Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2014/265
Karar No: 2016/137

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2014/265 Esas 2016/137 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2014/265 E.  ,  2016/137 K.

    "İçtihat Metni"

    Yargıtay Dairesi : 1. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Ağır Ceza
    Günü : 31.10.2013
    Sayısı : 272-294


    Temyiz Edenler : Cumhuriyet savcısı, sanık müdafii, katılanlar vekili, kısmen re"sen
    Sanık ..."nın ...."i kasten öldürme suçundan 5237 sayılı TCK’nun 81/1, 29 ve 62. maddeleri gereğince 15 yıl hapis, katılan ..."i kasten öldürme suçuna teşebbüsten 81/1, 35/2, 29 ve 62. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis, katılanlar ..., ... ve ..."ı kasten öldürme suçuna teşebbüsten 81/1, 35/2, 29, 62, 53 ve 63. maddeleri gereğince üç kez olmak üzere 5 yıl 7 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin, Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 19.02.2010 gün ve 262-45 sayılı kasten öldürme suçu yönünden re"sen temyize tâbi olan hükümlerin, sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından da temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 13.10.2011 gün ve 1905-5937 sayı ile;
    "a) Sanık ... ve katılan sanıklar ....,...., ... ve ....’ın sorgularının yer aldığı 19.9.2008 tarihli duruşma tutanaklarının zabıt kâtibi tarafından imzalanmaması ve tutanak sonuna iki zabıt katibi sicil numarasının yazılarak hangi zabıt katibinin duruşmaya katıldığı hususunda belirsizliğine neden olunmak suretiyle CMK"nun 219 ve 220. maddelerine aykırı davranılması,
    b) Mağdur ...’e ait raporda duyu veya organlardan birinin işlevinin yitirilmesi veya sürekli zafiyeti bulunup bulunmadığı konusunda olay tarihinden onsekiz ay sonra yapılacak muayeneden sonra karar verileceği belirtilmesine rağmen bu konuda kesin rapor alınmadan eksik incelemeyle hüküm kurulması" isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.
    Yerel mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda 07.02.2012 gün ve 301-32 sayı ile, sanığın ilk hükümdeki gibi cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, mahsuba ve tutukluluk h....nin devamına karar verilmiştir.
    Kasten öldürme suçu yönünden re"sen temyize tâbi olan hükümlerin katılanlar vekili ve sanık müdafii tarafından da temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 10.04.2013 gün ve 6266-3076 sayı ile;
    "... Sanık ..."in uzun yıllardır tanık ...."ye ait tarlayı yaptıkları şifahi antlaşmaya göre kiraladığı, ancak sanığın kira bedelini geç ödemesi, 2007 yılına ait kira bedelini ödememesi üzerine tanık ...."nin 2008 yılı için tarlayı aralarında yaptıkları 07.01.2008 tarihli yazılı antlaşma ile mağdur ..."e kiralayarak bedelini peşin olarak aldığı, bunu öğrenen sanığın durumu kabullenmeyerek tarlayı kimseye kullandırmayacağını, kendisinin hakkı olduğunu bu olayı gurur meselesi yaptığını mağdur ..."e ve tanık ...."ye bildirdiği, olaydan on gün kadar önce mağdur ..."in kiraladığı tarlanın bazı yerlerini sürdüğü, olay günü sanık ..."in sabah mağdur ..."in kardeşi olan mağdur ... ile telefonda görüşmesinin ardından yanına ruhsatsız silahını ve iki şarjör mermiyi alarak tarlaya geldiği, bir süre sonra mağdur ... ile damadı olan maktul İsa"nın olay yerine geldiği, tarlada sanığı görmeleri üzerine kendisi ile konuşmak için yanına gitmek istediklerinde sanığın silah çekerek "yanıma yaklaşmayın vururum" diye tehdit etmesi üzerine mağdur ..."in telefonla jandarmayı ve kardeşi mağdur ..."i aradığı, bu esnada mağdur ..."in yanında bulunan mağdurlar ... ve ... ile beraber olay yerine geldikleri, hep birlikte konuşmak amacı ile sanığın yanına doğru gittikleri, mağdurların üzerine geldiğini gören sanığın silah çekip hakaret ederek "hepinizi öldüreceğim" demesi üzerine mağdurlar ile maktulün geri dönerek kaçmaya başladığı, sanığın yaklaşık 20-25 metre mesafeden çok sayıda ateş etmesi sonucu mağdur ..."in sol ön kolundan yaralandığı, maktulün ise sırtından aldığı iki isabetle öldüğü olayda;
    Olayın başından itibaren sanığın haksız zeminde bulunduğu, olay günü de mağdur ... ve maktule tabanca çekerek tehdit ettiği, olay sırasında da önce sanığın hakaret ettiği, mağdurların konuşmak için sanığa doğru yöneldikleri, üzerlerinde herhangi bir alet olmadığı, sanığa zarar vereceklerine dair somut bir delil bulunmadığı, her ne kadar hakaret suçu ile ilgili olarak her iki taraf hakkında karşılıklı hakaret nedeniyle TCK"nun 129/3. maddesi uygulanmış ise de ilk hakaretin sanık ... tarafından yapıldığı, bunun üzerine de mağdurların sanığa hakaret ettikleri, sanık ..."e TCK"nun 129/3. maddesinin uygulanıp uygulanmaması konusunda mahkemenin sanık lehine takdir hakkını kullanarak karşılıklı hakaret nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği, bu nedenle hakaret nedeniyle sanık lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilmeden TCK"nun 29. maddesi uygulanmak suretiyle eksik ceza tayini" isabetsizliklerinden oyçokluğuyla bozulmasına karar verilmiş,
    Daire Başkanı ...; "Sanık ..., tanık ...."ün tarlasını 10 yıldır sözlü kira akdine istinaden kullanmaktadır. Aralarındaki tarla kiralama akdi olan olaydan bir yıl öncesine kadar sorunsuz sürmüştür. Son bir yıl için kira bedelinin ödenmesinde hukuki ihtilaf çıkmıştır. Taşınmaz sahibi ...., taşınmazının sanık tarafından kendisine teslimini ister, sanık kira akdinin sürdüğünden bahisle teslime yanaşmaz. Mülk sahibi, sanığı hukuki yollara başvurarak tahliye cihetine gitmeksizin, taşınmazın teslimini sağlamadan, halen sanığın feri zilyetliğinde iken, bu kez katılan-sanık ..."e yazılı sözleşmeyle icara verir. Teslim yok iken, akit hukuken son bulmadan mağdur katılan-sanık ... ve kardeşleri teslimi sağlaması için gayri yasal cihete tevessül ederek, taşınmazı teslimi hususunda sanığı icbara, zorlama cihetine giderler. Sanık ise, teslime karşı direnir. Baskılara aldırmaz. Karşılıklı tartışma sonucu tehdit ve hakaretler fiilen cereyan eder.
