Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2015/1117
Karar No: 2016/122

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2015/1117 Esas 2016/122 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2015/1117 E.  ,  2016/122 K.

    "İçtihat Metni"


    Kararı veren
    Yargıtay Dairesi : 1. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Ağır Ceza
    Günü : 19.10.2009

    Sanık ..."in yağma suçundan 5237 sayılı TCK"nun 149/1-a-c-f-g, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin, Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 19.10.2009 gün ve 32-147 sayılı hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 27.10.2011 gün ve 4812-6355 sayı ile onanmasına karar verilmiş,
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 09.07.2015 gün ve 307969 sayı ile;
    “İtiraza konu olayda Başsavcılığımız ile Yüksek 1.Ceza Dairesi arasındaki uyuşmazlık, sanığın eyleminin TCK"nın 149. maddesine düzenlenen yağma suçunu mu, TCK"nın 150/1. maddesi delaletiyle 106/2-c maddesinde düzenlenen hukuki bir alacağın tahsili amacıyla tehdit suçunu mu oluşturduğu, dolayısıyla suçun vasfına ilişkin bulunmaktadır.
    Yargılamaya ve itiraza konu somut olay incelendiğinde; 2006 yılı içinde sanığın çanak anten satışı yaptığı işyerinin olduğu, .... ve .... .... isimli şahıslara çanak anten sattığı, bu şahıslar tarafından kendisine ciro edilen çekler nedeniyle çekleri ciro edenleri bulamaması ve çeklerin bankaya ibrazında karşılığının bulunmadığının anlaşılması üzerine çeki keşide eden ...."ün oğlu mağdur ..."ten çeki tahsil etmek için..... ve ...."tan yardım istediği, haklarında yağma suçundan mahkûmiyetleri kesinleşmiş olan sanıklar..... ve .... tarafından suç örgütü lideri ve yağma suçundan mahkûmiyeti kesinleşmiş bulunan ...."a götürüldüğü, ...."ın mağdur ... ile telefonla arayıp görüşmek istediğini belirtmesi üzerine mağdurun ...."ın bulunduğu eve ....plakalı araç ile gittiği, .... tarafından borcun ödenmesi konusunda uyarıldığı, ölümle tehdit edildiği sonrasında sanığın da bulunduğu,....., ...."un da bulunduğu odaya götürüldüğü, bu odada sanığın çeki de göstererek kendilerine ulaşmak için çok masraf yaptığını, yaptığı masraflar dahil olmak üzere alacağını istediği, mağdurun çeki görmek istemesi üzerine cebinden mağdurun babasına ait çeki çıkarıp gösterdiği, mağdurun "icraya ver ya da anlaşalım ödeyeyim şeklindeki teklifini sanığın kabul etmediği, bu parayı almadan buradan gitmem" dediği, .... tarafından buradan alınarak başka bir odaya götürüldüğünde ise "arabanı ver bu işten kurtul yoksa ölürsün" şeklinde tehdit edildiği,
    Bilahare araca suç örgütü tarafından el konulduğu, suç örgütü ile ilgili soruşturma sırasında suç örgütü tarafından kullanıldığı tespit edilen aracın kolluk kuvvetleri tarafından el konulması sonrasında ruhsat sahibi olan .... dinlenmiş, şahsın aracı mağdura emanet olarak verdiğine ilişkin ifadesi sonrası mağdura ulaşılmış olup, mağdurun şikayetçi sıfatıyla ifade verdiği anlaşılmaktadır. Olayın bu şekilde cereyan ettiği müştekinin samimi ve istikrarlı iddiası, suç örgütünde ele geçen ön plakaları sökülmüş .... plakalı araca el konulmasına ilişkin muhafaza altına alma tutanağı, araç ile ilgili arama kararı, ruhsat sahibi ...."a teslim tutanağı, tanık .... ile sanıklar....., ...., .... ..."nin aşama ifadelerinden anlaşılmaktadır.
