
Esas No: 2014/847
Karar No: 2016/128
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2014/847 Esas 2016/128 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Kararı veren
Yargıtay Dairesi : 10. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Ağır Ceza
Günü : 16.12.2013
Uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti suçundan sanık ...’ın TCK"nun 188/3-4, 43/1, 53/1, 58 ve 63. maddeleri uyarınca 14 yıl 3 ay hapis ve 82.500 Lira adli para cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba ilişkin, Erzincan Ağır Ceza Mahkemesince verilen 16.12.2013 gün ve 8-161 sayılı hükmün sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 26.06.2014 gün ve 2805-4963 sayı ile;
"Mahkemece sanık hakkında sonuç cezanın belirlenmesi sırasında Van 1. Ağır Ceza Mahkemesi"nin 12.02.2010 tarih, 2009/477 esas ve 2010/38 karar sayılı ilamında, TCK"nun 62. maddesinin uygulanmadığından bahsedilerek, tespit edilen sonuç cezadan, sanık hakkında kesinleşen hükümde TCK"nun 62. maddesinin uygulanmadan önceki ceza miktarı esas alınarak belirlenen ek cezaya hükmolunması suretiyle eksik ceza tayini, karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır” eleştirisiyle onanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay C.Başsavcılığı ise 19.11.2014 gün ve 372209 sayı ile;
"Sanık Van ilinde ele geçen net 8.628 gram eroin ile ilgili olarak Van 1. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmış ve hakkında TCK"nun 188/3-4, 62, 53/1-2-3, 63. ve 54. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis ve 25.000 Lira adli para cezasına hükmedilmiş, bu hüküm Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir.
Sanığın aynı gün gerçekleştirdiği Erzincan ilinde ele geçen net 24.057 gram eroin ile ilgili olarak ise Erzincan Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmış ve hakkında TCK"nun 188/3-4, 43/1. maddeleri uyarınca tayin olunan 26 yıl 3 ay hapis cezasından Van 1. Ağır Ceza Mahkemesinin hakkında TCK"nun 62. maddesinin uygulanmasından önce tayin olunan 12 yıl hapis ve 1.500 gün karşılığı adli para cezası düşülerek sonuç olarak 14 yıl 3 ay hapis ve 82.500 Lira adli para cezasına hükmedilmiştir.
Böylece yerel mahkeme eylemini zincirleme olarak gerçekleştirdiğinde kuşku bulunmayan sanık hakkında kesinleşmiş olan Van 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tayin olunan 10 yıl hapis ve 25.000 Lira adli para adli para cezasını TCK"nun 43. maddesi ile kabul edilen 1/4 oranında artırımı ile bulunacak miktar kadar hapis ve adli para cezası tayini ile yetinilmesi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması sonucu birisi Van 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilmiş 10 yıl hapis ve 25.000 Lira adli para cezası, diğeri ise yerel mahkeme tarafından verilmiş 14 yıl 3 ay hapis ve 82.500 Lira adli para cezası olmak üzere iki ayrı mahkûmiyet hükmü kurulmuş olacak ve bu iki mahkûmiyeti ayrı ayrı infaz edildiğinde sanık hakkında toplam 24 yıl 3 ay hapis ve 107.500 Lira adli para cezası infaz edilmiş olacaktır. Bu şekilde uygulama yapılması TCK"nun 43. maddesinde yazılı zincirleme suç kavramına aykırıdır" görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
5271 sayılı CMK"nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 10. Ceza Dairesince 24.11.2014 gün ve 13832-12976 sayı ile; itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
İtirazın kapsamına göre inceleme, sanık ... hakkında kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır.