    Suç günü, sanık traktörüyle söz konusu tarlaya gider, sürme işlemine girişir, kendisine yönelik eylemlerin, saldıranın olacağını tahmin ettiğinden, tabancasını yanında götürür.
    Mağdur-katılan-sanık ..., kardeşi mağdur-katılan-sanık ...,...."in kayınbiraderleri, mağdur-sanık ... ve ....; katılan-mağdur-sanık ..."in damadı maktul İsa olduğu halde tarlaya grup h....nde gelirler. Sanığa, tarlayı sürmemesi ve kendilerine teslimini tehdit ile gözdağı vererek, niyetlerini açığa vururlar. Sanık söylenen tehditkar sözlere, hakaretvari sözlere, fiili saldırılara direnerek, teslim etmeme konusundaki kararlılığını dile getirir. Bu oluşan hava üzerine; sanık hamili bulunduğu tabanca ile ele geçen boş kovan sayısına göre beş el etkili mesafeden ateş eder (yaklaşık 20 metre) maktule iki mermi isabet eder, aldığı mermiler sonucu yaşamını yitirir, mağdur-katılan-sanık ... ise bilekten giren mermi çekirdeği koldan çıkarak, kırığa neden olacak şekilde yaralanır. Diğer adıgeçen kişilerde ise herhangi bir isabet kaydedilemez.
    Olayın başlangıcı, gelişimi ve sonlanması bu biçimde cereyan etmiştir.
    Sanığın savunmalarının içeriği, olayda maktul ve mağdur-sanıklardan kaynaklanan hukuk dışı davranışlar ile söz ve eylemleriyle olayda TCK"nun 29/1. maddesinde anlamında haksız tahrikin varlığı bariz biçimde mevcuttur .
    Sanığın atılı eylemleri, belirtilen kışkırtıcı davranışlar sonucu gerçekleştirmiştir.
    Sonuç:
    Bu itibarla; sanık ..."in işlediği kabul edilen kasten insan öldürmek ve öldürmeye teşebbüs eylemlerinde; haksız tahrikin varlığına ilişkin yerel mahkemenin takdirinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının onama içeren tebliğnamesi oluş ve kabule uygundur.
    Sayın çoğunluğun, olayda; haksız tahrik bulunmadığına ilişkin düşüncesine katılmak mümkün olmadığından, bu yönden çoğunluğun görüşüne iştirak etmiyorum" düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
    Yerel mahkeme ise 31.10.2013 gün ve 272-294 sayı ile;
    "... Sanık ..."nın daha önceki yıllarda ...."den kiralamış olduğu tarlanın sahibi ....tarafından katılan ..."e kiralandığı, bu durumu öğrenen sanık ..."nın tarlada emeği olduğunu söyleyerek tekrar kendisinin ekmeye devam edeceğini belirttiği, bu yönde tarla sahibi ile görüşmeler yaptığı, katılanlar ... ve ... ile de görüşmeler yaptığı, ancak sorunun çözülemediği, olaydan önce sanık ..."in tarlanın bir kısım yerlerini sürdüğü, bu durumu gören katılan ..."in olaydan bir gün önce sanık ..."nın yanına gelerek tarlayı kendisinin süreceği yönünde beyanlarını tekrarladığı, sanık ..."nın tarlayı kendisinin süreceğini belirttiği, olay sabahı katılan ..."in ..."yı arayarak tarlayı abisi ..."in süreceğini belirttiği, buna rağmen sanık ..."nın tarlayı sürmeye gideceğini belirterek karşı tarafa "erkeksen gel" şeklinde sözler sarf ettiği, sanık ..."in yanına ruhsatsız tabancasını da alarak traktörü ile söz konusu tarlaya gittiği, tarlanın içerisinde beklediği sırada katılan ..."in maktul .... ile birlikte traktörle tarlanın yanına geldiği, bunları gören sanık ..."in tarlaya girmemeleri yönünde uyarıda bulunduğu, silahını çekerek "gelmeyin" dediği, bunun üzerine ...."in jandarmayı aradığı, bu arada maktul İsa"nın da ..."i aradığı, katılan ..."in yanında kayınbiraderleri .... ve ... olduğu halde tarlanın yanına geldiği, ..."nın tarla içerisinde traktörün yanında beklemekte olduğu, ..., ..., ... ve ..."ın, ..."dan tarladan çıkmasını istedikleri, ..."nın çıkmayacağını belirtmesi üzerine maktul ile birlikte sanık ..."in üzerine yürüdükleri, karşılıklı olarak birbirlerine hakaret ettikleri, sanık ..."in tabancasını çıkararak yanına onbeş yirmi metre yaklaşmış olan maktul ve katılanların önlerine doğru ateş ettiği, maktul ve katılanların geri dönüp kaçmaya başladıkları, buna rağmen ..."nın tespit edilemeyen sayıda üzerlerine doğru ateş ederek İsa ve ...."i yaraladığı, maktul İsa"nın ateşli silah yaralanmasına bağlı olarak öldüğü anlaşılmış, böylece ..."nın ...."e yönelik kasten öldürme, diğer katılanlara yönelik ayrı ayrı kasten öldürmeye teşebbüs suçlarını işlediği ve atılı suçlardan cezalandırılması gerektiği, maktul ve katılanların sanık ..."ya yönelik olarak saldırıya geçmiş olmaları, karşılıklı hakaret edilmiş olması nedeni ile sanık ... lehinde haksız tahrik hükümlerinin uygulandığı" gerekçesiyle direnerek, önceki hükümde olduğu gibi karar vermiştir.
