Ceza Genel Kurulu 2015/661 E. , 2016/156 K.
"İçtihat Metni"
Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 2. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Asliye Ceza
Karşılıksız yararlanma suçundan sanığın beraatine ilişkin, Küçükçekmece 8. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 18.04.2013 gün ve 1162-340 sayılı hükmün katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 2. Ceza Dairesince 16.04.2014 gün ve 373-10665 sayı ile;
“02.07.2012 tarihinde kabul edilerek, 28344 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun geçici 2. maddesinin l. fıkrası uyarınca aynı maddenin 2. fıkrası gereğince, katılan kurumun zararını tazmin etmesi halinde sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gözetilerek, katılan kurum tarafından düzenlenen 08.03.2012 havale tarihli belgeden sanığın kurumun zararını gidermediği, bilirkişi raporunda sanığın ödemesi gereken miktarın 646,57 Lira olduğunun belirtildiğinin anlaşılması karşısında "dosyada bilirkişi tarafından hesap olunan katılan kurumun zararını gidermesi halinde 6352 sayılı Kanunun geçici 2/2. maddesi gereğince hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verileceğine" dair bildirimde bulunularak sonucuna göre hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, zarar miktarını içerir ihtarlı davetiye gönderilmeden eksik inceleme ve araştırma ile karşılıksız yararlanma suçundan karar verilmesi” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Küçükçekmece 8. Asliye Ceza Mahkemesi ise 17.09.2014 gün ve 252-493 sayı ile;
“6352 sayılı Kanunun geçici 2/2. maddesinde "Abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisinin, doğalgazın veya suyun sahibinin rızası olmaksızın tüketim miktarının belirlenmesi engellenecek şekilde tüketilmesi dolayısıyla bu kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle hakkında hırsızlık suçundan kovuşturma yapılan veya kesinleşmiş olup olmadığına bakılmaksızın hakkında hüküm verilen kişinin bu kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 6 ay içinde, zararı tamamen tazmin etmesi halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz, verilen ceza tüm sonuçlarıyla ortadan kalkar" denilerek kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren süre başlatılmış ve 6 ayla sınırlı tutulmuştur. Kanunu bilmemek mazeret sayılmaz ilkesi çerçevesinde kanun koyucu 6 aylık sürenin başlamasını kişilere herhangi bir tebliğe veya bildirime tabi tutmamış kanunun yürürlüğe girmesiyle süreyi başlatmıştır. Dolayısıyla kanunda belirtilen 6 aylık sürenin bitiminden sonra yapılan ödemeler ancak TCK"nun 168. maddesindeki cezadan indirim yapılmasını sağlayacaktır. Kaldı ki mahkememizce kanunda açık amir bir hüküm bulunmamasına rağmen sanığa kaçak tüketim bedelini ödediği takdirde hakkında ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verileceğine ilişkin ihtarlı davetiye çıkartılarak çağrıda bulunulmuş ve sanık duruşmaya katılarak önceki yargılamada hakkında beraat kararı verildiğini, suçlamayı kabul etmediğini, bu nedenle ödeme yapmadığını belirtmiştir. Bu beyandan sonra kanunda belirtilen sürenin geçtiği de gözetilerek beraat etmiş olan sanığa yeniden yargılamayı sürüncemede bırakacak şekilde bildirim yapılmasına gerek görülmemiştir. Her iki yargılamada da sanığın kuruma kayıtsız sayaca tüketimin eksik gösterilmesi için herhangi bir müdahalede bulunduğuna dair tespit yapılamadığından beraat kararı verilmiştir. Bu beraat kararlarına rağmen, sırf ödeme nedeniyle sanki eylemi gerçekleştirdiği sonucu doğuracak şekilde ceza verilmesine yer olmadığına dair karara öncelik verilmesi ceza yargılaması genel prensiplerine ve evrensel hukuk kurallarına aykırı bulunduğu" gerekçesiyle direnerek önceki hükmünde olduğu gibi sanığın beraatine karar vermiştir.