Sanığın uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti suçundan cezalandırılmasına karar verilen, suçun sübutu ile fiilin vasıflandırılmasında bir isabetsizlik ve bu kabulde de dosya muhtevası itibarıyla herhangi bir hukuka aykırılık bulunmayan olayda, Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; zincirleme suça dahil suçlardan biri hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanmadan kurulan hükmün kesinleşmesinden sonra zincirleme suça tabi diğer suç hakkında nasıl hüküm kurulması gerektiğinin belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
Sanık ...’ın 12.07.2009 tarihinde ayrı kişiler vasıtasıyla hem Van ilinde hem de Erzincan’da gerçekleştirdiği eroin sevkiyatının ayrı ekiplerce yakalandığı,
Van şehrinde gerçekleşen olayla ilgili olarak; 12.07.2009 günü saat 17.00 sıralarında Ahmet Şeker isimli kişinin durumundan şüphelenilip durdurulması ve yapılan arama sonucunda yanında taşıdığı çantaların içerisinde 19 paket halinde hazırlanmış, saflık derecesi % 47 olan 18,012 kg eroinin ele geçirildiği, eroinin sevk işinin sanığın talimatıyla gerçekleştirildiğinin tespit edilmesi üzerine hakkında Van Cumhuriyet Başsavcılığının 19.10.2009 tarihli iddianamesiyle kamu davası açıldığı, Van 1. Ağır Ceza mahkemesince yapılan yargılama sonucunda da 12.02.2010 gün ve 477-38 sayı ile sanığın TCK’nun 188/3-4, 62, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis ve 25.000 Lira adli para cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği, hükmün sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Ceza Dairesince 27.02.2013 gün ve 50977-1856 sayı ile onanarak kesinleştiği,
Erzincan şehrinde gerçekleşen olayla ilgili olarak ise; Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sanık hakkında örgüt kapsamında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan yapılan soruşturma kapsamında, sanığın kullanmış olduğu telefonların iletişiminin tespiti ve kayda alınmasına yönelik yapılan çalışma sonucunda olay tarihinden önce hükümlü Muhammed Ali Erpik ile birçok defa telefonda görüştüğü, itiraz dışı hükümlü Muhammed"in sanığın talimatı doğrultusunda Van’a gelerek sanıktan eroini alıp 12.07.2009 günü gece saat 01.00 sıralarında Van ilinden yola çıktığı, uyuşturucunun İstanbul iline Erzincan üzerinden götürüleceği bilgisine ulaşılarak durumun Erzincan Emniyet Müdürlüğüne bildirildiği, aynı gün saat 09.30 sıralarında ihbara konu otomobilin Erzincan’da durdurulduğu, yapılan aramada saflık derecesi % 60 olan 40.096 kg. eroinin ele geçirildiği,
Erzincan’daki olayla ilgili olarak Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığının 20.10.2009 tarihli iddianamesiyle ayrı bir kamu davası açıldığı, Erzincan Ağır Ceza Mahkemesince, sanığın aynı gün Van ilinde ayrıca gerçekleştirdiği eroin sevkiyatı nedeniyle Van 1. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanıp mahkum olduğunu ve bu hükmün Yargıtay"da onanıp kesinleştiğinin tespit edilmesi üzerine her iki suçun da zincirleme suç kapsamında kaldığından bahisle sanığa TCK’nun 43. maddesinden ek savunma hakkı vermek suretiyle 16.12.2013 gün ve 8-161 sayı ile; ele geçirilen uyuşturucu miktarını da gözeterek TCK’nun 188/3. maddesi uyarınca 14 yıl hapis ve 3000 gün adli para cezası şeklinde temel cezayı belirlediği, uyuşturucu ticaretine konu malın eroin olması sebebiyle aynı maddenin 4. fıkrası uyarınca cezayı ½ oranında artırarak 21 yıl hapis ve 4.500 gün adli para cezasına ulaştığı, Van’da gerçekleşen suçu dikkate alarak TCK’nun 43/1. maddesi uyarınca cezayı ¼ oranında artırması ile 26 yıl 3 ay hapis ve 5.625 gün adli para cezası verdiği, bu cezadan Van 1. Ağır Ceza Mahkemesince TCK’nun 62. maddesi uygulanmadan önce belirlenen 12 yıl hapis ve 1.500 gün adli para cezasını düşerek sonuç olarak sanığın 14 yıl 3 ay hapis ve 4.125 gün (82.500 Lira) adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verdiği,
Hükmün sanık ve müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 10. Ceza Dairesince sanık hakkında sonuç cezanın belirlenmesi sırasında Van 1. Ağır Ceza Mahkemesi"nin TCK"nun 62. maddesinin uygulanmadan önceki ceza miktarı esas alınarak indirim yapılması suretiyle eksik ceza tayin edilmesi eleştiri konusu yapılarak hükmün onanmasına karar verildiği,
Anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde çözülebilmesi için "zincirleme suç" hükümleri üzerinde durulmalıdır.
5237 sayılı TCK’na hâkim olan ilke gerçek içtima olduğundan, bunun sonucu olarak, "kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza" söz konusu olacaktır. Nitekim bu husus Adalet Komisyonu raporunda da; "Ceza hukukunun temel kurallarından birisi, ‘kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır" şeklinde ifade edilmektedir. Bunun istisnaları, suçların içtimaı bölümünde belirlenmiştir. Bu istisnalar dışında, işlenen her bir suçla ilgili olarak ayrı ayrı cezaya hükmedilecektir. Böylece verilen her bir ceza, bağımsızlığını koruyacaktır" şeklinde ifade edilmiştir. Bu kuralın istisnalarına ise, 5237 sayılı TCK’nun "suçların içtimaı" bölümünde, 42 (bileşik suç), 43 (zincirleme suç) ve 44. (fikri içtima) maddelerinde yer verilmiştir.
