10. Ceza Dairesi 2017/6851 E. , 2017/6461 K.
"İçtihat Metni"
Adalet Bakanlığı"nın, 24/04/2017 tarihli yazısı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık ...’in TCK’nın 191/1. maddesi gereğince 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Adana 20. Asliye Ceza Mahkemesi"nin 20/11/2014 tarihli ve 2014/674 esas, 2014/344 sayılı kararının kanun yararına bozulmasının istenmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 04/05/2017 tarihli yazı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A) Konuyla İlgili Bilgiler:
1- 25/07/2013 tarihinde işlediği iddia edilen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeniyle sanık hakkında Adana 2. Sulh Ceza Mahkemesi"nin 25/03/2014 tarihli ve 2013/1224 esas, 2014/482 sayılı kararı ile TCK’nın 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik kararı verildiği ve kararın yasa yoluna başvurulmadan kesinleştiği,
2-Bu kararın infazı sırasında, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin ihlal edildiğinin bildirilmesi üzerine, mahkemece yargılamaya devam edilerek, Adana 20. Asliye Ceza Mahkemesi"nin 20/11/2014 tarihli ve 2014/674 esas, 2014/344 sayılı kararı ile sanığın 5560 sayılı Kanun ile değişik TCK’nın 191/1. maddesi gereğince 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın yasa yoluna başvurulmadan kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
B) Kanun Yararına Bozma Talebi:
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, "1- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 193. maddesinde yer alan; “(1) Kanunun ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz. Gelmemesinin geçerli nedeni olmayan sanığın zorla getirilmesine karar verilir. (2) (5353 sk. ek.) Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, mahkemece duruşma açılmasını müteakip, sanığın celp edilmesi, varsa diyecekleri sorulup, anılan fıkra uyarınca değerlendirme yapıldıktan sonra hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, sanığın savunması alınmadan yokluğunda karar verilemeyeceğinin gözetilmemesinde,
2- Sanığın adli sicil kaydında yer alan Adana 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/10/2008 tarihli ve 2004/387 esas, 2008/335 karar sayılı ilamı ile hakkında 5237 sayılı Kanun’un 32/1. maddesi uyarınca akıl hastalığı nedeni ile güvenlik tedbirine hükmedildiği de nazara alınarak, 5237 Kanunu"nun 32/1. maddesi kapsamında akıl hastalığı nedeniyle suç tarihinde işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişip gelişmediği hususunda rapor alınması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmemiştir." denilerek, Adana 20. Asliye Ceza Mahkemesi"nin 20/11/2014 tarihli ve 2014/674 esas, 2014/344 sayılı kararının bozulması istenmiştir.
C) Konunun Değerlendirilmesi:
(1) numaralı kanun yararına bozma talebinin incelenmesi:
Sanık hakkında Adana 2. Sulh Ceza Mahkemesi"nin 25/03/2014 tarihli kararı ile 5560 sayılı Kanun ile değişik TCK’nın 191/2. maddesi uyarınca hükmedilen tedavi ve denetimli serbestlik kararının infazı sırasında, sanığın yükümlülüklerine uygun davranmadığının mahkemesine bildirilmesi üzerine, mahkemece aynı maddenin 5. fıkrası uyarınca yargılamaya devam edilerek sanığa savunmasını bildirmesi için davetiye gönderildiği, ancak sanığın tebliğe elverişli adresinin bulunmaması nedeniyle davetiye tebliğ edilemediği, bunun üzerine mahkemece sanığın tedavi ve denetimli serbestlik kararı ile sonuçlanan ilk yargılamadaki savunması ile yetinilerek, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymamasına ilişkin savunması alınmadan mahkûmiyet kararı verildiği anlaşılmıştır.
TCK"nın 191. maddesinin 5. fıkrasında, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uymayan sanık hakkında davaya devam edilerek hüküm verileceği öngörüldüğünden; duruşma için sanığa gönderilen davetiyenin “tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymadığının iddia edilmesi nedeniyle, duruşmaya gelip bu konuda beyanda bulunması veya diyeceklerini duruşma gününe kadar yazılı olarak bildirmesi gerektiği, mazeretsiz olarak duruşmaya gelmediği ve diyeceklerini yazılı olarak bildirmediği takdirde tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymadığı kabul edilerek hakkında cezaya hükmolunabileceği” uyarısı ile birlikte duruşma tarihi ve saati yazılarak sanığa tebliğ edilmesi gerektiği gözetilmeden, belirtilen nitelikte uyarıyı içeren davetiye tebligatı yapılmadan ya da sanık dinlenmeden mahkûmiyet hükmü kurulması, yasaya aykırı olup kanun yararına bozma talebi bu nedenle yerindedir.
(2) numaralı kanun yararına bozma talebinin incelenmesi:
Sanığın soruşturma aşamasında alınan ifadesinde “ruh sağlığında tedavi görmekteyim” şeklinde beyanda bulunması ve suç tarihi olan 25/07/2013 tarihinden önce kesinleşerek adli sicil kaydında yer alan Adana 4. Asliye Ceza Mahkemesi"nin 23/10/2008 tarihli ve 2004/387 esas, 2008/335 sayılı ilamında, ayrıca Adana 4. Sulh Ceza Mahkemesi"nin suç tarihi 01/09/2013 olan 29/05/2014 kesinleşme tarihli 2013/1423 esas, 2014/699 sayılı ilamında ve Adana 7. Asliye Ceza Mahkemesi"nin suç tarihi 02/07/2013 olan 09/07/2014 kesinleşme tarihli 2014/129-299 sayılı ilamında sanık hakkında TCK’nın 32/1. maddesi uyarınca akıl hastalığı nedeni ile güvenlik tedbirine hükmedilmiş olması karşısında, mahkemece sanığın akıl hastalığı nedeniyle suç tarihinde işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişip gelişmediği hususunda rapor alınmadan mahkûmiyet kararı verilmesi, yasaya aykırı olup kanun yararına bozma talebi bu nedenle yerindedir.
D) Karar :
Açıklanan nedenlere göre, sanığın TCK’nın 191/1. maddesi gereğince 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Adana 20. Asliye Ceza Mahkemesi"nin 20/11/2014 tarihli ve 2014/674 esas, 2014/344 sayılı kararının 5271 sayılı CMK"nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA; aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığı"na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"na gönderilmesine, 07.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.