19. Hukuk Dairesi 2018/3252 E. , 2019/5169 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozmaya uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, yurt dışından ithal ettiği gözlükleri Türkiye genelinde satışını yapan davacının Doğu ve Güneydoğu Anadolu"yu kapsayacak şekilde davalı ile bayilik anlaşması yaptığını, taraflar arasında toplamda 543.000 TL"lik ticari faaliyet olduğunu ve karşılığında davalıdan sıralı senetler alındığını, ancak kısa bir süre sonra davalının ödeme güçlüğünde olduğunu, bir kısım malların iadesini talep ettiğini, bu talebin davacı şirketçe kabul edildiğini, bir kısım malın iade alındığını, bakiye için de davalıdan 3 adet çek alınacağı hususunda anlaştıklarını, ancak bankada olan iadesi banka prosedürü bakımından zaman alan senetler sebebi ile şeklen alacaklı konumuna düşen davalıya, davacının üç adet toplamda 60.000 TL olan senedi davalıya ait senetlerin bankadan teslim alınmasından sonra iade edilmek üzere teminat olarak davalıya teslim edildiğini, söz konusu teminat senetlerinin davalı tarafından iade edilmediğini ileri sürerek senetlerden dolayı borçlu olunmadığınn tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde, davacı şirketin borcuna karşılık dava konusu senetleri verdiğini, 26.06.2013 tarihli protokolün 6. maddesi ile davacının ödemeyi taahhüt ettiğini, senetlerin borçlarına karşılık dava dışı ..."e ciro edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre, davacı ile davalı arasında mal bedeli karşılığı senet düzenlendiği, davalının malları satamayacağını beyan etmesi üzerine bu kez malların ve senetlerin iadesi şeklinde anlaştıkları, ancak bankaya verilmiş senetlerin iade edilememesi, malların iade edilmesi üzerine tarafların protokol düzenledikleri, davalı tarafça kabul edilen protokolde belirtilen davalının iade etmesi gereken senetlerin iade edilmediği, senetlerin başka bir nedenle verildiğinin de ileri sürülmediği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 2016/20660 esas ve 2017/6397 karar sayılı ve 28/09/2017 tarihli ilamında yer alan, “Dava konusu senetlerin, davacı elinde kaldığı belirtilen davalıya ait senetlerin iade edilmesi halinde geri alınacağına dair teminat olarak davalıya verildiği gerek taraflar arasında akdedilen protokolden ve gerekse davacının çektiği ihtarnameden anlaşılmaktadır. Somut olayda protokolde sözü edilen davalıya iade edilmesi gereken davalıya ait senetlerin iade edilmediği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece dava konusu çeklerin teminat fonksiyonunun devam ettiği gözetilerek davanın reddi gerekirken yanılgılı gerekçelerle kabul kararı verilmesi doğru olmayıp, hükmün bozulması gerekmiştir.” gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozma ilamından sonra davacı tarafın anılan senetleri mahkeme kasasına teslim ettiği, artık senetlerin teminat fonksiyonunun kalmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacı şirketin keşidecesi olduğu 30/10/2013 vade tarihli 20.000,00 TL bedelli, 26/06/2013 düzenleme tarihli 30/11/2013 vade tarihli 20.000,00 TL bedelli ve 26/06/2013 düzenleme tarihli 30/12/2013 vade tarihli 20.000,00 TL bedelli senetlerden dolayı davacı şirketin borcunun olmadığının tespitine, senetlerin karar kesinleşince davalıya iadesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dosya kapsamına göre davacının dava tarihine göre haksız olduğu ve Dairemizin bozma kararında davanın reddine karar verilmesi gerektiğine işaret edilip mahkemece buna uyularak davanın reddi yönünde davalı lehine kazanılmış bir hak doğduğu ilk bakışta düşünülebilirse de Dairemizin bozma kararına uyulmadan önce davacının elindeki davalıya ait 3 adet bonoyu mahkeme kasasına tevdii ettiği anlaşıldığından mahkemece işin esasının menfi tespit davasının kabulü ve mahkeme kasasındaki bonoların davalıya iadesi şeklinde çözümlenmesi doğru olmuştur.
Ancak, davalı dava tarihi itibarı ile haklı ve davacı haksız olduğundan davacı hem karar harcından hem davalının yargılama giderlerinden sorumludur. Mahkemece karar harcından davalının sorumlu tutulması ve davacının yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru olmamış hükmün bu yönden bozulması gerekmişse de bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm fıkrasının “Alınması gereken 4.098,60 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 1.024,65 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.073,95 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,”
“Davacının yaptığı ve karşıladığı harç dahil toplam 1.212,65 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
“Davalının yaptığı herhangi bir yargılama gideri olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,”
“Davacı vekili yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre takdir olunan 6.950 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” şeklindeki (4.), (5.), (6.) ve (7.) paragraflarının hüküm fıkrasından tamamen çıkarılmasına ve yerine;
“Alınması gereken 4.098,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.024,65 TL harcın mahsubu ile geriye kalan 3.073,95 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,"
“Davacının yargılama giderlerinin kendi üzerine bırakılmasına,”
“Davalının gider avansı olarak yatırmış olduğu toplam 410,00 TL’den sarf edilen 359,85 TL yargılama gideri ile 6.950,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, davalının yatırdığı gider avansından bakiye kalan 50,15 TL’nin davalıya iadesine,” paragrafları yerleştirilerek hükmün bu şekilde düzeltilmesine ve düzeltilmiş şekliyle onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının (4.), (5.), (6.) ve (7.) paragrafları hüküm fıkrasından tamamen çıkarılarak yerlerine;
"Alınması gereken 4.098,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.024,65 TL harcın mahsubu ile geriye kalan 3.073,95 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,"
“Davacının yargılama giderlerinin kendi üzerine bırakılmasına,”
“Davalının gider avansı olarak yatırmış olduğu toplam 410,00 TL’den sarf edilen 359,85 TL yargılama gideri ile 6.950,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, davalının yatırdığı gider avansından bakiye kalan 50,15 TL’nin davalıya iadesine,” paragrafları yerleştirilmek suretiyle hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 18/11/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.