10. Ceza Dairesi 2017/6859 E. , 2017/6456 K.
"İçtihat Metni"
Adalet Bakanlığı"nın, 25/07/2017 tarihli yazısı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık ... hakkında mahkûmiyet hükmü verilmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi"nin 10/03/2015 tarihli ve 2014/348 esas, 2015/92 sayılı kararının kanun yararına bozulmasına yönelik talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"nca 08/08/2017 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A) Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Sanık hakkında 25.04.2014 tarihinde işlediği iddia edilen uyuşturucu madde ticareti suçundan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı"nca düzenlenen 16.10.2014 tarihli iddianame ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi"nin 10/03/2015 tarihli ve 2014/348 esas, 2015/92 sayılı kararı ile, eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu kabul edilerek, 5560 sayılı Kanun ile değişik TCK"nın 191/1, 62/1, 50/1-a ve 52/2. maddeleri gereğince 6.000 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verildiği ve kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği,
2- Kanun yararına bozma yoluna başvurulması üzerine mahkemece 04.08.2015 tarihli ek karar ile infazın durdurulmasına karar verildiği,
Anlaşılmıştır.
B) Kanun Yararına Bozma Talebi:
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, "Dosya kapsamına göre, sanık hakkında 25/04/2014 tarihinde işlediği iddia edilen uyuşturucu madde ticareti suçundan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 16/10/2014 tarihli iddianame ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/03/2015 tarihli ve 2014/348 esas, 2015/92 sayılı kararı ile eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu kabul edilerek sanığın mahkûmiyetine ve hükmün açıklanmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de, hükümden önce 28/06/2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmî Gazete"de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 68. maddesi ile yeniden düzenlenen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 191. maddesinin 8. fıkrasında yer alan “Bu Kanunun; a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” şeklindeki düzenleme uyarınca sanık hakkında suçu sabit görüldüğü takdirde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 231. maddesindeki şartlar aranmaksızın 6545 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191. maddesi çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi zorunlu olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." denilerek, Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi"nin 10/03/2015 tarihli ve 2014/348 esas, 2015/92 sayılı kararının bozulması istenmiştir.
C) Konunun Değerlendirilmesi:
Her ne kadar mahkemece 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik CMK’nın 231/8. maddesinde yer alan “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.” şeklindeki düzenleme uyarınca sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de,
Hükümden önce 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunla yeniden düzenlenen TCK"nın 191. maddesinin 5. fıkrası ve 8. fıkrası ile 5320 sayılı Kanun"a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrası hükümlü lehine hükümler içermekte olup, öncelikle hükümlünün kanun yararına bozma talebine konu olan suçu, aynı nitelikte başka bir suç nedeniyle daha önce verilmiş bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediği belirlendikten sonra;
a) Hükümlü bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ise, 6545 sayılı Kanun"un 68. maddesi ile değiştirilen TCK"nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK"nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine”
b) Hükümlü bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse, bu suç nedeniyle daha önce tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamış olan hükümlü hakkında, karardan önce 28/06/2014 tarihli Resmi Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun"un 68. maddesi ile değiştirilen TCK"nın 191. maddesinin 8. fıkrası ve aynı Kanun"un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun"a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrası uyarınca, 191. madde hükümleri çerçevesinde "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına",
Karar verilmesi gerekmekte olup, belirtilen hükümlere göre, somut olayda sanık hakkında suçu sabit görüldüğü takdirde, CMK"nın 231. maddesindeki şartlar aranmaksızın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi zorunlu olduğundan, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi yasaya aykırı olup, kanun yararına bozma talebi de değişik gerekçe ile yerindedir.
D) Karar:
Açıklanan nedenlere göre; sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına ilişkin Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi"nin 10/03/2015 tarihli ve 2014/348 esas, 2015/92 sayılı kararının 5271 sayılı CMK"nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun"un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığı"na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"na gönderilmesine, 07.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.