11. Hukuk Dairesi 2015/7485 E. , 2016/3140 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25/12/2013 tarih ve 2010/559-2013/1154 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin uzun yıllardır inşaat işi yapan bir ... olduğunu, maden ve hazır beton yaptığını..."den “...” ismini tescil ettirdiğini, davalı firmanın da aynı isim kullanarak inşaat sektöründe faaliyet gösterdiğini, bu şekilde müvekkilinin haklarını ihlal ettiğini, davalının aynı ismi kullanması nedeniyle birlikte çalıştıkları şirketler tarafından şubeleri olduğu kanısına varıldığını, bu durumun sektörde haksız rekabete neden olduğunu ileri sürerek, davalının “...” adını kullanmasının haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine, men"ine, davalının ticaret unvanındaki “...” ibaresinin sicilden silinmesine ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; inşaat ve turizm sektöründe faaliyet göstermekte olan davacı .... San. Tic. A.Ş."nin "..." markasını usulüne uygun şekilde adına 96/010697, 99/022571, 2003/14638, 2007/67023 numaraları ile birçok sınıflarda .... nezdinde tescil ettirdiği, şirket kuruluşunun ise... Ticaret Sicili Memurluğu nezdinde 18.11.1987 tarihinde yapıldığı, davalının ise "..." adıyla herhangi bir marka tescilinin bulunmadığı, “...” adını taşıyan şirket kuruluşunun ise... Ticaret Sicil Memurluğu nezdinde davacı şirketin tescilinden önce 26.01.1987 tarihinde yapıldığı, ancak davacı şirket kurucularının... inşaat tanıtıcı işaretini kullanımının davalı şirketin kuruluşunun tescilinden önceye dayandığı, davalının "..." adını şirket adı ve hizmet markası olarak kullanımının kötü niyete dayanmadığı, davacı markasına tecavüz kastının bulunmadığı, davalının, davacıya ait "..." markalarının hükümsüzlüğünü ileri sürmemiş olması nedeniyle, "..." markalarını usulüne uygun şekilde... nezdinde tescil ettirmiş olan davacının marka tescilinin sağladığı tüm korumalardan yararlanması gerektiği, aynı sektörde faaliyet gösteren davalı şirketin "..." adını ticaret ve hizmet adı ile kullanımının davacı markası ile aynı olması nedeniyle iltibasa neden olacağı gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalının unvanında "..." adını kullanmasının davacının ... nezdinde tescilli ".." markasına tecavüz niteliğinde olduğunun tespitine, markaya tecavüzün men"ine, davalının ticaret unvanında bulunan "..." adının ticaret sicilinden silinmesine, hükmün ilanına karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekili, bozma kapsamı dışında tutulan diğer taleplerin dışında, davalının ticaret unvanında geçen "..." ibaresinin ticaret sicilinden terkinini de talep etmiştir.
Somut olayda, davalının ticaret unvanının tescil tarihinin 26.01.1987 olduğu ve davacının 18.11.1987 tarihinde tescil olunan ticaret unvanından daha önce ticaret siciline tescil edildiği "..." ibaresi üzerinde ve öncelik hakkının davalıya ait olduğu gibi, kabule göre de, öncelik hakkı davacı tarafa ait olsa bile davalının "..." ibaresini ticaret unvanı olarak tescilinin üzerinden yirmi yıl gibi uzun bir sürenin geçmiş olduğu ve bu süre içerisinde davacı tarafın davalının ticaret unvanı hakkında sessiz kalma yoluyla da hak kaybına uğradığından, davalının ticaret unvanında geçen "..." ibaresinin ticaret sicilinden terkin edilmesini talep edebilmesi mümkün olmamakla, bu husustaki talebin reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile kabulüne karar verilmesi hatalı olup, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.