Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2015/906
Karar No: 2016/193

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2015/906 Esas 2016/193 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2015/906 E.  ,  2016/193 K.

    "İçtihat Metni"



    Kararı Veren
    Yargıtay Dairesi : 7. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Fikri ve Sınai Haklar Ceza

    5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa muhalefet suçundan sanık ... hakkında dört ayrı iddianame ile açılan kamu davalarının birleştirilerek yapılan yargılaması sonucunda, üç kez aynı Kanunun 81/4 ve 5237 sayılı TCK"nun 62, 52, 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 80 Lira adli para ve bir kez yine aynı Kanunun 71/1, 81/13 ve 5237 sayılı TCK"nun 62, 52, 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin, Bakırköy 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesince verilen 13.04.2011 gün ve 383-258 sayılı hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 08.12.2014 gün ve 14616-20738 sayı ile;
    "Sanık hakkında 19.08.2009, 18.09.2009, 29.09.2009 ve 16.11.2009 tarihlerinde bandrolsüz ürünler nedeniyle 31.03.2010 tarihli iddianameler ile açılan davaların mahkemesince birleştirilmesinden sonra her bir davada ayrı ayrı mahkumiyet kararları verildiği görülmekle, aynı tarihli iddianamelerle açılan davalarda sanık hakkında atılı eylemleri nedeniyle TCK"nun 43. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı hususu tartışıldıktan sonra bir karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
    Bakırköy 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi ise 09.04.2015 gün ve 44-260 sayı ile;
    " Mahkememizin 13.04.2011 tarih 2010/383 esas 2011/258 karar sayılı ilamında ; sanığın olay günü olan 18.09.2009 günü cadde üzerinde kurduğu seyyar tezgâhta usulsüz çoğaltılmış ve bandrolsüz CD/DVD satarken görevli polis memurları tarafından yakalandığı ve suça konu 200 adet CD/DVD"nin ele geçirildiği,
    Yine, sanığın olay günü olan 16.11.2009 günü cadde üzerinde kurduğu seyyar tezgâhta usulsüz çoğaltılmış ve bandrolsüz CD/DVD satarken görevli polis memurları tarafından yakalandığı ve suça konu 45 adet CD/DVD"nin ele geçirildiği,
    Yine sanığın olay günü olan 19.08.2009 günü cadde üzerinde kurduğu seyyar tezgâhta usulsüz çoğaltılmış ve bandrolsüz CD/DVD satarken görevli polis memurları tarafından yakalandığı ve suça konu 425 adet CD/DVD"nin ele geçirildiği,
    Yine sanığın olay günü olan 29.09.2009 günü cadde üzerinde kurduğu seyyar tezgâhta usulsüz çoğaltılmış ve bandrolsüz CD/DVD satarken görevli polis memurları tarafından yakalandığı ve suça konu 203 adet CD/DVD"nin ele geçirildiği,
    Suça konu materyaller üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda, yakalanan ürünlerin içeriğinin eser niteliğinde olup bandrollerinin bulunmadığı ve böylece sanığın, 5728 sayılı Kanun ile değişik 5846 sayılı FSEK.nun 81. maddesi uyarınca bandrole tabi ve usulsüz çoğaltılmış eserleri yayarak üzerine atılı bandrol yükümlülüğüne aykırılık suretiyle mali ve manevî hakların ihlâli ve bandrolsüz yayma suçlarını dosya sayısınca işlediği iddia, sanığın açık kabulü (Mahkememizin 2010/387 esas sayılı dosyası ile ilgili olarak) tanık anlatımları, 18.09.2009, 16.11.2009, 19.08.2009 ve 18.09.2009 günlü tutanaklar, onaylama kararları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından anlaşılmakla sanığın dosya sayısınca cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaati ile dört ayrı suçtan dört kez cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın 18.09.2009, 19.08.2009 ve 29.09.2009 tarihinde gerçekleşen eylemlere yönelik savunmalarında her ne kadar üzerine atılı suçları kabul etmediğini savunmuş ise de; duruşmada yeminli dinlenen tutanak tanıklarının beyanları ile olay tutanakları gözönüne alındığında sanığın kendisini suçtan kurtarmak amacıyla verdiği, yaşamın doğal akışına uygun düşmeyen savunmalarına itibar edilmediği, somut olayda, sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan cezalar, her ne kadar iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası olduğu anlaşılmakla birlikte, sanığın mahkememizin 2008/554 esas sayılı dosyasında bandrolsüz yayma suçundan dolayı yargılandığı ve mahkememizin 23.12.2009 gün, 2008/554 esas, 2009/1179 karar sayılı ilâmı ile hakkında kurulan hükmün açıklanmasının CMK"nun 231/5. maddesi uyarınca geri bırakılmasına karar verildiği, aynı nitelikte birden fazla dosyasının mahkememiz tarafından birlikte görülmesine karar verilmesi, daha önce işlediği suçlar sanık üzerinde uyarıcı bir etki yaratmadığı gibi etkin bir pişmanlık duymasını da sağlamadığı, mahkememizce, sanığın, aynı suçu işleme ısrarı gözönüne alındığında olumsuz kişiliği ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurulduğunda yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılmamasından dolayı CMK"nun 231/6.maddesinin (b) bendinde belirtilen subjektif koşulun gerçekleşmemesi nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararının verilmemesi gerektiği sonucuna varıldığı görülmüş, yargıtay bozma ilamı doğrultusunda 19.08.2009, 18.09.2009, 29.09.2009 ve 16.11.2009 tarihlerinde işlenen suçlar yönünden;
    Sanığın cezalandırılmalarının talep edildiği 5728 sayılı yasa ile değişik 81. maddesinin 4.fıkrası ;
    "Bandrol yükümlülüğüne aykırı ya da bandrolsüz olarak bir eseri çoğaltıp satışa arz eden, satan, dağıtan veya ticarî amaçla satın alan ya da kabul eden kişi bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır. " hükmünü haizdir.
    Bu maddenin bu fıkrası ile korunan hukuki yarar bandrol yükümlülüğüne aykırılık olmakla devletin bandrol uygulamasına uyulmaması cezalandırılmaktadır. Daha doğrusu bu fıkra uyarınca suçun mağduru devlettir. Aynı maddenin özel bir içtima uygulaması içeren 13. fıkrası ise ;
    "Bandrol yükümlülüğüne aykırılığın aynı eserle ilgili olarak 71. maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde tanımlanan suçla birlikte işlenmesi hâlinde, fail hakkında sadece 71. maddeye göre cezaya hükmolunur. Ancak, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır." düzenlemesini getirmekte burada bandrol yükümlülüğüne aykırılık suretiyle devleti zarara uğratmanın yanı sıra korsan eser basıp çoğaltan yayan nedeniyle hakkı zayi olan eser sahibini de koruma altına almaktadır. Nitekim dosyamızda dört ayrı suç tarihinde ele geçirilen ürünlere yönelik yargılama aşamasında Yargıtay 7. Ceza Dairesi"nin 14.05.2009 tarih 2009/1767 esas ve 2009/6608 karar sayılı ve 24.02.2010 tarih 2007/4167 esas 2010/2964 karar sayılı ilamlarında belirtildiği şekilde bilirkişiden alınan ek raporlarla 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu"nun 75 ve 5271 sayılı CMK"nun 234. maddesi uyarınca hak sahipleri ve mağdurları tespit edilerek usulüne uygun olarak davadan haberdar edilmişler, 19.08.2009 tarihinde ele geçirilen ürünler ile ilgili olarak yasal şikayet süresi olan 6 ay içinde içerisinde şikayet dilekçesi veren ..."in katılan olarak kabulüne karar verilmiş ve ek savunması alınmak suretiyle sanığın hukuki durumunun bu yönden değerlendirilmesi yoluna gidilmiştir.