    Burada çözülmesi gereken sorun, sanığın eyleminin yağma suçunu mu, 5237 sayılı Yasanın 150/1. maddesinde düzenlendiği şekliyle müştekiden hukuki ilişkiye dayanan bir alacağının var olup olmadığı ve eylemini bu sebeple gerçekleştirip gerçekleştirmediği dolayısıyla TCK"nın 150/1. maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 106. maddesindeki suçu oluşturup oluşturmadığı noktasında toplanmaktadır.
    5237 sayılı TCY’da, 765 sayılı TCY’nın 308. maddesindeki "kendiliğinden hak alma" suçuna benzer bağımsız bir suç tipine yer verilmemiş, onun yerine yasada belirtilen bazı suçların bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde failin daha az ceza ile cezalandırılması öngörülmüş, bu bağlamda yağma suçunda 150/1. maddesinde düzenlenmiştir. Nitekim 5237 sayılı TCY’nın "daha az cezayı gerektiren hal" başlığı altındaki 150. maddesinin konumuzu ilgilendiren 1. fıkrası; "kişinin bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması halinde, ancak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır" şeklindedir.
    765 sayılı TCY’nın 308. maddesinde adliye aleyhine işlenen bir suç olarak koruma altına alınan eylemlerin bir kısmı, 5237 sayılı TCY’nın 150/1. maddesiyle malvarlığına ilişkin bir suç haline dönüştürülmüştür. Bu düzenlemeye göre, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılması halinde eylem yağma suçunu oluşturmakla birlikte, bu özel düzenleme nedeniyle fail kasten yaralama ve/veya tehdit suçundan cezalandırılacaktır. Böylece, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla hareket edilmiş olması daha az ceza verilmesini gerektiren bir hal olarak kabul edilmiş, başka bir anlatımla failin saikine önem verilmiştir.
    Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gereklidir. Bu hukuki ilişkinin, ilgili yasada belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olması zorunlu olmayıp hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olması yeterlidir.
    5237 sayılı Yasanın "daha az cezayı gerektiren hal" başlıklı 150/1. maddesine bakıldığında; "Kişinin bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması halinde, ancak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
    Yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilebilir." düzenlemesi yer almakta olup maddenin gerekçesinde de "Madde metninde, yağma suçunun daha az cezayı gerektiren halleri belirlenmiştir. Bu hükme göre, bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanılması halinde, tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. Böylece, Kanunda, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 308. maddesinde tanımlanan ve ihkak-ı hak veya kendiliğinden hak alma diye ifade edilen suç tanımına ayrıca yer verilmemiştir" açıklamaları yer almaktadır. Madde metni ve gerekçeden açıkça anlaşıldığı gibi, sanığın eylemini işlemesinden önce mağdurdan hukuki ilişkiye dayanan bir alacağı olmalı ve sanık bu alacağını tahsil niyet ve kasdıyla tehdit veya cebiri gerçekleştirmelidir. Maddede geçen "hukuki ilişkiye dayanan alacak" açıkça tarif edilmemiş ise de, bilinen tabiriyle alacak-borç ilişkisi şeklinde tarif edilebilir ve hukuk normları tarafından korunan, haklı bir sebebe dayanan bir alacak olmalıdır. Aynı zamanda bu alacağın objektif ölçülerde herkes ve hukuk tarafından kabul edilebir ve makul görülebilir bir hak olması gerekmektedir. Sadece sanığın sübjektif düşüncesiyle alacaklı olduğuna inanarak atılı suçu işlemesi maddenin uygulanmasını gerektirmez. Yüksek 6. Ceza Dairesinin pek çok kararında olduğu gibi, kişinin bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit kullanması halinde eylemin TCK"nun 150/1. maddesi delaletiyle alacağın tahsili için tehdit suçunu oluşturacağı açıktır.