Konumuza ilişkin olan zincirleme suç, 765 sayılı Kanunun 80. maddesinde; "Bir suç işlemek kararının icrası cümlesinden olarak kanunun aynı hükmünün bir kaç defa ihlal edilmesi, muhtelif zamanlarda vaki olsa bile bir suç sayılır. Fakat bundan dolayı terettüp edecek ceza altıda birden yarıya kadar artırılır" şeklinde düzenlenmiştir. Buna karşın 5237 sayılı Kanunun 43. maddesinin ilk fıkrasında; "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır" biçiminde zincirleme suç düzenlemesine yer verilmiş, ikinci fıkrasında; "Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır" denilmek suretiyle aynı neviden fikri içtima kurumu hüküm altına alınmış, üçüncü fıkrasında ise; "Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence, ... ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz" düzenlemesi ile zincirleme suç ve aynı neviden fikri içtima hükümlerinin uygulanamayacağı suçlar belirtilmiştir.
5237 sayılı TCK"nun 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için;
a- Aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi,
b- İşlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması,
c- Bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi gerekmektedir.
Zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için gerekli olan unsurların üzerinde ayrıntılı olarak durulmasında yarar bulunmaktadır.
a) Aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi;
Aynı suç 5237 sayılı TCK’nun 43. maddesinde; “Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır” denmek suretiyle açıklığa kavuşturulmuştur. Öğretide de “aynı suçtan anlaşılması gerekenin, aynı suç tipi olduğu”, kanunda düzenlenen suçların ismi aynı ise aynı suçtan söz edileceği, suçun ismi farklı ise artık aynı suçtan bahsedilemeyeceği kabul edilmektedir. Buna göre suçların ismi aynı ise aynı suçtan söz etmek mümkün iken, suçun ismi değiştiğinde artık aynı suçtan bahsetmek mümkün değildir. Örneğin dolandırıcılık ile nitelikli dolandırıcılık eylemleri aynı suç sayılır iken, dolandırıcılık ile güveni kötüye kullanma, hırsızlık ile dolandırıcılık, hırsızlık ile suç eşyasını satın alma aynı suç kavramı içerisinde değerlendirilemeyecektir. Aynı suç kavramına, suçun teşebbüs aşamasında kalmış hali de dâhildir. Zincirleme suç oluşturan eylemlerden bir kısmı tamamlanmış, bir kısmı da teşebbüs aşamasında kalmış olsa bile, işlenen suçların isimleri değişmediği sürece, aynı suç sayılacaktır. (Nevzat Toroslu, Ceza Hukuku Genel Kısım, Savaş Yayınevi, Ankara, 2008. s.316; Osman Yaşar - Hasan Tahsin Gökcan - Mustafa Artuç, Türk Ceza Kanunu, 1. cilt, Ankara, 2014, s.1241-1242; Mahmut Koca - İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümleri, 8. bası, Ankara, 2015, s. 489-490; Türkan Sancar Yalçın-Yeni Türk Ceza Kanununda “Zincirleme Suç”, TBB Dergisi, sayı 70, Mayıs/Haziran 2007, s. 253)
765 sayılı TCK’nda yer alan “muhtelif zamanlarda vaki olsa bile” ifadesi karşısında, aynı suç işleme kararı altında birden fazla suçun aynı zamanda işlenmesi durumunda diğer şartların da varlığı halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi mümkündür. Nitekim 765 sayılı TCK"nun yürürlüğü zamanında bu husus yargısal kararlarla kabul edilmiş ve uygulama bu doğrultuda yerleşmiştir.
5237 sayılı TCK"nun 43/1. maddesinde bulunan “değişik zamanlarda” ifadesinin açıklığı karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için suçların farklı zamanlarda işlenmesi gerektiği konusunda öğreti ve uygulamada tam bir görüş birliği bulunmaktadır. Bunun sonucu olarak, aynı mağdura, aynı zamanda, aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda tek suçun oluşacağı kabul edilmiştir. Bu halde zincirleme suç hükümleri uygulanarak artırım yapılamayacak, ancak bu husus TCK"nun 61. maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesinde göz önünde bulundurulacaktır.
b) İşlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması;
Mağdur; Türk Dil Kurumu Büyük Türkçe Sözlüğünde, “haksızlığa uğramış kişi” olarak tanımlanmaktadır. Ceza hukukunda ise mağdur kavramı, suçun konusunun ait olduğu kişi ya da kişilerdir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun hazırlanmasında esas alınan suç teorisinde suçun maddi unsurları arasında yer alan mağdur, ancak gerçek bir kişi olabilecek, tüzel kişilerin suçtan zarar görmeleri mümkün ise de bunlar mağdur olamayacaklardır. Suçtan zarar gören ile mağdur kavramları da aynı şeyi ifade etmemektedir. Mağdur suçun işlenmesiyle her zaman zarar görmekte ise de, suçtan zarar gören kişi her zaman suçun mağduru olmayabilir. Bazı suçlarda mağdur belirli bir kişi olmayıp; toplumu oluşturan herkes (geniş anlamda mağdur) olabilecektir. (Mehmet Emin Artuk - Ahmet Gökcen - A.Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Genel Hükümler, 9. bası, Ankara, 2015, s.289; İzzet Özgenç, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 11. bası, Ankara, 2015, s. 214-216; Mahmut Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 8. bası, Ankara, 2015, s.106-107; Osman Yaşar - Hasan Tahsin Gökcan-Mustafa Artuç, Türk Ceza Kanunu, 6. cilt, Ankara, 2014, s.7958-7959)
c) Bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi;
Ceza Genel Kurulunun 14.01.2014 gün ve 384-2, 03.12.2013 gün ve 1475-577, 30.05.2006 gün ve 173-145, 08.07.2003 gün ve 189-207, 13.10.1998 gün ve 205-304, 20.03.1995 gün ve 48-68 ile 02.03.1987 gün ve 341-84 sayılı kararlarında "aynı suç işleme kararı" kavramından, kanunun aynı hükmünü birçok kez ihlal etme hususunda önceden kurulan bir plan, genel bir niyetin anlaşılması gerektiği, bu bağlamda failin suçu işlemeden önce bir plan yapmasının veya bu suça niyet etmesinin, fakat fiili bir defada yapmak yerine, kısımlara bölmeyi ve o surette gerçekleştirmeyi daha uygun görmesinin, hareketinin önceki hareketinin devamı olmasının ve tüm hareketleri arasında sübjektif bir bağlantı bulunmasının anlaşılması gerektiği kabul edilmiş, ilk eylemle ikinci eylem arasında makul sayılamayacak uzunca bir sürenin geçmesinin, sanığın aynı suç işleme kararıyla değil, çıkan fırsatlardan yararlanmak suretiyle suçu işlediğini gösterdiği belirtilmiştir.
Öğretide ise aynı suç işleme kararının, kanunun aynı hükmünü müteaddit defa ihlal etmek hususunda önceden kurulan bir plan ve genel bir niyet anlamında bulunduğu (Sulhi Dönmezer-Sahir Erman, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku cilt 1, Beta Basım Yayım, 14. bası, İstanbul, 1999, s.398 vd), çok genel bir birliğin, genel bir saik birliği sonucuna götüreceği, saik birliğinin, kararda birliği meydana getiremeyeceği, suç saiki, niyeti, amacı ile kararının karıştırılmaması gerektiği, yine fırsat çıktığı zaman suç işlemek için verilen genel bir kararın, müteselsil suçun bu sübjektif şartını oluşturmayacağı (Türkan Yalçın Sancar, Müteselsil Suç, Seçkin Yayınevi, Ankara, 1995, s.70 vd), failin çıkacak her fırsattan yararlanmak hususunda genel ve soyut bir kararının varlığının aynı suç işleme kararının kabulünü gerektirmeyeceği (Kayıhan İçel, Suçların İçtimaı, İstanbul, 1972, s. 136-137; Mahmut Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Yayınevi, 8. bası, Ankara, 2015, s. 497), kanunda kullanılan karar tabirinden anlaşılması gerekenin, failin daha baştan itibaren birden fazla suçu kısım kısım işlemeye yönelik tasavvuru olduğu, önceden bir plan yapmış, niyetini oluşturmuş, fakat bunu bir defada gerçekleştireceği yerde, kısımlara bölmeyi ve o suretle gerçekleştirmeyi daha uygun görmüş ve bu plana göre hareket etmiş olduğu için zincirleme suçun kabul edildiği (Hakan Hakeri, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Adalet Yayınevi, 18. Baskı, Ankara, 2015, s.612-613), zincirleme suç halinde failin somut fiiline ve fiillerin bütününe yönelik olmak üzere iki iradesinden söz edilebileceği, zincirleme suç işlemeye yönelik iradenin, yani bir suç işleme kararının her bir suça ilişkin kasıttan önce geldiği (Hamide Zafer, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Beta Yayımcılık, 4. bası, İstanbul, 2015, s. 456), zincirleme suçun sübjektif şartının bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenen suçlar arasında manevi bir bağ bulunması olduğu (İzzet Özgenç, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Yayınevi, 11. bası, Ankara, 2015, s. 564), suçların işleniş biçimindeki benzerlik, aynı türden fırsatları değerlendirme, suçla korunan hukuki değer, hareketin yöneldiği maddi konunun nitelik ve başkalıkları ve suçlar arasındaki zaman aralığı gibi dışa yansıyan veri ve davranışlardan yararlanılarak tespit edilecek olan bir suç işleme kararının kanunun aynı hükmünü ihlal etmek hususundaki failin genel planı olduğu (Mehmet Emin Artuk-Ahmet Gökçen-Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Adalet Yayınevi, 9. bası, Ankara, 2015, s. 697-698) görüşleri ileri sürülmüştür.
Suç kastından daha geniş bir anlamı içeren suç işleme kararı, suç kastından daha önce gelen genel bir karar ve niyeti ifade etmektedir. Önce suç işleme kararı verilmekte ve bundan sonra bu genel kararın icrası farklı zamanlardaki suçlarla gerçekleştirilmektedir. Kararın gerçekleştirilmesi için gerekli suçların her birinde ayrı suç kastları, bir başka deyişle bir suç için gerekli olan maddi ve manevi unsurlar ayrı ayrı yer almaktadır. Böylece suç işleme kararı denilen genel plân, niyet veya karar, zinciri oluşturan ve her biri birbirinden bağımsız olan suçları birbirine bağlayan ortak bir zemini oluşturur.