    Yukarıdaki yasal düzenlemelerden anlaşılacağı üzere sanığın cezalandırılmalarının talep edildiği kanun hükmü kasıtlı bir suç olup yasal unsurları itibarıyla ceza genel hukukunda ani suç olarak tanımladığımız bandrolsüz ve korsan ürünün satışa arz edilmesi, satılması dağıtılması veya ticarî amaçla satın alınması ya da kabul edilmesi ile oluşan bir suçtur. Bu fiilleri ortaya koyan, tespit eden tutanakların tutulması ile oluşmaktadır. Hareketin neticesi tutanak olup tutulduğunda sonuç gerçekleşmiş olmaktadır. Zaten sanığın bu mahkemedeki ilk dosya numarası 2008/554 olup bu dosyadaki suç tarihi 26.10.2007"dir. Yani bu tarihte yakalandıktan sonra artık bu işin suç olduğunu bilmesine rağmen 19.08.2009 tarihinde tarihinde de seyyar tezgahındaki bütün ürünlere el konulmuş olup daha sonra yeni korsan ve bandrolsüz ürünler alarak yine seyyar tezgahta, dosyamızdaki diğer suç tarihleri olan 18.09.2009, 29.09.2009 ve 16.11.2009 tarihlerinde de yeni olarak getirip sattığı veya bulundurduğu korsan ve bandrolsüz cd"lerle yakalanmış, bunların da hepsine el konulmuş ancak sanık bu işi yapmaya devam ettiği gibi mahkememizin 2010/597 Esas sayılı dosyasında 17.01.2010 tarihinde, 2012/25 Esas sayılı dosyasında 06.02.2010 tarihinde 2012/360 Esas sayılı dosyasında 02.01.2010 tarihinde 2012/626 Esas sayılı dosyamızda ise 24.02.2011 tarihinde aynı şekilde tekrar yakalanmıştır. Suç kastı görüldüğü üzere yenilenmekte aynı suç işleme kararı ile davranmış değildir. Yani her tutanak tutulduktan sonra sanık yeni korsan ürünler alarak satmaktadır ki bu nedenle mahkememizin ilk ilamında daha önce işlediği suçlar sanık üzerinde uyarıcı bir etki yaratmadığı gibi etkin bir pişmanlık duymasını da sağlamadığı, mahkememizce sanığın aynı suçu işleme ısrarı gözönüne alındığında olumsuz kişiliği göz önünde bulundurulduğunda yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılmamasından dolayı 5271 sayılı CMK"nun 231. maddesinin uygulanmadığı gerekçelendirilmiştir. Diğer dosyalarındaki suç tarihi ile iddianame tarihleri arasındaki süre ise bahsedildiği üzere soruşturma aşamasında hak sahiplerinin belirlenerek 6 aylık sürenin beklenmesinden kaynaklanmaktadır.
    Yargıtay bozma ilamında adı geçmese de aynı tip bozma ilamlarında emsal gösterilen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarih 2013/591 esas 2014/171 karar sayılı kararı uyarınca sanık hakkında uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması istenen 5237 sayılı TCK"nun 43. maddesi :
    "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır." demektedir.
    Ayrıca suç tarihleri itibarıyla yukarıdaki zincirleme suçun uygulanması yönünden değerlendirme yapmak gerekir ise; her suç tarihi yönünden ele geçirilen eser nüshalarındaki hak sahipleri belirlenmekte ve ihbar yapılmakta olup suçun mağdurları da farklı olacaktır ki ele geçirilen eser türleri ve mağdurları farklıdır, dosyamız da zaten 19.08.2009 tarihinde ele geçirilen dilekçede isimleri belirtilen sinema eserleri yönünden ... şikayetçi olmuş olup zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığının bir göstergesi de bu husustur.
