Ceza Genel Kurulu 2015/404 E. , 2016/121 K.
"İçtihat Metni"
Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 8. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Asliye Ceza
6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan sanığın beraatine ilişkin, Konya 8. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 23.05.2013 gün ve 345-429 sayılı hükmün, Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesince 10.09.2014 gün ve 8439 - 19230 sayı ile;
"Dosyada mevcut ekspertiz raporu içeriğinde, ses ve gaz fişeklerini istimal etmek üzere imal edilmiş olan tabancanın ‘namlusu içerisinde bulunan gaz ayırıcı parçasının daire şeklinde delikli bir yapıda olduğu, bu haliyle de özel şekil ve nitelikteki fişeklerin ucunda bulunan kurşun küre veya saçma tanelerinin geçebileceği kadar bir boşluk sağladığı, mermi çekirdeği niteliği taşıyan ve ucunda kurşun küre bulunan ateşli bir silah fişeği niteliği kazanmış, çapına uygun özel şekil ve nitelikteki fişekleri istimale elverişli olduğu, teknik özelliklerinde sonradan değişiklik yapıldığını gösterir nitelikte herhangi bir bulgu ve emarenin (herhangi bir parçanın çıkartılması, değiştirilmesi, kısmen tadil edilmesi ve benzeri şekilde) görülmediği’ belirtilmiş olmakla; tabancanın marka, model ve üretim yılı tespit olunup Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından marka, model ve üretim yılı itibariyle bu silahların mevcut haliyle üretilmesine izin verilip verilmediği sorularak, bu silahların üretim şeması getirtilip, suça konu silahın gaz ayırıcı parçasını gösterir fotoğrafları, faturası, polis kriminal raporu eklenerek üretici firmadan suça konu silah üzerinde imalattan sonra gaz ayırıcı parça üzerinde mermi geçişine imkan verecek şekilde tadilat yapılıp yapılmadığı sorulup dosya kül halinde Adli Tıp Kurumu"na gönderilerek silahın üretim izni verilen orijinal haline göre bilye geçişine imkan verecek şekilde gaz ayırıcı parçasının tadil edilip edilmediğine dair alınacak bir rapor ile 6136 sayılı Kanun kapsamında kalıp kalmadığı hususu kesin olarak saptanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik araştırma ile yazılı biçimde hüküm kurulması" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Konya 8. Asliye Ceza Mahkemesi ise 29.12.2014 gün ve 642-861 sayı ile;
"Sanığın aracında ele geçirilen silahın kriminal raporda da belirlendiği üzere kuru sıkı tabir edilen ses ve gaz fişeği istimal eden tabanca olduğunun bildirildiği, mekanik aksamının sağlam ve işler olduğu, mevcut durumu itibari ile bilinen ateşli silah fişeklerinin istimale elverişli olmadığı saptandıktan sonra;
‘Ancak gaz ayırıcı parçasının daire şeklinde delikli bir yapıda olup bu haliyle de özel şekil ve nitelikteki fişeklerin ucunda bulunan kurşun küre veya saçma tanelerinin geçebileceği kadar bir boşluk sağladığı’ şeklinde görüş bildirildikten sonra şayet ‘mermi çekirdeği niteliği taşıyan ucunda kurşun küre bulunan ateşli bir silah fişeği niteliğini kazanmış çapına uygun özel şekil ve nitelikteki fişeklerin istimale elverişli olduğu’ şeklinde yine bir görüş sunulduğu,
Aynı kriminal raporun ikinci bölümünde silahın ‘mekanik aksamında özellikle namlu içerisinde ve ortasında boşluk bulunan gaz ayırıcı parçası gibi teknik özelliklerinde sonradan değişiklik yapıldığını gösterir nitelikte herhangi bir bulgu ve emarenin (herhangi bir parçanın çıkarılması, değiştirilmesi, kısmen tadil edilmesi, vb. şekilde) görülmediği’ şeklinde bir saptamada bulunulup,
Üçüncü bölümünde birlikte gönderilen 6 adet fişeğin 9 mm çapında ses fişeği olduğu bu tabancada kullanılmak üzere imal edildiklerinin de yine saptandığı,
Sadece kriminal raporun ikinci maddesinin son bölümünde ‘mevcut yapısı itibariyle de söz konusu tabancanın bu şekilde imal edilip edilmediği hususunun üretici firmadan sorulması uygun olacaktır’ şeklindeki görüşten hareketle Yüksek Yargıtay 8. Ceza Dairesince ‘tabancanın marka model ve üretim yılı tespit olunup bilim sanayi ve teknoloji bakanlığından marka model ve üretim yılı itibariyle bu silahların mevcut haliyle üretilmesine izin verilip verilmediği sorularak bu silahların üretim şeması getirtilip suça konu silahın gaz ayırıcı parçasını gösterir fotoğrafları, faturası, polis kriminal raporu eklenerek üretici firmadan suça konu silah üzerinde imalattan sonra gaz ayırıcı parça üzerinde mermi geçişine imkan verecek şekilde tadilat yapılıp yapılmadığı sorulup dosya kül halinde Adli Tıp Kurumu"na gönderilen silahın üretim izni verilen orijinal haline göre bilye geçişine imkan verecek şekilde gaz ayırıcı parçasının tadil edilip edilmediğine dair alınacak bir rapor ile 6136 sayılı Kanun kapsamında kalıp kalmadığı hususu kesin olarak saptanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken’ noktasından bozulduğu,
5237 sayılı Kanun"un bütünlüğünde ve sistematiğinde her suçun mutlaka bir sebep sonuç ilişkisine dayanacağı yani her suçta mutlaka bir kastın varlığından söz edileceği şeklinde normların düzenlendiği, bu yasa öncesinde 6136 sayılı Kanun"un şekli suç olarak nitelendiği, kastın aranmadığı,
Şu halde; sanık tarafından ibraz edilen faturadaki bilgilere uyumlu av bayilerinde vitrinde de reklam şeklinde konulmak suretiyle satışa arz edilen bu tabancanın yukarıda zikredilen kriminal rapordaki olasılıklarının sanık tarafından bilinerek alındığı, kasten bu şeklide kullanıldığı yönünde elimizde kesinlikle somut bir kanıt yoktur.
