10. Hukuk Dairesi 2020/4499 E. , 2021/7237 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
Dava, kurum işleminin iptaliyle yersiz aylık kapsamında borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı kurum avukatı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9 Hukuk Dairesince İstinaf başvurusunun kabulüne, davanın reddine karar verilmiştir.
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9 Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili, davacının, 01.12.1980 tarihinde SSK sigortalısı olarak çalışmaya başladığını, 31.12.2006 tarihinde ..."a ait ... ünvanlı işyerinden emekliye ayrıldığını, aynı işyerinde yeniden çalışmaya başladığını, işveren tarafından çalışmaları SGK"ya bildirilmediği için hizmet tespit davası açıldığını, Ayvalık Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından davacının, ..."a ait işyerinde 01.01.2007-08.07.2007 ve 01.04.2008-30.04.2009 tarihleri arasında toplam 577 gün hizmet akdi ile çalıştığının tespitine karar verildiğini, davalı Kurumun söz konusu mahkeme kararına istinaden davacı hakkında 506 sayılı Yasanın 63. maddesinin A bendi hükmünü uyguladığını, davacının 63/A bendine göre işlem yapılmasını tercih etmiş gibi aylık başlangıç tarihini değiştirdiğini ve ödenen aylıklar yönünden 30.162,44 TL borç tahakkuk ettirdiğini, 506 sayılı Yasanın 63. maddesinin yaşlılık aylığı alanlara aylıkları kesilmeksizin çalışma hakkı tanıdığını, yaşlılık aylığı alanların yeniden çalışması halinde isterlerse aylıklarının kesileceğini ve çalıştığı günler nazara alınarak yeniden aylık bağlanacağını, isterlerse aylıklarını almaya devam edip aylıklarından sosyal güvenlik destek primi kesileceğini öngördüğünü, davacının 506 sayılı Yasanın 63. maddesinin B bendinde yer alan aylığı kesilmeksizin çalışmayı tercih ettiğinden tahakkuk ettirilen 30.162,44 TL borcun iptal edilmesine, davacıya bağlanan yaşlılık aylığının yeniden ve kaldığı yerden ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum işlemlerinin mevzuata uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Davalı Kurumun, davacıya 01/04/2007 tarihinde bağlanan yaşlılık aylığını iptal eden ve 01/04/2007-30/04/2009 tarihleri arasında ödenen aylıkları yönünden davacıya borç tahakkuk ettiren işleminin iptali ile, davacıya 01/04/2007 tarihinde yaşlılık aylığı bağlanma işleminin geçerli olduğunun tespitine karar verilmiştir.
B)BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI:
Bölge Adliye Mahkemesi “Somut olayda, davacının yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu 14.03.2007 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamında çalışmakta olduğu dolayısıyla işten ayrılma koşulunun gerçekleşmediği kesinleşmiş mahkeme kararı ile sabittir. 506 sayılı Yasa"nın 62. maddesinde belirtilen işten ayrılma şartı gerçekleşmediğinden dolayısıyla davacıya 01.04.2007 tarihinde bağlanan yaşlılık aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işlemi yerinde olduğundan davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi yerinde bulunmamıştır.”gerekçesiyle;
1-Davalı Kurumun istinaf başvurusunun kabulü ile Balıkesir 2. İş Mahkemesi"nin 22/11/2018 tarih ve 2017/565 Esas 2018/396 Karar sayılı kararının ortadan kaldırılmasına,
2- Davanın reddine, karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili, usul ve yasaya uygun olmayan bölge adliye mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
5510 Sayılı Kanunun 28/8.maddesi; “(Değişik fıkra: 17/4/2008-5754/16 md.) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen yaşlılık aylıklarından yararlanabilmek için, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sigortalının çalıştığı işten ayrıldıktan, (b) bendinde belirtilen sigortalının sigortalılığa esas faaliyete son verip vermeyeceğini beyan ettikten sonra yazılı istekte bulunmaları, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde belirtilen sigortalıların ise istekleri üzerine yetkili makamdan emekliye sevk onayı alındıktan sonra ilişiklerinin kesilmesi şarttır.”
Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin bazı geçiş hükümleri başlıklı Geçici 1.maddesi (Değişik: 17/4/2008-5754/68 md.) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ve bu Kanunla mülga 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında kabul edilir.
Mülga 506 sayılı Kanunun 62/1. maddesi, “Sigortalı olarak çalıştığı işten ayrıldıktan sonra yazılı istekte bulunan ve yaşlılık aylığına hak kazanan sigortalıya bu isteğinden sonraki aybaşından başlanarak yaşlılık aylığı bağlanır.”
Yine mülga 506 sayılı Kanunun 60/h maddesi ise; “Bu maddede belirtilen yaşlılık aylıklarından yararlanabilmek için, sigortalının çalıştığı işten ayrılması ve yazılı istekte bulunması şarttır.”hükümlerini içermektedir.
Yasal düzenlemeler doğrultusunda dava dosyası incelendiğinde,davacının 18.1.2011 tahsis talebinde bulunduğu, davacının İlk işe girişinin 1992 yılı olması dolayısıyla aylık bağlama şartlarını taşımadığından bahisle tahsis talebinin kurumca reddedildiği, davacının işten ayrılmadan çalışmaya devam ettiği, bu sırada 7.6.2011 tarihinde açtığı dava ile sigortalılık başlangıcının 1.7.1982 tarihi olduğunun tespitini istediği, Bakırköy 2.İş Mahkemesince açılan davanın kabulü ile sigortalılık başlangıcının 1.7.1982 tarihi olduğunun ve bu tarihin emeklilik hesabında dikkate alınması gerektiğinin tespitine karar verildiği, kararın Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2012/22009 esas ve 2012/21637 karar sayılı, 29.11.2012 tarihli ilamı ile onanarak kesinleştiği, davacının kuruma müracaat ederek kesinleşen karara göre 18.1.2011 tarihli tahsis talebine istinaden aylık bağlanmasını talep ettiği, fakat kurum tarafından aylık bağlanmaması üzerine davacı tarafından 2.8.2013 tarihinde verilen 2. talebe istinaden aylık bağlandığı, davacının ilk tahsis talebiyle 2. tahsis talebi arasında kalan süreye ilişkin birikmiş aylıkların ödenmesine ilişkin talebinin de davalı kurumca reddedildiği anlaşılmaktadır.
Eldeki davada ilk derece Mahkemesi tarafından davanın kabulüne, istinaf mahkemesi ise ilk tahsis talep tarihinde davacının çalıştığı işten ayrılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
Davanın yasal dayanaklarından olan mülga 506 sayılı yasanın 62. maddesindeki “....çalıştığı işten ayrıldıktan sonra...” ibaresinin önüne gelen başka bir uyuşmazlık nedeniyle Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından Anayasanın 2,10,48,49 ve 60.maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptali için Anayasa Mahkemesine itiraz yoluna başvurulmuş, Anayasa Mahkemesi 2019/104 esas, 2021/13 karar ve 14.1.2021 tarihli kararı ile “17.7.1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun mülga 62. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “....çalıştığı işten ayrıldıktan sonra...” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline” karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun Gerekçe ile Bağlı Olmama başlıklı 29.maddesi; “Anayasa Mahkemesi, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya aykırlığı hususunda ilgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmaya mecbur değildir. Anayasa Mahkemesi, taleple bağlı kalmak kaydıyla başka gerekçe ile de Anayasaya aykırılık kararı verebilir.
Ancak, başvuru, kanunun, kanun hükmünde kararnamenin veya İçtüzüğün sadece belirli Madde veya hükümleri aleyhinde yapılmış olup da, bu belirli Madde veya hükümlerin iptali kanunun, kanun hükmünde kararnamenin veya İçtüzüğün bazı hükümlerinin veya tamamının uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa, Anayasa Mahkemesi, keyfiyeti gerekçesinde belirtmek şartıyla, kanun"un, kanun hükmünde kararnamenin veya İçtüzüğün bahis konusu öteki hükümlerinin veya tümünün iptaline karar verebilir.” amir hükmü gereği 506 sayılı Kanunun 60/h bendindeki işten ayrılma koşuluna ilişkin düzenlemeyi de iptal edebilecek olmasına karşın sadece 62. maddesindeki ibarenin iptal edilmiş olması sigortalılar aleyhine olan durumun devamına imkan sağlamakta ise de, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçesinden de anlaşılacağı üzere işten ayrılma koşulunu özünde Anayasaya aykırı kabul ettiği belirgindir.
Açıklanan nedenlerle 506 sayılı yasanın mülga 62. maddesindeki “çalıştığı işten ayrıldıktan sonra” ibaresinin Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edildiği hususu da dikkate alınarak, yapılacak değerlendirme ile karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK"nın 373/2. maddesi gereği BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 31.05.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.