3. Hukuk Dairesi 2014/6216 E. , 2014/9236 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İSTANBUL 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/10/2013
NUMARASI : 2011/325-2013/385
Taraflar arasında görülen alacak davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalılar vekili tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davalılar vekili Av. H.. S.. geldi. Aleyhine temyiz olunan davacı vekili Av. B.. Y.. geldi. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00"e bırakılması uygun görüldüğünden, belli gün ve saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilinin, F.. C.. İnc. Adlı (kısaca FC adlı) (B.. V.. İslands"da faaliyet gösteren) şirketin danışmanı olduğunu; müvekkili ile davalı M.. A.."ın Japonya"da tanıştıklarını ve davalının, Türkiye"de ve özellikle İstanbul"da turizm sektöründe yatırımların çok kazançlı olduğundan bahsetmesi nedeniyle, bu amaçla, müvekkilinin, davalıya duyduğu güven doğrultusunda danışmanlık yaptığı şirkete bu proje hakkında bilgi verdiğini ve şirketinde yatırım yapmaya karar verdiğini; buna göre, FC" nin C..Bankası nezdindeki hesabından davalı A.. Y.. " in Türkiye Garanti Bankası İstanbul Nurvermaniye şubesinde bulunan hesabına 02.11.2005 tarihinde 150.000 USD transfer ettiğini; yine, 03.03.2006 tarihinde 90.000 USD, 18.05.2006 tarihinde de 100.000 USD olmak üzere toplam 190.000 USD borç para transfer ettiğini; daha sonraki tarihlerde de 400.000 USD ve 50.000 USD gönderilmek suretiyle toplamda 790.000 USD alacaklı duruma geldiğini, davalının gönderilen bu paralarla gayrimenkul alıp, üzerine otel inşa edip işleteceğini ve kendisini ortak etmeyi vaad ettiğini, ancak edimlerini yerine getirmediğini; bu süreçte oteldeki hisselerini kardeşi diğer davalı M.. Y.."e devrettiğini ve M.. Y.." in de otel masrafları için müvekkilinden ödemeler talep ettiğini; bu nedenle, davalı M.. Y.."in Garanti Bankası nezdindeki hesabına toplam 90.000 USD borç olarak gönderildiğini; ekte sunulan temlikname uyarınca, FC tarafından Borçlular banka hesaplarına kredi borcu olarak gönderilen ve bu güne kadar geri ödenmeyen alacağın istirdatı için iş bu davayı açtıklarını belirterek; müvekkilinin, davalı M.. Y.."den olan faiz hariç toplam 790.000 USD alacağından şimdilik 10.000 USD" nin fiili ödeme gününden itibaren işleyecek bankalarca uygulanan en yüksek ticari avans faizi ile birlikte tahsiline, davalı M.. Y.."den olan faiz hariç toplam 90.000 USD alacağından şimdilik 1000 USD için fiili ödeme gününden itibaren işleyecek bankalarca uygulanan en yüksek ticari avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı M.. Y.. vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin, yurt dışında kazandığı paralarını değerlendirmesi için yatırımcı olan davacıya teslim ettiğini; müvekkili M.. Y.."e ait olan dava konusu bu paraların, davacının oluşturmuş olduğu bu senorya ile davalı müvekkilinden ve kardeşinden talep edildiğini; taraflar arasında, davacının iddia ettiği gibi, alınacak gayrimenkul üzerine bir otel inşa edilerek, kurulan şirket tarafından otel işletmeciliği yapılacağı ve kredi geri ödemelerinin kurulan şirket tarafından elde edilecek kazançla ödeneceği gibi herhangi bir anlaşma bulunmadığını; davacının, göndermiş olduğu havalelerle, davalı müvekkili M.. Y.."den almış olduğu paraları iade ettiğini, aksini davalının yazılı belge ile ispat etmesi gerektiğini, ayrıca, istirdat davası için bir yıllık hak düşürücü sürenin de geçtiğini, savunarak; davanın reddini istemiştir.
Davalı M.. Y.. vekili ise, cevap dilekçesinde; müvekkiline gönderilen paraların, dekont üzerindeki açıklamasında "otel bakım ücreti" olarak gösterildiğini, davacının 07.11.2007 tarihinde %49 ortak olduğu şirkete muhtelif tarihlerde toplam 90.000 USD gönderdiğini; bu paranın istirdatını talep ettiğini; oysa ortağı olduğu otelin bakım ve masrafları için gönderilen paraların şirketle kendi iç ilişkilerinde çözülebilecek bir konu olduğundan, ayrı bir davanın konusunu oluşturduğunu; M.. Y.." in bu konudaki sorumluluğu ispatlanmadığı gibi, istirdat davası için 1 yıl hak düşürücü sürenin de geçtiğini belirterek; davanın reddini istemiştir.
Islahla müddeabih 790.000 USD ve 90.000 USD" ye yükseltilmiştir.