    Aksi yönde bir içtihat alınmadıkça bağlayıcılık hususunda en üst sırada olan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Umumi Heyeti"nin 26 Esas numaralı zimmet suçunda eski yasadaki ifadesi ile teselsülün yani zincirleme suç hükümlerin uygulanmasına ilişkin kararında ;
    "Kanun da ceza mesuliyetinin derecesini tayin için bazı ahvalde failin kastını ve bazı ahvalde de kast ile beraber failin istihdaf ettiği gayeyi arar. Müteselsil suçlarda, Ceza Kanununun ayrı hükmünün müteaddit defa ihlal edilmesini ve bu ihlal keyfiyetinin de bir kastı cürmünün birliği mutlak ve umumi bir surette suç işlemeye karşı olmayarak muayyen bir suçun işlenmesi niyet edilerek bu niyet tahtında işlenmeye başlanan ve bu niyetin teceddüt ve tebeddül ettiği hakkında esbab mevcut olmayan hadisatta kabul edilmek lazımdır. Bir veznedarın kasadan muhtelif zamanlarda para çalması, bir kastı cürmi tahtında işlenmiş müteselsil suçu teşkil ettiği gibi, muhtelif zamanlarda yaptığı tahsilattan zimmetine para geçiren tahsildarın kastı cürmisinin teceddüt ve tebeddül ettiğine dair hiçbir delil ve emmare yoktur. Müteaddit kimselerden aldığı parayı zimmetine geçirmek suretiyle müteaddit defa ika etmiş olan tahsildarın her şahıstan para tahsil ettitçe ayrı kasıt ve karar vermiş olduğu kabul edilemez. Zira, zimmetine para geçirmeyi kast eden tahsildarın ilk defa tahsil ettiği şahıstan aldığı parayı zimmetine geçirdikten sonra tekrar olarak diğer muayyen kimselerden vuku bulan tahsilat miktarını alması, içerisine girmiş olduğu vaziyetin devamıdır. Bu halin devamı failin gayri Kanuni vaziyetinin tebeddülüne değil, olsa olsa işlenmekte olan fiiller dolayısıiyle zararın artmasını müeddi olmuştur. Muayyen bir kastı cürmide birlişmek itibariyle bur cürüm addolunan efalden, herbiri muayyen bir kastın mabadıdır. Teaddüt eden hareketler, bir kastın niteceleridir." denilmek suretiyle her olayın özelliğine suçun yasal unsurlarına göre değerlendirme yapılacağını bağlayıcı biçimde karar altına alınmış hukuki kesinti failin kastının devam edip etmediğinin göstergesi olarak düşünülmemiş,teceddüt yani yenilik ve tebeddül yani bir durumdan başka bir duruma geçiş var ise kastın yenilendiği kabul edilmiştir.
    5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu"nun hükümleri özünde telif haklarının korunması ve korsanla mücadele yönünden emek hırsızlığının önlenmesine ilişkindir. Bu açıdan bakıldığında her korsan bandrolsüz eser nüshasındaki hak sahibi yani eser sahibi dolayısıyla mağduru sayısınca suç olduğunun ülkemizce kabul edilerek iç hukuk kuralı haline gelen uluslararası sözlemeler doğrultusunda tartışılması gerekir iken birbirine yakın tarihlerde işlenen ve iddianame düzenlenmediğinden yani hukuki kesinti bulunmadığından tek suç olarak kabulü ile zincirleme suç hükümlerinin uygulanması istenen eylemlerde faile hakkında iddianame düzenleninceye kadar her gün aynı suçu işleme imkanı verilmekte ve ülkemiz için bağlayıcılığı bulunan uluslararası sözleşmelere aykırılık sureti ile zaten zayıf olduğumuz korsanla mücadele ve telif hakları konusunda ülkemiz aleyhine durum oluşturulmaktadır.
    Tüm bu açıklamalar, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Umumi Heyeti"nin 26 Esas numaralı kararının aksi ile muhalifi ve yukarıdaki gerekçeler ışığında yüksek mahkemenin bozma ilamına uymak hususunda mahkememizde vicdani kanaat oluşmamış, sanığın 19.08.2009 tarihinde D-100 karayolu Real market yan yol üst geçitte 20 adet bandrolsüz CD ve 405 adet bandrolsüz DVD ile yakalandıktan sonra yani kesintiye uğrayan kastından sonra 18.09.2009 tarihinde Esenyurt eski Tatilya köprüsü altında poşette yeni temin ettiği 200 adet bandrolsüz CD ile yakalandığı, bunlara da el konulduktan ve hakkında tutanak tutulduktan sonra 29.09.2009 tarihinde Güzelyurt Mahallesi Migros karşısında seyyar tezgahta 203 adet bandrolsüz CD satarken yakalandığı, bunlara da el konulduktan ve hakkında tutanak tutulduktan sonra 16.11.2009 tarihinde Esenyurt Real alışveriş merkezi önündeki üst geçit girişinde 45 adet bandrolsüz CD ve DVD satarken yakalandığı, mahkememizin 2008/554 Esas sayılı dosyasında 26.10.2007 ve 2010/597 Esas sayılı dosyasında 17.01.2010 tarihinde, 2012/25 Esas sayılı dosyasında 06.02.2010 tarihinde, 2012/360 Esas sayılı dosyasında 02.01.2010 tarihinde, 2012/626 Esas sayılı dosyamızda ise 24.02.2011 tarihinde yine aynı şekilde seyyar tezgahta sattığı korsan ve bandrolsüz ürünler nedeniyle cezalandırılmalarına karar verildiği, bu mahkumiyetlerin temyiz incelemesi için Yargıtay"da olduğu kesinleşmediği, diğer ihtisas mahkemelerindeki dosyaları ise dosya arasına alınan rapordan tespit edilmekle bu şekilde her bir eyleminde yeni korsan materyaller temin edilmiş, yenilenmiş ve bir durumdan diğerine geçiş yapılmış olduğundan her bir eylemi nedeniyle ayrı ayrı cezalandırılması yoluna gidilmesi gerektiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulu"nun 08.04.2014 gün ve 2013/7-591 E. - 2014/171 Karar sayılı kararında belirtildiği şekilde, suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işlendikleri yer ve işlenme tarih aralıkları, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirildiğinde 5237 sayılı TCK"nun 43. maddesinin dosyalar uygulanma imkanının bulunmadığı kanaatine ulaşılmış, sanığın diğer dosyalarında arada iddianame ile kesinti olmasına rağmen aynı şekilde korsan ve bandrolsüz CD ve DVD satışı yapmaya devam etmesi ve aynı suçtan sabıkasının bulunması karşısında cezaların caydırıcı olmasının gerektiği kanaatine de ulaşılmış, mahkememizin 13.04.2011 tarihli kararında da ayrı bir gerekçe ile belirtildiği şekilde sanığın aynı suç türünden eylemini devam ettiriyor olması, bu uğraşıyı meslek haline getirmesi ve 5846 sayılı Fikir ve sanat Eserleri Kanunu uyarınca korunan hukuki yarar göz önünde bulundurulduğunda yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılmadığı..." şeklindeki gerekçeyle direnerek önceki hükümdeki gibi sanığın cezalandırılmasına karar vermiştir.
    Direnme hükmünün de sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27.10.2015 gün ve 308815 sayılı ve "bozma" istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın 19.08.2009, 18.09.2009, 29.09.2009 ve 16.11.2009 tarihlerinde işlediği iddia olunan 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa muhalefet eylemlerinin ayrı ayrı suçları mı, yoksa zincirleme şekilde tek bir suçu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkin ise de; Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca öncelikle, yerel mahkeme direnme kararının eylemli uyma sonucu verilen yeni hüküm niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
    Ceza Genel Kurulunun süreklilik kazanmış uygulamalarına göre şeklen ısrar kararı verilmiş olsa dahi;
    a) Bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak,
    b) Bozma kararında tartışılması gereken hususları tartışmak,
    c) Bozma sonrası yapılan araştırma, inceleme ya da toplanan yeni delillere dayanmak,
    d) Önceki kararda yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak,
    Suretiyle verilen hüküm, direnme kararı olmayıp, bozmaya eylemli uyma sonucunda verilen yeni bir hükümdür. Bu nitelikteki bir hükmün temyiz edilmesi halinde ise incelemenin Yargıtay"ın ilgili dairesi tarafından yapılması gerekmektedir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    Özel Dairece ilk hükmün; "Sanık hakkında 19.08.2009, 18.09.2009, 29.09.2009 ve 16.11.2009 tarihlerinde bandrolsüz ürünler nedeniyle 31.03.2010 tarihli iddianameler ile açılan davaların mahkemesince birleştirilmesinden sonra her bir davada ayrı ayrı mahkumiyet kararları verildiği görülmekle, aynı tarihli iddianamelerle açılan davalarda sanık hakkında atılı eylemleri nedeniyle TCK"nun 43. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı hususu tartışıldıktan sonra bir karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi," isabetsizliğinden bozulmasından sonra yerel mahkemece bozma kararında tartışılması istenen husus tartışılmak suretiyle önceki hükümde yer almayan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
    Bu itibarla, yerel mahkemenin son kararı, direnme niteliğinde bulunmayıp, bozma ilamında tartışılması gerektiği belirtilen hususlar tartışıldıktan sonra "eylemli uyma neticesi verilen yeni hüküm" olduğundan, dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay 7. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir.
    SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 09.04.2015 tarih ve 44-260 sayılı kararı, eylemli uyma sonucu verilen yeni hüküm niteliğinde olduğundan, dosyanın temyiz incelemesi yapılabilmesi amacıyla Yargıtay 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.04.2016 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

    ...

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi