16. Hukuk Dairesi 2017/2755 E. , 2021/1650 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
...
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay"ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu, ... Köyü çalışma alanında bulunan 150 ada 93 parsel sayılı 945,46 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, incirlik vasfıyla davalı ... adına tespit ve tescil edildikten sonra, hükmen palamutluk vasfı ile davalı ... adına tescil edilmiştir. Davacı ..., irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, usule ilişkin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli 150 ada 93 parsel sayılı taşınmazın tapusunun iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, Nazilli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2006/162 Esas, 2006/205 Karar sayılı ilamıyla kesinleşen yerler ile çekişmeli taşınmazın hükmen tesciline esas Nazilli 1. ASHM’nin 2011/151 Esas, 2011/193 Karar sayılı dosyasındaki yerlerin aynı olmadığı, dolayısıyla çekişmeli taşınmazla ilgili olarak kesin hüküm bulunmadığı ve davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Çekişmeli taşınmaz, hibe ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği nedeni ile ... adına tespit ve tescil edildikten sonra, Hazine tarafından, çekişmeli taşınmazın Nazilli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2006/162 Esas, 2006/205 Karar sayılı ilamı ile adına tescil edilen ve anılan dosyadaki 06.5.2002 tarihli fen bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen yer olduğu ve bu dosyada taşınmazın zilyetlikle iktisabı mümkün olan yerlerden olmadığı gibi şahıslar yararına zilyetlikle kazanım koşullarının da oluşmadığının belirlendiği iddiasıyla, tapu kayıt maliki ... aleyhine açılan davanın yargılaması sonucunda, Nazilli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 25.3.2009 tarih 2007/149 Esas, 2009/42 Karar sayılı kararı ile, "çekişmeli taşınmazın Nazilli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2006/162 Esas, 2006/205 Karar sayılı dosyasında dava konusu edilen taşınmaz ile aynı taşınmaz olduğu, anılan dava dosyasında verilen ret kararının Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği ve taşınmazın Hazine adına tescili yönünde kesin hüküm bulunduğu" gerekçesi ile çekişmeli taşınmazın "palamutluk" vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmiş, iş bu hüküm, Hazine tarafından yargılama gideri ve vekalet ücretine yönelik olarak temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi tarafından "Mahkemece kesin hüküm nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına" değinilerek bozulmuş, sonraki tarihli aynı yöndeki karar ise Yargıtay’ın "düzeltilerek onama" kararı üzerine 20.06.2012 tarihinde kesinleşmiştir. Taşınmazın hükmen Hazine adına tesciline esas olan dosya içeriğinde belirtilen Nazilli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2006/162 Esas, 2006/205 Karar sayılı dava dosyası incelendiğinde ise, davacılar ...,... tarafından, Hazine ve Köy Tüzel Kişiliği aleyhine, tescil istemiyle dava açıldığı, yargılama sonucunda, "orman mühendisi bilirkişi raporunu esas alarak dava konusu taşınmazın yüksek yamaç meyili, taşınmaya müsait toprak yapıları nedeniyle toprak muhafaza karakteri taşıması, anlamlı bir imar-ihya çalışması görmediği, tarımsal kullanıma uygunluk göstermediği, tarımsal kullanıma son verilmesi durumunda makul bir süre içinde doğal bitki örtüsüne kavuşma potansiyeline sahip olduğu açıklanarak davanın reddine karar verilmesi" gereğine değinilen bozma ilamına uyularak davanın reddine ve dava konusu taşınmaz bölümlerinin "palamutluk" vasfı ile Hazine adına tesciline karar verildiği ve temyiz isteğinin süre yönünden reddine karar verilmekle hükmün 28.02.2007 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Buna göre; Nazilli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2006/162 Esas, 2006/205 Karar sayılı kararında, palamutluk olup, şahıslar yararına zilyetlikle kazanım koşulları bulunmadığından davanın reddine ve Hazine adına tesciline karar verilen ve anılan dosyadaki hükme esas alınan krokide (C) harfi ile gösterilen kısmın Nazilli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 25.3.2009 tarih 2007/149 Esas, 2009/42 Karar sayılı kararı ile 150 ada 93 parsel olduğu belirlendiğine ve Yargıtay’ca da bu belirleme benimsendiğine göre, anılan dava dosyasındaki, taşınmazda imar ihya ve zilyetlik bulunmadığı yönündeki belirleme güçlü delil niteliğindedir. Güçlü delilin aksinin daha güçlü bir delille ispatı gerekeceği kuşkusuz olup, davacı tarafça bu nitelikte bir delil sunulmamıştır.
Hal böyle olunca; davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleştiği ispat edilemediğine göre, Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksi gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 25.02.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.