Suç işleme kararının yenilenip yenilenmediği, birden çok suçun aynı karara dayanıp dayanmadığı, aynı zamanda suçlar arasındaki süre ile de ilgilidir. İşlenen suçların arasında kısa zaman aralıklarının olması suç işleme kararında birlik olduğuna; uzun zaman aralıklarının olması ise suç işleme kararında birlik olmadığına karine teşkil edebilecektir. Yine de çeşitli suçlar arasında az veya çok uzun zaman aralığının var olması, bu suçların aynı suç işleme kararının etkisi altında işlendiğini ya da işlenmediğini her zaman göstermeyecektir. Diğer bir anlatımla, sürenin uzunluğu kararın yenilendiğini düşündürebileceği gibi, kısalığı da her zaman kararın yürürlükte olduğunu göstermeyebilecektir. Diğer taraftan, hukuki veya fiili kesintiler olduğunda farklı değerlendirmeler yapılması mümkündür. Ancak bu değerlendirme her olayda ayrı ayrı ve diğer şartlar da dikkate alınarak yapılmalıdır. Bu nedenle, başlangıçta belirli bir süre geçince suç işleme kararı yenilenmiş ya da değişmiş olur demek, soyut ve delillerden kopuk bir değerlendirme olacaktır. Failin iç dünyasını ilgilendiren bu kararın varlığının her olayın özelliğine göre suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işlendikleri yer ve işlenme zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluşum ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler değerlendirilerek belirlenmesi gerekecektir.
Görüldüğü üzere, zincirleme suçun oluşumu için işlenen suçlar arasında ne kadar zaman geçmesi gerektiği konusunda genel ve mutlak bir kural koymak mümkün olmadığından, hangi süre içerisinde işlenirse işlensin, işlenen suç başlangıçtaki genel niyete veya suç işleme konusundaki tek karara dayanıyor ise zincirleme suç hükümleri uygulanacak, ancak işlenen suç failin yeni bir suç işleme kararına dayanıyorsa artık zincirleme suç söz konusu olmayacaktır.
Zincirleme suça ilişkin bu genel açıklamalardan sonra uyuşmazlığın çözümüne katkısı bakımından "hukuki kesinti" kavramı üzerinde durulması gerekmektedir.
Yapılmakta olan soruşturma sonucunda toplanan delillerin failin suçu işlediği yönünde yeterli şüphe oluşturması üzerine Cumhuriyet savcısınca şüpheli hakkında CMK"nun 170. maddesi uyarınca iddianamenin düzenlenmesiyle hukuki kesinti oluşmaktadır. İddianamenin düzenlenmesiyle olaylar arasında hukuki kesinti oluştuğundan iddianamenin düzenlenmesinden sonra devam eden eylemler ise başka bir ceza soruşturmasının konusunu oluşturacaktır. Başka bir anlatımla sanık hakkında iddianame düzenlendikten sonra, sanık tarafından aynı suçun tekrar işlenmesi durumda, yeni ve ayrı bir suç söz konusu olacaktır.
Buna karşın işlemiş olduğu suçtan dolayı henüz hakkında iddianame düzenlenmeden, sanığın aynı suç işleme kararıyla ve aynı mağdura karşı yeniden suç işlemesi durumunda, hukuki kesinti gerçekleşmeden aynı suçun işlenmesi söz konusu olduğundan sanık hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanacaktır. Bu ahvalde sanığın her suçtan ayrı ayrı cezalandırılması yoluna gidilmeyecek, sanığa bir suçtan ceza verildikten sonra hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle cezasından artırım yapılacaktır.
Buna göre, soruşturma aşamasında sanığın aynı suç işleme kararıyla, aynı mağdura karşı değişik zamanlarda aynı suçu işlediğinin tespit edilmesi durumda, soruşturma dosyalarının birleştirilerek kamu davası açılması, bu hususa riayet edilmeden kamu davalarının açılması halinde ise hukuki kesintinin oluşmasından önce sanığın aynı mağdura karşı bir suç işleme kararıyla aynı suçu değişik zamanlarda işlediğinin anlaşılması durumunda dava dosyalarının birleştirilerek sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi isabetli bir uygulama olacaktır.
Bu aşamadan sonra uyuşmazlığın çözümü için zincirleme suç hükümlerinin uygulanma şartlarının mevcudiyeti halinde cezanın nasıl belirlenmesi gerektiği üzerinde durulmalıdır.
Bir suçun zincirleme biçimde işlendiğinin kabulü halinde, faile her bir suç için ayrı ayrı ceza verilmeyecek, tek bir ceza verilip bu ceza üzerinden TCK"nun 43/1. maddesi gereğince artırım yapılacaktır.
