23. Hukuk Dairesi 2014/441 E. , 2014/5940 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 06/06/2013
NUMARASI : 2008/352-2013/144
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkilinin, davalı kooperatifin üyesi olduğunu, kooperatif genel kurulunca alınan karar doğrultusunda yönetim tarafından tespit ettirilen konut maliyet bedelinin 70.851,00 TL olduğunu, buna ek olarak arsa ve şerefiye bedeli olarak 12.806,00 TL talep edildiğini, bu hesaplamaların genel kurulda görüşülüp onaylanmadığını, net bir bedel kabulünün gerçekleşmediğini, bu maliyet bedelinin yönetim kurulunun verdiği bilgi ve talimatlara göre tespit edildiğini, hesaplama yönteminin neye dayanarak yapıldığının açıklanmadığını, maliyetlerin ticari amaçla yapılan ve satılan konutlarla aynı ve hatta daha yüksek çıktığını, kooperatifin tüm inşaatlarının tamamlanmasının üzerinden 10 yıl geçmiş olmasına rağmen kur"aların tamamlanmadığını, müvekkilinden, kur"aya katılmamış üye olarak 48.132,00 TL"nin bir defada ve konutun teslim tarihi beklenmeden derhal talep edilmesinin kanuna, anasözleşmeye aykırı olduğunu, inşaatlarının uzaması, kooperatifin zarar ve maliyetlerini yükseltmişse de bu maliyetin tüm üyelere eşit olarak yansıtılması gerektiğini, kısmi olarak ferdileşmeye gidilmesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ileri sürerek, hukuka aykırı olarak tespit ve talep edilen bedellerin dayanağı olan genel kurul kararının geçersizliğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiş, 06.06.2013 tarihli oturumda, davanın kooperatifçe gönderilen ihtarnamede belirtilen 48.132,00 TL ile ilgili borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olduğu açıklanmıştır.
Davalı vekili, 02.07.2006 tarihli genel kurulda konutların kesin maliyet bedellerinin çıkartılması, yapılan ödemelerin endekslenerek değer kazandırılması hususunda karar alındığını ve yönetim kuruluna yetki verildiğini, dolayısıyla genel kurul onayının peşinen alındığını, hesaplamaların bilimsel kriterler dikkate alınmak suretiyle objektif olarak yapıldığını, yaşanan krizler nedeniyle kooperatifin ciddi ekonomik sorunlar yaşadığını, bunun da konutların imalatını yavaşlattığını ve teslimatların geciktiğini, itiraz edilen hususların yer aldığı 2006, 2007 ve 2008 yılları olağan genel kurul kararlarının iptalinin istenmediğini ve tüm üyeler için bağlayıcı olduğunu, iptal edilmemiş genel kurul kararına dayanılarak yapılan hesaplamaların ve bakiye aidat borçlarına itiraz edilmesinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacıdan talep edilen konut maliyet bedelinden davacının ödemelerinin güncelleştirilmiş değerinin düşülmesi sonucu bulunan 48.132,00 TL miktarında davacının borçlu olup olmadığına ilişkin olduğu, 02.07.2006 tarihli genel kurulda alınan karar doğrultusunda davalı kooperatif yönetim kurulunun ....... San. Ltd. Şti. aracılığıyla maliyet hesabı yaptırdığı, hazırlanan raporun, davacıya anasözleşme hükmü uyarınca tebliğ edildiğine ilişkin bir bilgi ve belge bulunmadığı, tebliğe dair kooperatif tarafından savunma da yapılmadığı, yani maliyet bedelinin anasözleşmenin 61. maddesi gereği davacı açısından kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, şerefiye bedelinin, bir konutun diğer bir konuta göre eksi ya da artı değer farkı nedeniyle bir diğer konut malikine ödemesi gereken rakam olduğu ve maliyet hesabına dahil edilmesinin mümkün olmadığı, davalı tarafça 08.07.2007 tarihli genel kurulunda kesin maliyet hesaplarının çıkarılmasından sonra bu rakamın üye aidat borcu olarak kabul edileceği hususunda karar alındığı belirtilmişse de, kesin maliyet hesabının anasözleşmeye aykırı biçimde hesaplanmış olması ve kesinleşmemiş olması nedeniyle bu bedelin aidat borcu olduğunun kabulüne imkân olmadığı, esasen konut maliyet bedellerinin belirlenmesinin kooperatifçe yerine getirilecek bir işlem olduğu, anasözleşme ve Yüksek Mahkeme uygulamaları gereği mahkeme aracılığıyla maliyet bedel hesabı yapılması mümkün gözükmese de taraflar arasında ki muarazanın çözümlenmesi için kesin maliyet bedeli konusunda mahkemece hesap yaptırılması gerektiği, anasözleşmenin 61. maddesine uygun olarak yapılan hesaplama sonucu kesin maliyet bedelinin 71.297,84 TL olduğu, 63. maddeye göre davacının yaptığı ödemelerin endekslenmesi sonucu bulunan 35.524,00 TL"nin, yine 63. maddeye göre kira geliri kaybı olarak hesaplanan 24.154,00 TL"nin mahsubu ile davacıdan 11.619,84 TL talep edilebileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, davacının davalıya 11.619,84 TL borçlu olduğunun, fazlası kadar borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Davalı vekilinin temyiz itirazları yönünden;
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Davacı, davalı kooperatife 48.132,00 TL borçlu olmadığının tespitini istemiş olup; yapılan yargılama sonucunda davanın 36.512,16 TL"lik kısmı kabul edilmiş,davacının bu miktarda borcunun bulunmadığı kabul edilerek, 11.619,84 TL borcunun bulunduğunun tespitine karar verilmiştir. Ret ve kabul oranları açıklanan şekilde olmasına rağmen, mahkemece, kabul edilen kısım 11.619,84 TL, reddedilen kısım 36.512,16 TL"ymiş gibi hesaplama yapılmıştır. Buna göre, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davacı yararına 4.266,34 TL vekalet ücretine, hükmedilmesi gerekirken 1.394,38 TL vekalet ücretine hükmedilmesi, davalı yararına 1.394,38 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, 4.266,34 TL vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.
Öte yandan, HMK"nın 326/2. maddesi uyarınca yargılama giderlerinin taraflar arasında davanın kabul ve red oranına göre paylaştırılması gerekir. Davanın kabul oranına göre davacı tarafça yapılan 1.205,63 TL yargılama giderinin, 916,28 TL"sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesi ve kalanın davacı üzerinde bırakılması; ayrıca red oranına göre davalı tarafça yapılan 975,00 TL yargılama giderinin, 234,00 TL"sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesi ve kalanın davalı üzerinde bırakılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması da hatalı olmuştur.
Anılan bu nedenlerle hükmün bozulması gerekmekteyse de bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, kararın HUMK" nın 438/7. maddesi uyarınca aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın, hüküm fıkrasının 3 numaralı bendinde yer alan "291,05" rakamının hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine "916,28" rakamının yazılması; 4 numaralı bentte yer alan " 710,00" rakamının çıkartılarak yerine "234,00" rakamının yazılması; 5. bentte yer alan "1.394,38" rakamının çıkartılarak yerine "4.266,34" rakamının yazılması; 6. bentte yer alan "4.266,34" rakamının çıkartılarak yerine "1.394,38" rakamının yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, davacıdan peşin alınan harcın istek halinde iadesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.