13. Hukuk Dairesi 2016/28426 E. , 2019/712 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı davalı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat ... geldi. Karşı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalılardan ..."in eski eşi olduğunu, Avusturya Bölge Mahkemesinin 21/05/2008 tarihli kararı ile anlaşmalı olarak boşandıklarını, boşanmadan önce 02/04/2008 tarihinde davalı ..."in baskı ve hile ile sahibi olduğu gayrimenkullerle ilgili olarak diğer davalı ve kardeşi ... adına vekaletname aldığını, daha sonra Türkiye"ye geldiğinde sahibi olduğu gayrimenkullerin davalı ..."e ve yine onun verdiği vekalete ... adına satıldığını öğrendiğini, yapılan tüm işlemlerin danışıklı ve anlaşmalı olarak yapıldığını, hile ile taşınmazlarının el değiştirdiğini, satış bedellerinin kendisine ödenmediğini ileri sürerek, dava konusu taşınmazların değerlerinin tespit edilerek şimdilik 40.000,00 TL nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ..."in ugrattığı maddi zararlar için 25.000,00 TL maddi, 25.000,00 TL manevi tazminat ödemesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, davalılardan ..."in vekalet görevini kötüye kullanması, özellikle de, vekilin özen ve sadakatle iş görme ve hesap verme yükümlülüğüne aykırı davranması hukuksal nedenine dayandırılarak açılmıştır. Gerçekten de vekil, vekaleti iyi bir surette ifa ile yükümlüdür. (B.K. md. 390/2) Eş söyleyişle, müvekkilin kendisine verdiği görevi özen ve sadakatle ifa etmek yükümlülüğü altındadır. Öte yandan, müvekkilin talebi üzerine, yapmış olduğu işin hesabını vermekle, her ne nam ile olursa olsun, almış olduğu şeyi müvekkile tediye etmekle yükümlüdür. (B.K.md. 392/1). Vekilin hesap verme yükümlülüğüne, üçüncü kişilerden aldığı değerler öncelikle dahildir. Belirtilen yükümlülüklere aykırı davranılması halinde vekilin, müvekkile karşı, onun bu yüzden uğradığı zararı tazmin yükümlülüğünün ortaya çıkacağı da çok açıktır. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, davacının taşınmazlarını satması amacıyla davalı ..."e 02.04.2008 tarihli vekaletname vermiş, bu vekaletname kapsamında davalı davacının taşınmazlarını 08.04.2008 tarihinde diğer davalıya satmıştır. Her ne kadar, mahkemece, davacı tarafça dayanak vekaletnamenin baskı ve hileyle alındığı iddia edilmiş ise de bu iddiaların ispatlanamadığı, aksi yönde bir ceza soruşturması da bulunmadığı, bu işlem sonrasında tarafların Avusturya Bölge Mahkemesinde 21/05/2008 tarihinde boşandıkları, söz konusu kararın Türkiye"de mahkeme ilamı ile tanındığı ve bu karara göre davacı ve davalı ..."in karşılıklı olarak evlilik birikimleri ile ilgili taleplerinin olmayacağı, birikimlerin paylaşıldığı ve tazminat talebinde bulunmayacaklarına dair anlaştıkları, dava konusu edilen taşınmazların da bu anlaşma kapsamında devirlerinin gerçekleşmiş olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş ise de, vekilin hesap verme yükümlülüğü olup, bu hususta mahkemece bir inceleme yapılmamıştır. Kaldı ki davalının, vekil olarak satışı yapılan taşınmazların bedelini davacıya ödediği yönünde bir savunması da bulunmamaktadır. O halde, davalı ..., davacıya ait taşınmazları verilen vekaletnameye istinaden sattığına göre, az yukarıda açıklandığı üzere yasa gereği davalının bu hususta hesap verme yükümlülüğü bulunmaktadır. Hal böyle olunca, mahkemece, davalı ..."in vekaletnameye istinaden yapmış olduğu satış işleminden sorumlu olduğu dikkate alınarak deliller toplanıp sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle ve yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bent gereğince temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 1.630,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29/01/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.