    Kasten öldürme suçu yönünden resen temyize tâbi bulunan bu hükümlerin, sanık müdafii, Cumhuriyet savcısı ve katılanlar vekili tarafından da temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.04.2014 gün, 19576 sayı ve "onama" istekli tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Sanık ..., katılan sanıklar ..., ..., ..., ... hakkında hakaret suçundan ceza verilmesine yer olmadığına, sanık ... hakkında 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan mahkûmiyet, katılan sanık ... hakkında ise tehdit suçundan verilen beraat hükümleri onanarak kesinleşmiş olup, direnme hükmünün ve temyizin kapsamına göre inceleme, sanık hakkında kasten öldürme ve kasten öldürme suçuna teşebbüsten kurulan hükümlerle sınırlı olarak yapılmıştır.
    Kasten öldürme suçunun sübutuna ilişkin bir uyuşmazlık ve bu kabulde dosya içeriği itibarıyla herhangi bir isabetsizlik bulunmayan somut olayda, Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında TCK’nun 29. maddesinde düzenlenmiş olan haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    Sanığın 1999 yılından itibaren tanık ....’e ait araziyi sözlü anlaşma ile kiraladığı, yıllar içinde kira bedelini geç ödediği, 2007 yılının kira bedelini ise ödemediği, tanık ....’nin sanıktan kira bedelini birkaç kez istediği, sanığa kira bedelinin düşük olduğunu, emsallerinin dekarının kirasının elli altmış lira civarında olduğunu söyleyerek tarlayı ancak bu miktardan kiraya verebileceğini belirtmesi üzerine sanığın "o zaman ben bu tarlayı ekmem" dediği, bu görüşme sonrasında tanık ...."nin kira bedelini peşin almak suretiyle 07.01.2008 tarihli yazılı sözleşme ile tarlayı katılan ...’e kiraladığı, arazinin ....’e kiralandığını öğrenen sanığın araziyi yeniden kiralamak istediğini, kendisinin ekeceğini, bu durumu gurur meselesi yaptığını ...."ye bildirdiği, bu olaydan on gün önce arazinin çeşitli yerlerini sürdüğü, incelemeye konu olaydan bir gün önce ....’in arazinin sürülmüş olduğunu görmesi üzerine sanığın evine giderek sanığa araziyi kendisinin kiraladığını bu yüzden süremeyeceğini söylediği, arazi sahibini aradığı, sanığın tanık ....’ye “ben ekeceğim, gurur meselesi yaptım” dediği, sanığın olay günü sabah saat 08.20 sıralarında ....’in kardeşi olan katılan ... ile telefonla görüşmesinin ardından silahını yanına alıp araziye giderek sürmeye başladığı, bir süre sonra katılan ... ile damadı maktul ...."in araziye geldikleri, sanığın yanına gitmek istediklerinde sanığın silahını çekerek “yanıma yaklaşmayın, vururum” demesi üzerine katılan ...’in önce tanık ....’yi, sonra katılan ...’i ve jandarmayı aradığı, katılan ...’in sanığı telefon ile aradığı ve aracında bulunan katılanlar ... ve ... ile olay mahalline geldikleri, sanıkla konuşmak üzere birlikte sanığın yanına doğru giderlerken sanığın tabancasını çekerek hakaret edip “hepinizi öldüreceğim” demesi üzerine kaçmaya başladıkları, sanığın yaklaşık yirmi yirmibeş metre mesafeden ateş etmesi sonucu mağdur ..."in sol ön kolundan yaralandığı, maktulün ise sırtından aldığı iki isabetle öldüğü, katılanlar...., ... ve ....’ın herhangi bir isabet almadığı,
    Olay yeri tespit ve incelemesinde, olayın meydana geldiği tarlanın ekilmemiş, ancak sanığa ait traktör ve tırmık denilen alet vasıtasıyla sürülmeye başlandığı, yarısının sürülmüş vaziyette olduğu, tarla içinde bir adet meyve bıçağı ve beş adet kovan bulunduğu, sanığın suçta kullandığı tabancayı teslim ettiği, glock marka dokuz milimetre çapındaki tabancada takılı şarjöründe yedi, ağzına sürülmüş vaziyette bir adet daha mermi olduğu, ikinci şarjörde de sekiz tane mermi bulunduğu tespitine yer verildiği,
    Sanığın el ve yüz svaplarında antimon elementi tespit edilmediği, maktulün sağ el iç, sol el dış ve sol el iç svapları üzerinde antimon elementi saptandığı, olay yerinde bulunan beş adet kovanın sanığın tabancasından atıldığının belirlendiği,
    Anlaşılmaktadır.