    Somut olaya dönersek; sanık savcılık araştırması ile İstanbul"da çanak anten ticareti yaptığı, Sistek Elektronik Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi adı altında faaliyet gösterdiği, dosyaya sunulan faturalar, karşılıksız olduğu bankaca teyit edilen çeklerden dolayı alacağının karşılıksız çıkması üzerine haklarında (suç örgütü üyesi olan mağdur ile bir hukuki ilişkinin tarafı olmadıkları için) eylemleri yağma suçunu oluşturan ve anılan yağma suçu ile suç örgütü lideri olan .... ile suç örgütü üyeliği kesinleşmiş olan ....., ...."tan yardım istediği, onların aracılığı ile sanığın mağdur ile onların hazırladığı ortamda bir araya geldiklerinde elindeki bir çeki göstererek yaptığı masraflar ile çek karşılığını talep ettiği, dolayısıyla sanık ile mağdur arasında mağdurun da kabul ettiği babası tarafından keşide edilen ve ödenmeyen alacak nedeniyle hukuki olarak alacak borç ilişkisinin mevcudiyeti tanık ....,....., ...."un aşama ifadeleri, mağdur beyanı, sanığın aşamalardaki değişmeyen ifadesi ile bunu teyit eden fatura ile çeklerden anlaşılmış olup, sanığın TCK"nın 150/1. maddesi delaletiyle 106/2-c-d, 43/1. maddeleri gereğince cezalandırılması gerekir" görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
    CMK"nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Dairesince 26.10.2015 gün ve 4049-5068 sayı ile; itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    .... ve arkadaşları hakkında örgüt kurma, örgüte üye olmak, yağma, kasten öldürmeye teşebbüs, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, 6136 sayılı kanuna muhalefet suçlarından kurulan hükümler ve sanık ... hakkında örgüte yardım suçundan kurulan mahkumiyet hükmü onanmak suretiyle kesinleşmiş olup, itirazın kapsamına göre inceleme, sanık ... hakkında yağma suçundan kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır.
    Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık ...’e atılı yağma eylemin TCK’nun 150/1. kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesine ilişkindir.
    İnceleme dışı sanıklar .... ve arkadaşları hakkında örgüt kurmak, örgüte üye olmak, yağma, kasten öldürmeye teşebbüs, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, dolandırıcılık ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçlarından yapılan soruşturma sırasında örgüt lideri .... ve örgüt üyesi bir kısım sanıkların 08.09.2006 tarihinde yakalandığı, örgüt tarafından kullanıldığı tespit edilen .... plakalı aracın ruhsat sahibi olan ....’ın ifadesi doğrultusunda ulaşılan mağdur ...’ün sanık ...’un diğer sanıklarla birlikte arkadaşı Şakir"den kullanmak için aldığı arabayı zorla elinden aldıklarını beyan etmesi nedeniyle sanıklar hakkında mağdur ..."e karşı yağma suçundan da soruşturmaya başlanıldığı,
    Kovuşturma sırasında sanık ... müdafiinin dilekçe ekinde ibraz ettiği 7 adet çekin toplam 53.900 Lira değerinde olduğu, çeklerden iki tanesinin mağdur ...’ün babası olan .... tarafından keşide edildiği, .... tarafından keşide edilen çeklerin değerinin 15.900 Lira olduğu,
    Sanıkların mağdurdan yağmaladıkları .... plakalı aracın ... marka, GHIA 1.6 TDCİ model olduğu, şubat 2006 da trafiğe çıktığı, açık kaynaklardan yapılan araştırmada suç tarihindeki değerinin 40.000 Lira civarında olduğu,
    Anlaşılmaktadır.