Bu hükmün de katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.07.2015 gün ve 386018 sayılı “onama” istekli tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa bilirkişi tarafından hesaplanıp miktarı açıkça belirtilen katılan kurum zararını gidermesi halinde 6352 sayılı Kanunun geçici 2/2. maddesi uyarınca hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verileceğine dair bildirimde bulunarak hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden beraat kararı verilmesinin isabetli olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de; Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca öncelikle direnme kararının eylemli uyma sonucu verilen yeni hüküm niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Ceza Genel Kurulunun süreklilik kazanmış uygulamalarına göre şeklen direnme kararı verilmiş olsa dahi;
a) Bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak,
b) Bozma kararında tartışılması gereken hususları tartışmak,
c) Bozma sonrasında yapılan araştırma, inceleme ya da toplanan yeni delillere dayanmak,
d) İlk kararda yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak,
Suretiyle verilen hüküm, özde direnme kararı olmayıp, bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni bir hükümdür. Bu nitelikteki bir hükmün temyiz edilmesi halinde ise incelemenin Yargıtay’ın ilgili dairesi tarafından yapılması gerekmektedir.
İncelenen dosyada; sanığın beraatine ilişkin verilen önceki hüküm Özel Dairece, sanığa bilirkişi tarafından hesaplanıp miktarı tespit edilen katılan kurum zararını gidermesi halinde 6352 sayılı Kanunun geçici 2/2. maddesi uyarınca hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verileceğine dair bildirimde bulunarak hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasından sonra, yerel mahkemece bozma ilamında belirtildiği şekilde katılan şirketin zararı olarak bilirkişi tarafından hesaplanmış 646,57 Lirayı 10 gün içinde ödemesi ve ödeme makbuzunu ibraz etmesi için sanığa davetiye tebliğ edilmek suretiyle bozma kararının gereği yerine getirilmeye çalışıldığı, akabinde sanığın ödemeyi yerine getirmemesi üzerine önceki kararda yer almayan “6352 sayılı Kanunun geçici 2/2. maddesinde "Abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisinin, doğalgazın veya suyun sahibinin rızası olmaksızın tüketim miktarının belirlenmesi engellenecek şekilde tüketilmesi dolayısıyla bu kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle hakkında hırsızlık suçundan kovuşturma yapılan veya kesinleşmiş olup olmadığına bakılmaksızın hakkında hüküm verilen kişinin bu kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 6 ay içinde, zararı tamamen tazmin etmesi halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz, verilen ceza tüm sonuçlarıyla ortadan kalkar" denilerek kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren süre başlatılmış ve 6 ayla sınırlı tutulmuştur. Kanunu bilmemek mazeret sayılmaz ilkesi çerçevesinde kanun koyucu 6 aylık sürenin başlamasını kişilere herhangi bir tebliğe veya bildirime tabi tutmamış kanunun yürürlüğe girmesiyle süreyi başlatmıştır. Dolayısıyla kanunda belirtilen 6 aylık sürenin bitiminden sonra yapılan ödemeler ancak TCK"nun 168. maddesindeki cezadan indirim yapılmasını sağlayacaktır. Kaldı ki mahkememizce kanunda açık amir bir hüküm bulunmamasına rağmen sanığa kaçak tüketim bedelini ödediği takdirde hakkında ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verileceğine ilişkin ihtarlı davetiye çıkartılarak çağrıda bulunulmuş ve sanık duruşmaya katılarak önceki yargılamada hakkında beraat kararı verildiğini, suçlamayı kabul etmediğini, bu nedenle ödeme yapmadığını belirtmiştir. Bu beyandan sonra kanunda belirtilen sürenin geçtiği de gözetilerek beraat etmiş olan sanığa yeniden yargılamayı sürüncemede bırakacak şekilde bildirim yapılmasına gerek görülmemiştir. Her iki yargılamada da sanığın kuruma kayıtsız sayaca tüketimin eksik gösterilmesi için herhangi bir müdahalede bulunduğuna dair tespit yapılamadığından beraat kararı verilmiştir. Bu beraat kararlarına rağmen, sırf ödeme nedeniyle sanki eylemi gerçekleştirdiği sonucu doğuracak şekilde ceza verilmesine yer olmadığına dair karara öncelik verilmesi ceza yargılaması genel prensiplerine ve evrensel hukuk kurallarına aykırı bulunduğu" şeklindeki yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurulduğu anlaşıldığından, yerel mahkemenin son uygulaması direnme kararı olmayıp, eylemli uyma sonucu verilen yeni hüküm niteliğindedir.
Bu itibarla, yerel mahkemenin son uygulaması direnme kararı olmayıp, eylemli uyma sonucu verilen yeni hüküm niteliğinde olduğundan, dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Küçükçekmece 8. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 17.09.2014 gün ve 252-493 sayılı karar eylemli uyma sonucu verilen yeni hüküm niteliğinde olduğundan, dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.03.2016 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.