16. Hukuk Dairesi 2017/2621 E. , 2021/1648 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
...
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay"ca incelenmesi istenilmekle; inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu, ...,... Köyü çalışma alanında bulunan 200 ada ...,... ada 3, 228 ada 64 parsel sayılı sırasıyla ...,... ve 8.266,77 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan, 200 ada ...,.. ada 64 parsel sayılı taşınmazların tamamı ile, 220 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 1/4 payı irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tespit ve tescil edildikten sonra, 09.05.2013 tarihinde sözü edilen kişinin uhdesindeki payları mirasçıları ... ve ... adına kayden intikal ettirilmiştir. Davacılar ..., ... ve ..., çekişmeli taşınmazların müşterek muristen intikal eden yerlerden olup, murisin sağlığında yaptığı paylaşım sonucunda kendilerine kaldığını ileri sürerek, tapu iptali ve adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacıların 200 ada 71 ve 80, 220 ada 3, 228 ada 64 parsellere yönelik, davacı ...’ın ise 200 ada 136 parsel sayılı taşınmaza yönelik davalarının reddine; davacılar ..., ... ve ...’un 200 ada 32 parsele, davacılar ... ve ...’un ise 200 ada 136 parsel sayılı taşınmaza yönelik davalarının kabulüne, 200 ada 32 ve 136 parsel sayılı taşınmazların hüküm yerinde gösterilen payları oranında davacılar ve davalılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili ile katılma yoluyla davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davalı ... vekili, kendisine 24.02.2017 tarihinde tebliğ edilen davacılar vekilinin temyiz dilekçesine karşı, 17.03.2017 havale tarihli temyize cevap dilekçesiyle katılma yoluyla temyiz talebinde bulunmuştur. Davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin tebliğ edildiği tarih ile davalı vekilinin katılma yoluyla temyiz talebinde bulunduğu tarih arasında, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun Geçici 3. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu"nun 433/2. maddesinde öngörülen 10 günlük katılma yoluyla temyiz süresi geçmiş olduğundan, 6100 sayılı HMK"nın Geçici 3. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1086 sayılı HMUK"nın 432/4. maddesi gereğince davalı vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin süre yönünden REDDİNE,
2- Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkemece, keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin, çekişmeli taşınmazların paylaşımına ya da taksimine ilişkin bilgilerinin bulunmadığı, taraf tanıklarının ise, taraflarla akrabalık bağı içerisinde olup, beyanlarının birbirleriyle örtüşmediği, ancak 200 ada 32 ve 136 parseller yönünden alınan beyanların uyumlu olduğu belirtilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyleki; davacı ... ve arkadaşları, çekişmeli taşınmazların tarafların ortak miras bırakanı ...’dan intikal ettiğini ve murisin ölmeden evvel yaptığı paylaşım sonucunda kendilerine kaldığını ileri sürerek 200 ada ...,... ada 64 parsel sayılı taşınmazların 1/2 paylarının, 220 ada 3 parsel sayılı taşınmazın ise 1/8 payının adlarına tescili istemiyle dava açmışlar; davalı taraf ise davaya karşı beyanda bulunmamışlardır. Buna göre, taraflar arasındaki ihtilaf, davalı tarafın cevap vermeyek davacıların ileri sürdüğü vakaları inkar etmiş sayılacağı da göz önüne alındığında, taşınmazların kimden kaldığı, tarafların müşterek murisinden kalmış ise murisin sağlığında paylaşıma konu edilip edilmediği hususlarında toplanmaktadır. Dosya kapsamında yapılan keşif, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre, taşınmazların tarafların müşterek murisinden kaldığı belirlenmiştir. Ne var ki; davacılar dava dilekçesinde, çekişmeli taşınmazların murisin sağlığında yaptığı paylaşım sonucunda kendilerine kaldığını ileri sürdükleri halde, talep kısmında hangi nedenle pay istedikleri hususu açıklatılıp, bu yolla davacıların iddialarının ne olduğu kesin olarak belirlenmediği gibi, mahalli bilirkişilerin paylaşım hususunda bilgileri bulunmadığı halde, taşınmazları iyi bilen yerel bilirkişi tespit edilerek dinlenilmesi gerektiği düşünülmemiş, diğer yandan dinlenen tanık beyanları bir biri ile çeliştiği halde bu çelişkiler giderilmemiş, taşınmazların murisin sağlığında paylaşılıp paylaşılmadığı ya da ölümünden sonra taksime konu edilip edilmediği belirlenmediği gibi, taşınmazların ne zamandan beri kim tarafından zilyet edildiği hususu da ortaya konulmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve uygulamaya dayalı olarak karar verilemez.
Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için Mahkemece öncelikle, HMK"nın 31. maddesinde düzenlenen hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında dava dilekçesi açıklattırılmalı, böylelikle davacı tarafın isteklerinin ne olduğu kesin olarak belirlenmeli, bundan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile fen bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından, çekişmeli taşınmazların muris İsmail’in ölümüne kadar olan zaman diliminde kim tarafından ve ne şekilde, hangi hukuki nedene dayalı olarak kullanıldığı, murisin sağlığında taşınmazlarını paylaştırıp paylaştırmadığı, paylaşım mevcut ise taşınmazların kime verildiği, zilyetliklerinin devredilip edilmediği, paylaşım bulunmadığının anlaşılması halinde ise murisin ölümünden sonra terekesinin tüm mirasçılarının katılımıyla geçerli bir şekilde taksim edilip edilmediği ve taksim yapılmış ise çekişmeli taşınmazların kime isabet ettiği ve taşınmazların ne zamandan beri kim tarafından kullanıldıkları sorularak maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanlar arasında oluşabilecek çelişkiler ile önceki keşifte alınan beyanlar arasındaki çelişkilerin gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle yöntemince giderilmesine çalışılmalı; çelişkinin giderilememesi halinde hangi beyana ne sebeple üstünlük tanındığı gerekçeli kararda tartışılıp açıklanmalı; fen bilirkişisine, keşfi takibe ve denetlemeye imkan verir ayrıntılı rapor ve kroki düzenlettirilmeli; taşınmazların paylaşıma ya da taksime konu edilmediklerinin anlaşılması halinde davacıların miras paylarının bulunduğu ve paylaşım ya da taksim mevcut ise mirasçılar arasında zilyetlikle kazanım koşullarının işleyeceği hususları gözönüne alınmalı ve bundan sonra temyize konu karar davalı tarafça temyiz edilmediğinden davacı taraf yararına oluşan usuli müktesep haklarda dikkate alınmak suretiyle toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek eksik araştırma ve incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz eden davacıya iadesine, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.02.2021 günü oybirliğiyle karar verildi.