704,23 metrekare yüzölçümündeki bölümün 994/3160 pay ile davacı ... adına, 2166/3160 pay ile davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili, davalı ... vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, mahkemece hükmüne uyulan bozma kararında açıklandığı gibi işlem yapılıp sonucuna göre hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, çekişme konusu 152 ada 1, 2, 3, 15 ve 16 parsel sayılı taşınmazlar ile 152 ada 7 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi tarafından hazırlanan 03.8.2012 tarihli rapor ve 25.12.2012 tarihli ek rapor ve eki krokilerde (F) harfiyle gösterilen bölümün bir kısım davacıların dayanağı Mart 1295 tarih ve 64 numaralı tapu kaydından gelen Mart 1929 tarih ve 132 numaralı tapu kaydının kapsamında kaldığının anlaşılmasına göre çekişme konusu 152/1, 2, 3, 15 ve 16 parsel sayılı taşınmazlar ile 152 ada 7 parsel sayılı taşınmazın (F) bölümü yönünden davalılardan ..., ... ile davalı ..."ın yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA,
2- Çekişmeli 151 ada 1 ve 2, 152 ada 6 parsel sayılı taşınmazlara ve 152 ada 7 parsel sayılı taşınmazın (G) bölümüne yönelik temyiz itirazları bakımından yapılan incelemede; mahkemece; çekişme konusu 151 ada 1 ve 2, 152 ada 6 parsel sayılı taşınmazlar ile 152 ada 7 parsel sayılı taşınmazın (G) bölümünün taşınmazların tespitine esas alınan ve aynı zamanda davalı tarafın tutunduğu Mart 1295 tarih ve 3 numaralı sicilden gelen Mart 1929 tarih ve 71 numaralı tapu kaydının kapsamında kaldığı, ancak; tapu kaydının hukuki kıymetini kaybettiği kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Mahkemece; davalıların tutunduğu sözü edilen tapu kaydının, çekişme konusu 151 ada 1 ve 2, 152 ada 6 parsel sayılı taşınmazlar ile 152 ada 7 parsel sayılı taşınmazın (G) bölümünü kapsadığı doğru olarak belirlenmiştir. Ancak; mahkemece çekişme konusu taşınmazların, ilk maliklerinden davacılara ne şekilde geçtiğinin, geçiş sebep ve tarihinin tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarıyla tespit edildiği, beyanların da her bir taşınmaz için tutulan kadastro tutanaklarının beyanlar sütunundaki belirtmelere ve kullanım durumuna uygun düştüğü ve beyanların aynı ve davacı iddiası doğrultusunda olduğu, dava konusu taşınmazlara her bir davacı tarafından iddia edildiği yer ve şekilde ( tapu kaydı, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği) kadastro tespitinden uzunca bir süre önceden beri çekişmesiz, aralıksız ve malik sıfatıyla zilyet olarak bulunulduğunun iddia, tanık, mahalli ve tutanak bilirkişi beyan ve dosyadaki satış, tapu senetlerinden anlaşıldığı, tespite esas olan ve davalı tarafın dayanağını oluşturan tapu kayıtlarının tüm bu sebeplerle hukuki kıymetini kaybettiği belirtilmişse de; tapu kaydının hukuki kıymetini yitirdiğine ilişkin yapılan değerlendirme hukuki olmaktan uzaktır. Taşınmazların tespitine esas ve davalı tarafın tutunduğu Mart 1295 tarih ve 3 numaralı sicilden gelen Mart 1929 tarih ve 71 numaralı tapu kaydının Haziran 1943 tarih ve 107 numaralı tapu kaydına tedavül gördüğü, tapu kaydının 1387/14400 pay ile davalı ... babası .... adına kayıtlı olduğu, yine aynı tapu kaydının 4.6.1952 tarih ve 18 numaralı tapu kaydına tedavül gördüğü, bu tapu kaydında da davalı ... babası..."ın 497/14400 paya sahip olduğu ve ...."ın da 1989 yılında öldüğü, yine Mart 1929 tarih ve 71 numaralı tapu kaydı ile bu kaydın tedavül gördüğü 26.6.1964 tarih 44 numaralı tapu kaydında davalı ..."ın payını satın aldığı ...ı"nın 497/14400 paya sahip olduğu ve..."nın 1989 yılında öldüğü, taşınmazların tespit tarihinin ise 1997 yılı olduğu anlaşılmaktadır. Bu halde çekişmeli 151 ada 1 ve 2, 152 ada 6 parsel sayılı taşınmazlara ve 152 ada 7 parsel sayılı taşınmazın (G) bölümüne ait tapu kaydının intikalleri ve tapu kaydı maliklerinin ölüm tarihi ve kullanım durumu nazara alındığında davalı ..."a ait 497/14400 paya ilişkin ve davalı ..."ya ait 1884/14400 paya ilişkin tapu kaydının hukuki kıymetini kaybedip kaybetmeyeceği zilyet olan kişiler yararına 3402 sayılı Kanun"un 13/B-c maddesinde öngörülen şartların oluşup oluşmadığı tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken dosya kapsamına uymayan değerlendirmeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 12.10.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.