Failin işlediği suçlar aynı nitelikte ise, örneğin her biri suçun basit veya nitelikli hali ise burada ceza bu basit veya nitelikli hal üzerinden belirlenecektir. Failin işlediği suçlardan bir kısmı suçun basit bir kısmı da nitelikli hali ise, nitelikli hal daha fazla ceza verilmesini gerektiren bir nitelikli hal ise ceza bunun üzerinden belirlenmeli, ancak nitelikli hal suçun basit şekline göre daha az ceza verilmesini gerektiren bir nitelikli hal ise ceza suçun basit şekli üzerinden belirlenmelidir.
Suçlardan birinin tamamlanmış diğerinin teşebbüs aşamasında kalması durumunda, şayet suçlar aynı nitelikte ise, örneğin ikisi de suçun basit şekli ise tamamlanmış suçtan hüküm kurulmalıdır. Tamamlanmış olan eylem suçun basit halini, teşebbüs aşamasında kalmış eylem ise suçun nitelikli halini oluşturuyorsa, bu durumda her bir suç için ayrı ayrı uygulama yapılarak sonucuna göre hangi suç daha ağır cezayı gerektiriyor ise o suç üzerinden zincirleme suç hükümleri uygulanmalıdır. Nitekim Ceza Genel Kurulunun 20.03.1973 gün ve 388-265; 21.05.2013 gün ve 1543-257 sayılı kararlarında da aynı sonuca ulaşılmıştır.
Öğretide de; "Bu konuda düşünülebilecek diğer bir ihtimal de, suçun basit şeklinin tamamlanması, ağırlaşmış şeklinin ise teşebbüs derecesinde kalmasıdır. 80. maddedeki "terettüp edecek ceza" deyimi o suç için kanunda gösterilen cezayı değil, fakat hâkimin tayin edeceği somut cezayı ifade ettiği için, bu gibi durumlarda, hâkim tarafından tayin edilecek suçun tamamlanmış basit şeklinin cezası ile teşebbüs derecesinde kalmış ağırlaşmış şeklinin cezasını karşılaştırmak ve bu somut cezalardan hangisi daha fazla ise, artırmayı onun üzerinden yapmak gerekir" (Kayıhan İçel, Suçların İçtimaı, İstanbul 1972, s. 153), "Teşebbüs aşamasında kalan suçla tamamlanmış suç arasında teselsül ilişkisi varsa, tamamlanmış suç; basit suçla ağırlaştırılmış suç arasında teselsül ilişkisi varsa, ağırlaştırılmış suç için belirlenen ceza üzerinden artırım yapılmalıdır. Fakat bazen teşebbüs aşamasında kalan suç tamamlanmış suça nazaran daha ağır cezayı gerektirir. Bu durumda artırım, teşebbüs aşamasında kalan suça verilen ceza üzerinden yapılmalıdır" (Türkan Yalçın Sancar, Müteselsil Suç, Ankara, 1995, s. 127), "Suçlardan bir kısmı tamamlanmış, bir kısmı teşebbüs aşamasında kalmış ise, kural olarak ceza tamamlanmış eylem üzerinden belirlenecektir. Ancak tamamlanmış hal, suçun basit şeklini oluşturuyor, teşebbüs aşamasında kalmış hal de suçun nitelikli halini oluşturuyorsa, kanaatimizce bu durumda ikili bir uygulama yapılarak, hangisi ağır sonuç veriyor ise uygulama ona göre belirlenecektir" (Osman Yaşar-Hasan Tahsin Gökcan-Mustafa Artuç, Türk Ceza Kanunu, 1.Cilt, Ankara, 2010, s. 1221) şeklinde görüşlere yer verilmiştir.
Zincirleme suçlardan biri hakkında açılan kamu davası sonucunda zincirleme suç hükümleri uygulanmadan hüküm kurulmuş ve kesinleşmiş ise, henüz sonuca bağlanmayan zincirleme suça tabi diğer suç hakkında nasıl hüküm kurulması gerektiği meselesine gelince;
Zincirleme suça dâhil olan suçlardan biri hakkında beraat kararı verilmiş ya da zamanaşımı, genel af, şikâyetten vazgeçme gibi ceza ilişkisini ortadan kaldıran bir sebebe dayalı olarak hüküm kurulmuşsa artık o suç bakımından zincirleme suç ilişkisi kalkacağından henüz sonuca bağlanmayan suçla ilgili kesinleşen hükme konu fiil gözetilmeksizin bağımsız hüküm kurulmalıdır.
Zincirleme suça dâhil olan bir suçtan bu durum gözetilmeksizin mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar kesinleşmiş ise, zincirleme suça konu ikinci suçla ilgili olarak mahkemece; kesinleşen hükme konu eylem de gözönüne alınarak zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle hüküm kurulmalı, kesinleşen hükümdeki ceza sonuç cezadan indirilmeli, böylece yargılaması devam eden suça ilişkin ceza belirlenmelidir.
Nitekim Ceza Genel Kurulunun 20.04.1999 gün ve 61-74 sayılı kararında bu şekilde yapılan uygulamanın isabetli olduğu belirtildiği gibi, Yargıtay Ceza Dairelerinin süre gelen uygulamalarının aynı şekilde olduğu anlaşılmaktadır (Örneğin; 11. Ceza Dairesinin 10.06.2015 gün ve 3690-26932; 23.11.2015 gün ve 23925-31124; 10. Ceza Dairesinin 12.06.2015 gün ve 2258-31755; 2. Ceza Dairesinin 13.04.2015 gün ve 5306-7580; 28.04.2010 gün ve 12228-14136; 5. Ceza Dairesinin 26.3.2012 gün ve 8459-2592; 14.3.2012 gün ve 9041-2042; 21. Ceza Dairesinin 30.09.2015 gün ve 10828-3351; 02.12.2015 gün ve 12921-5763 sayılı kararları).
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Sanığın aynı gün Van ve Erzincan şehirlerinde gerçekleştirdiği uyuşturucu madde ticareti suçlarında, bir suç işleme kararı altında her iki suçu işlemesi ve mağdurun toplumu oluşturan herkesin olması nedeniyle suçların zincirleme suç kapsamında kaldığı konusunda uyuşmazlık bulunmayan olayda; Van’daki suçtan dolayı sanığın Van 1. Ağır Ceza Mahkemesince yargılamasının yapılarak zincirleme suç hükümleri uygulanmadan 10 yıl hapis ve 25.000 Lira adli para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin hükmün Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin onama ilamıyla kesinleştiği, Erzincan’da gerçekleşen suçun yargılaması sonucunda Erzincan Ağır Ceza Mahkemesinin, ele geçirilen toplam uyuşturucu miktarını da gözetip TCK’nun 188. maddesinin 3 ve 4. fıkraları uyarınca belirlediği 21 yıl hapis ve 4.500 gün adli para cezasını, zincirleme suç hükümleri uyarınca aynı kanunun 43/1. maddesi gereğince ¼ oranında artırarak ulaştığı 26 yıl 3 ay hapis ve 5625 gün adli para cezasından Van 1. Ağır Ceza Mahkemesince TCK"nun 62. maddesi uygulamadan önce belirlenen cezayı indirmek suretiyle sanığın cezalandırılmasına karar vermesinde; TCK"nun 43. maddesinin uygulanmasıyla ulaşılan cezadan Van 1. Ağır Ceza Mahkemesinin kesinleşen sonuç cezası olan 10 yıl hapis ve 25.000 Lira adli para cezası yerine TCK"nun 62. maddesi uygulanmadan önceki 12 yıl hapis ve 1500 gün adli para cezasını indirmesi nedeniyle eksik ceza tayini dışında bir isabetsizliğin bulunmadığı, aleyhe temyiz olmaması nedeniyle anılan hususun eleştiri konusu yapılarak hükmün özel dairece onanmasının yerinde olduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, yerel mahkeme hükmünün eleştirilerek onanmasına dair Özel Daire kararı isabetli olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan Genel Kurul Üyesi ...; "Sanık ..."ın 12.07.2009 tarihinde tek bir fiili ile farklı sanıklara uyuşturucu naklederek tek bir zincirleme suç işlediği halde sanık ... hakkında bağımsız iki ayrı suçtan dolayı iki ayrı iddianame ile kamu davaları açılmıştır. Yapılan yargılamalar sonucunda, ayrı ayrı iddianamelerle açılan dosyaların birleştirilip sanığa tek bir fiili ile birden fazla kişilere karşı uyuşturucu madde nakletmekten tek hüküm uygulanıp, zincirleme suç hükümleri de dikkate alınıp, TCK"nın 43. maddesi uygulanarak cezasının bir miktar artırılması gerekirken Erzincan Ağır Ceza ve Van 1. Ağır Ceza Mahkemeleri bu lazimeye uymayıp, iki kez yargılayıp iki farklı hüküm kurmuşlardır.
Van Ağır Ceza Mahkemesi sanık ..."in diğer sanıklar Ahmet ve Abdurrahman"a teslim ettiği uyuşturucu yönünden TCK"nun 188/3, 188/4 ve 62. maddelerini uygulayıp sanığın 10 yıl hapis ve 25.000 Lira adli para cezası ile cezalandırılmasına karar vermiş ve bu karar 27.02.2013 tarihinde Yargıtay"ca onanıp kesinleşmiştir.
Van Ağır Ceza Mahkemesi yargılama yaparken, sanık ... hakkında TCK"nun 61. maddesi gereğince teşdit uygulayarak temel cezayı 5 yıl yerine 8 yıl hapis olarak belirleyip TCK"nun 188/3, 188/4 ve 62. maddelerini uygulayarak sanığı 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.
Kesinleşen bu mahkûmiyet hükmü içerik itibariyle sanığın 12.07.2009 tarihinde işlediği uyuşturucu suç ile ilgili olup, sanık hakkında TCK"nun 188/3, 188/4 ve 62. maddeleri uygulanmış ve uygulanan bu maddeler yönünden sanığın kazanılmış hakkı oluşmuştur.
Van Ağır Ceza Mahkemesi, sanığı uyuşturucu suç yönünden yargılamış ancak uyuşturucu suçun içinde mevcut bulunan ve aynı gün sanık Muhammet Ali"ye teslim ettiği diğer uyuşturucu madde yönünden zincirleme suç hükümleri gereğince TCK"nun 43. maddesi uygulanmamıştır.
Zincirleme suç hükümleri yönünden sanığın kazanılmış hakkı söz konusu olmadığından bu nedenle, Erzincan Ağır Ceza Mahkemesinin, Van 1. Ağır Ceza Mahkemesinin ilamındaki uygulamayı esas alıp sadece zincirleme suç hükümleri yönünden TCK"nun 43. maddesini uygulamakla yetinip aşağıdaki şekilde hüküm kurması gerekmektedir.
Erzincan Ağır Ceza Mahkemesinin, Van Ağır Ceza Mahkemesinin ilamını ele alıp bu ilama uygun olarak TCK"nun 188/3. maddesi gereğince 8 yıl hapis 1000 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına,
TCK"nun 188/4. maddesi gereğince ½ oranında arttırılarak 12 yıl hapis ve 1500 gün APC,
TCK"nun 43/1. maddesi gereğince ¼ arttırılarak 15 yıl hapis ve 1875 gün APC,
TCK"nun 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirilerek 12 yıl 6 ay hapis ve 1562 gün APC,
1562X20 = 31.240 Lira adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verdikten sonra Van Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği 10 yıl hapis ve 25.000 Lira adli para cezasının, Erzincan Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği daha fazla hapis cezasından mahsup edilerek sonuç olarak Erzincan Ağır Ceza Mahkemesi yönünden sanığın sadece 2 yıl 6 ay hapis 6.240 Lira adli para cezası ile cezalandırılması gerekirken yazılı şekilde fazla ceza tayini yasaya aykırıdır.
Sanık ..."in aynı gün birden fazla kişiye tek bir fiili ile aynı uyuşturucuyu naklettiğinden özü itibariyle tek bir uyuşturucu suçu mevcut olup, bu uyuşturucu suç yönünden verilen ceza, sanığın kazanılmış hakkı olduğuna göre, sanığa uygulanmayan zincirleme suç hükümleri yönünden sadece, TCK"nun 43. maddesinin uygulanması ile yetinilmesi gerekirken, sanki farklı tarihlerde iki ayrı uyuşturucuyu farklı kişilere nakletmiş gibi kesinleşen mahkûmiyet hükmünü hiçe sayıp sanığı ikinci kez yargılayıp ikinci bir mahkûmiyet hükmü kurması yasaya aykırıdır.
Sanık farklı tarihlerde farklı kişilere uyuşturucu suç nakletmiş olsa idi bu takdirde bile sanığa en fazla iki kez 10 yıl hapis cezası verilebilirdi. Bu takdirde sanığın iki ayrı uyuşturucu suçlarının toplamı 20 yıl hapis cezasından ibaret iken tek suç kabul edilen ve zincirleme suç hükümlerinin uygulandığı olayımızda verilen cezanın mutlaka iki ayrı suçtan daha eksik olması gerekirken 24 yıl 3 ay hapis gibi çok fahiş bir ceza ile cezalandırılması, TCK"nun 3, 43 ve 63. maddelerinin özüne aykırıdır.
Tüm bu açıklamalardan anlaşıldığı gibi tek bir suç kabul edilen bir olayda TCK"nın 61. maddesi gereğince teşdit kuralının bir kez arttırılması gerekirken iki kez arttırılması ve zincirleme suç hükümlerinin uygulandığı bir olayda sanığa verilen ceza miktarının, iki farklı suç için tayin edilen ceza miktarından fazla ceza tayin edilmesi ceza hukukunun temel prensibine aykırıdır.
Erzincan Ağır Ceza Mahkemesinin sanık hakkında 2 yıl 6 ay hapis cezası yerine 10 yıl hapis cezasından fazla olan 14 yıl 3 ay hapis cezası gibi çok fazla hapis cezası tayin edilmesini TCK"nun 3, 43 ve 63. maddelerine aykırı bulduğumdan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulü ile Erzincan Ağır Ceza Mahkemesinin kararının bozulması görüşünde olduğumdan çoğunluk görüşüne katılmamaktayım" düşüncesiyle,
Çoğunluk görüşüne katılmayan yedi Genel Kurul Üyesi de; benzer düşünceyle karşı oy kullanmışlardır.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.03.2016 tarihinde yapılan müzakerede oyçokluğuyla karar verildi.
.
Bu alandan sadece bu kararla ilintili POST üretebilirsiniz. Bu karardan bağımsız tamamen kendinize özel POST üretmek için TIKLAYINIZ
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.