Saniyen böyle düşünsek bile o zaman devletin insanlara tuzak kurduğu onları suça teşvik ettiği anlamının ortaya çıkacağı,
Şayet silahın üretiminde, üretim şemasında gaz ayırıcı parçasında bir aykırılığın olmasından nasıl haberdar olacağı, bunu denetlemekte görevli kurumun devletin yasal organları olacağı,
Hal böyle iken vitrinde sergilenen silahın parasının ödenip sanık tarafından fatura karşılığı alındıktan sonra mekanik aksamında bir değişiklik olmadığına, bulunan fişeklerin üzerinde bir değişiklik bulunmadığına göre çelişkilerle dolu kriminal rapor çerçevesinde sanığı mahkum etmenin adeta devlet tarafından tuzağa düşürülmesi anlamı taşıyacağı, oysa Devletin asli görevinin bu tür olaylara has tehlikeleri organları marifetiyle önceden belirlemek tespit etmek, insanlarını yasal olaylara teşvik etmek şeklinde olduğu,
Bütün bunlardan hareketle sanığın silahının kuru sıkı tabir edilen yasal satılan silahlardan olduğu, 5729 sayılı Kanun çerçevesinde ancak ruhsat olaylarının ve idari işleminin işleme tabii tutulmasının gerekeceği, bu duruma aykırılığın 6136 sayılı Kanun kapsamında kalmadığı," şeklindeki gerekçelerle ilk hükmünde direnmiştir.
Direnme hükmünün de Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.04.2015 gün, 38653 sayı ve "bozma" istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; beraat hükmünün eksik araştırmaya dayalı olarak verilip verilmediğinin belirlenmesine ilişkin ise de, bozma ilamına uyulmasına karar verildikten sonra bu karardan dönülerek önceki hüküm gibi karar verilmesinin mümkün olup olmadığının öncelikle değerlendirilmesi gerekmektedir.
İncelenen dosya kapsamından;
Sanık hakkında 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda beraatine karar verildiği, Özel Dairece hükmün eksik araştırma yapıldığı gerekçesi ile bozulmasından sonra, 10.11.2014 günlü celsede yerel mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verildiği halde, 29.12.2014 tarihli duruşmada, bu ara kararından vazgeçilip, bozma ilamının gerekleri yerine getirilmeden direnilerek, ilk hükümdeki gibi sanığın beraatine hükmolunduğu anlaşılmaktadır.
Ceza Genel Kurulunun 16.06.2015 gün ve 763-236; 14.10.2014 gün ve 675-427 ile 27.05.2014 gün ve 54-280 sayılı kararları başta olmak üzere benzer mahiyetteki birçok kararı ile istikrar kazanmış uygulamasına göre, yerel mahkemelerin bozma ilamına uyma yönündeki kararları, ara kararı niteliğinde olmayıp, davanın esasını çözümleyen kararlardandır. Bozmaya uymakla yerel mahkemenin bozma kararında gösterilen esaslara göre işlem yaparak bir karar verme görevi doğmaktadır. Sonradan bu ara kararının bir kısmından veyahut tamamından açıkça ya da örtülü olarak vazgeçilerek ilk hükümdeki gibi karar verilmesi veya farklı bir hüküm kurulması, uyma kararının hüküm ve sonuçlarını ortadan kaldırmayacaktır.
Ön soruna ilişkin uyuşmazlık bu açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde;
Özel Dairece eksik araştırma ile karar verildiğinden bahisle hükmün bozulmasından sonra, 10.11.2014 günlü celsede bozma ilamına uyulmasına karar verildiği halde, 29.12.2014 tarihli duruşmada, bu ara kararından dönülüp, bozma ilamının gerekleri yerine getirilmeden direnilerek ilk hükümdeki gibi sanığın beraatine karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
Bu itibarla, bozmaya uyulmasına karar veren yerel mahkemenin, daha sonra dönülemez nitelikteki bu kararından vazgeçerek, önceki hükümdeki gibi karar vermesi nedeniyle hükmün diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Konya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.12.2014 gün ve 642-861 sayılı hükmünün, ara kararıyla uyulduğu belirtilen bozma ilamının gereğinin yerine getirilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.03.2016 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.