    Katılan ... kollukta; sanığı tanıdığını, husumeti bulunmadığını, ...."e ait araziyi aralarında yaptıkları kira kontratı ile ücretini peşin ödeyerek kiraladığını, olaydan önce bir defa sanık ile görüştüğünü, sanığa ""bu sene tarlayı kiraladım, ben ekeceğim" dediğini, sanığın "tamam" dediğini, olaydan bir gün önce araziye gittiğinde bir bölümünün sürülmüş olduğunu gördüğünü, akşam arazi sahibini arayarak tarlanın sürülmüş bulunduğunu söylediğini, arazi sahibinin de; "ben görüşürüm, sen sür" dediğini, akşam saatlerinde sanığın evine gittiğini, sanığa "tarlayı sen mi sürdün" dediğini, "evet ben sürdüm" demesi üzerine arazinin kirasını peşin verdiğini, kontratları da olduğunu söylediğini, hatta "bana bir yerden tarla ver, ben orayı ekeyim sen de burayı ek" dediğini, sanığın "ben sürdüğüm yeri ekerim" şeklinde cevap verdiğini, arazi sahibini aradığını, arazi sahibinin sanık ile konuşmak istemesi üzerine sanık ile bir müddet telefon ile konuştuklarını, sanığın "ben ekeceğim, gurur meselesi yaptım" dediğini, daha sonra sanıktan telefonu alıp "burayı ben ekeceğim" diyerek yanından ayrıldığını, bu sırada aralarında herhangi bir küfür ve hakaret olmadığını, ertesi gün yani olay günü damadı ile traktörüne gübre doldurarak kiraladığı araziye gittiklerini, sanığın tarlaya tırmık çektiğini, konuşmak için yanına giderken sanığın belinden çıkartmış olduğu tabancayı kendisine doğrultarak "yaklaşmayın yoksa vururum, bu tarlayı ben süreceğim" dediğini, kendisinin bunun üzerine damadına "kenara çekilelim, yoksa ateş edecek" dediğini, kenara çekilerek jandarmayı aradıklarını, sonra kardeşini arayarak jandarmaları tarlaya getirmesini istediğini, kardeşinin işi olduğunu söylemesi üzerine ..."i arayıp jandarma getirmesini istediğini, kısa bir süre sonra yanında katılanlar ... ve .... ile...."in geldiğini, "abi bir olay çıkartmayın, ikna edelim" diye söylediklerini, birlikte sanığın yanına giderken aralarında tahmini yirmi yirmibeş metre kala sanığın belinden silahını çıkartarak "o... çocukları gelmeyin yoksa sizi vururum" demesi üzerine kaçmaya başladıklarını, kendilerine doğru beş altı el ateş ettiğini, kolundan yaralandığını, maktulün yerde yattığını gördüğünü,...."in maktulü çekerek götürmeye çalışırken sanığın ona doğru da ateş ettiğini gördüğünü,...."in kaçmaya başladığını, bir miktar daha geriye çekildiklerini, bir iki dakika sonra olay yerine jandarmaların geldiğini, jandarma sanığa elinde bulunan silahı bırakmasını söylerken kendilerinin araca bindiklerini, olay sırasında yanında bulunan hiç kimsede silah olmadığını; Cumhuriyet savcılığında ve duruşmada da benzer anlatımda bulunarak, olay yerinde bulunan meyve bıçağının traktörün römorkünde olduğunu, gübre çuvallarının ağzını kesmek amacıyla kullandığını, bıçağın nasıl yere düştüğünü bilmediğini, olayda kullanılmadığını, olaydan bir gün önce sanık ile görüştükten sonra kardeşini de arayarak sanık ile konuşmasını istediğini, sanıktan şikâyetçi olduğunu ifade etmiş,
    Katılan ... soruşturma safhasında; sanığı tanıdığını, ara sıra görüştüklerini, olay günü akşam üzeri ağabeyinin kendisini aradığını, "köye jandarma geliyor, tarlaya kadar getiriver" dediğini, kendisinin de yolda olduğunu, gelemiyeceğini söylediğini, birkaç dakika sonra tekrar aradığını, "sana gerek kalmadı, jandarmaları başkası tarlaya getirecek" dediğini, sanığı tanıdığı için tarlada bir sorun olabileceğini düşünerek diğer katılanları da alıp arazinin bulunduğu yere gittiklerinde ağabeyini, maktulü ve sanığı gördüğünü, ne olduğunu sorduğunda ...."in sanığın kendilerini tarlaya sokmadığını söylediğini, sanığın elinde büyük bir silah bulunduğunu, konuşmak için sanığa doğru yaklaşırken sanığın kendilerine silah çekerek küfür ettiği sırada aralarında tahmini on metre mesafe bulunduğunu, sanığın ateş edeceğini anlayınca kaçmaya başladıklarını, kaçarlarken sanığın hedef alarak ateş etmeye başladığını, arkalarından on onbeş el ateş ettiğini, "şerefsizler sizi öldüreceğim" diye bağırdığını, kısa bir süre içerisinde de maktulün yere düşerek "vuruldum" diye bağırmaya başladığını, katılan ..."in de "vuruldum" diye bağırdığını, maktulün vurulduğu sırada sanık ile aralarında otuz kırk metre mesafe olabileceğini, maktulü kenara çekerek kendisine ait arabaya bindirdiği sırada jandarmaların olay yerine geldiğini, kendisinde silah bulunmadığı gibi arkadaşlarında da silah ve kesici alet görmediğini, sanığın kendilerine küfür ve hakarette bulunması üzerine "yaptıkların şerefsizliğe girer" dediğini, yanındaki kişilerden küfür ve hakaret duymadığını; mahkemede; olaydan bir gün önce katılanın, sanık ile görüştükten sonra kendisini aradığını, Akif"in araziden vazgeçmediğini ve kendisi ile konuşmasını söylediğini, olay sabahı sanığı aradığını, araziyi ekmemesini, kanunen abisinin hakkı olduğunu söylediğini, sanığın "abin mi ekecek ben mi ekeceğim göreceğiz, ben gidiyorum, kimseyi sokmam" şeklinde cevap verdiğini, sanığa "tarlayı ekmeye gidiyoruz, erkeksen gel" şeklinde bir söz sarfetmediğini, tarlayı ekmeye gittiğini sanığın söylediğini, bu konuşma üzerine ağabeyini arayarak sanığın tarlayı ekmeye gideceğini söylediğini belirtmiş,