    Mağdur ... 26.09.2006 tarihinde emniyette; babası .... ile birlikte elektronik uydu sistemleri üzerine çalıştıklarını, babasının iflas etmesi nedeniyle birlikte çalıştırdıkları iş yerini kapatmak zorunda kaldıklarını, borçlarını ödeyemez hale geldiklerini, babasının aldığı mallar karşılığında verdiği çeklerin çanakçı .... isimli şahsın eline yapmış olduğu ticaret sonucunda geçmiş olduğunu, bu şahsın kendisini arayarak ellerinde kendilerine ait çekler olduğunu söylediğini, çeklerin kendilerine ait olduğunu ve süre vermesini istediğini, ...."un bunu kabul ettiğini, bu görüşmeden kısa bir süre sonra kendisinin Şirinler"in adamı olduğunu söyleyen İsmail isimli şahsın arayarak "babanın çekleri elimde bu parayı ödeyeceksin" dediğini, kendisinin de "siz icraya verin ben bunları icra yolu ile öderim" dediğini ancak şahsın bunu kabul etmediğini, icraya vermeyeceklerini, parayı almasını bildiğini söylediğini, ayrıca kendisine araması için bir numara verdiğini ancak aramadığını, bir süre sonra .... isimli daha önceden tanıdığı şahsın kendisini aradığını "ne yapıyorsun yeni cezaevinden çıktım, insan bir geçmiş olsuna gelir" dediğini, müsait olunca geleceğini söylediğini, daha sonra ...."ın kendisini bulmak için üç-dört adamı ile birlikte ER-PA Ticaret isimli iş yeri işleten .... isimli şahsın yanına gittiğini, kendisini bu şahsın yanında bulamayınca bu şahsı tehdit ederek haraç istediklerini, tehdit ettiklerini öğrendiğini, bir müddet sonra ...."nın kardeşinin telefonundan kendisini aradığını, kardeşinin ....’ın yanında olduğunu ve oturduklarını söylediğini, bunun üzerine ....’ın yanına gitmeye karar verdiğini, bu sırada Konya"da ticaret yaptığı ....’dan aldığı .... plakalı otoyu emanet olarak kullandığını, .... ve adamlarının gayrimeşru koşturduğunu bildiği için bu arabayı sakladıktan sonra ....’ın Yenibey"de bulunan evine gittiğini, kapıyı ...."ın açtığını, birlikte bir odaya girdiklerini, ...."ın kendisini başka bir odaya götürdüğünü, burada "senin ve babanın kalemi kırıldı, seni arıyorlar, öldürecekler, sen benim arkadaşımsın diye sana sahip çıkıyorum, ben sana bu konuda kefil olacağım, ne derlerse tamam de" dediğini, daha sonra birlikte başka bir odaya girdiklerini, bu oda da daha önce birkaç kez gördüğü Şirinler Çetesi"nin adamı olarak bildiği .... ve..... ile Yenibey Mahallesinde bulunan kahveden tanıdığı .... .... ve Çanakçı .... olarak tanıştırdıkları şahsın bulunduğunu, ...."nın kendisine ...."u göstererek "işte bu sizden alacaklı olan Çanakçı ...." dediğini, ...."un bize ulaşmak için çok masraf yaptığını, parçalandığını söylediğini, kendisininde çekleri görmek istediğini söylemesi üzerine, ...."un cebinden bir tane babasına ait çek çıkardğını, ...."a "bu bizim, arkasını yazdır icraya ver, ya da bir anlaşma yapıp bunu ödeyeyim" dediğini, ...."un bunu kabul etmediğini, "bu parayı almadan buradan gitmem" dediğini, bu sırada ...."ın kendisini tekrar başka bir odaya götürdüğünü ve "sen diklik yapma oğlum, senin altında bir Focus varmış, istihbaratını yaptım bu arabayı ver kurtul bu işten" dediğini, ...."ya arabanın kendisine ait olmadığını, emanet olarak bir arkadaşından aldığını söylemesi üzerine ...."nın "bana bunu vereceksin, üç beş gün sonra da devrini vereceksin yoksa senin kalemin kırıldı, seni burada öldürecekler" dediğini, bir şey söylemeden diğerlerinin bulunduğu odaya geçtiklerini, burada da borcun ödenmesi için tehditlerin devam ettiğini, ....’un da kendisini bir odaya çekerek "sen burada boşuna direnme, borcu öde, bu işten kurtul, senin kalemini kırdılar, senin için iyi olmaz" dediğini, daha sora .... ....‘ın da aynı telkinlerde bulunduğunu, kendisini "Focus"u bırak bu işten kurtul yoksa senin buradan cesedin çıkar" diyerek tehdit ettiklerini, ....’a "bu araba emanet ben arabayı sahibine vereceğim" dediğinde ...."nın cevaben "tamam lan, fazla uzatma, git arabayı bize ver" dediğini ve yanına .... ....’ı vererek arabayı .... ....’a teslim etmesini istediğini, .... ...."la birlikte ayrıldıklarını, arabayı .... ...."a teslim ettiğini, sonrasında devamlı olarak arayarak arabanın devri konusunda sıkıştırdıklarını beyan etmiş,
