3. Hukuk Dairesi 2014/9369 E. , 2014/9605 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ŞIRNAK ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/09/2012
NUMARASI : 2007/298-2012/348
Taraflar arasında görülen alacak davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davacı vek.Av. H.. G... geldi. Aleyhine temyiz olunan davalı ve vekili gelmedi. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra nevakısın giderilmesi bakımından dosya mahalline geri çevrilmiş, bu kez yeniden gelmekle; belli gün ve saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı A.. İnş.San. Ve Tic. Ltd.Şti. tarafından 15.01.1991 tarihinde C.. ilçesi D.. köyünde şantiyesinin örgüt elemanları tarafından yakılması sonucu uğranılan zararın tazmin edilmesi için Şırnak Zarar Tespit Komisyonuna başvurulduğunu, başvuru sonucunda 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkındaki Kanuna göre 2005/3290 sayılı zarar tespit dosyası oluşturulduğunu, zarar tespit komisyonunun 26.12.2012 tarih ve 2006/3-1795 sayılı kararı ile 290.000,00 TL."nin sulhen ödenmesine karar verildiğini, komisyonun 31.05.2007 tarih ve 2007/1519 sayılı talimatı ile şirket temsilcisi M.. A.."in Ziraat Bankası Yıldızevler Şubesine bu miktarın aktarıldığını, ancak şirket temsilcisi M.. A.."in şirketi temsil yetkisini içeren vekaletnamede ahzu kabz yetkisi olmadığının ödemeden sonra anlaşıldığını, yine Batman 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.05.2007 tarih ve 2006/330 Esas,2007/246 Karar sayılı kararı ile temsil yetkisinin kaldırılmasına karar verildiği gibi A.. İnş.San.ve Tic. Ltd.Şti.nin %25 hissesinin ödenmemesine karar verildiğini, %25 hisse karşılığı olan 72.500,00 TL.nin ödenmemesi için komisyona 15.06.2006 tarih ve 1202 sayılı ile tebliğ edildiğini ancak komisyon görevlilerinin sehven ödemeyi yaptığını, davalı M.. A.."in ahzu kabz yetkisi olmadığı halde ve tedbir kararından haberdar olduğu halde idare elemanlarını yanıltarak 72.500,00 TL"yi tahsil ettiğini, tüm yazışma ve şifai girişimlerine rağmen davalı şirket ve şirket ortağı fazla ödenen parayı iade etmediklerinden bu davayı açmak durumunda kaldıklarını, bu nedenlerle fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile 72.500,00 TL kurum zararının alacağın ödeme gününden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, duruşmalara katılmamıştır.
Mahkemece, davalı M.. A.."in 01/05/2006 tarihli 2006/2 sayılı karar ile 10 yıl süreyle şirket müdürlüğüne atandığı ve münferiden şirketi temsile yetkili kılındığı, davacı tarafından yatırılan paranın davalı hesabına aktarıldığı, 31/05/2007 tarihinde şirket müdürü olarak şirketi temsile yetkili olduğu ve davacı tarafından şirket adına yatırılan parayı çekme yetkisi bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, süresinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davasıdır.
Hemen belirtilmelidir ki, sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekir.
BK"nın konuya ilişkin 61 (TBK.71.m.) ve ardından gelen maddelerindeki düzenlemelere göre, sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan veya tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir.
Sebepsiz zenginleşme bunlardan hangisi yoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı, geri verme borcu altındadır.
Sebepsiz zenginleşen ister iyiniyetli ister kötüniyetli olsun, kural olarak, bu geri alma hak ve borcunun doğum anı, sebepsiz yoksullaşma ve zenginleşme olgularının gerçekleştikleri andır. O halde geri isteme hakkının kapsamı da kural olarak, anılan hak ve borcun doğdukları tarihten daha önce belirlenemez. Zira, geri alma, bu yoksullaşma ve zenginleşmenin sonucudur ve bu olgular gerçekleşmeksizin geri alma söz konusu değildir.
Şu durumda; sebepsiz zenginleşmede geri verme borcu, zenginleşmenin geçersiz bir nedene dayanması durumunda hemen; geleceğe yönelik bir neden bulunuyorsa onun oluşmadığı an; var olan bir neden bulunuyorsa da onun ortadan kalktığı zaman doğmuş olur. Edim yerine getirildiği sırada geçerli bir hukuksal nedenin bulunmasına karşın sonradan bu neden ortadan kalkmış olursa, bu durumda sebepsiz zenginleşme, nedenin ortadan kalktığı an meydana gelir.(Yargıtay 11. H.D"nin 17.11.1997 tarih ve 7469/8241; 08.10.2001 tarih ve 4464/7553; 17.06.2002 tarih ve 2756/6224; 23.07.2007 tarih ve 960/3318; Dairemizin 18.06.2012 tarih ve 2873/4261; YHGK"nın 13.11.1991 tarih ve 11-303/567; 17.12.2003 tarih ve 13-787/774; 06.02.2008 tarih ve 340/102 sayılı kararları bu yöndedir.)
Somut olayda, Şırnak Valiliği Zarar Tespit Komisyonu Bürosunun 2005/3290 ve 2005/19215 sayılı dosyaları ile Batman 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/757 Esas, 2009/771 Karar sayılı dosyası ile 2006/330 Esas, 2007/246 Karar sayılı dosyaları celp edilmiştir.
Batman 2.Asliye Hukuk Mahkemesi"nin 2009/757 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; A.. Petrol Ürünleri Nakliyat Tic. Ltd. Şti."nin ortaklar kurulunun 01/05/2006 tarihli 2006/1 nolu kararı ile 07/05/2006 tarihli 2006/1 karar sayılı ortak kurulu kararının iptaline karar verildiği görülmüştür. Ancak, aynı tarih 2006/2 sayılı karar halen yürürlüktedir.
Yine, Mardin İdare Mahkemesi"nin 2007/2161-2010/325 sayılı dava sonucu verilen karar 05.03.2014 tarihinde kesinleşmiş, şirket ortağı dava dışı S.. A.."e İdare Mahkemesi"nin anılan kararı gereğince 125 707,92 TL mükerrer ödeme yapılmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki, davalının beyanı ile davalının sözleşmeyi imzalarken vekaletnamesinin yahut temsil yetkisinin bulunduğu sabittir. Ancak, daha sonra mahkeme kararları ile ahzu kabz yetkisi bulunmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, sulh sözleşmesini şirket adına imzalayan davalının imza tarihinde temsil yetkisi bulunduğu, adına imzaladığı şirketin yetkili temsilcisi olmadığının daha sonra ki kararlar ile sabit olduğu için yetkisiz temsilci olan ve sözleşmeyi imzalayan davalı (M.. A.."in) sözleşmeden sorumlu olduğunun kabulü gerekir.
Mahkemece, yetkisiz temsilci olan davalının sözleşmeden sorumlu olduğu kabul edilmelidir. Davalı M.. A.."in şirketi münferiden temsile yetkisi yok ise de, Borçlar Kanunu"nun 32 ve devamı maddeleri gereğince davalının kişisel sorumluluğu olacağı gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı taraf için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 1.100 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacı tarafa verilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.