    Katılan ...;...."le Baklan"a gitmek üzere yola çıktıklarında eniştesi katılan ..."i ...."in aradığını, "benim aram onunla iyi, biz gelelim kendisiyle konuşalım" diyerek telefonu kapattığını, ne olduğunu sorduğunda "ağabeyim tarla kiralamış, ancak sanık ... sürüyormuş, jandarmaya haber vermişler" dediğini saat on sıralarında bahse konu araziye gittiklerini, arazi kenarında araçtan indiklerinde sanığın traktörüyle kendilerinin bulunduğu yöne doğru tırmık çektiğini, birlikte sanık ile görüşüp anlaşmaya giderlerken sanığın traktörü durdurduğunu, traktörden inerken elinde silah görünce hemen durduklarını, sanığın tabancayı kendilerine doğrulttuğunu, hem küfrettiğini, hem de üzerlerine gelip "hepinizi öldüreceğim" demesi üzerine geriye dönüp kaçmaya başladıklarını, o sırada üzerlerine doğru ateş ettiğini, arkasından "amca" diye bir ses geldiğini, geri döndüğünde maktulün yere düştüğünü, sanığın hedef gözeterek kendilerine doğru ateş ettiğini gördüğünü, yanında bulunan katılan ..."in de düştüğü yerden kolunu tutarak kalkıp yola doğru koştuğu sırada mermilerin üzerlerine geldiğini, sanığın kendilerine sekiz on el ateş ettiğini, yolun kenarına çıktıklarını,...."in maktulü sürükleyerek olay mahallinden uzaklaştırmaya çalıştığını, kendisinde ve yanındakilerde silah bulunmadığını, sanığı dövmek gibi bir eğilimleri bulunmadığını, sanığa küfür ve hakaret etmediklerini, konuşmak istediklerini, sanıktan şikâyetçi olduğunu beyan etmiş,
    Tanık ....; kendisine ait olan tarlayı suç tarihinden önceki yıllarda yedi sekiz yıl müddetle sanığın kiraladığını, aralarındaki sözleşmeyi her yıl sözlü olarak tekrarladıklarını, 2007 yılına kadar kirasını ödemekte geciktiğini, peyderpey ödemede bulunduğunu, bu tarihte ise kira bedelini ödemediğini, sanıkla birkaç kez görüşmesine rağmen bir sonuç alamadığını, 2007 yılı kurban bayramından önce buluşup tarlanın kira işini konuştuklarını, sanığa ödenen kiranın düşük olduğunu, emsallerinin dekarının elli altmış lira olduğunu söyleyerek ancak bu miktarda kiraya verebileceğini belirttiğini, sanığın "o zaman ben bu tarlayı ekmem" dediğini, Hüsametin Şahin"in tarlaya kiracı olarak t....p olup kiraladığını, sanığın durumu öğrendiğini ve kendisinden kira işinden vazgeçmesini, tarlayı ekeceğini söylediğini, kendisinin de sanığa, .... ile anlaştığını bu işten dönemeyeceğini parasını da aldığını söylediğini, sanığın dayısını devreye soktuğunu, dayısının da ısrarla kendisinden kiralama işinden vazgeçmesini istediğini, hatta ödenen kira parasını da kendisinin vereceğini söylediğini, ancak kendisinin ...."e söz verdiğini, paranın önemli olmadığını, yeni kiracıyı ikna ettikleri takdirde sanığın tarlayı ekebileceğini belirttiğini, sonrasında katılanla bu hususu konuştuklarını, katılan ..."in kiraladığı arazi yerine yirmi dönüm tarla bulunması h....nde vazgeçebileceğini belirttiğini sanığa ilettiğini, sanığın katılana tarla bulmayacağını, tarlayı kendisinin ekeceğini, gurur meselesi yaptığını, ekmediği takdirde ovada gezemeceğini söylediğini, bir gün önce de ...."in kendisini arayarak sanığın evinin önünde olduğunu, sanığa tarlayı sürmemesini söylemesini istediğini, kendisinin de üçü bir araya gelip konuşursa bu işi halledebileceklerini söylediğini, sanığın, katılan ve ailesi için "onlar jandarma ve polisi bilmezler, bu tarlayı ben ekeceğim" şeklindeki sözlerini tekrarladığını, sanığa böyle bir işe kalkışmamasını söylediğini, olay günü katılanın kendisini aradığını, tarlada olduğunu, sanığın tarlayı sürdüğünü, kendisini tarlaya sokmadığını söyleyince "yanlış bir şey yapmayın jandarmaya haber verin" dediğini, ...."in sanığın kendisine silah çektiğini söylediğini, katılana "jandarmaya haber verin bekleyin" dediğini, telefonu kapattıktan sonra sanığı aradığını, araziden çıkması yönünde bir konuşma yaptığını, katılanların jandarmaya haber vereceklerini, jandarmanın sorması h....nde aynı şekilde beyanda bulunacağını belirttiğini, sanığın da "özür dilerim abi, ancak feriştahı gelse beni burdan çıkaramaz" dediğini, daha sonra olayların meydana gelmiş olduğunu, diğer gelişmelerle ilgili bilgisinin bulunmadığını dile getirmiş,
