Abaküs Yazılım
23. Ceza Dairesi
Esas No: 2016/11778
Karar No: 2016/8447
Karar Tarihi: 29.09.2016

Yargıtay 23. Ceza Dairesi 2016/11778 Esas 2016/8447 Karar Sayılı İlamı

23. Ceza Dairesi         2016/11778 E.  ,  2016/8447 K.

    "İçtihat Metni"


    Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
    Nitelikli dolandırıcılık suçundan sanıklar ..., ... ve ...’un , TCK"nın 158/1-e,43,62/1,52/2,53. maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 40.880 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair...2. Ağır Ceza Mahkemesi"nin 19/01/2016 tarihli ve 2015/66 esas, 2016/21 sayılı karar lehine vaki temyiz istemi üzerine onama talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"nın 11/04/2016 tarih ve 2016/123374 sayılı tebliğnamesi ile dairemize gönderilmiş, Dairemizin 15/06/2016 tarih ve 2016/8140 Esas, 2016/7747 karar sayılı ilamıyla hükmün onanmasına karar verilmiştir.
    6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun"un yürürlüğe girmesi üzerine anılan Kanun"un 99. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK"nın 308. maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"ndan yapılan itiraz üzerine dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü.
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"nın itiraz dilekçesinde ileri sürülen düşünce yerinde görülmediğinden REDDİNE,
    Dairemizin 15/06/2016 tarih ve 2016/8140 Esas, 2016/7747 sayılı kararının KALDIRILMASINA YER OLMADIĞINA, itirazın incelenmesi için dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurul Başkanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"na GÖNDERİLMESİNE, 29.09.2016 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.


    KARŞI OY:
    Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında "Nitelikli Dolandırıcılık ve Resmi Belgede Sahtecilik" suçlarından açılan kamu davası üzerine yapılan yargılama sonucunda;
    ...Ağır Ceza Mahkemesinin 18/02/2011 tarihli ve 2009/508 Esas, 2011/61 Karar sayılı ilâmı ile adı geçen sanıklar hakkında CMUK." un 223/2-b maddesi gereğince ayrı ayrı "Beraat" kararı verilmiş, katılan vekilinin temyiz talebi üzerine Dairemizin 08/04/2015 gün ve 2015/463 Esas, 2015/480 Karar sayılı ilâmı ile;