Uyuşmazlık, davacının, dava dışı yatırım şirketinin danışmanı olarak, davalılarla İstanbul"da kurulacak şirket aracılığı ile turizme yönelik yatırım yapmak için anlaşmaları ve bu doğrultuda gayrimenkul alımı için yapıldığı iddia olunan ödemelerin karşılığı alınamadığından, davalıların sebepsiz zenginleştikleri iddiasına dayalıdır.
Yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu, davalılara, temlik eden tarafından yapılan ödemeler belirlenmiş, bu ödemelerin, davalılardan Japonya"da lokanta işlettiği anlaşılan davalı M.. Y.. tarafından, davacıya, bilahare kendisine tekrar geri iade edilmek üzere gönderilen paralar olduğu hususu kanıtlanamamıştır.
Celbedilen tüm deliller ve yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu temlik alınan miktarların Türkiye"de yatırım amaçlı olarak davalılara gönderildiği, davalıların bu amaca yönelik şirket kurarak bilahare davacıyı da ortak ettikleri, ancak yapılan ödemelerin karşılığında, davacıya herhangi bir kazandırmaları olmadığı anlaşılmış, davalıların davacı aleyhine sebepsiz zenginleştikleri kanaatine ulaşılmıştır.
Bu nedenle, davanın ıslah talebi de dikkate alınarak kabulüne, 790.000,00 USD "nin davalı M.. Y.."den, 90.000,00 USD"nin davalı M.. Y.."den, dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı yasanın 4.maddesi gereğince döviz faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. gerekçesiyle" davanın Islah talebi de dikkate alınarak kabulüne; 790.000 USD" nin davalı M.. Y.."den, dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı yasanın 4. maddesi gereğince döviz faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak,, davada; davacı tarafın, (herhagi bir açıklama içermeyen) havalenin ödünç olarak davalı Mehmet Ali"ye gönderildiği yönündeki iddiası, davalı tarafça kabul edilmemiş, tersine, bu paraların, daha önce davacıya borç olarak verilen paraların geri ödenmesi için gönderildiği savunulmuştur. Böylece davalı, davaya konu paranın kendilerine gönderildiğini (maddi vakıayı) ikrar etmiş, ancak, bunların davacı tarafından ileri sürülen nedenle (ödünç olarak) değil, başka bir nedenle (mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla) gönderildiğini savunmak suretiyle, vakıanın hukuksal niteliğinin ileri sürülenden farklı olduğunu bildirmiştir.
Davalı tarafın ikrar ettiği maddi vakıanın hukuki vasfının ileri sürülenden farklı bulunduğunu bildirmeleri, vasıflı ikrar (gerekçeli inkâr) niteliğindedir ve bu ikrar bölünemez. Çünkü vasıflı ikrarda kanıtlama yükümlülüğü, ikrar eden tarafa (davalıya) değil vakıayı ileri süren tarafa (davacıya) aittir.
Bu durumda, davacı taraf, davaya konu paranın ödünç olarak gönderildiği yolundaki iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür; buna bağlı olarak, davalı tarafın ödünç ilişkisini kanıtlama yükümlülüğü bulunmamaktadır.
Öte yandan, Borçlar Kanunu"nun 457 (TBK"nun 555) ve ardından gelen maddelerinde düzenlenmiş olan havale, hukuksal nitelikçe (tıpkı onun özel biçimlerinden biri niteliğindeki çek gibi) bir ödeme vasıtasıdır. Eş söyleyişle, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Bu yasal karinenin tersini (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) ileri süren havaleci (muhil), bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür (HGK. 9.6.2004 tarih, 2004/4–362 E. 2004/347 K.).
Somut olayda, bu yasal karine karşısında davacı taraf, davalı tarafa yapılan dava konusu havalenin, bir borcun ödenmesinden başka bir amaca yönelik bulunduğunu kanıtlama yükümlülüğü altındadır. Diğer bir ifadeyle, havale kavramından hareketle yapılacak değerlendirmeye göre de, somut olayda kanıtlama yükümlülüğü yine davacı tarafa aittir.
Hal böyle olunca; mahkemece, yapılan açıklamalar doğrultusunda inceleme yapılarak hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Öte yandan; davalı M.. Y.."e gönderilen toplam 90.000 USD" nin, davacının ortağı bulunduğu otelin bakım ücreti olarak gönderildiği, hem davalı savunmasından, hem de havalelerdeki açıklamalardan anlaşılmaktadır. O halde, mahkemece; paranın gönderiliş amacı doğrultusunda bir inceleme ve araştırma yapılarak, davacının alacağının bulunup bulunmadığının tespiti gerekirken; yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde davanın kabulüne ilişkin hüküm kurulmuş olması da doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de; ıslah talebi dikkate alınmadan, hükmedilen alacağın tamamı üzerinden, dava tarihinden itibaren faiz işletilmiş olması da doğru değildir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı taraf için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 1.100 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı tarafa verilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,10.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.