    Sanık; ...."e ait olan tarlayı 1999 yılında kendisinden kiraladığını, o tarihten beri ekip biçtiğini, aralarında resmi ve yazılı kira sözleşmesi bulunmadığını, yalnızca sözlü olarak anlaştıklarını, 2007 yılının kira bedelini henüz ödemediğini, sonraki yıllar için bir fiyat konuşmadıklarını, 2006-2007 yıllarında mahsuller olmayınca araziyi sürerek nadasa bıraktığını, yirmi gün önce ...."in kendisine "tarlayı ben kiraladım, bundan sonra ben ekip biçeçeğim" dediğini, kendisinin cevap vermeyip ordan ayrıldığını, bir iki gün sonra tarla sahibinin kardeşi olan Mustafa"yı aradığını, kardeşinin yanlış yaptığını, tarlayı kendisinin ekmesi gerektiğini, seneye kim ekerse eksin önemli olmadığını anlattığını, olaydan on gün önce tarlaya tekrar giderek tarlayı ekeceği mesajını vermek için çeşitli yerlerinden sürdüğünü, olaydan bir gün önce saat 20.00-21.00 sıralarında katılanın yalnız olarak evine gelip konuşmak istediğini, kendisinin ise "ne konuşacağını biliyorum, ben senin gibi bir insanla muhatap olmam" dediğini, katılan ..."in ...."yi arayarak "tarlayı sürmüş, bu konuyu ne yapacağız, ben sana para verdim" dediğini, olay günü sabah saat yedi sıralarında katılanın kardeşinin kendisini cep telefonundan arayarak "o tarlayı nasıl sürersin, ben şimdi o tarlayı ekmeye gidiyorum, erkeksen gel" diyerek kapattığını, bunun üzerine yanına tabanca ve iki adet şarjörünü alarak traktör ile bahse konu araziye gittiğini, saat sekizbuçuk sıralarında tarlaya vardığını, tarlada kimsenin olmadığını, tarlaya tırmık çekmeye başladığını, saat dokuz sıralarında katılanın yanında tanımadığı genç bir çocukla geldiğini, traktörü doğruca tarlanın ortasına ve üzerine doğru sürdüğünü, katılana "yaklaşma vururum" diye bağırdığını ancak silahını belinden çıkartıp doğrultmadığını, katılan ..."in bir yandan kendisine doğru traktörle yaklaşırken sağ elinde bulunan tabancayı havaya doğru kaldırdığını, tabancanın gerçek mi, kuru sıkı mı olduğunu bilemediğini, katılan ..."in tarladan dışarı çıktığını ve birilerine telefon açtığını, jandarmayı veya kardeşini ya da tarla sahibini aradığını tahmin ettiğini, yirmi dakika kadar beklediğini, o sırada katılan ..."in aradığını, "bu köyün derebeyi misin, erkeksen kaçma, oraya bende geliyorum" diyerek telefonu kapattığını, yaklaşık on dakika sonra taksiyle yanında tanımadığı üç kişiyle geldiğini ve hep birlikte üzerine doğru gelmeye başladıklarını, kendisinin traktörün üzerinde bulunduğunu, gelen şahıslara "gelmeyin vururum" diye bağırdığını, ancak tabanca çıkartmadığını, "erkeksen gel" diyerek üzerine doğru yürümeye devam ettiklerini aralarında tahmini yirmi yirmibeş metre mesafe bulunduğunu ve kendisine devamlı küfürler ettiklerini, üç ya da dört tabanca namlusu gördüğünü, ancak kimin elinde olduğunu net olarak bilmediğini, belinden silahını çıkartarak namluya mermi sürdüğünü, önlerine doğru üç el ateş ettiğini, katılanların kendisine doğru gelmeye çalıştıklarını fakat gelmediklerini, öteki şahıslardan ikisinin üzerine gelmeye çalıştığını fakat çok fazla yaklaşmadıklarını, mesafenin tahmini onbeş metre veya daha kısa olabileceğini, kendisini öldürebileceklerini ve bir tanesini ayağından yaralarsa kaçacaklarını düşünerek altı kişilik grubun ayaklarına doğru dört veya beş kez ateş ettiğini, mermisi biterse kendisini öldürebilerler diye ateşi kestiğini, bulunduğu yerden yirmi metre geride bulunan traktörün yanına giderek tabancasını bıraktığını, olaydan bir gün önce evine gelen katılan tarafından "bu tarlayı sen nasıl ekersin, erkeksen yarın sabah tarlaya gel" denilerek tehdit edildiğini, olay sırasında kendisine ağıza alınamayacak şekilde küfürler ettiklerini savunmuştur.
    TCK"nun 29. maddesinde haksız tahrik; "haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir, diğer hâllerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir" şeklinde ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak hüküm altına alınmıştır.
    Ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak düzenlenen haksız tahrik, kişinin haksız bir fiilin kendisinde meydana getirdiği hiddet ya da şiddetli elemin etkisi altında suç işlemesi durumunda kusur yeteneğindeki azalmayı ifade etmektedir. Bu halde fail, suç işleme yönünde önceden bir karar vermeden, dışarıdan gelen etkinin ruhsal yapısı üzerinde meydana getirdiği karışıklığın neticesi olarak bir suç işlemeye yönelmektedir. Bu yönüyle haksız tahrik, kusurun irade unsuru üzerinde etkili olan nedenlerden biridir. Başka bir anlatımla, haksız tahrik h....nde failin iradesi üzerinde zayıflama meydana gelmekte, böylece haksız fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altındaki kişinin suç işlemekten kendisini alıkoyma yeteneği önemli ölçüde azalmaktadır.
    Ceza Genel Kurulunun istikrar kazanmış kararları ile öğretide de kabul gören görüşler doğrultusunda haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi için;
    a) Tahriki oluşturan haksız bir fiil bulunmalı,
    b) Fail öfke veya şiddetli elemin etkisi altında kalmalı,
    c) Failin işlediği suç bu ruhsal durumunun tepkisi olmalı,
    d) Haksız tahrik teşkil eden eylem mağdurdan sadır olmalıdır.
