23. Hukuk Dairesi 2014/6029 E. , 2014/5859 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Gaziantep 2. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 04/10/2013
NUMARASI : 2013/552-2013/614
Taraflar arasındaki sıra cetveline şikayetin yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı şikayetin usulden reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde şikayetçi vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Şikayetçi vekili, müvekkilinin, şikayet olunan borçluya ait taşınmaza dava dışı alacaklı S.G.K."dan evvel haciz koyduğunu, üstelik alacağı ilama dayalı nafaka alacağı olduğu halde, İcra Müdürü tarafından sadece bir aylık nafaka alacağı öncelikli kabul edilip diğer kısmının adi alacak olarak değerlendirilerek diğer alacaklı S.G.K. ile garameten paylaştırma yapılmasının yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, Gaziantep 2. İcra Müdürlüğü"nün 2007/11034 Esas sayılı dosyasında yapılan 12.09.2013 tarihli sıra cetvelinin iptalini talep etmiştir.
Mahkemece, duruşma açılmaksızın dava dosya ve icra takip dosyası üzerinde yapılan incelemeye göre, aynı konuda Gaziantep 2. İcra Hukuk Mahkemesi"nin 2013/541 Esas, 2013/595 Karar sayılı ilamıyla şikayetin reddine karar verildiği, karar kesinleşmediğinden, tarafları, konusu aynı olan olan işbu davada derdestlik oluştuğu gerekçesiyle, HMK"nın 114/1 ve 115/2 maddeleri uyarınca şikayetin usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, şikayetçi vekili temyiz etmiştir.
1-Şikayet, sıra cetvelinde sıraya ilişkindir.
Mahkemece, derdest olduğu kabul edilen Gaziantep 2. İcra Mahkemesi"nin 2013/541 E. ve 2013/595 K. sayılı dosyasında, alacaklı B.. T.. vekilinin, icra dosyasına gelen paranın garameten paylaştırılmayarak kendilerine ödenmesi talebinin reddine ilişkin 12.09.2013 tarihli icra memuru işleminin İİK"nın 16. maddesine dayalı olarak şikayete konu edildiği, işbu şikayetin ise İİK"nın 142/son maddesi hükmüne dayalı olarak 12.09.2013 tarihli sıra cetvelinde sıraya yönelik olduğu, her iki şikayetin konusunun, sebebinin ve neticei talebinin farklı olduğu anlaşıldığından, mahkemenin işbu davanın derdest nitelikte olduğu yolundaki kabulünde isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan ülkemizin de tarafı olduğu ve Anayasa"nın 90. maddesi gereği iç hukukun bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi"nin 6, 1982 Anayasası"nın 36. maddesinde adil yargılanma hakkına yer verilmiştir. 1086 sayılı HUMK"nın 73. maddesi " Kanun"un gösterdiği istisnalar haricinde hakim her iki tarafı istima veyahut iddia ve müdafaalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere tevfikan davet etmedikçe hükmünü veremez" hükmünü içermektedir. 6100 sayılı HMK"nın 27. maddesinde ise adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olarak hukuki dinlenilme hakkı düzenlenmiş, bu hakkın, yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirme yapmasını da içerdiği belirtilmiştir. İİK"nın 18/3. maddesinde " Aksine hüküm bulunmayan hallerde icra mahkemesi, şikayet konusu işlemi yapan icra dairesinin açıklama yapmasına ve duruşma yapılmasına gerek olup olmadığını takdir eder; duruşma yapılmasını uygun gördüğü takdirde ilgilileri en kısa zamanda duruşmaya çağırır ve gelmeseler bile gereken kararı verir." hükmüne yer verilmiştir. Kanunda açıklık bulunmayan hallerde, duruşma yapılıp yapılmayacağı hakimin takdirine bırakılmış ise de; öngörülen takdir hakkı mutlak bir seçimlik hak olmayıp, halin icabına göre değerlendirilmesi gereken bir takdir hakkıdır. Sıra cetveline karşı şikayette bulunulması halinde bu takdir hakkının duruşma yapılarak kullanılması kanunun amacına uygun düşer. Mahkemenin takdirine göre duruşma açılmasının gerekli görüldüğü hallerde ilgililerin duruşmaya çağrılması yasal bir gerekliliktir. Şikayet sonunda hakları haleldar olabilecek alacaklıların savunma haklarını kullanabilmeleri ve adalet dengesinin sağlanabilmesi bakımından takdir hakkı, duruşma açılması yönünde kullanılmalıdır. Mahkemece, şikayet dilekçesi şikayet olunana tebliğe çıkarılmış ise de, duruşma günü belirlenmemiş ve taraf vekillerine tebliğ edilmemiş olup, yargılamanın 6100 sayılı HMK"da düzenlenen ilkelere göre yürütülüp sonuçlandırılması gerektiğinden dosya üzerinden hüküm kurulması da doğru olmamıştır
Diğer yandan İİK"nın 142/1. maddesi hükmüne göre, "cetvel suretinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde her alacaklı takibin icra edildiği mahal mahkemesinde alakadarlar aleyhine dava etmek suretiyle cetvel münderecatına itiraz edebilir." Anılan hükümde yer alan "alakadarlar" ifadesi, kural olarak borçluyu değil, şikayet eden alacaklıdan sıra itibariyle önce olan alacaklıları ifade eder. Şikayet, kural olarak şikayet edene göre sıra cetvelinde öncelikli olan ya da aynı derecede hacze iştirak eden alacaklılara yöneltilmelidir. Somut olayda, borçlunun hasım olarak gösterilmesi suretiyle şikayette bulunulması doğru olmayıp sıra cetvelinde kendisine pay ayrılan ve şikayet sonucundan etkilenecek olan alacaklılar da yargılamaya dahil edilmeli, onlar hakkında da hüküm kurulmalıdır. Şikayette hasım gösterilmemesi ya da eksik veya yanlış kişiye husumet tevcih edilmesi talebin reddini gerektirmez. Bu durumda mahkemece şikayetçiye sıra cetvelinde sırasına itiraz edilen alacaklıya, somut olayda SGK"na husumet tevcihi yönünde HMK"nın 119/2. maddesi uyarınca kesin süre verilip bu alacaklının da davaya dahil edilmesi, şikayet dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilerek, taraf teşkilinin sağlanması, varsa savunma ve delilleri değerlendirilerek uyuşmazlığın incelenmesi gerekirken, taraf teşkili yapılmadan hüküm kurulması doğru olmamıştır
SONUÇ :Yukarıda açıklanan nedenlerle, şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının kabulu ile hükmün şikayetçi yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.