    Tanık ....; uzun zamandır elektronik eşya ve mobilya üzerine ticaretle uğraştığını, iş yerine yaklaşık 2 ay kadar önce isminin .... olduğunu söyleyen bir şahsın geldiğini, kendisine "...’ün babası ....’ün çeki elimizde, .... ve ..."e bir türlü ulaşamadık, senin İbrahim ve ... ile alışverişin var, bu sebeple de bu çeki sen bize ödeyeceksin” dediğini, borcunun ve imzasının olmadığı bir çeki ödeyemeyeceğini, borcu varsa adli mercilere suç duyurusunda bulunabileceklerini söylediğini, İbrahim ve ..."ü beyaz eşya üzerine işyerleri olduğu için tanıdığını, .... isimli şahıs ayrıldıktan sonra yaklaşık olarak 1 hafta boyunca işyeri telefonunu ve cep telefonunu sürekli arayarak "bu çekleri ne zaman ödeyeceksin" diyerek kendisini sıkıştırdığını, telefonlardan rahatsız olduğu için avukatından şikayetçi olmasını istediğini, .... isimli şahsın iş yerine gelmesinden 10 gün kadar sonra fotoğraflarından teşhis ettiği .... ve ...."un iş yerine gelerek “....’un elinde bulunan .... ve ....’e ait çekleri ve 10 milyar lirayı sen ödeyeceksin” dediklerini, bu şahıslara bu parayı ödeyemeyeceğini söylediğini ifade etmiş,
    Tanık ....; Konya ilinde beyaz eşya ticareti ile uğraştığını, Adana ilinde beyaz eşya ticareti yapan ..."le yaklaşık olarak 2 yıl kadar önce bir arkadaşı vasıtasıyla tanıştığını, ...‘ten 2 yıl içerisinde çeşitli tarihlerde beyaz eşya satın aldığını, .... plaka sayılı ... marka aracın kendisine ait olduğunu, 2006 yılı şubat ayında aldığını, ..."e Haziran ayında kullanması amacıyla emanet olarak verdiğini, ...."ın aracı aldıktan sonra söz verdiği tarihte iade etmediğini, bu nedenle ...."ı bir kaç kez aradığını, aracı getirmesini istediğini, çeşitli bahaneler söyleyerek biraz daha süre istediğini, ancak Ağustos ayı içerisindeki telefonlarına cevap vermemesi nedeniyle şüphelenerek Adana"ya gittiğini, iş yerinin kapalı olduğunu gördüğünü, çevredeki esnaflara sorduğunda 1-2 aydır kapalı olduğunu öğrendiğini, Konya"ya dönünce ortak arkadaşını arayarak ...."ın kendisine yanlış yaptığını söylediğini, onun da ...."ın başına bazı olayların geldiğini, aracın Adana’da mafya olan .... ve .... isimli şahıslar tarafından gasp edildiğini söylediğini belirtmiş,
    Haklarındaki hükümler onanmak suretiyle kesinleşen sanıklardan ....; ...’ü 10 yıldır tanıdığını, suça konu aracın ....’a ait olmasına rağmen Şakir’in üzerine kayıtlı olduğunu, 6-7 aydır da ...."e kiraladığını, ....’ın ....’ten arabanın tescilini üzerine almasını istediğini söylemiş,
    ....; olayla ilgisinin olmadığını, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini dile getirmiş,
    ....; ... ve ...’ü tanımadığını, ...’ü .... isimli bir arkadaşının kayınbiraderi olarak bildiğini, ancak kendisini görmediğini, mahalleden arkadaşı olan.....’in kendisine İstanbul’dan bir tanıdığının ....’tan alacağı olduğunu söyleyerek yardım istediğini beyan etmiş,
    .... ....; aracı 7 ay önce ...’ten kiraladığını, 7 aydır aracı kendisinin kullandığını, hatta ....’ın aracın devrini almasını kendisinden istediğini, ....’nın beyanlarının doğru olduğunu, suçlamaları kabul etmediğini ifade etmiş,