    01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda, 765 sayılı Kanunda yer alan "ağır – hafif tahrik" ayırımına son verilerek; tahriki oluşturan eylem, somut olayın özelliklerine göre hâkim tarafından değerlendirilip, sanığın iradesine etkisi göz önünde bulundurulmak suretiyle, maddede gösterilen iki sınır arasında belirlenen oranda cezasından makul bir indirim yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

    Yargısal kararlarda kabul edildiği üzere; gerek fail, gerekse mağdur ya da maktulün karşılıklı haksız davranışlarda bulunması h....nde, tahrik uygulamasında kural olarak, haksız bir eylem ile mağdur ya da maktulü tahrik eden fail, karşılaştığı tepkiden dolayı tahrik altında kaldığını ileri süremez. Ancak maruz kaldığı tepki, gerçekleştirdiği fiille karşılaştırıldığında aşırı bir hal almışsa, başka bir deyişle tepkide açık bir oransızlık varsa, bu tepkinin artık başlı başına haksız bir nitelik alması nedeniyle fail bakımından haksız tahrik oluşturduğu kabul edilmelidir.
    Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
    Sanığın 1999 yılından itibaren tanık ....’e ait araziyi sözlü anlaşma ile kiraladığı, yıllar içinde kira bedelini geç ödediği, 2007 yılının kira bedelini ise ödemediği, tanık ....’nin sanıktan kira bedelini birkaç kez istediği, sanığa kira bedelinin düşük olduğunu, emsallerinin dekarının kirasının elli altmış lira civarında olduğunu söyleyerek tarlayı ancak bu miktardan kiraya verebileceğini belirtmesi üzerine sanığın "o zaman ben bu tarlayı ekmem" dediği, bunun üzerine sonrasında tanık ...."nin kira bedelini peşin almak suretiyle 07.01.2008 tarihli yazılı sözleşme ile tarlayı katılan ...’e kiraladığı, arazinin ....’e kiralandığını öğrenen sanığın araziyi yeniden kiralamak istediğini, kendisinin ekeceğini, bu durumu gurur meselesi yaptığını ...."ye bildirdiği, bu olaydan on gün önce arazinin çeşitli yerlerini sürdüğü, incelemeye konu olaydan bir gün önce ....’in arazinin sürülmüş olduğunu görmesi üzerine sanığın evine giderek sanığa araziyi kendisinin kiraladığını bu yüzden süremeyeceğini söylediği, arazi sahibini aradığı, sanığın tanık ....’ye “ben ekeceğim, gurur meselesi yaptım” dediği, sanığın olay günü saat 08.20 sıralarında ....’in kardeşi olan katılan ... ile telefonla görüşmesinin ardından silahını yanına alıp araziye giderek sürmeye başladığı, bir süre sonra katılan ... ile damadı maktul ...."in araziye geldikleri, sanığın yanına gitmek istediklerinde sanığın silahını çekerek “yanıma yaklaşmayın, vururum” demesi üzerine katılan ...’in önce tanık ....’yi, sonra katılan ...’i ve jandarmayı aradığı, katılan ...’in sanığı telefon ile aradığı ve aracında bulunan katılanlar ... ve ... ile olay mahalline gittikleri, sanıkla konuşmak için yanına giderlerken sanığın silahını çekerek katılanlara hakaret edip “hepinizi öldüreceğim” demesi üzerine kaçmaya başladıkları, yaklaşık yirmi yirmibeş metre mesafeden ateş etmesi sonucu ...."in sol ön kolundan yaralandığı, maktulün ise sırtından aldığı iki isabetle öldüğü, diğer katılanların herhangi bir isabet almadığı olayda, maktulden ve katılanlardan kaynaklanıp sanığa yönelik tahrik teşkil edecek herhangi bir haksız eylem bulunmadığı anlaşıldığından, mağdurlardan sadır olan bir haksız eylem şartının gerçekleşmemesi nedeniyle sanık lehine TCK"nun 29. maddesinin uygulanması imkanı bulunmamaktadır.
    Bu itibarla, sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasına ilişkin yerel mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
    Çoğunluk görüşüne katılmayan Genel Kurul Üyeleri ... ve ...; "Sayın çoğunluğun Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin direnme kararının bozulmasına ilişkin kararı yerinde değildir. Şöyle ki:
    Somut olayı kısaca özetleyecek olursak; sanık ... 1999 yılından itibaren tanık ....’e ait Yukarı Seyit Köyündeki 24 dekarlık tarlayı her yıl bedelini ödemek suretiyle kiralamaktadır. 2007 yılının kira bedelini geciktirmesi üzerine, mülk sahibi tanık ....2008 yılı için aynı tarlayı mağdur ...’e kiralamış, sanık ... ise tarlayı kullanmaya devam edeceğini hem tarla sahibi ....’e, hem de tarlayı kiralayan mağdur ...’e bildirmiştir. Olay günü de sanık ... olayın gerçekleştiği tarlayı sürerken, önce mağdur ile bir yakını, telefon açmaları üzerine de 3 yakını olmak üzere toplam beş kişi Akif’in tarlayı sürmesini engellemek istemeleri üzerine öldürme ve öldürmeye teşebbüs suçları işlenmiştir. Bu suçların sanık tarafından gerçekleştirildiği hususunda bir çekişme bulunmamaktadır.
    Genel Kurulda tartışılan konu ise, sanık ...’nın eylemlerini haksız tahrik altında gerçekleştirip gerçekleştirmediğine ilişkindir.
    Sanık lehine tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılabilmesi için de, öncelikle sanık ...’in olaya neden olan tanık ....’e ait tarlayı kullanmasında hukuka uygun üstün bir hakkının olup olmadığı tespit edilmelidir.
    Hukukumuzda başlıca kira sözleşmeleri, suç tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 248 inci maddesinde adi kira, aynı Kanunun 270 inci maddesinde hasılat kirası ve Gayrimenkullerin Kiralanması Hakkındaki Kanun’da belediye sınırları içinde veya iskele, liman veya istasyonlarda bulunan çatıla taşınmazlarda kira olarak düzenlenmiştir.
