13. Hukuk Dairesi 2013/26443 E. , 2014/4815 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 11/03/2013
NUMARASI : 2007/476-2013/90
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı hastanede 31.07.2007 tarihinde mide kanseri tanısı ile ameliyat olduğunu, ameliyat sonrası birkaç gün boyunca şiddetli baş ağrısı çektiğini, durumun iletilmesine rağmen narkozun etkisi olduğu söylenerek geçeceğinin ifade edilerek 08.08.2007 tarihinde taburcu edildiğini, ağrının devam etmesi üzerine 12.08.2007 tarihinde telefonla doktoru aradığını, doktor tarafından kendisine bu durumun normal olduğunun söylendiğini, rahatsızlığın sürmesi üzerine 14.08.2007 tarihinde hastaneye başvurduklarını aynı cevapla karşılaştıklarını, 15.08.2007 tarihinde hastaneye gittiğini, herhangi bir tedavinin yapılmadığını, 16.08.2007 tarihinde yine hastaneye başvurduğunu, yatış yapılarak ilaç tedavisi yapılmasına rağmen sonuç alınamadığını, 18.08.2007 tarihinde zihinsel ve fiziksel fonksiyonlarında durma noktasına gelince yapılan tomografi sonucu kafa içi kanama olduğu tespit edilerek ameliyatla sorunun giderildiğini, ancak yaptıkları araştırmada bunun erken teşhis edilmesi halinde gerekli ilaç tedavisi ile sorunun çözülme imkanı olduğunu öğrendiklerini ileri sürerek; 2.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın faiziyle davalıdan tahsiline karara verilmesini talep etmiştir.
Davalı, hekim tarafından davacıya yapılan tedavide bir kusur bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı hastanede 31.07.2007 tarihinde yapılan mide ameliyatı sonrasında şiddetli baş ağrısı oluştuğunu, bu durumun tedaviyi gerçekleştiren doktorlara iletilmesine rağmen bu ağrının sebebine ilişkin teşhise yeterli etkin bir 2013/26443-2014/4815
inceleme ve değerlendirme yapılmadan 08.08.2007 tarihinde taburcu edildiğini, ağrının devam etmesi nedeniyle 4 defa aynı sağlık kuruluşuna başvurduğunu, en son başvuru tarihi olan 16.08.2007 tarihinde hastaneye yatışı yapılarak yapılan tomoğrafi çekimi sonucu kafa içi kanama tespit edilerek ameliyat edildiğini, bunun erken teşhis edilmesi halinde ameliyata gerek olmaksızın ilaç tedavisi ile iyileşmesinin mümkün olduğu halde davalı tarafın gerekli sorumluluğu ve özeni göstermemesi nedeniyle ikinci bir ameliyat olmak zorunda kaldığını ileri sürmüştür. Mahkemece davacının iddiaları kapsamında değerlendirme yapılmak üzere Adli Tıp 3. İhtisas dairesinden bilirkişi raporu talep edilmiş olup, düzenlenen adli tıp raporunda davacının mide ameliyatı sonucu meydana gelen rahatsızlığının mide ameliyatının bir komplikasyonu olduğu tespit edilerek, davalı tarafa bir kusur atfedilmemiştir. Adli tıp raporunda her ne kadar bu ortaya çıkan rahatsızlık mide ameliyatının bir komplikasyonu olarak değerlendirilmiş ise de, davacının beyanları ve bu beyanları doğrulayan SGK kayıtlarına göre davacının taburcu işlemi sonrasında davalı kuruma muhtelif tarihlerde yaptığı başvuru kayıtları mevcut olup, davacının bu şiddetli başağrısı şikayetleri ile yaptığı başvuruların davalı tarafından etkin tıbbi teşhis uygulamalarına göre zamanında ve özenli bir şekilde değerlendirilmesi halinde mide ameliyatı komplikasyonu olarak ortaya çıkan rahatsızlığını erken teşhisinin mümkün olup olmadığı, erken teşhis edilmesi halinde hangi tıbbi tedavilerin yapılacağı, ikinci bir ameliyata gerek duyulup duyulmayacağına ilişkin iddialar kapsamında bir değerlendirme içermemektedir. Mevcut bilirkişi raporu karara esas alınabilecek derecede yeterli bir tespit ve değerlendirmeye dayanmamaktadır. Hal böyle olunca mahkemece Üniversite hastanelerinde görev yapan, dava konusu hususlara ilişkin konusunda uzman hekimlerden oluşan yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulmak suretiyle, gerekli inceleme ve araştırma yapılarak sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde dosya kapsamına uygun olmayan bilirkişi raporu ve davacı iddiaları ile bağdaşmayan gerekçeyle hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 24.30 TL harcın istek halinde iadesine, 24.2.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.