    Sanık ..."in hüküm tarihinden sonra vefat etmesi nedeniyle TCK.nun 64/1 maddesi gereğince mahkemesince değerlendirme yapılması gerektiğinden,
    Diğer sanıklar yönünden ise;
    Sanık ...’in ... Merkez Ajanlığına sonradan usulsüz bir şekilde kaydedildiği 01.04.1970 tarihli noter onaylı Üye Kayıt Defterinde bariz bir şekilde görüldüğü halde, eski İl Müdür Yardımcısı ... ve ... tarafından söz konusu kaydın usulüne uygun ve geçerli olduğuna dair resmi evrak tanzim edildiği, böylece ... adlı sigortalıya ... Merkez Ajanlığı üyeliği dolayısıyla, 22.03.1985 tarihinden vergi kaydının yeniden başladığı 11.10.1993 tarihine kadar toplam 8 yıl 6 ay 19 gün usulsüz Bağ-Kur hizmeti verildiği, 30.04.1998 tarihli talebine istinaden de kendisine 01.05.1998 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, sanık ..."in usulsüz olarak tahsis edilen meslek odası kaydına nazaran haksız kazanmış olduğu süre nedeni ile kamu kurumunu zarara uğrattıkları hususunun, dosyada mevcut soruşturma raporu ve diğer delillerle sabit olmasına rağmen bu usulsüzlükleri karşılamayan yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak sanıkların beraatine hükmolunması gerekçesi ile "BOZULMASINA" karar verilmiştir.
    Anılan mahkemece yeniden yapılan yargılama neticesinde; 19/01/2016 tarih ve 2015/66 Esas, 2016/21 Karar sayılı ilâm ile sanık Fahreddin Mercan hakkında yakalanamaması nedeniyle evrakının tefrikine, 05/07/2011 tarihinde vefat eden sanık ... hakkında TCK.nun 64/1 ve ...nun 223/8 maddeleri gereğince kamu davasının düşürülmesine, diğer sanıklar ..., ... ve ... hakkında "Resmi Belgede Sahtecilik" suçundan 765 sayılı TCK.nun 102/3, 104/2 ve ...nun 223/8 maddeleri uyarınca düşme, "Nitelikli Dolandırcılık" suçundan ise TCK.nun 158/1-e-son 2. cümle, 43, 62, 52/2, 52/4, 53. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 40.880 TL adli para cezasına hükmedildiği, kararın sanıklar ..., ... ve ... müdafileri ile Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 15/06/2016 gün ve 2016/8140 Esas, 2016/7747 Karar sayılı ilâmı ile "ONANMASINA" karar verildiği,
    Görülmüştür.
    Dairemizce verilen bu Onama kararına Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 25.07.2016 tarin ve KD-2016/123374 sayı ile;
    “1) Oluşa Göre;
    Vefat etmesi nedeniyle hakkında düşme kararı verilen sanık ..."in emeklilik hakkını kazanması için geçmişe dönük hizmet kazandırıcı belge niteliğindeki suça konu 21/04/1998 ve 27/04/1998 tarihli sahte belgeler ile 10/08/1979 tarihinden itibaren kesintisiz devam eden meslek odası üyeliği verilerek, 29/09/2006 tarihine kadar emekli maaşı alınması sağlanarak kamu zararına sebebiyet verildiği iddia edilen olayda, sanık ... yönünden nitelikli dolandırıcılık suçunun menfaatin temin edildiği son maaş alındığı 29/09/2006 tarihi olarak kabulü gerekirken diğer sanıkların 1998 ve 1999 yıllarında çalıştıkları kurumdan ayrılmaları, sanık ..."in maaş almaya devam ederek temin ettiği menfaate bir katkılarının bulunmaması karşısında, sanıklar ..., ... ve ..."un üzerine atılı bulunan nitelikli dolandırıcılık suçunun temadi ettiğinin kabul edilemeyeceği, bu sanıklar yönünden suç

    tarihinin sanık ..."e emekli maaşının bağlandığı 01/05/1998 olarak kabulünün gerektiği ve suç tarihi itibariyle sanıkların zamanaşımı yönünden lehlerine olan 765 sayılı TCK.nın 504. maddesine uyan eylemleri için anılan Yasa"nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık olağanüstü zamanaşımının; suç tarihinden hüküm tarihine kadar geçen sürede dolduğunun anlaşılması nedeniyle haklarında zamanaşımı nedeniyle kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmemiştir.
    2) Kabule Göre;
    Sanık ... 20/07/2016 tarihli itiraz dilekçesinde, üzerine atılı suçtan dolayı ceza alacağını düşünmediğini, beklemediği şekilde ceza alınca dava dosyasındaki suça konu belgeyi incelediğini ve üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını fark ettiğini beyan etmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından sanığın bu iddiasının da değerledirilme dışı bırakılamayacağı, suça konu belge üzerinde imza ve yazı incelemesi yaptırılması gerektiği açıktır.
    Açıklanan nedenlerle, sanıklar ..., ... ve ... hakkında 765 sayılı TCK."nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık olağanüstü zamanaşımının suç tarihinden hüküm tarihine kadar geçen sürede dolduğunun anlaşılması nedeniyle hükmün BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesi gereğince sanıklar hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE karar verilmesi yoluna gidilmelidir.”
    Gerekçeleriyle dairemizin Onama kararına itiraz edilmiştir.
    Mahkemenin 19.01.2016 tarih ve 2015/66 Esas, 2016/21 sayılı kararının incelenmesinde;
    “Sanıklar ..., ... ve Mehmet Behlül Yavuz"un yukarıda belirtildiği üzere üzerlerine atılı kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçlarını işlediklerinin sabit olduğu, ancak sanıkların düzenlemiş oldukları gerçeğe aykırı belgeye dayanılarak sanık ..."e SGK tarafından 2006 yılına kadar emekli aylığı ödendiği dosya kapsamından sabit olduğundan, sanıklar bakımından kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçunun zincirleme biçiminde 2006 yılına kadar devam ettiği ve bu suretle kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçu yönünden suç tarihinin 2006 tarihi olduğu anlaşılmıştır.”
    Şeklindeki gerekçe ile dolandırıcılık suçuna esas sahte resmi evrak tanzim tarihini 27.04.1998 olarak kabul etmesine rağmen dolandırıcılık suçunun 2006 yılına kadar temadi ettiği gerekçesiyle 5237 sayılı Yasa"nın 158/1-e son md. gereğince hüküm kurulmuştur.
    Sanıkların Resmi Belgede Sahtecilik suçlarının ise suç tarihi belgenin düzenlendiği 27.04.1998 olarak kabul edilmiş, eylemleri 765 sayılı TCK"nun 339. maddesi kapsamında mütalaa ederek aynı Kanu"nun 102/4 ve 104/2 maddeleri gereğince zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmiştir.
    Bilindiği gibi uygulamada Mütemadi Suç tipi gerek 765 sayılı Yasa"nın yürürlükte bulunduğu dönemde, gerekse 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun uygulamasında sınırlı sayıda suçlar için (Örneğin; hürriyeti tahdit, Alıkoyma vb.) uygulanmış, insanların bir kez işlediği ve elini çektiği suçlar bakımından uzun yıllar/belki de ömür boyu soruşturma veya kovuşturma tehdidi altında yaşamaları öngörülmemiştir.