    Bizim konumuz hasılat kirası olup, Türk Borçlar Kanunu’nun 270 inci maddesinde düzenlenmiştir.
    Hasılat kirasının konusunu, hasılat getiren bir taşınır veya taşınma yahut bir ticari işletme veya hak oluşturmaktadır.
    Borçlar Kanunu’nda kira akti için kural olarak bir geçerlilik şartı öngörülmemiştir. Kira akti, sözlü, yazılı, noterden hatta zımni olarak (Şey kullanılıp ay başında bir miktar para verilmesi veya zımni yenileme gibi) yapılabilir.
    Kira sözleşmeleri, belirli bir süre için yapılabileceği gibi belirli olmayan bir zaman için de yapılabilir.
    Hasılat kirasının nasıl yenileneceği ya da sona ereceği de Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş bulunmaktadır.
    Borçlar Kanunu’na göre hasılat kiraları belirli bir süre için yapılmışsa, süre sonunda sözleşme sona erer. Ancak kira akti son bulmakla birlikte kiracı, kiralanan şeyi kullanmaya devam ederse (ki olayımızda sanık tarlayı bir yıllık süre sonunda kullanmaya devam etmektedir), sözleşme zımni olarak yenilenmiş sayılır. Yine Borçlar Kanunu’nun 287 inci maddesine göre de bir kez yenileme olduğunda hasılat kirasında taraflardan birisi sözleşme bitim tarihinden 6 ay önce feshi ihbar etmedikçe sözleşme seneden seneye yenilenir. (Olayımızda tarla sahibi tanık ....tarafından 2008 yılı için 6 ay öncesinden feshi ihbarda bulunulmamıştır.) 285 inci maddeye göre de, tarımsal taşınmazlarda kira sözleşmesi mahalli adete göre tespit edilecek İlkbahar ve Sonbahar dönemleri sonu için altı ay önceden haber vermek şartıyla feshedilebilir.
    İkinci bir sona erme nedeni de, yazılı tahliye taahhüdüdür ki dosyamızda böyle bir taahhüt bulunmamaktadır.
    Üçüncü sona erme nedeni temerrüddür. Borçlar Kanunu’nun 288 inci maddesinde düzenlenmiş olup, kiracının muaccel olan kira bedelini ödememesi üzerine kiralayan noter aracılığı, mektup veya telgrafla ihtar çekmeli ya da icra dairesinden ödeme emri göndererek, ödemesi için 60 gün süre (mehil) vermelidir. Bu süre içerisinde kiracı borcunu ödememesi h....nde kiralayan tahliye davası açmalı ya da icra dairesinden tahliyesini istemelidir. Yani temerrüd h....nde de kendiliğinden kira sözleşmesi sona ermediği gibi tahliye de olmamakta ya dava açılmalı veya icra müdürlüğünden tahliyesini talep etmelidir.
    Somut olaya geldiğimizde ise, dosya kapsamına göre kiralayan tanık ...., Borçlar Kanunu’nun 285 inci maddesine göre 6 ay önceden hasılat kirası sözleşmesinin feshi için ihbarda bulunmadığı gibi temerrüd nedeniyle Borçlar Kanunu’nun 288 inci maddesine uygun bir ihtar da çekmemiştir. Sadece sözlü olarak tarlayı mağdur ...’e kiraladığını sanığa söylemiştir. Böylece sanık ... ile kiralayan tanık ....arasında hasılat kirası sözleşmesi hukuken devam etmekte olup, sanık olayın sebebi ve gerçekleştiği tarlayı üstün hakkına göre sürmektedir. Tanık ....ile mağdur ... arasında hukuken geçerli bir hasılat kira sözleşmesi de bulunmamaktadır.
    Kaldı ki gerek mağdur ..., gerekse taşınmazın sahibi ...., yasal yollara başvurmamış, önce sempatik yollarla sorunu çözmeye çalışmışlar, olmayınca mağdur ... hakkını yasal yollara başvurmadan kendi almaya çalışmıştır. Olay günü mağdur Jandarmayı aramış ancak gelmesini beklememişlerdir. Günümüz çağdaş hukuk ve devlet anlayışında hakkın bireyler tarafından alınması kabul edilmemiştir. Aksi durum kaos olması anlamına gelir ki hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz.
    Ayrıca Genel Kurul gündeminin 24 üncü sayfasında belirtilen 20.05.2008 tarihli ekspertiz raporuna göre maktül ....’in sağ el iç ile sol el iç ve dışında atış artıklarına rastlandığı belirtilmiştir.
    Tüm bunlar dikkate alındığında, sanık olaya neden olan tarlayı halen hukuken geçerli bir sözleşmeye dayalı olarak sürmektedir. Mağdur ... ve yakınları ise hukuken geçerli olmayan bir sözleşme uyarınca tehdit, hakaret ve fiili saldırı ile sanığın tarlayı sürmesini engellemek istemeleri ve 5 kişi olarak sanığa saldırmaları üzerine, sanık taşıdığı tabanca ile ateş ederek eylemini gerçekleştirmiştir. Sanık lehine TCK"nun 29 uncu maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümleri uygulanmalıdır. Mahkemenin direnme kararı yerinde olup onanması yerine, haksız tahrik hükümlerinin sanık lehine uygulanmaması gerektiğine ilişkin bozma kararına katılmıyoruz" görüşüyle,
    Sekiz Genel Kurul Üyesi de; benzer düşüncelerle karşı oy kullanmışlardır.
    SONUÇ :
    Açıklanan nedenlerle;
    1-Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.10.2013 gün ve 272-294 sayılı hükmünün sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanma şartlarının bulunmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,

    2-Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.03.2016 tarihinde yapılan müzakerede yeterli çoğunluk sağlanamadığından, 22.03.2016 günü yapılan müzakerede oyçokluğuyla karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi