Ceza Genel Kurulu 2015/363 E. , 2016/218 K.
"İçtihat Metni"
Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 4. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Sulh Ceza (Kapatılan)
Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçundan sanık ..."in 5237 sayılı TCK"nun 125/1, 125/2, 125/3-a ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılma- sına ve hak yoksunluğuna ilişkin, Ankara 7. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 25.02.2013 gün ve 385-262 sayılı hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 24.04.2014 gün ve 12050 - 13614 sayı ile;
“Temyiz dilekçesinin süresi içinde verilmediği anlaşıldığından, 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddeleri uyarınca sanık ..."in tebliğnameye uygun olarak, temyiz isteğinin reddine" karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 11.02.2015 gün ve 43557 sayı ile;
“...Gerekçeli karar bizzat sanığa 24.04.2014 tarihinde tebliğ edilmiş olup sanık 29.04.2014 tarihli bir temyiz dilekçesi vermiştir.
UYAP sisteminde yapılan kontroller sonucunda bu temyiz dilekçesinin sisteme 29.04.2013 tarihinde girildiği ancak hâkimin fiziki evrakın üzerindeki havale tarihi ile temyiz defterine kaydın 07.05.2013 tarihinde yapıldığı anlaşılmıştır.
CMK’nun 38/A maddesinin 5. fıkrası gereğince "Elektronik imzalı belgenin elle imzalı belgeyle çelişmesi halinde UYAP"ta kayıtlı olan güvenli elektronik imzalı belge geçerli kabul edilir" hükmü gereğince her ne kadar sanığın temyiz dilekçesi hâkim tarafından fiziken 07.05.2013 tarihinde havale edilmiş ise de evrakın UYAP sistemine girildiği tarih olan 29.04.2013 tarihinde temyiz edildiğinin kabulü gerekecek olup sanığın temyiz isteminin süresinde olmadığı gerekçesiyle istemin reddine dair kararın isabetli olmadığı, dosyanın esastan incelenmesi gerektiği ” görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
CMK"nun 308/1. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 4. Ceza Dairesince 05.03.2015 gün ve 1684 - 23760 sayı ile, itiraz nedenlerinin yerinde görülmemesi üzerine dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın temyiz isteminin süresinde olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
Ankara 7. Sulh Ceza Mahkemesince 25.02.2013 tarihli karar ile sanığın yokluğunda, mahkumiyetine karar verildiği, kanun yolu bildiriminde eksiklik bulunmayan bu hükmün 24.04.2013 tarihinde Sakarya ili Karasu ilçesinde ikâmet eden sanığa bizzat tebliğ edildiği,
Sanığın hükmü temyiz ettiğine ilişkin 29.04.2013 günlü temyiz dilekçesini, herhangi bir mahkemeden havale ettirmeksizin, hükmü veren Ankara 7. Sulh Ceza Mahkemesine doğrudan taahhütlü posta yoluyla gönderdiği,
Temyiz talebini içeren postanın 07.05.2013 tarihinde Ankara 7. Sulh Ceza Mahkemesine ulaştığı, aynı gün mahkeme hâkimi tarafından havale edilerek temyiz defterine kaydının fiziki olarak yapıldığı,
Bu fiziki işlemden iki gün sonra UYAP işletim sisteminde bulunan işlem kütük bilgilerine göre, 09.05.2013 günü saat 14.23"te mahkeme yazı işleri müdürü tarafından temyiz dilekçesinin sisteme girişinin yapıldığı, ancak evrakın havale tarihinin hâkim havale tarihi olan 07.05.2013 yerine, hatalı olarak temyiz talebini içeren zarfın postaya verildiği tarih olan 29.04.2013 olarak kaydedildiği,
Karasu Ceza Mahkemeleri temyiz defterinde uyuşmazlığa konu temyiz talebiyle ilgili herhangi bir kaydın bulunmadığı,
Anlaşılmaktadır.
Olağan kanun yollarından olan temyiz incelemesinin yapılabilmesi için, kanuna ve usulüne uygun bir temyiz davası açılması; temyiz davasının açılabilmesi için ise 1412 sayılı CMUK"nun 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 310. maddesine göre "süre" ve "istek" şartlarının birlikte gerçekleşmesi gereklidir.
CMUK"nun 310. maddesi, temyiz incelemesi yapılabilmesinin ilk şartı olan ve uyuşmazlık konusunu da ilgilendiren süreyi, hükmün tefhiminden ve tefhim edilememiş ise tebliğinden başlamak üzere bir hafta olarak belirlemiştir.
Temyiz davası açılabilmesi için gerekli olan ikinci şart ise istektir.
Ceza yargılaması hukukunun temel prensiplerinden "davasız yargılama olmaz" ilkesinin doğal sonucu olarak, temyiz davası kendiliğinden açılamayacağından, bu konuda bir istek bulunması ve bu isteğin de hak ve yetkisi olan kişilerce yerine getirilmesi zorunluluğu aranmış, süre ve istek şartlarına uygun temyiz davası açılmamış olması durumunda Yargıtay tarafından hükmün incelenmesinin mümkün olmadığı ilkesi benimsenmiştir. Ancak kuralın istisnasına ihtiyaç duyan kanun koyucu, CMUK"nun 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereği halen yürürlükte olan 305. maddesinin birinci fıkrasındaki düzenleme ile bu ilkeden ayrılarak onbeş yıl ve daha fazla hürriyeti bağlayıcı cezaya dair mahkûmiyetlerde istek şartından sanık lehine vazgeçip temyiz incelemesinin kendiliğinden (re"sen) yapılmasını kabul etmiştir.
Uyuşmazlığın çözüme kavuşturulabilmesi açısından Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) ve ilgili mevzuat üzerinde de durulmalıdır.
Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP), Yüksek Mahkemeler de dahil olmak üzere bütün yargı organları ile birlikte adli tıp ve icra daireleri arasında bilgi alışverişinin elektronik ortama taşınması, evrakın elektronik ortamda güvenli bir şekilde depolanması, kişilere internet üzerinden hizmet verilmesi, diğer kurumlarla elektronik ortamda hızlı, etkin ve güvenilir bilgi alışverişinin sağlanması ve bu kurumlardan istenilmesi gereken bilgilerin sistem tarafından hazır edilmesi, kısaca adalet hizmetlerinin daha hızlı ve güvenilir bir şekilde yerine getirilmesi amacıyla uygulamaya konulan bir bilişim sistemi projesidir.
Bu doğrultuda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Elektronik İşlemler” başlıklı 445. maddesinde; “UYAP (Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi), adalet hizmetlerinin elektronik ortamda yürütülmesi amacıyla oluşturulan bilişim sistemidir. Dava ve diğer yargılama işlemlerinin elektronik ortamda gerçekleştirildiği hâllerde UYAP kullanılarak veriler kaydedilir ve saklanır”, 5271 sayılı CMK"na 6352 sayılı Kanunun 95. maddesi ile eklenen "Elektronik işlemler" başlıklı 38/A maddesinin birinci fıkrasında; "Her türlü ceza mahkemesi işlemlerinde UYAP (Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi) kullanılır. Bu işlemlere ilişkin her türlü veri, bilgi, belge ve karar, UYAP vasıtasıyla işlenir, kaydedilir ve saklanır" şeklindeki düzenlemeler ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminin işlevi ve kullanılacağı alanlar tanımlanmıştır. Aynı maddenin 5. bendinde ise elektronik imzalı belgenin elle atılan imzalı belgeyle çelişmesi halinde UYAP’ta kayıtlı olan güvenli elektronik imzalı belge geçerli kabul edileceği hüküm altına alınmıştır.
Diğer taraftan Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin "Gelen evrakın havalesi" başlıklı 88. maddesinde; "...(3) Ön büro kurulan yerlerde mahkemelere gelen evrakın havale işlemi adlî yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonu başkanlığının yetki vereceği yazı işleri müdürü veya zabıt kâtipleri tarafından yapılır.
(4) Evrakın alındığına ve elektronik ortama aktarıldığına dair başvuru sahibine ücretsiz olarak bir alındı belgesi verilir. Bu belge aynı zamanda havale yerine geçer" hükmü getirilmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu"nun "Havale İşlemleri" başlıklı 24 numaralı genelgesinde ise; "...Masraf, zaman ve hak kaybına sebep olunmaması, yasal sürelerin tespiti yönünden oluşabilecek tereddütlerin önlenmesi bakımından;
1- Havale için ibraz edilen dilekçe veya belgenin konusu ile alındığı tarih ve sayıyı gösteren “Alındı Belgesi”nin ücretsiz olarak ilgilisine verilmesi,
2- Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminin (UYAP) tüm ülke çapında tam olarak 01.09.2008 tarihinden itibaren kullanılmaya başlanmasıyla birlikte kalem hizmetlerinin yapılmasında kullanılan defter ve kartonlar ile diğer işlemlerin, UYAP ortamında oluşturulması ve yapılması esası benimsendiğinden; dilekçe veya belgelerin mümkünse dijital ortamda alınarak, mümkün değilse okunaklı bir şekilde taranarak zamanında, doğru ve eksiksiz biçimde UYAP’a kaydedilmesi, bu kaydın tarihinin havale tarihi olarak kabul edilmesi; bu hizmetlerin hızlı, verimli ve düzenli bir şekilde yapılıp yapılmadığının takip edilerek denetiminin sağlanması..." görüşlerine yer verilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Yargıtay"ın duraksamasız içtihatlarına göre temyiz yoluna posta marifetiyle gönderilen bir dilekçe ile başvurulması mümkün ise de, temyiz tarihi dilekçenin postaya verildiği tarih değil, mahkemeye ulaştığı tarihtir. Öte yandan Uyap ortamındaki tüm kayıt ve belgelerin doğru ve eksiksiz olacaklarına ilişkin genel bir kanuni kabul bulunmamaktadır. CMK"nun 38/A maddesi uyarınca çelişki durumunda elle atılmış imzalı belgeye değil de Uyap"ta kayıtlı bulunan belgeye geçerlilik tanınabilmesi için bu belgenin elektronik imzalı olması gerekir.
Buna göre sanığın yokluğunda 25.02.2013 tarihinde verilen, kanun yolu bildiriminde eksiklik bulunmayan ve niteliği itibariyle resen temyize tabi olmayan yerel mahkeme hükmünün, 24.04.2013 günü usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, 01.05.2013 gününün 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 2-c maddesi uyarınca resmi tatil olması nedeniyle, kararın 02.05.2013 Perşembe günü mesai saati bitimine kadar temyiz edilebilmesi mümkün iken, sanık tarafından 07.05.2013 tarihinde temyiz edildiği sabit olup, temyiz isteğinin kanuni sürede olmadığı, Uyap"taki hatalı havale kaydının da ulaşılan bu sonucu değiştirmeyeceği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, yerinde olmayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.04.2016 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.