10. Ceza Dairesi 2017/2355 E. , 2017/6005 K.
"İçtihat Metni"
Adalet Bakanlığı"nın, 15/06/2017 tarihli yazısı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık ... hakkındaki kamu davasının durmasına dair İzmir 22. Asliye Ceza Mahkemesi"nin 20/12/2016 tarihli ve 2016/941 esas, 2016/1030 sayılı kararına yönelik itirazın kabulü ile durma kararının kaldırılmasına ilişkin İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesi"nin 14/02/2017 tarihli ve 2017/46 değişik iş sayılı kararının kanun yararına bozulmasının istenmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 29/06/2017 tarihli yazı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A) Konuyla İlgili Bilgiler:
1- 05/05/2007 tarihinde işlediği iddia edilen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeniyle sanık hakkında İzmir 1. Sulh Ceza Mahkemesi"nin 15/07/2008 tarihli ve 2007/1827 esas, 2008/1002 sayılı kararı ile 5560 sayılı Kanun ile değişik TCK’nın 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik kararı verildiği,
2- Sanığın bu kararı temyiz etmesi üzerine, Yargıtay 9. Ceza Dairesi"nin 24/03/2016 tarihli ve 2015/2679 esas, 2016/2732 sayılı ilamı ile yasa yolunun itiraz olduğu belirtilerek dosyanın mahalline iade edildiği, itiraz incelemesi yapan İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesi"nin 19/04/2016 tarihli ve 2016/410 değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilerek tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
3- Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlaması için sanığa tebligat gönderildiği, ancak sanığın hiç müracaat etmemesi üzerine 5560 sayılı Kanun ile değişik TCK’nın 191/5. maddesi uyarınca yargılamaya devam edilmesi için mahkemesine bildirimde bulunulduğu,
4- Bunun üzerine mahkemece yargılamaya devam edildiği, ancak İzmir 22. Asliye Ceza Mahkemesi"nin 20/12/2016 tarihli ve 2016/941 esas, 2016/1030 sayılı kararı ile, sanığa tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlaması için gönderilen tebligatların usulsüz olması nedeniyle yargılama şartı bulunmadığından bahisle kamu davasının durmasına karar verildiği, kararın sanığa tebliğ edildiği ve Cumhuriyet savcısı tarafından da 29/12/2016 tarihinde görüldü şerhi verilerek 24/01/2017 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği,
5- Daha sonra Cumhuriyet savcısının 30/01/2017 tarihli yazı ile “sanığa tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlaması için gönderilen tebligatların geçerli olduğu, yargılamaya devam edilmesi gerektiği” gerekçeleri ile durma kararına itiraz etmesi üzerine, mahkemece itirazın süresinden sonra olduğu ve içeriği itibari ile de yerinde olmadığı değerlendirilerek itirazı incelemeye yetkili mercie gönderdiği,
6- İtirazı inceleyen İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesi"nin 14/02/2017 tarihli ve 2017/46 değişik iş sayılı kararı ile itirazın süresinde olup olmadığına ilişkin bir değerlendirme yapılmadan, Cumhuriyet savcısının itiraz gerekçeleri yerinde görülerek itirazın kabulüne, durma kararının kaldırılmasına ve yargılamaya devam edilmesi için dosyanın mahkemesine iadesine kesin olarak karar verildiği,
Anlaşılmıştır.
B) Kanun Yararına Bozma Talebi:
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, "1- Usul yönünden, İzmir 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 20/12/2016 tarihli ve 2016/941 esas, 2016/1030 sayılı kararının 24/01/2017 tarihinde kesinleşmesini takiben, 30/01/2017 tarihinde İzmir Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan itirazın süresinden sonra yapıldığından bahisle reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına geçilmek suretiyle itirazın kabulüne karar verilmesinde,
2- Esas yönünden ise, sanığa denetimli serbestlik müdürlüğünce yapılan 12/07/2016 ve 12/08/2016 tarihli çağrı tebliğlerinin 7201 sayılı Tebligat Kanunu"nun 21/1. maddesi gereğince yapılması gerekirken, anılan Kanun"un 21/2. maddesi gereğince yapılması nedeniyle usul ve yasaya aykırı olup, bu şekilde yapılan çağrılara sanık aleyhine sonuçlar doğuracak hukuki sonuçlar bağlanamayacağından merciince itirazın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına karar verilmesinde, isabet görülmemiştir." denilerek, İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesi"nin 14/02/2017 tarihli ve 2017/46 değişik iş sayılı kararının bozulması istenmiştir.
C) Konunun Değerlendirilmesi:
İzmir 22. Asliye Ceza Mahkemesi"nin 20/12/2016 tarihli ve 2016/941 esas, 2016/1030 sayılı durma kararı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna tabi olup, itiraz kanun yoluna başvurma süresine ilişkin kuralları içeren CMK’nın 268/1. maddesinde “Hâkim veya mahkeme kararına karşı itiraz, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde 35 inci Maddeye göre ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren yedi gün içinde kararı veren mercie verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle yapılır.” şeklinde düzenleme yer aldığı ve Cumhuriyet savcısının itiraz süresi için ayrı bir düzenleme bulunmadığı, maddede atıf yapılan CMK’nın 35. maddesinin 2. fıkrasında “...aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur.” şeklinde düzenleme yer aldığı, yine “Cumhuriyet Başsavcılığına Yapılan Tebligat” başlıklı CMK’nın 38. maddesinde “Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan tebligat, tebliği gereken evrakın aslının verilmesi suretiyle olur. Tebliğ ile bir süre işlemeye başlıyorsa verildiği gün, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından evrakın aslına yazılır.” şeklinde düzenleme yer aldığı, anlaşılmıştır.
Somut olayda, Cumhuriyet savcısı tarafından itiraz edilen İzmir 22. Asliye Ceza Mahkemesi"nin 20/12/2016 tarihli ve 2016/941 esas, 2016/1030 sayılı durma kararında Cumhuriyet savcısının 29/12/2016 tarihli “görüldü” şerhi bulunduğu, dolayısı ile 7 günlük yasal itiraz süresinin bu tarihten itibaren başlayacağı anlaşıldığından, Cumhuriyet savcısının 30/01/2017 tarihli itirazının yasal süresinden sonra olduğu gözetilerek itirazın süre yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, esasa yönelik inceleme yapılarak itirazın kabulüne karar verilmesi yasaya aykırı olup, (1) numaralı kanun yararına bozma talebi yerindedir.
Bu nedenle, usûle ilişkin ileri sürülen (1) numaralı kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüş olduğundan, esasa ilişkin olarak ve kabule göre ileri sürüldüğü anlaşılan (2) numaralı kanun yararına bozma talebinin ayrıca incelenmesine gerek görülmeyerek inceleme dışı tutulmuştur.
D) Karar :
Açıklanan nedenlere göre, İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesi"nin 14/02/2017 tarihli ve 2017/46 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK"nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA; aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığı"na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"na gönderilmesine, 23.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.