    İsmail Özçelik; esnaflık yaptığı için ....’u tanıdığını, ....’un kendisini arayarak ..."ten alacağı olduğunu söyleyerek yardımcı olmasını istediğini, sonra Adana’ya geldiğini, ....’ı birlikte aradıklarını ancak bulamadıklarını suçlamayı kabul etmediğini söylemiş,
    Sanık ... kollukta; 2006 yılının Şubat ayı içersinde bir gün iş yerinde bulunduğu sırada .... isimli şahsın kendisini arayarak iş yerine gelmek istediğini söylediğini, yaklaşık 10 dakika kadar sonra iş yerine kendisini .... ve .... .... olarak tanıtan iki kişinin geldiğini, Adana da toptan uydu malzemeleri ticareti ile uğraştıklarını, mal almak istediklerini söylediklerini, 3500 tane uydu çanağının 38.500 Dolara satımı konusunda anlaştıklarını, malları hazır edince çek göndereceklerini söyleyerek gittiklerini, bir hafta kadar sonra tahmini 55.000 Lira değerinde 5-6 adet çek gönderdiklerini, malları da kamyon ile verdikleri adrese gönderdiğini, çeklerin vadesi gelince karşılıklarının olmadığını öğrenmesi üzerine 2006 Nisan ayı içerisinde şahıslara vermiş oldukları telefon numaralarından ulaşmaya çalıştığını, ancak ulaşamadığını, bunun üzerine olayı yerinde takip etmek için daha önceden mal vermesi nedeniyle tanıdığı Adana"da bulunan..... isimli şahsın yanına gittiğini, birlikte şahısların adres olarak verdiği Demka Elektronik isimli iş yerine gittiklerini, burada .... ile görüştüğünü, çeklerin döndüğünü, parasını veya çanak antenlerini istediğini söylediğini, ancak ...."in bu alışverişin kendisi ile alakası olmadığını, malları yanında İstanbul’a gelen .... .... isimli şahsın aldığını, nerede olduğunu da bilmediğini ifade ettiğini, kendi çabalarıyla .... isimli şahsı takip ettiğini, bir depoya gittiğini ve bu depoda bulunan uydu çanaklarının kendisinden alınan çanaklar olduğunu gördüğünü, bunun üzerine ...."i sıkıştırınca İstanbul’da mal almak için kendisi ile gelen .... .... isimli şahsın ..."ün adamı olduğunu, şahısların kendisini dolandırdığını söylediğini, kendi imkanlarıyla ...’e ulaştığını, telefonla konuştuğunu, durumunu anlattığını ancak bu olayların içerisinde olmadığını, yardımcı olamayacağını söyleyerek telefonu kapattığını, çevrede yaptığı araştırmada ... isimli şahsın dolandırıcı, zor insanlar olduğunu öğrendiğini, bu nedenle İstanbul"a geri döndüğünü, .... isimli şahsı da tanımadığını ifade etmiş,
    Mahkemede; üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini, çanak anten imalatıyla uğraştığını, ... ya da babası ...."ten çek almadığını, ancak İstanbul"da işyerine gelen .... .... ve .... isimli şahıslara satmış olduğu çanak antenler karşılığında .... ve .... adına düzenlenmiş çekleri aldığını, çeklerin süresi geldiğinde bankaya ibraz ettiğinde karşılığının olmadığını öğrendiğini, bunun üzerine Adana’ya alacağını alabilmek için gittiğinde çanak anten işi ile uğraşan... isimli şahsın yanına gittiğini, durumu anlattığında; ..., .... .... ve ....’in düzgün insanlar olmadığını, bunlara bulaşmaması gerektiğini, bunlarla uğraşırsa başına iş gelebileceğini söylediğini, Yusuf"un yanında bulunduğu sırada..... isimli şahısla tanıştığını, İsmail"in yardımcı olabileceğini söylediğini, bunun üzerine Adana"da biraz daha beklemeye karar verdiğini,.....’le bir akşam yemeğe, ertesi akşam eğlence yerine gittiklerini, kendisinden bir kaç kez kontör istediğini, İsmail"in kendisinden faydalanmak istediğini düşünerek İstanbul"a geri döndüğünü, .... isimli şahısla görüşmediğini, çeklerin tahsilini istemediğini, herhangi bir örgütten yardım istemediğini, ...., ...., ........., .... isimli kişilerle birlikte ...’ü herhangi bir evde tehdit etmediğini, arabasını vermesini istemediğini savunmuştur.