    Nitekim dosya kapsamından sanıkların suç işledikleri tarihte çalıştıkları kurumdan 1998 ve 1999 yılları itibariyle de ayrıldıkları anlaşılmaktadır.
    Türk doktrininde de genellikle hareketten doğan neticenin devam ettiği suçlara mütemadi suç denilmekte, her suçta bir neticenin bulunduğu fikri kabul edilmemektedir.
    Nitekim; “Netice ancak suçu kanuni tanımında hareketten bağımsız olarak ayrıca gösterildiği taktirde bir unsur olarak hesaba katılmalıdır. Kaldı ki neticenin tek başına, hareketten bağımsız olarak devam etmesi mümkün de değildir. Netice hareketin bir sonucu olduğuna göre, neticenin devamı mantıken ancak hareketin sürdürülmesiyle mümkündür. Bu itibarla mütemadi suçta devam eden netice değil, esasen suçun kanuni tanımında gösterilen harekettir.
    Bize göre de mütemadi suç bir suçun kanuni tanımda gösterilen hareketin icrasının devam ettiği suçlardır.
    Mütemadi suçlarda fiilin icrası devam ettiği sürece, fiilin ifade ettiği haksızlık da işlenmeye devam etmektedir. Mütemadi suçlarda, sadece haksız duruma sebebiyet vermek değil, bununla birlikte onun sürdürülmesi de kanuni tipi gerçekleştirmektedir.” (Koca/Üzülmez,Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler(8) Seçkin Yayınları s.114-115) denilerek icra hareketleri devam etmeyen suçlarda temadiden söz edilemeyeceği belirtilmektedir.
    Belirtilen nedenlerle;
    Sanıkların üzerlerine atılı suçun suç tarihinin ölen sanık ..."e emekli maaşının bağlandığı 01.05.1998 tarihi olarak kabul edilmesinin gerektiği, dolayısıyla temadi niteliği olmayan suç hakkında uygulanacak kanun ve maddesinin suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 saylı TCK"nun 504 üncü maddesinin olduğu, aradan geçen süre nazara alınarak aynı Kanun"un 102/4 ve 104/2 maddeleri gereğince sanıklar hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmesi gerektiği,
    Sonuç olarak;
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"nın yukarıda gerekçeleri yazılı 25.07.2016 tarih ve KD-2016/123374 sayı ile yapılan itirazının, olayın oluşuna, atılı dolandırıcılık suçunun niteliğine ve mevcut delil durumuna göre usul ve hukuka uygun olduğu kanaati ile İtirazın KABULÜ görüşünde olduğumuzdan Dairemizin İtirazın Reddine ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.









    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi