13. Hukuk Dairesi 2016/5861 E. , 2019/598 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı ... İnşa. Tic. Ltd. Şti. avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, ... 1.İş Mahkemesinin 2011/819 esas sayılı dava dosyasında dava dışı ... ...’in işçilik alacakların tahsili için açtığı davanın kabulüne karar verildiği, alacağın tahsili için dava dışı işçinin ... 5.İcra müdürlüğünün 2013/952 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, icra dosyasına 5.701,72-TL ödeme yaptığını belirterek 5.701,72-TL"nin ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... İnş. Tem. Taşımacılık Gıda ve San ve Tic. Ltd. Şti. ile ... İnş. Tem. Tek. Ürün. Mob. Oto Tarım Pet. Gıda İth. İhr. Tic. ve San. Ltd. Şti., davanın reddini dilemiş; diğer davalılar cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile 5.701,72 TL"nin 15/11/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı ... İnş. Tem. Taşımacılık Gıda ve San ve Tic. Ltd. Şti. tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, asıl işveren davacı kurumda, davalı şirketler tarafından çalıştırılan işçinin açmış olduğu dava sonrasında ödemek zorunda kaldığı miktarın rücuen tahsili istemine ilişkindir.
4857 sayılı İş Kanununun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır.
Dava konusu olayda da davacı idare ile davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu’ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müteselsilen sorumludurlar. Bu düzenleme, işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla yapılmış olup, sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir.
Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. (Mülga Borçlar Kanunu’nun 146.) maddesinde düzenlenen, “Aksi karalaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir.
İşte müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ... olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; davacı idare ile davalı şirketler arasında imzalanmış olan sözleşme ve sözleşmenin eki niteliğindeki Teknik Şartnamedeki hükümler değerlendirilerek alınan 02.10.2015 tarihli bilirkişi raporunda her bir şirketin kendi dönemi ile sorumlu olduğu bedeller belirlenerek davacının rücuen tahsilini talep edebileceği miktarlar açıklanmıştır.
Mahkemece, 02.10.2015 tarihli bilirkişi raporu değerlendirilip temyiz eden davalı ... İnş. Tem. Taşımacılık Gıda ve San ve Tic. Ltd. Şti.’nin kendi dönemi ile sınırlı işçilik alacaklarından sorumlu olacağı dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken, bu husus göz ardı edilerek yazılı şekilde ödenen tüm bedelden müteselsil sorumlu tutularak karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı ... İNŞ. TEM. TAŞIMACILIK GIDA VE SAN VE TİC. LTD. ŞTİ yararına BOZULMASINA, peşin alınan 29,20 TL harcın istek halinde davalı ... İnşa. Tic. Ltd. Şti."ne iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 24/01/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.