    5237 sayılı TCK’da, 765 sayılı TCK’nun 308. maddesindeki; "kendiliğinden hak alma" suçuna benzer bağımsız bir suç tipine yer verilmemiş, onun yerine kanunda belirtilen bazı suçların bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde failin daha az ceza ile cezalandırılması öngörülmüş, bu bağlamda hırsızlık suçunda 144, yağma suçunda 150/1, dolandırıcılık suçunda 159, belgede sahtecilik suçunda 211. maddeler düzenlenmiştir. Nitekim 5237 sayılı TCK’nun "Daha az cezayı gerektiren hal" başlığı altındaki 150. maddesinin konumuzu ilgilendiren 1. fıkrası; "kişinin bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması halinde, ancak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır" şeklindedir.
    Böylece 765 sayılı TCK’nun 308. maddesinde adliye aleyhine işlenen bir suç olarak koruma altına alınan eylemlerin bir kısmı, 5237 sayılı TCK’nun 150/1. maddesiyle malvarlığına ilişkin bir suç haline dönüştürülmüştür. Bu düzenlemeye göre, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılması halinde eylem yağma suçunu oluşturmakla birlikte, bu özel düzenleme nedeniyle fail kasten yaralama ve/veya tehdit suçundan cezalandırılacaktır. Böylece, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla hareket edilmiş olması daha az ceza verilmesini gerektiren bir hal olarak kabul edilmiş, başka bir anlatımla failin saikine önem verilmiştir.
    Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gereklidir. Bu hukuki ilişkinin, ilgili kanunda belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olması zorunlu olmayıp, hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olması yeterlidir.
    Bununla birlikte fail tarafından alacağın tahsili amacıyla gerçekleştirilen yağma eyleminin alacak ile orantılı olması gerekmektedir. Alacak miktarından bariz bir şekilde çok daha fazla miktarın alınması durumunda artık TCK’nun 150/1. maddesinin uygulanması mümkün değildir.
    Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
    Üçüncü şahıslarla yaptığı bir alışveriş nedeniyle mağdur ...’ın babası tarafından keşide edilen toplam 15.900 lira değerindeki iki adet çekin ciro edilerek sanığa verilmesinden sonra sanığın söz konusu çeki tahsil etmek amacıyla Çoğaçlar ve Şirinler olarak bilinen suç örgütleriyle irtibata geçip kendisinin de bulunduğu bir ortamda suç örgütü üyeleriyle birlikte müştekiyi tehdit ederek zorla zilyedi bulunduğu 40.000 lira değerindeki aracı yağmaladıkları olayda sanığın alacağı miktardan bariz bir şekilde fazla olan aracı yağmalaması karşısında sanık hakkında TCK’nun 150/1. maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.
    Bu itibarla haklı bir nedene dayanmayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazın reddine karar verilmelidir.
    Çoğunluk görüşüne katılmayan bir kurul üyesi; itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşıoy kullanmıştır.
    SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
    2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.03.2016 tarihinde yapılan müzakerede oyçokluğuyla karar verildi.


    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi